Türkiye’nin birçok bölgesinde doğal olarak yetişen ısırgan otu (Urtica dioica), temas edildiğinde ciltte yanma hissi oluşturduğu için çoğu kişi tarafından zararlı bir yabani bitki olarak görülüyor. Oysa bitki üzerine yapılan araştırmalar, ısırganın içerdiği biyoaktif bileşenler sayesinde sağlık alanında dikkat çektiğini ortaya koyuyor.

Isırgan otu flavonoidler, fenolik bileşikler, vitaminler (özellikle C vitamini) ve mineraller açısından zengin bir bitki olarak tanımlanıyor. 2013 yılında yayımlanan bir derlemede, ısırganın antioksidan ve anti-inflamatuar özelliklere sahip olduğu belirtilmiştir (Journal of Herbal Medicine).
Ayrıca bazı klinik çalışmalar, ısırgan ekstresinin alerjik rinit semptomlarını hafifletmede destekleyici olabileceğini gösterdi.

Almanya merkezli (ESCOP) Avrupa’da hazırlanan bitkisel tedavi kaynaklarında, ısırgan kökünün prostat büyümesine bağlı şikayetleri hafifletmede destekleyici olabileceği ortaya konuldu.

Isırganın içerdiği antioksidanlar, vücuttaki serbest radikallerle savaşmaya yardımcı olabilir. Anti-inflamatuar bileşenler ise kronik inflamasyonun azaltılmasına katkı sağlayabilir.
Uzmanlara göre bağışıklık sistemi doğrudan güçlenmez ancak dengeli beslenme ve antioksidan alımı bağışıklık fonksiyonlarının desteklenmesine yardımcı olabilir.
Bazı klinik çalışmalar, ısırgan ekstresinin alerjik rinit belirtilerini hafifletebileceğini göstermiştir. Burun akıntısı ve hapşırma gibi şikayetlerde destekleyici olabilir.

Geleneksel olarak hafif idrar söktürücü olarak kullanılır. Ödem atılmasına yardımcı olabilir.
Bitkisel ürünler her ne kadar doğal olsa da herkes için uygun olmayabilir. Özellikle kronik hastalığı olanlar, düzenli ilaç kullananlar, hamileler ve emzirenler ısırgan tüketmeden önce doktora danışmalıdır.
Kan sulandırıcı kullananlar dikkatli olmalı
Hamile ve emzirenler doktora danışmalı
Tansiyon ve böbrek hastaları kontrolsüz tüketmemeli
Aşırı tüketim mide rahatsızlığı yapabilir, aman dikkat.
Okuyucu Yorumları 0 yorum