
Büyüdükçe farklı alışkanlıklar edinsek de çocuklukta kazandıklarımızı çok zor bırakıyoruz. Suyu nasıl kullandığımız veya tüketim davranışlarımız gibi günlük hayatın içinde olan eylemlerimizi küçüklükten başta ebeveynler ve çevremizdeki insanlardan görüp öğreniyoruz. Bu yüzden okullarda iklim ve çevre eğitimi verirken öğrencilerin kafasında canlandıramadığı ifade ve terimler kullanmak yerine bu meseleyi günlük hayatın bir parçası olarak göstermemiz gerekiyor.

İklim farkındalığı dört duvar arasında sıralarda anlatılarak öğrenilen bir konu değil: Doğrular ve yanlışlar arasında seçim yaptırmanın ötesinde çöp ayrıştırmanın nasıl olduğu, bir bitkiyi büyütürken ne kadar zaman ve emek gerektiğini görebilecekleri gibi onların başrolde oldukları öğrenim planlarının oluşturulması gerekiyor. Çünkü okul, çevreye dair anlayışın ve davranışların doğal bir rutine dönüşebileceği en uygun alanlardan biri.

Okullarda verilen çevre eğitimi dolaylı olarak aileleri de etkileyen bir yankı oluşturuyor. Çocuklar çevresindekilere gününün nasıl geçtiğini anlatırken ve soru sorarken çevre konusunun konuşulmasını sağlıyor. Bu ise iklim konusunun daha geniş kitlelere yayılmasını beraberinde getiriyor.

Şu an öğrencilerin iklim ve çevre konusunda bir farkındalık kazanması, gelecekte mühendis veya öğretmen olduklarında hem mesleki hem de tüketici olarak daha bilinçli ve duyarlı hareket etmelerine yol açacak. Yani okullarda çevre için atılan küçük adımlar, uzun vadede çok daha büyük sonuçların doğmasını sağlayacak.

İklim farkındalığı tek başına bir ders başlığına sığamayacak kadar geniş bir konu. Bu yüzden öğrencilere çevre bilinci kazandırmaya çalışmak sadece belirli saatlerde anlatılan bir içerik haline gelmemeli. Okulları çevre dostu yaklaşımla yapılandırarak çevreye değer vermenin bir zorunluluk değil, doğal bir refleks haline getirmeye çalışmalıyız çünkü iklim krizine karşı atılabilecek en kalıcı adımlar bu şekilde başlatabiliriz.
Okuyucu Yorumları 0 yorum