
İnsan yıllar önce arkasında bıraktığı bir yere yeniden dönerse her şeyin eskisi gibi olmasını bekleyebilir mi? Hem de bahse konu olan yer, bir zamanlar kendisini mutsuz eden, hakkında uzun uzun konuştuğu ve sonunda uzaklaşmayı seçtiği bir ülkeyse…
Son haberlere göre Sussex Düşesi, İngiltere’de beklediği ilgiyi ve sevgiyi bulamadı, hal böyle olunca California’daki hayatını özlemeye başladı. İddialara bakılırsa Montecito’daki evini, arkadaşlarını ve annesi Doria’yı çok özleyen Meghan, İngiltere’de kalıcı bir düzen kurma fikrinden de uzaklaşıyormuş.
Meghan Markle ve Prens Harry 2020 yılında kraliyet görevlerini bırakarak ABD’ye yerleştiğinde geride yalnızca saray hayatını değil, oldukça yorucu bir dönemi de bırakmışlardı. Oprah röportajı, Netflix belgeseli ve Harry’nin Spare adlı kitabıyla aile içindeki sorunlar dünya gündemine taşındı. Meghan’ın sarayda kendisini yalnız hissettiğini ve ırkçılığa maruz kaldığını söylemesi de İngiliz kamuoyunda uzun süre tartışıldı.

Şimdi aynı ülkeye, üstelik maaile geri dönmüş olması elbette dikkat çekici. Lakin geçmişte yaşananların bir anda unutulmasını beklemek pek gerçekçi değildi.
İsmi açıklanmayan kaynaklar Meghan’ın İngiltere’de kendisini hoş karşılanmamış hissettiğini, Cotswolds bölgesindeki sakin ve sessiz hayata uyum sağlamakta zorlandığını öne sürüyor. Hatta bazı mahalle sakinlerinin güvenlik önlemlerinden rahatsız olduğu ve Meghan’ın gittiği mekanlarda soğuk tepkilerle karşılaştığı da iddialar arasında.
Bunların tamamı kaynaklara dayandırılan haberler ama yine de İngiltere’de kendisine yönelik kamuoyu algısının çok olumlu olmadığını gösteren veriler de var. YouGov’un ekim sonunda yayımladığı araştırmada Meghan hakkında olumlu görüş bildirenlerin oranı yüzde 20’de kalırken, yüzde 68’lik bir kesim olumsuz görüş belirtti.

Yani Meghan’ın karşısında gerçekten aşması gereken bir kamuoyu meselesi bulunuyor. Fakat bu, ülkedeki herkesin ona karşı olduğu anlamına da gelmiyor. Ipsos’un araştırmasında İngiltere’de Harry ve Meghan’ın ülkede yaşamasını ne destekleyen ne de karşı çıkanların oranı yüzde 48 çıkmış.
Meghan’ın özlediği şeyin yalnızca güneşli California havası olduğunu sanmıyorum. Montecito’daki görkemli evleri, çocukların alıştığı düzen, arkadaş çevresi ve annesine yakın olmak gibi rahat hissettiren pek çok şeyi özlüyor olmalı.
Üstelik çiftin California’daki evlerini ellerinden çıkarmadığını da biliyoruz. Yani İngiltere’ye dönüş, Montecito defterinin tamamen kapandığı anlamına gelmiyordu. Belki de Harry ve Meghan başından beri iki ülke arasında bir hayat kurabileceklerini düşünüyordu. Fakat evdeki hesap çarşıya uymamış gibi görünüyor.

Harry ise İngiltere konusunda Meghan’dan biraz farklı düşünüyor gibi. Eylül ayında verdiği bir röportajda çocuklarının okulda mutlu olduğunu söylemiş, yeniden İngiltere topraklarında bulunmanın güzel olduğunu dile getirmişti. Tabi ki burası onun büyüdüğü ülke ve kimliği hâlâ İngiltere’ye bağlı.
Son günlerde ailenin İngiltere dışında görülmesi de yeniden ayrılık haberlerini gündeme getirdi. Ancak bu seyahatin çocukların okul tatiliyle ilgili olduğu ve ailenin İngiltere’ye dönmesinin beklendiği yönünde haberler de yayımlandı. Dolayısıyla birkaç günlük bir yolculuğu kalıcı ayrılık kararının kanıtı olarak görmek için henüz erken.

Yine de Meghan’ın İngiltere’de ne kadar kalmak istediği sorusu ortada duruyor. Bir yanda Harry’nin doğduğu topraklarla yeniden bağ kurma isteği, diğer yanda Meghan’ın California’da bıraktığı hayat var. İki çocuğun okul düzeni de bu kararın en önemli parçalarından biri.
Meghan’ın yeniden bavullarını toplayacağı iddiası şimdilik duyumlardan ibaret. Ama görünen o ki Montecito ile İngiltere arasında kurmaya çalıştıkları hayat, düşündüklerinden daha fazla çaba gerektirecek.