Paylaşılan karede bahçede, papatyaların arasında tıpkı annesi gibi güzel uzun saçlarını salmış objektife zekice gülümsüyor. On bir yaşında bir çocuk fotoğrafı bu. Ama bir yandan da değil. Çünkü o gülüşün arkında, o duruşun içinde bir şey var, tarif etmesi zor. Bir ağırlık mı desem, bir olgunluk mu?
Charlotte Elizabeth Diana. Tam adı bu. Ve bu üç isim aslında başlı başına bir hikaye. Büyükannesi Kraliçe Elizabeth'e ve büyükannesi Prenses Diana'ya ithafen seçilmiş bu isimler. Yani Charlotte daha doğmadan, omuzlarına iki efsanenin ağırlığı yüklenmiş. Bunu düşününce içim sıkışıyor biraz. Güzel bir yük bu, evet. Ama yük, yüktür.

Charlotte, taht sırasında babasının ve ağabeyi George'un ardından üçüncü sırada yer alıyor. Yani teorik olarak George kral, Charlotte prenses. Ama şunu söylemeliyim: Charlotte'u izleyenler için bu sıralama geçersiz kalıyor. Zira, sahnede en çok "orada olan" kişi çoğunlukla o. George çekingen, Louis afacanlığıyla ortalığı birbirine katıyor ama Charlotte ikisi arasında duruyor.
Kardeşler arasındaki farkı da tam burada görmek mümkün. George daha içine kapanık, Louis ise her etkinlikte rol çalan şakacı küçük kardeş. Charlotte ise bu ikisinin tam ortasında bir yerde duruyor, büyükannesi Kraliçe Elizabeth gibi bir tavırla... Trooping the Colour'da Louis saçmalarken onu dizginlemeye çalışan Charlotte, cenazede George'un duruşunu düzelten Charlotte...
İşte burada asıl ilginç kısma geliyoruz. Bir kraliyet uzmanı şunu anlatmıştı: "Winston Churchill bir zamanlar 2 yaşındaki bebek Kraliçe Elizabeth için 'bu kadar küçük bir çocukta bu olgunluğu hiç görmedim' demişti. Charlotte da bu özelliği büyükannesinden miras almış görünüyor.
Bu karşılaştırma aslında çok şey söylüyor. Öğrenilmiş bir şey değildi bu, içinde taşınan bir şeydi. Charlotte'a bakınca aynı his geliyor. Bir saray kaynağı Charlotte'u "neredeyse yaşından büyük" olarak tanımlarken, bir başkası onun kraliyet yaşamında "suya atılmış ördek gibi" doğal olduğunu söylüyor. Öğrenmiyor, hatırlıyor sanki.

Kraliyet yazarı Robert Hardman, Charlotte'un büyükannesinin "pratik sağduyusunu" ve "dikkat çekmekten kaçınan ama sağlam ve sorumlu" duruşunu miras aldığını söylüyor. Bunu okuyunca durdum bir an. Çünkü Elizabeth, tüm o taç ve taht görkeminin içinde her zaman "işini yapan" bir insandı. Gösteriş için değil, görev için vardı. Charlotte'ta da bunu görüyoruz zaten.
Tüm bunları yazarken kendimi tutuyorum, çünkü o hâlâ on bir yaşında. Futbol oynuyor, rugby yapıyor, bazen Louis'ye ağabeylik ediyor, bazen de büyük kız edası takınıp George'u uyarıyor. Taylor Swift'in Londra konserinde sahne arkasında Travis Kelce ile selfie çektiriyor. Yani hem kraliyet törenlerinde büyükannesini andırıyor hem de konser coşkusuyla fotoğraf çektiriyor. İkisi aynı anda var olabiliyor içinde.
Belki de asıl hayranlık uyandırıcı olan bu. Elizabeth ve Diana'nın izlerini taşıyan, ama yine de kendisi olan bir çocuk.
Uzun yıllar önce, o ağırlığı taşıyacak omuzların nasıl şekilleneceğini merak ederdim. Şimdi bakıyorum ve görüyorum: Gayet iyi şekilleniyor.