Mynet Trend

YAZARLAR

Fatma Melike Durmaz

Yazarın Diğer Yazıları

Bir Meghan Markle trajedisi: Kraliçe o olmalıydı

Bir kadın düşünün. Elinde her şey var: parlak bir Hollywood geçmişi, hatırı sayılır sayıda hayran, dünyanın belki de en meşhur ailesine gelin olmak... İnsanların yıllarca konuşacağı türden bir giriş bu hayata. Ve kadın yine de mutsuz. Çünkü o düğün, o aile, o unvan, o saray... hiçbiri yetmedi. Çünkü Meghan Markle kraliçe olmak istiyordu. Başkasının değil, kendisinin.

Bir Meghan Markle trajedisi: Kraliçe o olmalıydı 1

Tom Bower'ın "İhanet: Güç, Aldatma ve Kraliyet Ailesinin Geleceği İçin Mücadele" adlı kitabında anlatılanlar, sıradan bir kraliyet dedikodusunun ötesinde bir portreyi gözler önüne seriyor. Ve bu portre, aslında bize çok daha tanıdık bir şeyi anlatıyor: Sahip olduklarını görememenin ve hep "başkasının yerini" istemenin insanı içten içe nasıl kemirdiğini.

Bir Meghan Markle trajedisi: Kraliçe o olmalıydı 2

"Herkes bana itaat etmeli"

Bower'ın kitabına göre Meghan, kraliyet ailesine adım attığında kafasında son derece net bir düzen vardı: Herkes ona itaat edecekti. Bir yetkilinin Kraliçe Elizabeth'e ilettiği uyarı bu yüzden hem gülünç hem de tuhaf derecede ürkütücü: "Bu kadın Tanrı olacağını sanıyor." Düşününce Meghan, kendisine verilen tüm protokol tavsiyelerini, yüzyıllık görgü kurallarını, o sessiz ve sabırlı geleneklerin fısıldadığı uyarıları bir kenara itti. Neden uysun ki? Kurallar "sıradan insanlar" içindi. O ise sıradan değildi.

Kendisini Catherine'den üstün görüyordu

Peki ya Catherine? İşte asıl mesele tam orada düğümleniyordu. Bower'ın aktardığına göre Meghan, kendisini her açıdan Kate Middleton'dan üstün görüyordu: daha güzel, daha zeki, daha çalışkan. Tamam diyelim, hepsini kabul edelim bir an için. O hâlde neden Catherine gelecekteki kraliçeydi de kendisi değildi? Cevap aslında çok basitti: Prens William büyük oğluydu, Harry değil. Taht sırası bu kadar kesindi. Ama Meghan bu gerçeği bir türlü içine sindiremedi.

Bir Meghan Markle trajedisi: Kraliçe o olmalıydı 3

Burası önemli, çünkü bu saraydan kaçışın arka planını aydınlatıyor. Bize anlatılan şey şuydu: Meghan'a karşı gösterilen ırkçılık, ayrımcılık, yalnızlaştırılma, görmezden gelinme. İddiaların gerçek mi sahte mi olduğunu bilemeyiz, bu tartışmayı başkalarına bırakalım.

Lakin Bower'ın iddiası, bambaşka bir şeyin de işin içinde olduğunu gösteriyor: Meghan, Harry'nin taht sıralamasında altıncı konumda bulunduğunu, önünde William'ın ve onun üç çocuğunun sırasını beklediğini, yani "kraliçelik" hayalinin artık salt matematik meselesi hâline geldiğini kavradığı anda, İngiltere'de kalmanın kendisi için tek bir anlamı bile kalmamıştı.

Saray'dan kaçışın ardından servet kazanmaya çalıştı

Öyle de oldu. Önce Netflix ile görkemli bir anlaşma, ardından belgesel, ardından kitaplar, ardından röportajlar, ardından Oprah... Bower bunu bir cümleyle özetliyor: kraliyet ailesini karalayarak servet kazanmak. Ve şimdi, o Netflix ortaklığı da sessiz sedasız son buldu.

Bir Meghan Markle trajedisi: Kraliçe o olmalıydı 4

Peki Meghan Markle gerçekten "kötü" bir insan mıydı? Sanmıyorum ama bana kalırsa o, sınır tanımayan hırsının kurbanı olmuş gibi geliyor. Kendisine sunulan her şeyi küçümseyen, hep daha fazlasını isteyen ve bu arayışla hem eşini ailesinden koparan hem de kendi elleriyle inşa ettiği kraliyet geleceğini yerle bir eden biri.

İnsan bu hikâyeyi okurken ister istemez içinden bir şeyler geçiriyor. Elindekiyle yetinebilmek, "bu bana yeter" diyebilmek... Kulağa basit geliyor, değil mi? Ama belki de en zor erdem tam olarak bu. Meghan Markle taç giymeden kraliçe olmak istedi. Sonunda ne tacı kaldı, ne de sarayı.

Hülasa, öğretici bir hikâye. Kraliyet için değil, hepimiz için.

En Çok Aranan Haberler