HABER

CHP lideri Kılıçdaroğlu'ndan sokağa çıkma kısıtlamasının saatleriyle ilgili çok sert açıklama

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin grup toplantısında konuştu. CHP lideri, Türk gemisinin hukuksuz şekilde aranmasına tepki göstererek "Almanya ve İtalya'yı şiddetle kınıyorum" dedi. Kılıçdaroğlu, Bilim Kurulu üyelerine de eleştiri getirdi. Kılıçdaroğlu, "Sabah saat 10:00 akşam 20:00 arasında da terbiye edilmiş, kimseye bulaşmıyor. Allah akıl mı versin, fikir mi versin? Ne diyeyim ben?" ifadelerini kullandı.

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, TBMM'deki CHP grup toplantısında konuştu. Kılıçdaroğlu, Alman fırkateyni tarafından Türk gemisinde yapılan hukuksuz aramaya tepki gösterdi. Kılıçdaroğlu, "Almanya ve İtalya'yı şiddetle kınıyorum. Baskın dolayısıyla. Hükümetten bu konuda çok açık, net bir yanıt bekliyoruz. Batı'nın Türkiye'ye karşı çifte standart uyguladığını hepimiz biliyoruz. AB yetkililerine söyledim. En açık örneği Kıbrıs'tır" dedi.

Koronavirüs salgınıyla ilgili açıklamalarında Bilim Kurulu üyelerine tepki gösteren Kılıçdaroğlu, "Bilim Kurulu'na da seslenmek istiyorum. Sizler profesörlersiniz. Aranızdan bir sözcü seçip Covid konusunda önlemler alınmalı diyemediniz. Siyasi iktidar izin vermedi. Vermediyse ne işiniz var orada? Onlar yapmıyorlarsa senin orada ne işin var? Sayın Cumhurbaşkanımızın talimatıyla diye başlıyorsa, orada bilim, önlem olur mu ya? Erdoğan bilim kurulu üyesi mi? Halk sağlığını mı biliyor? Yapmıyorlarsa ayrılacaksın" dedi.

Kılıçdaroğlu'nun açıklamaları:

Biz insanlar arasında ayrım yapmayız. Hangi kimlikten olursa olsun. Hangi yaşam tarzından olursa olsun herkese saygı duymak CHP'lilerin temel görevidir. Bizi diğer partilerden ayıran temel nokta budur. Bizim sevdamız Türkiye'dir. Biz ayrım yapmayız.

METRO İNŞAATINDA İKİ İŞÇİNİN ÖLÜMÜNE İLİŞKİN DAVA

Adalet diyoruz. Adaleti sağlayacak kişiler hakimlerdir. Vicdanının da sesini dinlemek zorundadır hakimler. Adalet önce insanın vicdanında olmalıdır. Bostancı-Dudullu Metro Hattı'nda iki işçi hayatını kaybetmişti, bu iki aileyi ziyaret etmiştik ben ve arkadaşlarım. Akif Hamzaçebi davaları izleyeceğim demişti. Dün tarihi bir karar çıktı. 5'li çete diye tanımladığımız grubun yaptığı metro inşaatında firmaların yetkilileri ve alt yüklenici firmaların yetkilileri ertelenmeksizin 6 yıl 8 ay hapis cezasına çarptırıldı. Her şeye karşın bu memlekette hakimler var. O hakimleri şükranla anmak da bizim temel görevimiz.

Bir vali devlet adına konuşabilir, bulunduğu ilde devleti temsil eder. 3 kişiye arabada Türk Bayrağı bulundurma yetkisi verilmiştir, bunlardan birisi de validir. Devlet adamı gibi konuşur. Sıcak siyasetin içine girmez. Devlet olmanın, adalet getirmenin ölçüsü valide belli olur. Vali taraf tutuyorsa, bazı insanları düşüncelerini açıkladılar diye azarlıyorsa bu olmaz. Diyarbakır valimiz işsizlikle ilgili açıklama yapıyor, 'Mesele işsizlik değil, iş beğenmemedir' diyor. Bunun üzerine il başkanına telefon ettim, gerçekten böyle bir tablo var mı, 'hayır, binlerce insan işsiz' dedi. 'İnsanlar kilometrelerce iş kuyruğuna giriyorlar' dedi. Polis alarma geçti, valiliğe yaklaşamadılar.

TÜRK GEMİSİNE HUKUKSUZ ARAMA

Bizim bir gemimiz usulsüz bir şekilde arandı. Kaptan dahil. Eller havada. Ne oluyor Allah aşkına? Benzer bir olay İsrail'e gidişte olmuştu. Yine uluslararası sularda, İsrail askerleri bizim vatandaşlarımızı silahla öldürmüşlerdi. Biz dava açtık, hep birlikte karşı çıktık. Ne oldu? Bir gece yarısı Meclis'ten çıkan kanunla, Türkiye, açtığı davadan vazgeçti. AK Partili kardeşlerim acaba bunu biliyorlar mı? Filistin davasına sahip çıkmak için oraya gidenler öldürüldüler, tazminat istendi İsrail ben tazminat vermem, vakıfa bağışta bulunabilirim dedi. Utançlarından gece yarısı kanunla geçirdiler. Benzer bir olay şimdi yaşandı. Almanya ve İtalya'yı şiddetle kınıyorum. Baskın dolayısıyla. Hükümetten bu konuda çok açık, net bir yanıt bekliyoruz. Batı'nın Türkiye'ye karşı çifte standart uyguladığını hepimiz biliyoruz. AB yetkililerine söyledim. En açık örneği Kıbrıs'tır.

EĞİTİM SİSTEMİ TEPKİSİ

Öğretmenler dünyanın bütün saygın ülkelerinde el üstünde tutulur. En başta saygı duyulacak kişi olarak görülürler. Öğretmenler, sadece çocuklarımızı yetiştirmezler, içinde bulundukları toplumun da kanaat önderleridir. Kırsalda veya kasabada derdi olan birisi, bunu en iyi öğretmen bilir der, kapısını çalar. Öğretmen aynı zamanda, hiçbir mesleğe nasip olmayan güven timsalidir. Bütün anne babalar, çocuklarını büyük bir özgüven içinde getirir, öğretmene teslim eder. Öğretmen yaşam boyu eğitimin ne kadar önemli ve değerli olduğunu çok iyi bilir. Eğitim bu kadar önemliyken, eğitimimiz gerçekten milli mi? Hem milli hem evrensel değerlerle uyum içinde mi? En temel düzenleme, 5 AK Partili milletvekili tarafıdan kanun teklifi olarak verildi, hiçbirisi öğretmen değil. Bunu çocuklarını okula gönderen AK Partili annelere söylüyorum. Senin çocuğunu 18 yıldır denek olarak kullanıyorlar, denek. Biz bunu düzelteceğiz. Öğretmene, Cumhuriyetin ilk yıllarından itibaren büyük önem verildi. Öğretmenler Günü'ndeyiz, öğretmenlerin sevinmesi gerekmez mi? Öğretmenler Günü'nde öğretmenlerin dertleriyle uğraşıyoruz. Geldiğimiz nokta bu. Liyakatin yerini torpil alınca, liyakatsiz birçok kişi eğitimi yönlendirmek için getirildi. Öğretmenin yeni kitapları, bilim kitaplarını, dergileri okuması lazım. Hangi parayla? Geçinemiyorlar.

3600 EK GÖSTERGE

3600 ek gösterge, ilk getirdiğimizde itiraz ettiler, sonra vereceğiz dediler. En yetkili kişi söyledi. Öğretmenlere, imamlara, polislere 3600 ek gösterge vereceğiz. Yıllar geçti, verilmedi. Emekliliği gelmiş öğretmenler 3600 ek göstergeyi bekliyorlar. Söz verdiniz. 138 bin öğretmen açığının üzerine 100 bin daha eklenecek. Köy okullarının açılması gerekiyor. Taşımalı eğitime son vermek lazım.

Atama bekleyen öğretmenler kampanya açtı, 60 bin öğretmen atansın diye. Onlar diyorlar ki, öğretmenler ne yaparsak yapalım gelip bize oy verecekler diyorlar, esnaflara yaptıkları gibi. Kampanya açın. Ek gösterge vermiyorsan oy yok deyin.

Biz ne yapacağız?

1- Öğretmenlik meslek kanunu çıkartacağız. Öğretmenleri, devlet memurları kanunundan çıkaracağız. Hakimler ve savcılar için nasıl bir kanun varsa, öğretmenler için de ayrı bir kanun olacak.

2- Hiçbir öğretmen, yoksulluk sınırının altında maaş almayacak. Öğretmeni açlığa yoksulluğa mahkum ettikten sonra o öğretmen benim çocuğumu nasıl eğitecek? Ay başını düşünecek, nasıl geçineceğim diye.

3- Eğitim yatırımları için özel yasal düzenleme yapacağız. MEB bütçesinin en az yüzde 18'i yatırıma gidecek.

4- İkili eğitime ve birleştirilmiş sınıflara son vereceğiz.
5- Her okulun kendi bütçesi olacak.

BİLİM KURULU ÜYELERİNE TEPKİ

Covid'i bunlar terbiye etti herhalde belli saatlerde kimseye dokunmuyor, belli saatlerde geziyor. 20:00 ile 10:00 arasında sınırlama getirildi. Herkes gece uyuyor, kimse sokakta olmadığı için de bulaşmıyor. Sabah saat 10:00 akşam 20:00 arasında da terbiye edilmiş, kimseye bulaşmıyor. Allah akıl mı versin, fikir mi versin? Ne diyeyim ben? Bilim Kurulu'na da seslenmek istiyorum. Sizler profesörlersiniz. Aranızdan bir sözcü seçip Covid konusunda önlemler alınmalı diyemediniz. Siyasi iktidar izin vermedi. Vermediyse ne işiniz var orada? Onlar yapmıyorlarsa senin orada ne işin var? Sayın Cumhurbaşkanımızın talimatıyla diye başlıyorsa, orada bilim, önlem olur mu ya? Erdoğan bilim kurulu üyesi mi? Halk sağlığını mı biliyor? Yapmıyorlarsa ayrılacaksın.

Gerçek rakamlar açıklanırsa devletin itibarı sarsılırmış. Yalan söyleyen devletin itibarı olur mu? Rakam açıklamazsınız tamam ama gerçek ölümleri gizleyip göstermelik rakam açıklarsanız dünya size güler.

Akşam 20:00'den sonra 155 bin tekel bayi kapatılıyor. Gece 24:00'e kadar ruhsatı olan binlerce bakkal var. Ne olacak bunlar? Kirasını mı ödeyeceksin, para mı vereceksin? Hayır.

Geri Dön