HABER

Merkez Bankası faiz yükseltmeden nasıl 'örtülü artırımlar' yapıyor?

Merkez Bankası'nın gösterge faizi yüzde 8,25 düzeyinde bulunuyor. Ancak son dönemde likidite sıkılaştırıcı önlemlerle Merkez Bankası'nın ortalama fonlama faizi yüzde 9,31'e ulaşmış durumda. Bankaların borçlanma maliyetlerinin artması tüketiciye dönük kredi faizlerine de yansıyor.

Merkez Bankası faiz yükseltmeden nasıl 'örtülü artırımlar' yapıyor?

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Para Politikası Kurulu'nun (PPK) Perşembe günkü toplantısında yüzde 8,25 olan gösterge faizi sabit tutma kararı alması bekleniyor. Ancak Merkez Bankası'nın Dolar/TL paritesinin hızla yükselişe geçtiği Ağustos başından bu yana attığı adımlar bankaların borçlanma maliyetlerini yukarı çekerek, piyasadaki faizlerin de yükselmesine neden oluyor.

Temmuz ayı sonunda yüzde 7,70 düzeylerinde bulunan Merkez Bankası'nın ortalama fonlama faizi, Pazartesi günü yüzde 9,31'e ulaştı. Bu, Nisan ayından bu yana görülen en yüksek düzey.

Ortalama fonlama faizi, piyasadaki likidite ihtiyacının karşılanması için Merkez Bankası tarafından, repo ve depo gibi çeşitli enstrümanlarla gecelik ya da haftalık gibi farklı vadelerde yapılan fonlamanın faizlerinin ağırlıklı ortalamasını gösteriyor.

Merkez Bankası, son dönemde kurdaki artışın önüne geçmek için lira likiditesini azaltmaya dönük bir dizi sıkılaştırıcı adım attı. Bu adımlar, bankaların Merkez Bankası'ndan borçlanma maliyetlerini kademeli olarak yukarı çekti.

Bunun sonucunda da piyasadaki faizler yükseldi. Bankaların internet sitelerinde tüketici kredisi faiz oranları yüzde 20 civarında seyrediyor. Mevduat faizleri ise yüzde 9 ile 11 aralığında yer alıyor.

Faizlerin son 1 aylık seyri. .  .### 'Örtülü faiz' artışı nasıl başladı?

Merkez Bankası, piyasadaki lira miktarını azaltmak amacıyla gösterge faiz dışında likiditeyi düzenleyen diğer araçları kullanıyor. Ekonomistler, bu durumun "örtülü faiz artışı" anlamına geldiğini söylüyor.

Mayıs ayından sonra 6,60-6,80 aralığında seyreden Dolar/TL paritesi, Ağustos ayı başıyla itibaren yükselişe geçmeye başladı. Parite, Ağustos'un ilk haftasında 7 seviyesini aştı ve bu hafta içerisinde de 7,40 düzeyini görerek, tüm zamanların en yükseğine ulaştı.

Liradaki değer kaybı yılbaşından bu yana yaklaşık yüzde 23 oldu.

Merkez Bankası da kurdaki yükseliş karşısında ilk adımı 6 Ağustos'ta attı ve yaptığı açıklamayla ilave likidite imkanlarının kademeli olarak azaltılacağını duyurdu.

Açıklamada, "Piyasalarda oluşan fiyat gelişmeleri yakından izlenmektedir. Merkez Bankası, fiyat istikrarı ve finansal istikrar temel amaçları çerçevesinde, elindeki bütün araçları piyasalardaki aşırı oynaklığın azaltılması doğrultusunda kullanacaktır" denildi.

Bu açıklamanın ardından Merkez Bankası, piyasa yapıcı bankalara Açık Piyasa İşlemleri çerçevesinde tanınan likidite imkan limitlerini önce yarıya düşürdü, ardından da tamamen sıfırladı.

Merkez Bankası, bu dönemde piyasa yapıcısı olarak tanımlanan bankalara yüzde 7,25'ten fonlama sağlıyordu. Bu limitler sıfırlanarak, ilk etapta piyasa yapıcısı bankaların fonlama maliyeti olan yüzde 8,25'e çekildi.

Merkez Bankası ayrıca Ağustos'un ilk haftasından bu yana haftalık repo ihaleleri açmayarak, likiditenin daha da azalmasına yol açtı.

Bankacılar, Merkez Bankası'nın bu adımlarla bankaları gecelik fonlanmaya yönlendirerek, faizleri yüzde 9,75 düzeyine çekmeyi amaçladığını söyledi.

Atılan bu adımların da etkisiyle, Ağustos'un ilk haftasında 7,30'u aşan dolar/TL paritesinin yeniden 7,20'lere gevşemesini sağladı. Dolar/TL kuru bugün yeniden 7,30'un üzerinde seyrediyor.

Dolar/TL paritesinin bir yıllık seyri. .  .### Faizlerin yükselmesini sağlayan başka hangi adımlar atıldı?

Piyasa oyuncuları, Merkez Bankası'nın attığı adımlara rağmen "reel faizin" hala eksi seviyelerde kaldığını ve bunun da lirayı cazip bir yatırım aracı olmaktan çıkardığını söylüyor.

Reel faizin artıda olması, yatırımcıların bir para birimiyle ilgili ileriye dönük yatırım kararı alırken, enflasyon karşısında mevduata yatırmaları halinde yatırımlarının değerini kaybetmeyerek, artıracağı anlamına geliyor. Bu da söz konusu para birimini yatırım için cazip hale getiriyor.

Bu nedenle likiditeyi sıkılaştırma yönünde atılan bu adımlar, liranın değer kazanmasını sağlamadı. Bunun üzerine Merkez Bankası, fonlama maliyetlerini artırmaya dönük yeni adımlar attı.

Merkez Bankası, bir yandan geleneksel yöntemlerle repo ihaleleri açarken, diğer yandan da Çarşamba gününden itibaren Bankalararası Para Piyasası'nda borç alabilme limitlerini gecelik vadede yarıya düşürdü.

Repo ihalesinde ortalama basit faiz Salı günü yüzde 11,30; Çarşamba günü ise yüzde 11,27 oldu.

Bankacılar, borç alabilme limitlerinin düşürülmesi hamlesiyle ise bankaları normal fonlama mekanizması olarak geç likidite penceresine yönlendirilmeyi amaçladığını ifade ediyor.

Geç likidite penceresinde ise ortalama faiz oranları yüzde 11,25 düzeyinde bulunuyor.

Geç likidite penceresi, normal şartlar altında mesai bitimine kadar hesaplarını denkleştirememiş olan bankaların sıkıntıya düşmemesi için geliştirilmiş bir mekanizma. Bu nedenle de bu mekanizmada faiz oranları, diğer fonlama araçlarına kıyasla bir miktar daha yüksek seyrediyor.

Merkez Bankası, geçmişte de bazı dönemlerde geç likidite penceresini, normal fonlama mekanizması olarak kullanmıştı.

PPK toplantısından ne bekleniyor?

PPK, Perşembe günü Ağustos ayı için olağan toplantısını yapacak.

Piyasadaki genel beklenti, yüzde 8,25 düzeyinde bulunan gösterge faizin sabit tutulması.

Ancak ekonomistler, liranın ciddi değer kaybına uğradığı, enflasyondaki artış eğiliminin sürdüğü ve küresel ekonomide baş gösteren likidite sıkıntıları nedeniyle Merkez Bankası'nın gösterge faizinde ciddi bir artışa gitmesi gerektiğini söylüyor.

Merkez Bankası'nın faiz artırmakta çekimser olmasının arkasında ise siyasi nedenler olduğu belirtiliyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, geçen hafta içerisinde yaptığı açıklamada, faizlerin "inşallah daha da düşeceğini" söyledi.

Maliye ve Hazine Bakanı Berat Albayrak da Türkiye'nin kısa vadeli sıcak parayı değil, uzun vadeli yatırım yapan reel yatırımcıyı çekmeyi hedefleyen yeni bir ekonomi modeline geçtiğini ve bunun için de faiz oranlarının kritik önem taşıdığını belirtti.


Geri Dön

En Çok Aranan Haberler