İşte annemizin karşısında birdenbire "kayışın kopmasının" temel sebepleri:
Anne yanı, insanın kendini dünyada en güvenli ve yargılanmadan hissedebileceği yerdir. Dış dünyada (okulda, işte, sosyal çevrede) sürekli ciddi, kontrollü ve "normal" olmak zorundayızdır. Annemizin yanı ise tüm sosyal maskeleri düşürüp içimizdeki şapşal çocuğu serbest bırakabileceğimiz en konforlu alandır.

Mutfak, annelerin genellikle ev işlerine, yemeğe veya temizliğe odaklandığı bir alandır. Psikolojik olarak onun dikkatinin başka bir yerde olduğunu görmek, bilinçaltımızda "bana odaklan" dürtüsünü tetikler. Normal bir şekilde "Anne bana bak" demek yerine, ilginç hareketler yaparak onun odağını anında kendimize çekeriz.
Annelerin bu hareketler karşısında verdiği tepkiler (göz devirme, "delirdi yine", hafif bir gülümseme ya da elindeki kaşıkla kovalama belirtisi) bize kendimizi güvende hissettiren tanıdık bir iletişim döngüsüdür. Onun o tanıdık tepkisini almak, aranızdaki bağın sıcaklığını doğrular.

Ne kadar büyürsek büyüyelim, anne figürünün yanında çocuklaşma eğilimi gösteririz. Psikolojide buna hafif düzeyde regresyon (gerileme) denebilir. Stresli ve sorumluluk dolu yetişkinlik/gençlik dünyasından kaçıp, sadece annemizin bizi şımartmasını veya çocuksu neşemize ortak olmasını isteriz.
Mutfakta tek başına çalışan anne, genellikle yorgun veya dalgındır. Onu o rutinden ve yorgunluktan çekip çıkarmak, yüzünü güldürmek veya enerjisini yükseltmek için farkında olmadan bir "saray palyaçosu" rolüne bürünürüz. Onun gülmesi, bizi de mutlu eder.
Kısacası; o ilginç hareketler aslında "Seni çok seviyorum, senin yanında çok rahatım ve şu an benimle ilgilenmeni istiyorum" demenin en muzip ve eğlenceli yoludur.
Okuyucu Yorumları 0 yorum