HABER

Başbakan Yıldırım AA Editör Masası Özel'de

Başbakan Binali Yıldırım: (3) - "Türkiye 1924-2002 arası ortalama yüzde 4,7 büyüdü, 2003-2017 arası 5,7 büyüdü ortalama. Şimdi bunun anlamı ne biliyor musunuz? Eğer Türkiye 1924'ten bugüne 5,7 büyüseydi bugün dünyanın 7. büyük ekonomisi olacaktı, 2,3 trilyon dolarla, Fransa'dan sonra gelecekti. Şimdi 17. sıradayız" - "Cumhurbaşkanı, rahatı sevmeyen bir adam. Rahat olmak isteyeni de sevmiyor. Kendi de rahat etmez, yanındakileri de rahat ettirmez. Böyle bir iş tutuş şekli var. Alışık olmayanlar bu yolculukta dayanamazlar. Bu neden kaynaklanıyor? Memleketin meselelerine olan hassasiyetinden kaynaklanıyor" - "Cumhurbaşkanımızla çalışmak keyifli bir iş. Ben, kendisini 1978'den beri bilirim. İnşallah bundan sonra da Rabbimiz ömür verirse, bu birlikteliğimiz devam edecek" - "(Başkanlık sistemi) 1950 ihtilalinden bu yana bu sistem hep tartışılıyor ve değişmesi yönünde seçim vaatlerine bunu koymayan hemen hemen lider yok" - "Muharrem (İnce) Bey, tabii haklı olarak, seçimlerde partisinin üzerinde bir oy, destek aldığı için biraz şey oldu. Bunu bir sonuca dönüştürmek istiyor. Ama isterseniz onların işlerine fazla karışmayalım. Onlar kendi aralarında halletsinler"

Başbakan Binali Yıldırım, "Türkiye 1924-2002 arası ortalama yüzde 4,7 büyüdü, 2003-2017 arası 5,7 büyüdü ortalama. Şimdi bunun anlamı ne biliyor musunuz? Eğer Türkiye 1924'ten bugüne 5,7 büyüseydi bugün dünyanın 7. büyük ekonomisi olacaktı, 2,3 trilyon dolarla, Fransa'dan sonra gelecekti. Şimdi 17. sıradayız." dedi.

Başbakan Yıldırım, Anadolu Ajansı (AA) Editör Masası Özel'de gündeme ilişkin soruları yanıtladı, değerlendirmelerde bulundu.

Türkiye'nin 1924-2002 tarihlerinde ortalama yüzde 4,7 büyüdüğünü belirten Yıldırım, "2003-2017 arası ortalama 5,7 büyüdü. Bir puan fark var. Diyeceksiniz ki ne var yani? AK Parti bir puan fazla büyümüş ne böbürleniyorsunuz. Bunun anlamı ne biliyor musunuz? Eğer Türkiye 24'den bugüne 5,7 büyüseydi, bugün dünya ekonomileri içinde 7. sırada olacaktı, 2,3 trilyon dolarla Fransa'dan sonra gelecekti. Şimdi 17'deyiz. 2,6 kat büyümemiz gerekirken bu kadar az büyüdük. Bu sistemin getirdiği sorunlardan, darbe girişimlerinden, vesayetten dolayı... Hesap ortada." değerlendirmesinde bulundu.

Başkanlık sisteminin programlarında bulunduğunu vurgulayan Yıldırım, "Sayın Cumhurbaşkanımızın belediye başkanlığından var. Bu sistem değişikliği meselesi, sadece AK Parti'nin politikası da değil. Bakın geçmiş dönemlerin hepsine, 50 ihtilalinden bu tarafa bu sistem tartışılıyor ve değiştirilmesi yönünde seçim vaatlerine bunu koymayan hemen hemen lider yok." diye konuştu.

Bunun istisnai bir hal olduğuna işaret eden Başbakan Yıldırım, sözlerini şöyle sürdürdü:

"İktidarda güçlü oluyorsun, istikrar, güven oluyor, iş yapıyorsun. Ama eğer güçlü olmazsan ne olacak? Türkiye'nin 90'lı yılları, 70'li yılları kayıp yıllardır. 1980'de Özal geldi, Türkiye bir sıçrama yaptı. 90'da kaybetti. 2000'li yıllarda AK Parti geldi, sıçrama yaptı. Bundan sonrasını teminat altına almak lazım."

- "Cumhurbaşkanı rahatı sevmeyen bir adam"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile çalışmanın kolay mı zor mu olduğunun sorulması üzerine Başbakan Yıldırım,

"Bu soru çok zor, hem de kolay. Cumhurbaşkanı, rahatı sevmeyen bir adam. Rahat olmak isteyeni de sevmiyor. Anlatabiliyor muyum? Kendi de rahat etmez, yanındakini de rahat ettirmez. Böyle bir iş tutuş şekli var. Buna alışık olmayanlar, bu yolculukta dayanamazlar. Bu da nereden kaynaklanıyor? Memleketin meselelerine olan hassasiyetinden kaynaklanıyor. İstiyor ki hiçbir yerde aksaklık, yanlış olmasın. Ama Türkiye büyük bir ülke. Kilometrelerce uzakta bir olay oluyor. Onu sizin an be an yönetmeniz mümkün değil. Oradaki idarecilerin aynı hassasiyeti taşıması lazım. Tabii ondan üzülüyor. Duygusal yönü çok kuvvetlidir." yanıtını verdi.

Seçim akşamı İstanbul'da toplanan kalabalığın içinde bir çocuğunun ayağının sıkışmasının Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı çok etkilediğini aktaran Yıldırım, "Duygu doruktaydı. Ağlıyordu, telefonda konuştuk. Ne seçim kazanması, ne o coşku... Hepsi gitmiş. Tüm dikkatini oraya vermiş. Ve hatta bir ara gelmemeyi, iptal etmeyi bile düşündü. Sonra işler biraz daha normalleşince geldi. Buradaki binlerce insanı da ihmal etmedi." diye konuştu.

Başbakan Binali Yıldırım, ayağı sıkışan çocuğun durumun iyi olduğunu bildirdi.

- "Cumhurbaşkanımızla çalışmak keyifli bir iş"

Başbakan Yıldırım, "Cumhurbaşkanımızla çalışmak keyifli bir iş. Ben, kendisini 1978'den beri bilirim. Beraber belediyede çalıştık. Son 16 yılda kabinesinde görev yaptık. Son 2 yıldır başbakan olarak yine birlikte çalışıyoruz. İnşallah bundan sonra da Rabbimiz ömür verirse, bu birlikteliğimiz devam edecek. Ülkemiz, milletimiz için çalışmaya devam edeceğiz." değerlendirmesini yaptı.

CHP'nin Cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce'nin "Önümüzde yürü denirse, yürümeye hazırım" ifadelerinin hatırlatılması üzerine Yıldırım, "Yürüyecek miymiş? Niye yürüyor? Seçim bitti, niye yürüsün? O zaman beraber, Kılıçdaroğlu'nu alıp, tekrar Ankara-İstanbul yapabilirler. Yalnız başına niye yürüyor?" dedi.

Başbakan Yıldırım, "Muharrem Bey, tabii haklı olarak, seçimlerde partisinin üzerinde bir oy, destek aldığı için biraz şey oldu. Bunu bir sonuca dönüştürmek istiyor. Ama isterseniz onların işlerine fazla karışmayalım. Onlar kendi aralarında halletsinler." yorumunu yaptı.

- "Hoşuma gitmeyen proje 15 Temmuz"

Bir soru üzerine, başbakanlığı sırasında 15 Temmuz'da zor bir dönem yaşandığını anımsatan Yıldırım, şunları söyledi:

"Hoşuma gitmeyen proje 15 Temmuz. Keşke olmasaydı, öyle bir şeyle yüzleşmeseydik. Allaha şükür Cumhurbaşkanımızın dirayeti, hükümetin kararlılığı, milletin ülkeye, demokrasiye, bayrağa sahip çıkması, vatansever polislerin ve askerlerin o gece verilen emirleri yerine getirmesi ve her şeyden önemlisi sizler, medya, yazılı, görsel, sosyal medya o gece büyük iş gördü. Bu kalkışmayı yapanlar, darbeciler hiç hesap edemedikleri bir sonuçla karşı karşıya kaldılar. Onun dışında yaptığımız bütün projeler, büyüğünden küçüğüne binlerce, saymaya vakit yok, hepsi hoş şeyler."

(Sürecek)

YORUMLARI GÖR ( 0 )
Okuyucu Yorumları 0 yorum
Geri Dön