Sabah işe gitmek için uyanırken yaşanan isteksizlik, arkadaşla buluşunca hissedilen mutluluk ya da eve dönüş yolunda yaşanan stres... Gün içinde farklı duygular yaşamak hayatın doğal bir parçası. Ancak bazı durumlarda duyguların yoğunluğu kişinin düşünme ve tepki verme biçimini etkileyebiliyor.
Cleveland Clinic'e göre duygusal düzenleme güçlüğü, kişinin duygularını ve bu duygular karşısındaki tepkilerini yönetmekte zorlanması anlamına geliyor. Böyle durumlarda verilen tepkiler, yaşanan olaya kıyasla daha yoğun olabilir.
Travma, bazı ruhsal sorunlar, nöroçeşitlilik ve beyin hasarı gibi farklı faktörlerle ilişkili olabilen bu durum sosyal ilişkileri de etkileyebiliyor.

Psikolog Dr. Ayli Carrero Pinedo, duygusal düzenleme güçlüğünün öfkelenmek, kaygılanmak ya da üzülmek anlamına gelmediğini belirtiyor. Asıl dikkat edilmesi gereken noktanın, yoğun duygular ortaya çıktığında kişinin durup düşünmek ve nasıl tepki vereceğine karar vermekte zorlanması olduğunu söylüyor.
Uzman, bunu yoğun trafikte araç kullanmaya benzetiyor. Normalde sürücü gazdan ayağını çekip frene basabilirken, duygusal yoğunluk sırasında kişinin sanki tek seçeneği gaza daha fazla basmakmış gibi hissedebileceğini ifade ediyor.
Ayrıca tek bir olaydan çok tekrarlayan davranışlara bakmanın önemli olduğu vurgulanıyor. Kültürel farklılıkların da insanların duygularını ifade etme biçimlerini etkileyebileceği belirtiliyor.
Duygularınızı yönetmekte zorlandığınızı gösteren 7 davranış

Reddedilme, utanç veya mahcubiyet gibi yoğun duygular karşısında bazı kişiler tamamen sessizleşebiliyor. Dr. Carrero Pinedo, bunun kişinin kendisini daha fazla zarar görmekten korumaya çalıştığı bir "donma" tepkisi olabileceğini söylüyor.
Duygular çok yoğunlaştığında kişi söylediği sözlerin sonuçlarını düşünmeden tepki verebiliyor. Uzman, böyle anlarda kişinin kendisini savunmak veya yaşadığı yoğun sıkıntıyı dışa vurmak amacıyla ani ve sert sözler söyleyebileceğini belirtiyor.
Karşı taraf cevap vermediğinde arka arkaya mesaj göndermek veya tekrar tekrar aramak da dikkat edilmesi gereken davranışlardan biri.
Uzman, belirsizliğin yarattığı sıkıntıyı azaltmak, durumu kontrol altında tutmak ya da olayla ilgili kişinin zihninde oluşturduğu senaryoyu doğrulamak için bu davranışın ortaya çıkabileceğini ifade ediyor.

"Acaba bana kızdı mı?", "Her şey yolunda mı?", "Beni gerçekten seviyor musun?" gibi sürekli güvence arayışında olmak da kişinin kendi içindeki kaygıyı yatıştırmakta zorlandığını gösterebiliyor.
Bu durumda kişi kendisini sakinleştirmek yerine çevresinden aldığı onay ve doğrulamaya daha fazla ihtiyaç duyabiliyor.
Herhangi bir çatışmadan uzak durmak kısa vadede rahatlatıcı olabilir. Ancak uzman, kişinin duygusal olarak zorlanmaktan veya tartışmanın büyümesinden korktuğu için sürekli kaçınmasının uzun vadede sorunların çözülmesini engelleyebileceğini belirtiyor.
Kendi ihtiyaçlarını geri plana atarak sürekli başkalarını memnun etmeye çalışmak da dikkat çeken davranışlardan biri.
Dr. Carrero Pinedo'ya göre bazı kişiler çatışmadan, öfkeden veya terk edilmekten duydukları korku nedeniyle kendi ihtiyaçlarını bastırıp çevresindeki insanların huzurlu kalmasını sağlamaya çalışabiliyor.

Yoğun duygularla başa çıkmak zorlaştığında kişi fiziksel veya duygusal olarak çevresinden uzaklaşmayı tercih edebiliyor.
Uzman, kişinin kendisini yetersiz, hazırlıksız veya güvensiz hissettiğinde bu şekilde bir mesafe koyarak yeniden denge sağlamaya çalışabileceğini belirtiyor.
Uzman, bu davranışlardan birinin zaman zaman görülmesinin tek başına duygusal düzenleme sorunu anlamına gelmediğinin altını çiziyor. Özellikle stresli dönemlerde herkesin içine kapanabileceği, düşünmeden konuşabileceği veya yalnız kalmak isteyebileceği belirtiliyor.
Okuyucu Yorumları 0 yorum