Koronavirus: 'ABD'de Covid-19 hastaları için hayatımı riske atıyorum ama her an sınır dışı edilebilirim'

ABD'de Yüksek Mahkeme, çocukken yasadışı yollardan ülkeye götürülen yüz binlerce insanı, sınırdışı edilme tehlikesiyle karşı karşıya bırakan bir davayı görüşüyor. 2012'de geçirilen Dreams Yasası (Küçük Yaştakı Yabancılara Yardım, Gelişim ve Eğitim Yasası) bu gençlere ABD'de yasal yollardan çalışma ve eğitim görme hakkı vermişti. Ancak Başkan Donald Trump bu yasayı kaldırmak istiyor. Risk altındakilerin bazıları ise koronavirüs salgınıyla mücadele eden sağlık çalışanları.

Koronavirus: 'ABD'de Covid-19 hastaları için hayatımı riske atıyorum ama her an sınır dışı edilebilirim'

ABD'de Yüksek Mahkeme, çocukken yasadışı yollardan ülkeye götürülen yüz binlerce insanı, sınırdışı edilme tehlikesiyle karşı karşıya bırakan bir davayı görüşüyor.

2012'de geçirilen Dreams Yasası (Küçük Yaştakı Yabancılara Yardım, Gelişim ve Eğitim Yasası) bu gençlere ABD'de yasal yollardan çalışma ve eğitim görme hakkı vermişti.

Ancak Başkan Donald Trump bu yasayı kaldırmak istiyor. Risk altındakilerin bazıları ise koronavirüs salgınıyla mücadele eden sağlık çalışanları.

Nisan ayının başında, North Carolina eyaletindeki Winston-Salem'de bulunan bir hastanenin önüne mavi çakarlı lambalarını yakan polis arabaları dizilmişti.

Covid-19 hastalarına bakarak yaşamlarını tehlikeye atan sağlık çalışanları için bunu yaptıklarını söylüyorlardı.

Ancak, bu hastanedeki Covid hastalarına bakan yoğun bakım hemşiresi Jonathan Vargas Andres için bunlar içi boş hareketler.

Aynı birimde, ikisi de hemşirelik yapan eşi ve erkek kardeşiyle birlikte yoğun bakım servisinde çalışıyorlar ve geçen hafta vakalarda bir artış gördüler.

Jonathan da "kaçak" duruma düşebilir ve birkaç hafta içinde, korumak için yaşamını tehlikeye attığı ülkeden sınırdışı edilip edilmeyeceğini öğrenecek.

Yumuşak güney aksanlı sesiyle, "Bunu düşünmemeye çalışıyorum çünkü uzun süre düşünürsem yorgun düşüyorum. Kendi sağlığım için bunu düşüncelerimin dışında bırakıyorum" diyor.

Kasım ayında ABD'de Yüksek Mahkeme önünde düzenlenen gösteri

Jonathan, Obama yönetimi döneminde çocukken ABD'ye yasadışı yollardan getirilen çocukların sınırdışı edilmesini önleyen "Daca" adlı düzenlemeden yararlandı.

Böylece çalışma ve eğitim görme hakkına sahip oldu. 12 yaşındayken Meksika'dan ABD'ye gelmişti.

Donald Trump ABD Başkanı seçildikten kısa süre sonra 2017'de programa son verdi ve şu anda konu Yüksek Mahkemesi'nin gündeminde.

Jonathan'a her an artık ABD'de çalışma ve yaşama izni olmadığı söylenebilir.

ABD'de Daca'dan faydalanan yaklaşık 800 bin kişi var. Sol eğilimli düşünce kuruluşu Amerikan İlerleme Merkezi 29 bininin doktor, hemşire, paramedik gibi sağlık çalışanı olduğunu ve 12 bin 900'ünün sağlık sektörünün başka alanlarında çalıştığını söylüyor.

Jonathan mesleğini çok severek yaptığını söylüyor. Kariyerinin sadece dördüncü yılında bir salgınla karşılaşsa da işini seviyor:

"İçeride olduğunuzda korkutuyor tabii. Neye dokunduğunuz konusunda çok, çok, çok paranoyak oluyorsunuz. Ama bunu düşünmememiz gerekiyor. Çünkü bu insanlara yardım etmek için oradasınız. Mesele siz değilsiniz."

Hastanenin elindeki koruyucu ekipmanlar personle zor yetiyor. Ekipmanları sakınarak kullanıyorlar ve bu durum Jonathan'ı geriyor. Jonathan, insanları yalnız ölürken görmek zorunda kalmanın çok çok daha zor olduğunu anlatıyor:

"Ailelerin bir iPad ile sevdikleriyle vedalaştığını görmek, çok çok üzücü. Sadece stresli değil, duygusal açıdan da çok yorucu."

En azından yoğun bakım servisinde bir dayanışma var ama bazen ikili bir yaşam sürüyormuş gibi geldiğini söylüyor Jonathan:

"İşe gittiğimde, iş arkadaşlarımla konuştuğumda durumumu bilmiyorlar. Ama eve gittiğimde, saklanmaya çalışarak yaşadığımı fark ediyorum. Yaptıklarınızın ülkeniz tarafındar takdir edilip edilmeyeceğini bile bilmiyorsunuz. Ve birkaç ay içinde, sınır dışı edilebilirsiniz."

Kasım ayında ABD'de Yüksek Mahkeme önünde düzenlenen gösteri

Yaşam değiştiren program

Jonathan. 1990'da Meksika'nın Puebla yakınlarındaki küçük bir kasabada doğdu. Babası, otobüs şöförüydü ama aile geçinmekte zorlanıyordu.

Yaşadıkları evi hatırlıyor. Penceresiz, toprak zeminli ve su tesisatı olmayan bir ev.

Babası ilk olarak 2000 yılında ABD'ye gitti ve iki yıl sonra ailesini çağırdı.

Erkek kardeşi ve annesiyle Meksika ve ABD'yi ayıran nehiri geçti, çölde yürüdü ve kaçak yollardan ABD'ye girdi.

2012'ye kadar aile gizlenerek yaşadı. Kaçak göçmenlerin çocukları devlet okullarına gidebilyor, ancak devlet üniversitelerinde eğitim göremiyordu. Özel üniversiteler ise çok pahalıydı.

Liseyi bitirince faklı işlerde çalıştı. Daca programı açıklandığında bir lastikçide çalışıyordu.

"Yaşam değiştiren bir şeydi. Başka nasıl tanımlayabilirim, bilmiyorum. Yasal yollardan çalışabileceğimi ve üniversiteye gitme şansımın olduğunu bilmek."

O noktada 10 yıldan uzun bir süredir ABD'de yaşıyordu ve Amerikalı hissetse de bunu kanıtlayacak belgeleri olmadığını söylüyor.

Daca programı açıklandığında, Jonathan ve erkek kardeşi hemen orduya girmeye çalıştı ancak vatandaşlık durumları yüzünden reddedildiler. Hizmet etme arzuları, onları bunun yerine hemşire olmaya yöneltti.

'Nehrin öte yakasına dön'

İşini sevse de, son dört yılı kaygıyla geçirdi Jonathan. Uykusunda dişlerini sıkmaya başladı. Bazen bunu o kadar çok yapıyordu ki, çene eklemleri şişiyor ve konuşmasını ve yemek yemesini zorlaştırıyor. Bu, genelde stres göstergesi bir durum:

"2015'ten bu yana stres altındayım. Donald Trump'ın, başkan adayı olduğunu duyurduğunda yaptığı ilk şey, Meksikalılara saldırmaktı. İş başına geldiğinde, tehdit çok çok gerçek bir şeye dönüştü."

Jonathan, o günden bu yana daha çok düşmanlıkla karşılaştığını ve açık şekilde ırkçılığa maruz kaldığını söylüyor. Bazı insanların bağnazlıklarını göstermeye hakları olduğunu düşündüğünü belirtiyor. Gittiği spor salonunun dışında yaşadığı bir olayı da anlatıyor.

Yanlış yere park ettiği için bir adamın kendisine ırkçı hakaretlerde bulunduğunu ve "Nehrin öte yakasına dön" dediğini söylüyor.

ABD'de Daca programına başvuran bir kişi

'**Kamuflaj**'

Jonathan iki yıl önce evlendi ve eşi Amerikan vatandaşı. Yeşil karta başvurdu ama kendisine kart verilmedi. Çocukken yasadışı yollardan ülkeye girmiş olması aleyhine işliyor.

Eğer bir kaçak çocuk göçmen, 18 yaşını bitirdikten sonraki bir yıl içinde ülkesine dönmezse, kaçak girişinin yasal sorumluluğunu üstleniyor.

Ve eğer Yüksek Mahkeme Daca programına son verirse, çalışma iznini kaybedebilir.

Jonathan, karar aleyhine çıkarsa ne olacağını düşünmemeye çalışıyor. Meksika'ya gitmeyeceğini, orada hemşirelik mesleğine değer verilmediğini söylüyor. Kardeşiyle, Kanada'ya taşınmayı araştırıyor.

Anne ve babasıyla, 18 yıllık geçmişini geride bırakmak zorunda kalabilir.

Jonathan hemşirelikte ileri bir sertifika alabilmek için yarı zamanlı eğitim de görüyor.

Ama bunu da bırakmak zorunda kalabilir.

Covid-19 ve Yüksek Mahkeme kararı kaygısını her gün hissetse de, koyu mavi önlüğünü giyerken kendisini güvende hissediyor.

"Bazen işte giydiğim önlüğümün bir tür kamuflaj olduğunu düşünüyorum. İnsanlar beni önlük giymiş görünce, 'iyi göçmenlerden' olduğumu ve yasal olarak burada olduğumu düşünüyor.

Ama normal kıyafetlerimi giyince, bir hemşire olduğumu bilmelerine imkan yok. Onlara göre her Hispanik gibi, nehrin öteki yakasından gelenlerden oluyorum."

YORUMLARI GÖR ( 0 )
Okuyucu Yorumları 0 yorum
Tüm Yorumları Görmek İçin Tıklayın
Diğer Haberler