2. Dünya Savaşı'nın Namaz Kılan, Fes Takan Müslüman Nazileri: SS Hançer Birliği

Dünya tarihindeki en önemli savaşlardan biri olan ve şu anki düzenin omurgasını şekillendiren 2. Dünya Savaşı'nın şüphesiz ki 1 numaralı aktörü olan Adolf Hitler, Almanya ve onun az bilinen fakat en çok ilgi çeken tümenlerinden biri olan fesli müslümanlardan oluşan Handschar tümeni...

2. Dünya Savaşı'nın Namaz Kılan, Fes Takan Müslüman Nazileri: SS Hançer Birliği

Fes takan, namaz kılan Nazi müslümanlar: SS Hançer Birliği

Hitler'in çok önem verdiği SS'ler, savaş zamanı 2 ana bölümden oluşuyordu. Nasyonal Sosyalist İşçi Partisi'nin güdümündeki SS'lerin soykırım sürecindeki aktif rolü zaten birçok kaynakta yeteri kadar yer alıyor. Biz SS'lerin 2 kolundan (Allgemeine SS ve **Waffen-SS

) bizi ilgilendiren tarafa ve 38 tümenin en ilgincine göz atacağız; tamamen müslümanlardan oluşan (en azından bir süre) Handschar**'a...

  1. Dünya Savaşı'na müslümanların dahil olma süreci dolaylı yoldan da olsa Ruslar yüzünden oldu. Kısaca değinirsek; Almanya'nın sert baskısına dayanamayan Sırplar askeri bir darbe ile Almanya-Japonya ve İtalya'nın gayri resmi desteğini alan Hırvatlara ve Boşnaklara karşı bir direnişe başladı. Buna kızan Hitler de ordunun bir kısmını toplayıp üzerilerine yürüdü ve resmi olarak 17 Nisan 1941 yılında savaşın (sonrasında büyük hadiseler kopacak olan) Yugoslavya cephesi açılmış oldu.

İmamlardan

1941'in ortasından itibaren savaşa girme ve Hırvat-Alman gruplar ile beraber hareket etmeye sıcak bakmayan Bosnalılar dini anlamda da bu yönde telkin ediliyordu. Yugoslavya Cephesi'nin açılmasını izleyen 2 sene boyunca verilen 3 fetvada "Almanlar ve Hırvatlar ile beraber hareket etmeyin" diyen imamlara rağmen halk Hırvat-Sırp çekişmesinde arada kalan taraf olmaktan bıkıp bir olaya dahil olmak zorunda kalıyordu...

(Bir ayrıntıyı belirtmeden geçmeyelim; islami hareketin merhum lideri Mehmed Spaho’nun öğrencisi Üzeyirağa Hacıhasanoviç’in başını çektiği bir grup Adolf Hitler’e bir mektup yazarak Bosna-Hersek’in üçüncü reich’a katılmasını istemişti fakat bu bizzat Adolf Hitler tarafından uygun bulunmamıştı... ilk etapta...)

Özellikle 1943 yılının hemen başında gelişen ve kendi içinde bir "soykırım" olarak tarih kitaplarına geçen, 10.000 Boşnak'ın katlediği, 250.000'den fazlasının yerinden yurdundan olduğu olaylardan sonra bölgede Hırvatlar hariç her grup tarafından büyük zulümler gören Bosnalıların yapacak başka bir şeyi kalmamıştı.

Olaylar bu düzeye gelince Nazi Almanya'sının önde gelen politikacılarından, Hitler'in has adamı Heinrich Himmler hem o bölgede bir rahatlama sağlamak hem de müslümanların sağlam, fedakar ve itaatkar olduğunun düşündüğü için güvenebilecekleri bir askeri birlik oluşturmak için Hitler'e bu fikrini sundu.

(Yine araya girmekte fayda var; Müslümanlık ve hristiyanlık arasında savaşçılık anlamında çok büyük fark olduğuna inanıyordu Himmler. Onun için Müslümanların tarihsel anlamda savaşa yatkınlıkları zaten bilinen bir şeydi)

Hitler bu teklifi düşünüp tarttı ve 1943 yılının Şubat ayında onayladı. Müslümanlar üzerindeki etkiyi sağlayabilmek için Kudüs Müftüsü Emin el-Hüseyni bölgeye çağrıldı ve (yukarıda bahsetmiştik) "Eskiden verilmiş olan fetvaların artık geçerli olamayacağını, Sırplara güçlü bir karşılık için Alman ordusuna katılarak kendinizi, ailenizi, vatanınızı ve dininizi korumanız farzdır" dedi...

Bu hareket Alman ordusu içindeki "ilk müslüman tümenin" açılmasına atılan il adım olarak tarihe geçti.

El-Hüseyni'nin yadsınamaz etkisi ile

El-Hüseyni'nin Boşnakları iknası ile birlikte Almanlar ile mutabakata varıldı ve tümen için ilk adım atıldı.

Kurulacak ve Alman ordusuna organik bağı olacak tümenin kendine özel şartları da vardı tabi. Müslüman Boşnaklardan oluşacak topluluk ibadet etmekte ve (sonrasında onlarla özdeşleşecek olan) fes takmakta serbest olacaklardı.Tabii, bu fesler bildiğimiz Osmanlı fesi gibi değil, üzerinde Nazi kartalı olan, daha uzun püsküllü feslerdi.

Ünlü Alman Tarihçi George Lepre'nin notlarında aktardığı üzere, fikrin sahibi Himmler grubun "Sadece müslümanlardan" oluşmasına özel hassasiyet gösterdi. Tümene asker toplama işi halk üzerinde etkileri büyük olan Kumandan Muhamed Hacıefendi ve Reis-ül-Ulema Hafız Muhamed Panca tarafından üstlenildi. Tümene "SS Hanschar" yani sonrasında anıldığı gibi SS Hançer Birliği adı verildi.

Tümenin sayısını arttırmak için tümene katılmakta gönülsüz olanların üzerinde (tarih boyunca dinmeyen bir nefret olarak) "Yahudi" kartı oynandı tabi...

Nazilerin giriştikleri ve girişecekleri yahudi katliamları, müslümanlar ile tarih boyunca münakaşada bulunmuş yahudilere karşı yapılacak kırımlar anlatılarak tümene katılım üst seviyeye çekildi.

15 bini bulan asker sayısını arttırmak için farklı yollara başvuruldu...

Halk içindeki askere alınabilecek azami insan sayısının katılımı sağlanmasına rağmen sayı Alman generallere az gelince ilk başta Kosova'daki Arnavutlar, sonra ise katolik Hırvatlar SS Hançer Birliği'ne eklendi. Tabi haliyle bu Himmler'in baştan beri korktuğu ve sadece müslümanlardan oluşturmak istediği birlikte etnik sürtüşmelere neden oldu.

Bu arada; birliğin sayısı yeni katılımlar ile 26 bin askeri aşmıştı.

Tabii bir ordu kuruldu fakat neredeyse askerlerden hiçbiri gerçek birer asker değildi. Bu yüzden Fransa'daki özel kamplara götürülen birlik burada eğitim almaya başladı.

(Yine arada not düşelim; bu eğitim sırasında müslüman SS tümeninde isyan çıktı. 5 Alman subayını öldürüp alman personeli tutsak alan birliğin isyanı, bir diğer bölüğün başındaki İmam Halim Malkoç tarafından bastırıldı. İmam Malkoç bu başarısı sebebi ile Alman Ordusu'nun 2. en büyük nişanı Demir Haç Nişanı ile ödüllendirildi. İsyanı çıkaranlar üzerinde yapılan sorgulamalarda maksatlı olarak birliğe katılan 800 komünist olduğu anlaşıldı. Bunlar sürgüne yollandı)

Savaşın bitimine yakın kurulan birliğin akıbeti kısa sürdü...

Eğitimden sonra çeşitli cephelerde mücadelesine cevap eden Fesli Müslümanlar SS Hançer Birliği, Partizanların Yugoslavya temizliğinden sonra kaybolup gitti. Birlik içinden çoğu asker ve kafa takımından üst rütbeli subaylar yeni kurulan Federal Sosyalist Cumhuriyet tarafından yargılandı.

SS müslümanları neredeyse tüm Yugoslav müslümanları yakacaktı fakat J**osip Broz Tito*’nun birlik ve kardeşlik* ilkesi hançer’in vebalinin tüm Yugoslav müslümanlardan sorulmasına engel oldu. Müslümanların ülkenin eşit, kurucu vatandaşları olduğu sıklıkla vurgulanıyordu. Dahası hem partizanların içinde müslümanların oranı nüfusun geneline yakındı hem de Yugoslav halk ordusu ve Yugoslav komünistler birliği içinde çok önemli pozisyonlarda bulunan Boşnaklar vardı.

Peki "Bilge Kral" orada mıydı?

Aliya İzzetbegoviç hakkında çok uzun ve net olmasa da dönem için şöyle bir bilgi mevcut;

"1990’larda en çok tartışılan konulardan bir tanesi boşnak uluslaşmasının sembol ismi Aliya İzzetbegoviç’in Nazi üniformasıyla savaşıp savaşmadığıydı. Pek çok milliyetçi Sırp tarihçi, islamcı politikacının aktif bir Nazi askeri olduğunda ısrarcı. Birçok kaynağa göre İzzetbegoviç, Hançer’e asker sağlayan kilit subaylardan bir tanesiydi. Öte yandan, Hançer’in kurulduğu tarihte 18 yaşında olan Aliya İzzetbegoviç’in bu bölükte üst düzey bir görevde olduğuna dair ikna edici bir kanıt yok. İlginç olan, Sırp kaynakları dışında yalnızca islamcı kaynakların İzzetbegoviç’in Hançer’de savaştığını iddia etmesi. Türkçe’de de özellikle İhvan çizgisine yakın kaynaklar, İzzetbegoviç’in Hançer mensubu olduğunu öne sürüyor. Bu kaynaklara göre Hançer, anti-komünist ve anti-faşist bir örgüt olarak tanıtılıyor. oysa, Hançer’in Nazi ordusuyla organik bağları olan bir yapı olduğu konuyla ilgilenen tarihçilerin üzerinde uzlaştığı bir durum."

dolayısıyla ihvan çevresi ‘bilge kral’ lakabını taktıkları Aliya İzzetbegoviç’i yüceltelim derken, onun nazi olduğuna dair iddiaları güçlendiriyorlar."

Kaynak 1
Kaynak 2
Kaynak 3

YORUMLARI GÖR ( 0 )
Okuyucu Yorumları 0 yorum
Tüm Yorumları Görmek İçin Tıklayın
Diğer Haberler