Çocuk yetiştirmek, sabır ve tutarlılık gerektiren zorlu bir süreç. Ebeveynler çocuklarını korumak, mutlu etmek ve özgüvenlerini desteklemek isterken bazen iyi niyetle yaptıkları davranışlarla istenmeyen alışkanlıkları pekiştirebiliyor.
Ebeveynlik koçu Cassie Gudmundson ve çocuk yetiştirme üzerine çalışmalarıyla tanınan yazar Amy McCready'nin önerileri, çocukların hem sınırları öğrenmesi hem de başkalarının ihtiyaçlarını anlaması açısından önemli noktalara işaret ediyor. İşte ebeveynlerin farkında olmadan çocuklarında ayrıcalıklı davranışları pekiştirebileceği 5 tutum…
Çocukların istedikleri her şeyi elde edemeyeceklerini öğrenmesi, sağlıklı gelişimin önemli parçalarından biri. Ebeveynler koydukları kuralları uygulamadığında çocuklar, davranışlarının bir sonucu olmayacağını düşünebilir.
Örneğin markette istediği şekeri alamadığı için ağlayan bir çocuğun öfke nöbeti geçirmesi, ebeveynler açısından zorlayıcı olabilir. Ancak yalnızca ağlamayı durdurmak için isteğini kabul etmek, benzer davranışların tekrarlanmasını teşvik edebilir.
Ebeveynlik koçu Cassie Gudmundson, sınırların tutarlı biçimde uygulanmasının zaman içinde öfke nöbetlerinin azalmasına yardımcı olabileceğini belirtiyor. Çocuk vurma, ısırma veya saç çekme gibi davranışlar gösterdiğinde ebeveynlerin aşırı tepki vermek yerine sakin ve kararlı olması gerektiğini vurguluyor.
Gudmundson'a göre sınır koymak, yalnızca sözlü uyarıda bulunmakla bitmiyor. Çocuğun davranışını durdurmasına yardımcı olmak da gerekiyor. Örneğin elindeki oyuncağı fırlatıyorsa oyuncağı bir süreliğine kaldırmak veya güvenli olmayan bir davranış gösterdiğinde onu bulunduğu ortamdan uzaklaştırmak, davranışın sonucunu anlamasını sağlayabilir.
Burada önemli olan, çocuğun duygularını bastırmak değil, duygularını yaşamasına izin verirken sınırı korumak. Çocuk öfkelenebilir, üzülebilir veya hayal kırıklığı yaşayabilir. Ebeveyn, bu duyguları kabul ederken kurallarından vazgeçmeyebilir.
Çocukların özgüvenini desteklemek ve başarılarını takdir etmek önemli. Ancak her sıradan davranışın olağanüstü bir başarı gibi sunulması, çocukların kendileri hakkında gerçekçi bir değerlendirme geliştirmesini zorlaştırabilir.
Örneğin odasını topladığında, ödevini bitirdiğinde veya evdeki bir sorumluluğunu yerine getirdiğinde çocuğa teşekkür etmek ve çabasını takdir etmek yeterli olabilir. Her seferinde aşırı övgüde bulunmak yerine, neyi iyi yaptığını açıkça ifade etmek daha anlamlı bir geri bildirim sunabilir.
Çocuğun yalnızca sonuçlarına değil, gösterdiği çabaya, sorumluluk almasına ve gelişimine odaklanmak da önem taşıyor. Böylece çocuk, değerli hissetmek için sürekli olağanüstü bir başarı elde etmesi veya çevresinden yoğun ilgi görmesi gerektiğini düşünmeden ilerleyebilir.
Çocuğu zor durumlardan korumak isteyen ebeveynler, okulda yaşadığı bir anlaşmazlıktan arkadaşlarıyla arasındaki problemlere kadar pek çok konuda hemen devreye girebiliyor. Ancak her sorunun ebeveyn tarafından çözülmesi, çocuğun kendi başına düşünme ve çözüm üretme fırsatlarını azaltabilir.
Çocukların yaşlarına uygun sorunlarla karşılaşmasına ve çözüm yolları aramasına izin vermek, bağımsızlık ve dayanıklılık geliştirmelerine yardımcı olabilir. Örneğin bir arkadaşıyla anlaşmazlık yaşadığında hemen onun yerine konuşmak yerine, nasıl bir çözüm bulabileceğini sormak daha yapıcı olabilir.
Elbette bu yaklaşım, çocuğu kendi başına bırakmak anlamına gelmiyor. Zorbalık, şiddet veya güvenliği tehdit eden durumlarda ebeveynlerin müdahale etmesi gerekiyor. Amaç, çocuğun ihtiyaç duyduğu desteği sağlarken yapabileceği şeyleri de onun yerine üstlenmemek.
Çocuklara başkalarından daha zeki, güzel, başarılı veya iyi olduklarını söylemek, özgüvenlerini desteklemek amacıyla yapılabiliyor. Ancak bu tür karşılaştırmalar, çocukların kendilerini diğerlerinden üstün görmesine ve özel muameleyi hak ettiklerini düşünmesine zemin hazırlayabilir.
Özgüveni desteklemenin yolu, başka çocukları küçümsemekten veya çocuğu onlarla yarıştırmaktan geçmiyor. Bunun yerine kendi gelişimine, çabasına ve başarılarına odaklanmak daha sağlıklı bir yaklaşım sunuyor.
Örneğin çocuğa arkadaşından daha iyi olduğunu söylemek yerine, üzerinde çalıştığı bir konuda nasıl ilerleme kaydettiğini anlatmak daha anlamlı olabilir. Böylece çocuk, kendi değerini başkalarının başarısıyla ölçmek yerine kişisel gelişimini fark etmeyi öğrenebilir.
Çocuğun her oyunu kazanmasını sağlamak, başarısız olduğunda hemen yardımına koşmak veya hayal kırıklığı yaşamasını engellemek, kısa vadede onu mutlu edebilir. Ancak yaşamın her zaman istenildiği gibi ilerlemediğini öğrenmesi de gelişimin önemli bir parçası.
Yedi kez Super Bowl şampiyonluğu kazanan Amerikan futbolu oyuncusu Tom Brady de çocuklarının başarısızlıkla karşılaşmasının önemine dikkat çekiyor. Brady, çocuklarının başarısız olduklarında nasıl tepki verdiklerini ve bu durumdan nasıl çıkabildiklerini görmek istediğini ifade ediyor.
Çocukların yaşlarına uygun zorluklarla karşılaşması, hata yaptıklarında yeniden denemesi ve kaybettiklerinde duygularıyla baş etmeyi öğrenmesi, zaman içinde dayanıklılık geliştirmelerine yardımcı olabilir. Buradaki amaç başarısızlığı teşvik etmek değil, her başarısızlığı ortadan kaldırmaya çalışmamaktır.
Okuyucu Yorumları 0 yorum