Meksika'nın kuzey Yucatan kıyısındaki El Cuyo'da bulunan devasa arazinin hikayesi yaklaşık 30 yıl öncesine dayanıyor. Bugün yemyeşil doğası ve kilometrelerce uzanan sahiliyle dikkat çeken bölge, bir zamanlar hindistan cevizi üretimi yapılan ancak büyük ölçüde yok olmuş bir tarım arazisiydi.
1990'lı yıllarda Yucatan Yarımadası'ndaki milyonlarca hindistan cevizi palmiyesi, bölgede yayılan agresif bir bitki hastalığından zarar gördü. Hastalığın etkilediği noktalardan biri de El Cuyo'ydu. Üretken bir tarım arazisi olan bölge, ağaçların yok olmasıyla neredeyse bomboş bir görünüme büründü.
Monica Hernandez ile mimar ve ressam eşi Anibal Gonzalez ise yaklaşık 30 yıl önce bölgedeki araziyi satın aldıklarında farklı bir yol izlemeye karar verdi. Çiftin dikkatini özellikle çevrede yaşayan flamingolar ve kaşıkçı kuşları çekti. Araziye ciddi miktarda yatırım yapan çift, eski hindistan cevizi çiftliğini yeniden kurmak yerine doğanın kendisini yenilemesine fırsat verdi.
Hernandez'in aktardığına göre ölü hindistan cevizi ağaçlarının yakılmasının ardından bölgenin doğal bitki örtüsü yeniden ortaya çıkmaya başladı. Yıllar içerisinde yaşanan bu doğal dönüşüm, çiftin arazi için oluşturduğu koruma anlayışının da temelini oluşturdu.
Bugün mülk 346 dönümden fazla bir alanı kaplıyor ve yaklaşık 4 mil, yani 6,4 kilometrelik sahil şeridine sahip. Flamingolar ve kaşıkçı kuşlarının yanı sıra deniz kaplumbağaları ve yunuslar da bölgenin doğal yaşamının bir parçası haline gelmiş durumda.
Hernandez, yunusların yılın belirli dönemlerinde kıyıya geldiğini ve ortaya çıkan görüntünün oldukça özel olduğunu anlattı. Çift de El Cuyo'da zaman geçirmeyi sürdürürken sahilde kaplumbağaları ve yunusları görebildiklerini belirtiyor.
Bölgenin beyaz kumsalları zaman içerisinde varlıklı ziyaretçilerin de ilgisini çekmeye başladı. Bazı ziyaretçilerin yatlarıyla kıyıya kadar geldiği ve buradan yüzerek sahile ulaştığı aktarılıyor.
El Cuyo için çiftin planları yalnızca doğayı kendi haline bırakmakla sınırlı kalmadı.
Hernandez ve Gonzalez, Meksika hükümetinden bölgede bir konut projesi geliştirmek için de onay aldı. Ancak projenin ekolojik koruma şartlarına uygun olarak gerçekleştirilmesi gerekiyor. Casa e Progetti ile hazırlanan projede yenilenebilir enerji ve doğal kaynaklardan yararlanılması planlanıyor.
Projeye göre devasa arazi üzerinde 64 villa inşa edilebilecek. Her villanın yaklaşık 2,5 ila 6,9 dönümlük arazi üzerinde bulunması ve kendisine ait özel sahil bölümüne sahip olması öngörülüyor. Evlerin ortalama büyüklüğünün yaklaşık 5 bin feet kare, yani 465 metrekare olması ve dört ya da beş yatak odası içermesi planlanıyor.
Planlanan villaların mimarisinde bölgenin geçmişine de gönderme yapılacak. Tasarımlarda Maya mimarisinden esinlenen oval formlar, açık hava alanları, ahşap yapılar ve taş duvarların kullanılması düşünülüyor. Böylece yüksek standartlı bir konut projesi oluşturulurken bölgenin doğal ve kültürel karakterinin de korunması hedefleniyor.
Yaklaşık 30 yıl boyunca El Cuyo ile ilgilenen çift, şimdi devasa araziyi yeni sahibine devretmeye hazırlanıyor. The Sun'ın aktardığı bilgilere göre Beauchamp Estates tarafından pazarlanan mülk için 87 milyon sterlin isteniyor. Bu rakamla El Cuyo'nun Meksika tarihinde satışa çıkarılan en pahalı mülk olduğu belirtiliyor. Satış kararının arkasında ise çiftin yaşı ve projenin gerektirdiği yoğun çalışma bulunuyor.
Monica Hernandez 75, Anibal Gonzalez ise 81 yaşında. Hernandez, geçmişte projenin kendilerinden neredeyse "7 gün 24 saat" ilgi istediğini ifade ediyor. Çift artık zamanlarını devasa projeyi yönetmek yerine kendi sahillerinde daha sakin şekilde geçirmek istiyor.
Hernandez ve Gonzalez, satışın ardından El Cuyo'ya tamamen veda etmeyi de düşünmüyor. Çift, devasa mülkün kenarında bulunan daha küçük bir bölümü kendileri için ayırmayı planlıyor. Hernandez'e göre araziyi satın alacak kişinin doğaya karşı benzer bir hassasiyete sahip olması da oldukça önemli. Mülkün bir çevre bilimci veya ekolojiye önem veren biri için uygun olduğunu belirten Hernandez, burada yaşayacak kişinin kendisini doğanın bir tür koruyucusu olarak görmesi gerektiğini düşünüyor.
Yaklaşık 30 yıl önce hastalık nedeniyle zarar görmüş bir hindistan cevizi çiftliği olarak satın alınan arazi, bugün doğal yaşam, mimari ve lüksü bir araya getiren milyonlarca sterlinlik bir mülke dönüşmüş durumda.
Okuyucu Yorumları 0 yorum