HABER

Bize Ulaşın BİZE ULAŞIN

DHA YURT BÜLTENİ 6

ÖZEL - Kurbanlıkları minibüs, otomobil ve motosikletle taşıdılar ŞANLIURFA'da, yaklaşan Kurban Bayramı dolayısıyla büyük ve küçükbaş hayvanların satıldığı pazarlardaki hareketlilik artmaya başladı.

ÖZEL - Kurbanlıkları minibüs, otomobil ve motosikletle taşıdılar

ŞANLIURFA'da, yaklaşan Kurban Bayramı dolayısıyla büyük ve küçükbaş hayvanların satıldığı pazarlardaki hareketlilik artmaya başladı. Bayram telaşının yoğunlaştığı kentte kurbanlık koyunlar kamyonet, minibüs, otomobil ve motosikletlerle taşınıyor.
Şanlıurfa'da geçimini hayvancılıkla sağlayan besiciler, Kurban Bayramı'nın yaklaşmasıyla birlikte havanlarını Yenice Mahallesi’ndeki Hayvan Pazarı'nda satışa çakırdı. Bayrama sayılı günlerin kalmasıyla satışlarda sıkı pazarlıklar yapılıyor. Kent merkezi dışındaki bölgelerde oturan satıcılar, her gün küçükbaş hayvanlarını pazara kamyonet, minibüs, otomobil ve motosikletlerle ulaştırıyor. Hayvanları taşımak için ayrıca araç kiralamayıp tasarruf ettiklerini anlatan besiciler, bu yıl satışların iyi olduğunu belirtti.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ
-------------------------
- Hayvan pazarı
- Otomobil ve minibüslerde gelen koyunlar
- Otomobilde koyunlarla yolculuk eden vatandaşlar
- Hayvan pazarındaki vatandaşlarla röportaj
- Genel ve detay görüntüler

Haber-Kamera: Ömer ŞULUL-ŞANLIURFA-DHA)
1 GB

==============

Kırıkkaleli iş insanı Haydar Albayrak, 11 bin Dolar ve yarım kilo altınını bozdurdu

KIRIKKALE’li iş insanı Haydar Albayrak, döviz kurundaki artışlar karşısında Cumhurbaşkanı Recep Tayip Erdoğan’ın isteği doğrultusunda 11 bin Dolar ile birlikte yarım kilo altınını bozdurdu. Albayrak, “Gün, birlik, kardeşlik, beraber olma ve et tırnak gibi birleşme günü; ayrışma zamanı değil. Ayrıştığımız zaman Allah esirgesin Irak gibi, Suriye gibi oluruzö dedi.

Kırıkkale Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Varlı’yı makamında ziyaret eden iş insanı Haydar Albayrak, daha sonra döviz bürosuna giderek Dolar ve altınlarını bozdurdu.

Albayrak, daha sonra yaptığı açıklamada şunları söyledi:
"Ülkemizde kriz oluşturmaya çalışan ABD’nin son hamlesine tepki amaçlı Kırıkkaleli bir iş insanı bir kardeşiniz olarak burada elimizde olan 11 bin Dolar ve ‘yastık altı’ tabiri ile çocuklarımıza ayırdığımız 500 gram altını, sadece eşimle birlikte parmağımızdaki yüzükleri bırakarak geri kalanını TL’ye çevirmek için buradayız. Gün birlik, kardeşlik, beraber olma ve et tırnak gibi birleşme günü; ayrışma zamanı değil. Ayrıştığımız zaman Allah esirgesin Irak gibi, Suriye gibi oluruz. Arap ülkelerinde yaşanan sıkıntı gibi ayrışmadan birleşerek, o sıkıntıları yaşamadan kardeşliğimizi ortaya koyma günü. Cumhurbaşkanı Recep Tayip Erdoğan’a çıkmış olduğu yolda dün olduğu gibi bugün de, yarın da karınca misali destek amaçlı ülkemize sahip çıkmak amaçlı bugün burada elimizde bulunan yabancı para ve ufakta olsa altınımızı TL’ye çevirmek ve Kırıkkale ‘den ilk desteği açıklamak ve bu meşaleyi Kırıkkale’den yakmak için iş adamı kardeşiniz olarak buradayız."

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ
İş Adamı Haydar Albayrak ın TSO Başkanı Ahmet Varlı’yı ziyareti
Açıklamalar
Albayrak'ın Dolar ve altın bozdurması
Haydar Albayrak ın açıklaması

Haber - Kamera: Erhan GÖĞEM/KIRIKKALE, (DHA)

==================

Kafkasör'de 'Dimitri' adlı boğa Türkiye şampiyonu oldu

ARTVİN'in Kafkasör Yaylası'nda, Karadeniz ve Ege Bölgeleri'ndeki illerden getirilen 48 boğanın katıldığı, 2'inci Türkiye Boğa Güreşi Şampiyonası düzenlendi. Kıyasıya süren final müsabakalarda Ege’den katılan 8 boğada arenada rakiplerine yenildi. Muğla'dan getirilen 'Meksikalı' adlı boğayı yenen Artvinli Fikret Beyaz'a ait 'Dimitri' adlı boğa Türkiye şampiyonu oldu.
Artvin'in Kafkasör Yaylası'nda 200 yıldır yaşatılan boğa güreşleri geleneği 2 yıldır Türkiye Boğa Güreşleri Şampiyonası dönüştürüldü. Artvin Boğacılar Spor Kulübü tarafından düzenlenen ve Artvin, Rize, Muğla, Aydın, Erzurum illerinden getirilen 700 ile 850 kilogram ağırlığındaki 48 şampiyon boğanın katıldığı şampiyona bin 200 rakımlı Kafkasör Yaylasında gerçekleşti. 13 kategoride 48 boğa arenada kıyasıya mücadele etti. 15'i hakem 65 kişinin görev aldığı şampiyonayı Artvin Belediye Başkanı Mehmet Kocatepe, Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Seçkin Kurt, Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birlik Başkanı Demirhan Elçin ile yaklaşık 15 bin kişi izledi. Bazı vatandaşların çadırların içinden, bazılarının da şemsiyelerinin altında güreşleri takip etti.
ÖNCE ZEYBEK, SONRA HORON
Boğa güreşlerinin yapıldığı arenada Ege bölgesi illerinden boğaları ile gelen vatandaşlar davul ve zurna eşliğinde zeybek oynadı. Ardından Karadenizliler aynı alanda tulum ve akordeon eşliğinde horon tepti. Tribünlerde bulunan vatandaşlarda horona eşlik etti, alkışla tempo tuttu.
BOYNUZ VE DOPİNG KONTROLÜ
Kafkasör Yaylasında 12 gündür güreşler için kampa giren boğa ve sahipleri sıkı bir hazırlık dönemi geçirdi. Sabah yürüyüş ve koşu ile spor yaptırılan boğalar pekmez, üzüm kurusu, arpa, yumurta, mısır gibi özel besinlerle beslendi. Boğalar arenaya çıkmadan öncede boynuz ve doping kontrolünden geçirildi. Sivri boynuzları törpülenen boğalar doping kontrolünde ise idrar testine tabi tutuldu.
EGE'DEN GELEN 8 BOĞA DA YENİLDİ
Kıyasıya güreşen boğaların mücadelesi büyük heyecanla izlendi. Güreşler sırasında bazı boğalar insanların arasına dalarak tehlikeli anların yaşanmasına sebep oldu. Sahibinin elinden kaçan bir boğa ise paniğe neden oldu. Kafkasör Boğa Güreşi Türkiye Şampiyonası'nda Muğla ve Aydın'dan getirilen 'Küçük Ağa', 'Deli Kadir', 'Legolas', 'Çılgın Çocuk', 'Yörük Ali', 'Meksilalı', 'Alvin' ve 'Ulubey' isimli 8 boğa da kategorilerinde güreşti. 8 boğada Kafkasör arenadan yenilerek ikinci tura çıkamadı.
'ŞAMPİYON DİMİRTRİ'
Türkiye Boğa Güreşleri Şampiyonası Karadeniz ve Ege Bölgesi boğalarının kapışmasına sahne oldu. Şampiyonanın en büyük kategorisi olan “Yaylaların efendisiö isimli kategorisindeki güreşte Artvinli Fikret Beyaz’a ait 700 kilogram ağırlığındaki ‘Dimitri’ adlı boğa ile Muğla'dan getirilen Necati Kor’a ait 700 kilogram ağırlığındaki ‘Meksikalı’ adlı boğa güreşti. Kıyasıya geçen güreşi kazanan ‘Dimitri’ Türkiye şampiyonu oldu. Boğanın sahipleri arenada büyük sevinç yaşadı.
GENÇ BOĞA SAHİBİNİN GÖZ YAŞLARI
Muğla’dan şampiyonaya katılan ‘Meksikalı’ isimli boğanın bakıcısı 17 yaşındaki Barış Kor boğası yenilince göz yaşlarını tutamadı. Boğasına sarılarak ağlayan genç boğacıya teselliyi Artvinli boğacılar verdi. Boğası Türkiye şampiyonu olan Fikret Beyaz da "Artvin’i temsil ettiğimiz için çok mutluyum. Rakibimiz Muğla’nın en güçlü boğası. 30 yıldır her arenaya giderim, bu bizim için bir gelenek olmuş. 30 yıldır 5 şampiyonluğum var fakat boğamın Türkiye şampiyonu olması benim için ayrı bir anlam ifade ediyorö dedi.
Türkiye Boğa Güreşleri Şampiyonası organize eden Boğacılar Spor Kulübü başkanı Haluk Koçer ise festivale en iyi şekilde hazırlandıklarını belirterek "Artvin halkı bizi yalnız bırakmadılar. Bu yıl 8 Ege boğası ve 40 bölge boğaları güreşti. Güreşler kıran kırana geçti. Amacımız burada ki yeşil doğayı, yeşil Artvin’i en iyi şekilde tanıtmak. Boğa güreşleri markası olan Kafkasör’ü tüm Türkiye’ye dünyaya anlatmakö diye konuştu.

Görüntü Dökümü
----------------------
-Kafkasar Yaylası DRONE görüntüleri
-Boğa güreşi detayları
-Şampiyon boğa detayları
-Kaybeden boğacının ağlaması
-Boğa sahipleri ile röp.
-Detaylar

Haber-Kamera: Adem GÜNGÖR ARTVİN DHA

===============================

Kezban annenin doktor oğlu: Kaymakam ve Kemal astsubayın yardımıyla eğitimimizi tamamladık

MARDİN'in Derik ilçesinde, 5 çocuğu doktor, öğretmen ve hemşire olan Kezban Koyun'un doktor olan oğlu Hacı Koyun, 5 kardeşin birlikte okul okumasının kendileri açısından büyük sıkıntı yarattığını belirtirek, "Kardeşlerimle birlikte okuduk. Bu da ailemize ciddi maddi sıkıntılar getirdi. O dönemin Derik Kaymakamı ve Astsubay Kemal Sarıkaya bize maddi ve manevi yardımcı olarak eğitimimizin tamamlanmasına yardımcı oldu. Haberin yayınlanmasından sonra, 25 yıl önce beni okutan öğretmenim beni aradı. Onur ve gurur duydum" dedi.

Derik ilçesinde yaşayan ve 5 çocuğu doktor, öğretmen ve hemşire olmasına rağmen okuma-yazma kursuna giden Kezban Koyun'un (58), doktor olan büyük oğlu Hacı Koyun, (35), 4 kardeşiyle birlikte okula gittiğini hatırlatarak, "Çok şükür ben ve kardeşlerim ailemize bir şey katığımıza inanıyorum. Hem köyümüze örnek olma anlamında, hem de öğretmenlerimin adını yaşatmak anlamında iyi bir şey yaptığıma inanıyorum. Çünkü, bir birey yetiştiği, eğitim aldığı zaman, inanıyorum ki hem toplumunu, hem ülkesinin geleceğine bir şeyler katıyor. Bu anlamda beni okula gönderen başta annem, babam, ninenm Sultan Koyun olmak üzere, emeği geçen her kese, öğretmenlerime, dönemin kaymakamına, babam komutanımızın yakın arkadaşı olan bir Astsubay Kemal bey'e yani Kemal Sarıkaya'ya şükranlarımı sunuyorum"dedi. Dr.Koyun, lise son sınıfta eğitim görürken durumlarının iyi olmadığını da belirtirek, "O dönemde bir kişiyi okula göndermek zorken, babam hepimizi aynı anda okula gönderebiliyordu. Çünkü, hepimiz bir sene arayla doğmuştuk. Aynı zamanda hepimiz okula gidiyorduk. Ev için ekonomik bir güçtü. Belki şu anda iyi gibi görünebilir. Köy şartlarında ve ekonomi zorluklar altında 5 çocuğu aynı anda okula göndermek, ciddi bir maddi yüktür. Babam bunları başardı" dedi.

"ANNEM İLE İLGİLİ HABERDEN SONRA 25 YIL ÖNCEKİ ÖĞRETMENİM BENİ ARADI"
Doktor Haci Koyun, annezi Keziban Koyun ile ilgili haberin yayınlanmasının ardından 25 yıl önce ilkokula gittiği sırada öğretmeni olan Galip Gülmez'in kendisini aramasından dolayı duygulandığını ifade ederek, "25 yıl önce ilk okula gittiğim yıllarda öğretmenim olan Galip Gülmez, bana telefonla ulaşarak tebrik etti. Bir öğretmenin aradan geçen bu kadar yıl olmasına rağmen öğrencisini unutmuyorsa bu da gurur verici ayrı bir olay. Bunun üzerine ben de Ankara'ya giderek halen çalıştığı bakanlıkta ziyaret ettiğim öğretmenimin elini öperek kendisine teşekkür ettim" diye konuştu.

"ÇOCUKLARI OKULA GÖNDERDİĞİMİZ İÇİN BİZİMLE ALAY EDİYORLARDI"
Türkçe bilmediği için Kürtçe konuşan anne Kezban Koyun da, anne ve babasının Mazıdağı ilçesinde yaşadığını ve 40 yıl önce evlenerek Derik ilçesine bağlı Tepebağ köyünde yaşamaya başladığını anlattı. Fakirlik içerisinde yaşadıklarını hatırlatan anne Koyun, "Biz fakirdik, bizden uzak olduğu halde, Derik'e bazen yayan, bazen de traktörle çocuklarımızı okula gönderiyorduk. Köyde çok kişi bizimle alay ediyorlardı. Her şeye rağmen biz pişman olmadık. Çocuklarımız hayatlarını kurtardı. Biz onlarla gurur duyuyoruz. Şimdi bu yüzden herkes bize saygı duyuyor. Bizim çocukların durumunu görenler onlar da çocuklarını okula göndermeye başladı. Oğlum Doktor Haci çocuklalarımın en büyüğüydü. Oğlum Ferat sonra geliyordu, o da doktor, Zeynep kızımda Doktor oldu. Gurbet kızım öğretmen, Semra kızım da hemşire oldu. Yokluk içerisinde yetiştiler, ben hayvanları besliyordum, eşim de dışarda çalışıyordu. Kızlarımı okula gönderirken kayınbabam bile bizimle alay ediyordu. Kızım Zeynep'in bir gömlek ve bir pantolonu vardı. Bu giydiği gömlek ve pantolonu, akşam yıkıyor, ertesi sabah yeniden giyiyordu. İmkanımız yoktu, fakirdik, çok zor şartlardaydık. Allah'ın yardımıyla zoru aştık. O elbisesi olmayan kızım bu gün doktor olmuş. Başım dik ve bütün çocuklarım beni çok gururlandırdı" dedi.

Kezban Koyun'un 57 yaşındaki eşi Fahrettin Koyun da, 3 kilometre uzaklıktakı okula çocuklarını, yaz ve kış mevsimlerinde her gün okula gönderdiğini ifade ederek, "Okul bizden 3 kilometre uzaktı. Kar, kış demeden, sabah öğle akşam demeden çocuklarımı Derik'e götürüp, getiriyordum. Okuldan getirdiğim zaman çamur çoktu ve çocuklarımın elbiseleri fazla yoktu. Sabah tekrar giymek için, elbiselerini akşamdan yıkıyorlardı. Öyle şartlarda bu çocukları yetiştirdim. Derik ilçesinde su yoktu. Gece, gündüz su satıyordum. Tanklerle, traktörle bu çocukları büyüttüm, pişman değilim. İnşallah darısı bütün halkın başına. Çocukllarımı okula gönderdiğimizde bize tepki geliyordu, bize gülüyorlardı. Şimdi o kişiler bize saygı gösteriyor. Artık o insanlar da çocuklarını okula gönderiyor. Çocuklar okula gittiklerinde bazen param olmuyordu. Sağdan, soldan komşulardan borç alıyordum. Çocuklar parayı nerden getirdiğimi sorduklarında, 'Hayvanlarımız vardı satık' diyordum. Yanlış anlamayın biz köye örnek olduk. Artık bizim köyümüz 7'den 70'e kadar okula gitmeye başladı. Derik'te o dönem bir kaymakam vardı ismini hattırlamıyorum. O çocuklarıma elbise alıyordu, harçlık veriyordu, okula gönderiyordu. İlçe Jandarma'da Kemal Astsubay vardı, Allah razı olsun. O kendi imkanlarıyla çocuklarıma yardım ediyordu, para veriyordu, harçlık veriyordu, elbise alıyordu. Hayatta Kemal üsteğmeni ve adını hatırlayamadığım Derik Kaymakamını hiç unutmayacağım. Çocuklarımın okul okumasında en az benim kadar emekleri olmuştur" şeklinde konuştu.

Görüntü Dökümü
------------------------
-Doktor Hacı Koyun, anne ve babasının elini öpmesi
-Doktor Hacı Koyun, çocukları, anne ve babasıyla birlikte
-Anne Kezban Koyun'un Kürtçe konuşması
- Fahrettin Koyun'un Türkçe konuşması
-Dr. Haci Koyun'un Türkçe konuşması
-Genel ve detay görüntüler

Haber-Kamera: Nezir Güneş-Emrullah KARAKAŞ/DERİK (Mardin), (DHA)

================

Sedyenin üzerinde kalp masajı yaparak hayata döndürüldü

TEKİRDAĞ'da girdiği denizde boğularak kalbi duran Gökhan Güleç (25) ambulansla hastaneye kaldırırken, paramedik Ali Kemal Tamer 15 kilometrelik yol boyunca kalp masajına devam etti. Hastane acilinde kalbin yeniden durmaması için masaja sedye üzerinde çıkarak devam eden Tamer'in çabasıyla Güleç hayata döndürülerek yoğun bakıma alındı.

İstanbul'da oturan Gökhan Güleç arkadaşlarıyla, hafta sonu tatili için günübirlik Tekirdağ'ın Süleymanpaşa ilçesine bağlı Kumbağ sahiline geldi. Burada denize giren Güleç kısa bir süre sonra boğuldu. Çevredekiler 112 sağlık ekiplerine haber verirken, Güleç'i denizden çıkardı. Boğulma ihbarı üzerine ambulans ve acil bakım teknikeri Ali Kemal Tamer, acil tıp teknisyeni (ATT) Hümeyra Tak ve ambulans sürücüsü Erkan Ağaç Kumbağ'a gitti. Deniz kıyısında hareketsiz bir şekilde yatan Gökhan Güleç'e ilk müdahalesini yapan sağlık ekipleri ambulansa alarak Tekirdağ Devlet Hastanesi'ne doğru yola çıktı. Bu sırada Güleç'in kalbinin durduğunu fark eden ambulans ve acil bakım teknikeri Ali Kemal Tamer kalp masajına başladı. Yaklaşık 15 kilometrelik yol boyunca kalp masajını bırakmayan Tamer, hastane aciline geldiğinde ise kalp masajına sedye üzerine çıkarak devam etti. Sağlık ekiplerinin yoğun çabalarının ardından kalbi yeniden atmaya başlayan Gökhan Güleç, acilde doktor Orhan Eroğlu'nun müdahalesiyle yoğun bakım ünitesine alındı.

AZRAİLE KARŞI ZAMANLA YARIŞTIK

Ambulansta ve sedye üzerine kalp masajı yaparak 25 yaşındaki bir genci hayata döndüren Ali Kemal Tamer, adeta 'Azrail'e karşı zamanla yarıştıklarını ve gencin yaşıyor olmasına çok sevindiklerini söyledi. Beş yıldır ambulans ve acil bakım teknikeri olarak görev yaptığını ifade eden Tamer yaşanan olayı şöyle anlattı:

"Ekip olarak istasyonumuzda hazır olarak bekliyorduk. Komuta merkezimizden Kumbağ'da bir boğulma vakası ile ihbar gelince, olay yerine çok hızlı bir şekilde intikal ettik. Boğulan kişinin kumsalda olduğunu, suda bir süre kaldığını ve kalbinin durduğunu fark etti. İlk önce araç sürücüsü arkadaşımız Erkan Ağaç kalp masajına başladı. Daha sonra kalp masajına ben geçtim ve hastayı olay yeri kalabalık olduğu için daha güvenli olması açısından ambulansa alarak hastaneye sevk etme kararı aldık. Ben ambulansın seyir esnasında da pozisyonumu alarak kalp masajına ara vermeden devam ettim. Hastaneye sevkimiz yaklaşık 15-20 dakika sürdü"

KALP MASAJINA SEDYE ÜZERİNE DEVAM ETTİ

Ambulans hastaneye geldiğinde Ali Kemal Tamer'in sedye üzerine çıkarak duran kalbi geri döndürmeye çalıştığı görülürken, yoğun çabası sayesinde Gökhan Güleç hayata yeniden tutundu. O anları 'Azrail'e karşı zamanla yarış' olarak nitelendiren Tamer, "Öncelikle boğulan kişi çok gençti. Aynı yaştayız. Ve durumu kritikti kalp masajına aralıksız devam etmemiz gerekiyordu. Ben o anda başka bir şey düşünmeden daha etkili bir müdahale edebilmek için sedyenin üzerine çıktım ve kalp masajına devam ettim. Bizim anladığımız kadarı ile vaka suda fazla kalmış. Bu nedenle dudak uçları ve parmak uçlarında morarma başlamıştı. Ancak yol boyunca kalp masajı devam ederken bir ara hastanın nabzının geri döndüğünü gördüm. Bu müthiş bir şeydi. Bu hastanın hayata döneceğinin ve yoğun bakım sürecine girebileceği anlamına geliyordu ve umut verici bir durumdu" şeklinde konuştu.

AMBULANSA YOL VERMEK DOĞRU MÜDAHALE KADAR ÖNEMLİ

Tekirdağ İl Sağlık Müdür Yardımcısı Zafer Soykırlı, sağlık ekibinin yoğun çabası ve doğru müdahalesiyle 25 yaşında boğularak kalbi duran bir genci hayata döndürdüklerini söyledi. Ambulans ekibini tebrik eden Soykırlı, trafikte ambulansa yol verilmesinin doğru müdahale kadar önemli olduğunu belirterek, "Arkadaşlarımız günün 24 saatinde hayat kurtarmak adına kritik sürelerle hareket ediyorlar. Gördüğünü gibi hepsi genç ve pırıl pırıl bizim evlatlarımız gibiler. Yaşanan boğulma vakasındaki kişi 25 yaşında. Arkadaşlarımızda aşağı yukarı aynı yaşlardalar. Bu görevlilerimiz vakaya gittiklerinde gördüğünüz gibi sadece hayat kurtarmak için orada olduklarını görmelerini ve yardımcı olmalarını istiyoruz. Trafik ambulanslar bazı sürücülerle boğuşuyorlar. Ambulansa ve bu arkadaşlarımız yol verirseniz, işte bu 25 yaşındaki, 30 yaşındaki hatta 3 yaşındaki 5 yaşındaki insanlar önce Allah sonra bizlerin yapacağı kritik müdahale ile hayata tutunacaklardır. Dolayısı ile bu arkadaşlarımız olay yerinde herhangi bir vakaya geldiklerinde lütfen yardımcı olunuz" dedi.

Sağlık ekibinin müdahalesiyle kalbi yeniden çalıştırılan Gökhan Güleç'in Tekirdağ Devlet Hastanesi yoğun bakımdaki tedavisi sürüyor.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ:
-Boğulan gencin ambulansla hastaneye getirilişi
-Ambulanstan indirilişi
-Ali Kemal Tamer'in sedye üzerinde kalp masajı yaparak hastaneye girişi
-Hastane tabelası
-Sağlıkçılarla röportaj
-İl Sağlık müdür yardımcısı ile röportaj
-112 Komuta merkezi görüntüler
-112 Komuta merkezi tabela
-Genel görüntüler
Haber-Kamera: Ruhan YALÇIN/TEKİRDAĞ,(DHA)

=========================

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın 'döviz' çağrısına Sivas'tan destek

CUMHURBAŞKANI Recep Tayyip Erdoğan'ın 'Dövizlerinizi bozdurun' çağrısına Sivaslılar yoğun ilgi gösterdi. Sabahın erken saatlerinde döviz bürolarına giden vatandaşlar ellerindeki dolar ve euroları Türk Lirası'na çevirdi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın yastık altındaki dolarları ve altınları bozdurun açıklaması sonrasında vatandaşlar harekete geçti. Doların yükselişi sonrası vatandaşlar, ellerindeki dolarları bozdurmak için döviz bürolarının yolunu tuttu. Bu durum dövizcilerin önünde uzun kuyrukların oluşmasına neden oldu.

Elindeki dövizi Türk Lirasına çeviren İbrahim Karaca, Cumhurbaşkanının çağrısı üzerine parasını bozdurmaya geldiğini söyledi. Karaca "Varımızla, yoğumuzla, canımızla, kanımızla destek veriyoruz. Euro bozdurdum, Türk parasına çevirdim. Eğer bugün halen dolar için euro için üç beş kuruş kar etmek isteyen insanlar varsa benim gözümde vatan hainidir ve bunun devamında Cumhurbaşkanımızın çağrısına destek vermeyen insanlarda otursun iyi düşünsünler. Yarın ülkesi olmadığında hangi ülkeye sığınacak, hangi bayrağın altında yaşayacak. Biz sığınmacı kabul ediyoruz ama Allah korusun bizim ülkemize bir şey olduğunda bizi dünyanın hangi ülkesi kabul edecek onu bi düşünsünler" dedi.

2 bin euro bozduran Mustafa Hatip ise "Başkanımızın talimatını kendi çapımızda destekledik. 2 bin euro kadar bozdurdum. Her türlü bizimle savaşıyorlar, hiçbir çareleri kalmadı, tek çareleri ekonomik savaş. Biz de tabi başkanımızın, ekonomi bakanımızın söylediklerini yerine getirerek buna dayanacağız." ifadelerini kullandı.

Bin euro bozduran Hayrettin Öztürk ise "Daha da bozduracağım. Her zaman devletimizin yanında olmamız lazım. Parasız, pulsuz, aç yaşanır ama vatansız yaşanmaz. Birlik olursak bunların hepsi dibe vuracak. Bin euro bozdurdum, daha elimde ne kadar varsa da bozduracağım" dedi.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ:-Döviz bürolarından görüntüler
-Döviz bozduran vatandaşlar
-Konuşmalar

Haber-Kamera: Hüsnü Ümit AVCI-İrfan ÖZŞEKER/SİVAS, (DHA)

Express


En Çok Aranan Haberler