Mynet Trend

Modern dansın yaratıcı olarak tarihe geçti! Hem dansın hem de toplumun tabularını yıkan kadın: Isadora Duncan 

Hayatı dolu dolu ve sınır tanımadan yaşayan Isadora Duncan dansıyla tarihe damga vurmayı başardı. Kadının toplumdaki yeri ve yaşama biçimi hakkında devrim niteliğindeki düşüncelerini açıklayarak adeta tabuları yerle bir etti. Ölüm şekli ve nedenini de başarıyla birlikte tarihin tozlu sayfalarındaki yerini aldı.

Modern dansın yaratıcı olarak tarihe geçti! Hem dansın hem de toplumun tabularını yıkan kadın: Isadora Duncan 

1877 yılında İrlandalı bir ailenin çocuğu olaran San Francisco’da doğdu. Annesi bir müzik öğretmeniydi babası ise daha o küçükken evini terk etmişti. Yoksulluklarına rağmen Isadora Duncan ve kardeşleri sanatla harmanlanan bir ortamda büyüdü. Kendilerine Duncan çetesi adını veren anne ve çocukları için tek kural özgürlüktü.

Bir süre Amerika Birleşik Devletleri’nde küçük bir tiyatroda görev alan Isadora Duncan’ın en büyük hayali çocukluk tutkusu olan dans için bir okul açmaktı. Çalıştığı işten istifa eden Duncan, besteci Ethebert Nevin’i ikna ederek küçük bir salonda sahne almaya başladı. Sahnede Yunan tuniği giyiyor ve çıplak ayaklarıyla dans ediyordu. İzleyicisinin sanata bakış açısından ve şekilci tavrından rahatsız olan Duncan, ailesiyle birlikte 1899’da Avrupa’ya taşındı.

Avrupa’da Fransız aydınların karşısına çıkan Duncan, 16 yaşında klasik baleyi tamamen reddederek kendi tarzını geliştirmeyi başardı. Amerika’da başarısız olduğunu düşünmesine rağmen Londra, Paris, Berlin ve Rusya’da popülerliğini arttırdı.

1904 yılında, kardeşi Elizabeth ile birlikte hayalini gerçekleştirerek Berlin’de bir dans okulu açtı. Yatılı ve ücretsiz olan okulda öğrencilere hem dans eğitimi hem de ruhsal gelişimleri için eğitim veriyordu. Berlin’de yaşadığı dönemde Edward Gordon Craig ile aşk yaşamaya başladı. bu ilişkiden Deidre isminde bir kızı oldu. Craig ile ilişkisi bittikten bir süre sonra Paris Singer ile aşk yaşamaya başladı. Singer, okulun giderlerini karşılayarak Duncan’ın hayatını bir nebze olsun kolaylaştırıyordu. Duncan’ın bu ilişkiden Patrick isminde bir oğlu oldu. Duncan, çocuk yaşlarında verdiği evlenmeme kararını uygulayarak Singer’in hiçbir evlenme teklifini kabul etmedi. Çocuklarını trajik bir trafik kazasında kaybeden Duncan, bu olaydan sonra bir kez daha çocuk sahibi oldu. Ancak doğum yaptığı gün Birinci Dünya Savaşı başlamıştı ve oksijen tüpü bulunamadığı için bebeği kollarında öldü.

Savaş yılları onun sanata olan tutkusunu köreltti. Bu süreçte Rusya’dan kendisine ait bir dans okuluan sahip olma teklifini kabul etti. Bu durum tüm dünyanın tepkisini çekti. Üstelik Rusya, verdiği sözü de tutmamıştı. Yalnızca 40 öğrencisi olan ve yoksulluk içinde yaşayan Duncan, Rusya’da yirmili yaşlarında, yetenekli bir şair olan Sergey Aleksandrovich Yesenin ile tanıştı. Çalkantılı ve şiddet dolu bir ilişki sürdüren Duncan ve Yesenin, Yesenin’in Rusya’dan çıkabilmesi için 1922 yılında evlendiler. Yasenin ve Duncan birlikte sahne alıyordu ama Duncan’ın popüler olduğu dönemler sona ermişti. Özellikle Rus bir adamla evlenmiş olması onu daha da kötü bir durumda bırakıyordu. Avrupa ve Amerika’da çeşitli yerlerde sahne alan çift, Yesenin’in sınır dışı edilmesinin ardından Rusya’ya döndü. 1925 yılına gelindiğinde, Duncan Paris’teyken, Yesenin kaldığı otel odasında kendini asarak intihar etti.

Duncan’ın fularları dansları kadar ünlüydü. Sahnede açık ilişkilerin sembolü olan kırmızı bir fular takıyordu. 14 Eylül 1927'de fular, sürdüğü üstü açılır arabanın arka jant kapaklarına takıldı ve bunun sonucunda boğularak öldü.


YORUMLARI GÖR ( 0 )
Okuyucu Yorumları 0 yorum
Geri Dön