Köy okullarını konser salonlarına çevirdiler, hikayeleri ödül aldı

 İZMİR Devlet Senfoni Orkestrası (İZDSO) sanatçıları tarafından gönüllülük esasıyla oluşturulan Anadolu Yaylı Çalgılar Topluluğu, dezavantajlı illere giderek köy okullarında daha önce hiç müzikle tanışmamış çocuklara konser veriyor.

Hande NAYMAN/İZMİR, (DHA)- İZMİR Devlet Senfoni Orkestrası (İZDSO) sanatçıları tarafından gönüllülük esasıyla oluşturulan Anadolu Yaylı Çalgılar Topluluğu, dezavantajlı illere giderek köy okullarında daha önce hiç müzikle tanışmamış çocuklara konser veriyor. Yönetmen Alper Akdeniz tarafından 'Güneş Gözlü Çocuklar' ismiyle belgeselleştirilen topluluğun hikayesi, İpekyolu Film Festivali'nde 3 bin 56 film arasından 'Jüri Özel Ödülü'ne layık görüldü.
İZDSO sanatçıları tarafından gönüllülük esasıyla oluşturulan Anadolu Yaylı Çalgılar Topluluğu, Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın yürüttüğü sosyal sorumluluk projeleri kapsamında dezavantajlı illere giderek daha önce hiç müzikle tanışmamış çocuklara konser veriyor. Keman, viyola ve viyolonsel sanatçılarından oluşan 10 kişilik topluluk, provalarından arta kalan zamanlarda başta doğu illeri olmak üzere Türkiye'yi karış karış gezerek köy okullarını birer konser salonuna çeviriyor. 'Onlar bize gelemezse biz onlara gideriz' diyerek çocuklara sanat ve müziği aşılamayı amaçlayan grup, şu ana kadar 300 bin öğrenciye konser vermenin mutluluğunu yaşıyor. Sanatı toplumsal fayda sağlamak amacıyla kullanarak tüm vatandaşlara örnek olan topluluk, çocuklara ve gençlere müzik ile temas ediyor. Yönetmen Alper Akdeniz tarafından 'Güneş Gözlü Çocuklar' ismiyle belgeselleştirilen topluluğun fedakar hikayesi, İpekyolu Film Festivali'nde 3 bin 56 film arasından 'Jüri Özel Ödülü'ne layık görüldü.
'BAYRAĞIMIZIN DALGALANDIĞI HER YER KONSER SALONUMUZ'
Anadolu Yaylı Çalgılar Topluluğu'nun kurucusu İzmir Devlet Senfoni Orkestrası'nda keman sanatçısı olan Gündüz Öğüt, şöyle konuştu:
"2005 yılında kurulan topluluğumuzun amacı büyükşehirlerdeki sanat etkinliklerini izleyemeyen çocuklara ulaşmaktı. Öncelikle İzmir ve Ege Bölgesi'nde başladık, daha sonra ülkemizin Muş, Ağrı, Ardahan gibi uzak illerine giderek gönüllülük esasıyla çocuklara konserler vermeye başladık. Çocuklarımızdan çok güzel geri dönüşler alıyoruz. 'Onlar bize gelemiyorsa, biz onlara gideriz' diyoruz ve bayrağımızın dalgalandığı, tek bir çocuğumuzun olduğu her yer bizim konser salonumuzdur diye düşünüyoruz. Hayatlarında sanat ve müziğin olmasını sağlamak için çalışıyoruz. Çocukların ilgisi, coşkusu ve yeteneğini gördükçe her çağrılan yere ulaşmaya çalışıyoruz. Kültür ve Turizm Bakanlığı Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü'nün çok büyük katkıları var bu konuda. Kendi prova ve konserlerimizin dışındaki zamanlarda okullara gitmeye çalışıyoruz. Bugüne kadar 300 bin civarında öğrenciye ulaştık"
'İNANILMAZ ŞAŞIRIYORLAR'
Muş, Ağrı, Ardahan, Diyarbakır, Şanlıurfa, Hatay, Gaziantep, Adana, Çorum, Kocaeli, Karabük, Bartın, Zonguldak gibi illerinin yanı sıra Ege Bölgesi'ndeki tüm illerde de konser verdiklerini söyleyen Öğüt, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Topluluk, kemanda ben, Sibel Aran, Banu Yenilmez, Sonat Onur Yaşlıçam, Özge Tanrıver, viyolada Betül Yıldız Tekin, Hande Taban, Olcay Alkan ve viyolonselde Başak Yalçın ve Murat Alkan olmak üzere 10 sanatçıdan oluşuyor. Çocukların bu devletin sanatçıları olduğundan pek haberleri yok ve bizi gördüklerinde inanılmaz şaşırıyorlar. Çok mutlu oluyorlar. Biz onlara hayaller kurduruyoruz. İsteyen öğrencilere keman veriyoruz. Pek çok gencimiz meslek olarak konservatuvarları seçti. Dünya müziklerinden de kendi kültürümüzden de örnekler çalıyoruz. Geçen yıl çekim ekibi yıl boyunca bizimle dolaşarak gittiğimiz illerdeki konserlerimizden yıl boyunca görüntüler aldılar. Çocuklarla daha sonra röportajlar yaptılar. 'Güneş Gözlü Çocuklar' isimli bir belgesel hazırladılar. Şu anda önemli başarılar elde etti ve dünyada birçok festivale katıldı. İpekyolu Film Festivalinde ödül almak bizi çok mutlu etti ancak bizim için asıl mutluluk çocukların gözlerinde gördüğümüz gülümsemeler oluyor. Bu ödül, yaptıklarımızın görülmesi ve anlaşılması anlamında güzel bir başlangıç oldu bizim için."
'GÖREV TANIMIMIZIN İÇİNDE OLMALI'
Viyola sanatçısı Hande Taban, "Bizim yaptığımızın Türkiye Cumhuriyeti'nin birer sanatçıları olarak görev tanımımızın içinde olması gereken bir adım olması gerektiğini düşünüyorum. Bu ülke zorluklarla ve her adımı planlanarak kuruldu. Biz de kendimizi sanatçı olarak tanımladığımız için bu gelişimin içinde olmak zorundayız. Işığı, bize gelemeyenlere götürmek bizim görev tanımımızın içindedir. Çocuklar bilgiye, yeniliğe çok açıklar ve onların gözündeki ışığı görmek bize çok mutluluk veriyor" dedi.
Keman sanatçısı Banu Yenilmez ise "Biz bir görev bilinciyle yola çıktık. Sadece konser salonlarında konser vermek yerine buralara gelemeyen çocuklara sanatı tanıtıyoruz. Okullarda olmak çok güzel. Herkesin konser salonuna gelme imkanı olmuyor. Çocukların bir enstrüman çalmayı öğrenmesi ve müzikle yakınlaşması çok güzel aynı zamanda kaliteli bir dinleyici topluluğuna da ihtiyacımız var. Bu anlamda çocukların sanatla eğitilmesi çok faydalı" diye konuştu.

FOTOĞRAFLI