Yenilenebilir enerji altyapısının çevresel etkilerini azaltmaya yönelik çalışmalar sürerken, deniz altındaki ekosistemleri korumayı hedefleyen yeni bir uygulama dikkat çekiyor. Enerji şirketi RWE ile İngiltere merkezli ARC marine, açık deniz rüzgar türbinlerinin temellerini güçlü akıntıların neden olduğu aşınmaya karşı korurken deniz canlıları için de yeni yaşam alanları oluşturmayı amaçlayan bir projeyi hayata geçirdi.
İngiltere'deki Rampion Açık Deniz Rüzgar Çiftliği'nde gerçekleştirilen uygulama, bu özel tasarım yapıların faaliyetteki bir rüzgar çiftliğinde ilk kez kullanılması açısından önem taşıyor.
RWE'nin 16 Ekim 2025 tarihli açıklamasına göre, proje kapsamında bir rüzgar türbininin tabanına 15 ila 35 santimetre boyutlarında yaklaşık 75 bin küp yerleştirildi. Kurulum, denizcilik alanında uzman yüklenici Rohde Nielsen tarafından gerçekleştirildi.
'Reef cubes' (resif küpleri) adı verilen patentli yapılar, geleneksel olarak türbin temellerinin çevresine yerleştirilen kaya tabakalarına alternatif olarak geliştirildi. Açık deniz rüzgar türbinlerinin temelleri çevresinde kullanılan bu koruma katmanı, güçlü akıntıların deniz tabanında oluşturabileceği aşınmayı önlemeyi amaçlıyor.
Yeni sistemin temel farkı ise yalnızca altyapıyı korumakla sınırlı kalmaması. Özel tasarımlı küpler, deniz canlılarının barınabileceği yüzeyler oluşturarak balık popülasyonlarını, kabuklu canlıların yerleşmesini ve daha geniş ekosistemlerin gelişimini destekleyecek şekilde tasarlandı.
Projenin dikkat çeken özelliklerinden biri, deniz canlıları için oluşturabileceği yaşam alanı. Şirketin açıklamasına göre, yalnızca bir türbinin çevresine yerleştirilen küp yapıları toplam 25 bin metrekarelik habitat yüzeyi sağlıyor.
ARC marine Üst Yöneticisi Tom Birbeck, küplerin patentli şekli ve özel olarak tasarlanan yüzey dokusu sayesinde standart kaya koruma sistemlerine kıyasla habitat boşluklarının hacmini yüzde 100'den fazla, yüzey alanını ise yüzde 38 artırabildiğini belirtti.
Modüler yapıları sayesinde daha hafif olan ve kolay kurulabilen bu küplerin yerel kaynaklarla üretilebilmesi de sistemin öne çıkan özellikleri arasında bulunuyor. Şirketler, bu yaklaşımın hem mühendislik gereksinimlerini karşılayabileceğini hem de deniz ekosistemlerine katkı sağlayabileceğini değerlendiriyor.
Rampion Açık Deniz Rüzgar Çiftliği'ndeki kurulum, Reef Enhancement for Scour Protection (RESP) adı verilen pilot projenin bir parçası olarak yürütülüyor. Çalışmanın bir sonraki aşamasında sistemin teknik performansı ve deniz canlıları üzerindeki etkileri takip edilecek.
RWE'nin planına göre, 2026 ile 2030 yılları arasında ekolojik ve jeofizik araştırmalar gerçekleştirilecek. Bu incelemelerle küplerin türbin temellerini aşınmaya karşı koruma performansı değerlendirilecek ve deniz canlılarının bu yapılarla zaman içinde nasıl etkileşim kurduğu araştırılacak. İlk teknik ve ekolojik verilerin 2026'dan itibaren paylaşılması planlanıyor.
RWE Açık Deniz Rüzgar Birimi Operasyon Direktörü Thomas Michel, pilot uygulamanın enerji altyapısını korurken deniz çevresine de katkı sağlayabilecek çözümleri değerlendirmek açısından önemli bir adım olduğunu belirtti.
Projenin sonuçları, resif küpleri teknolojisinin diğer açık deniz rüzgar türbinlerinde ve platformlarda kullanılıp kullanılamayacağı konusunda da fikir verecek. Ancak sistemin uzun vadeli çevresel ve mühendislik performansına ilişkin değerlendirmeler, önümüzdeki yıllarda yapılacak izleme çalışmalarının sonuçlarına bağlı olacak.
Okuyucu Yorumları 0 yorum