KADIN

'Anne olmadan önce alkoliktim'

'Anne olmadan önce alkoliktim'

Alkolü bırakmamın üçüncü yılında bir kız çocuğum oldu. İçmediğim her gün onu tümüyle sevme kapasitesine sahip oluyorum.

Doktor karnımı açıp ve onu alıp ışığa doğru tuttuğunda, daha önce hiç hissetmediğim bir şey hissettim. Kollarım vücudumun her ik yanında uzanıyordu ve hareket edemiyordum, ama onun yanağını benim yanağıma dayadılar ve onu hissettim. Hıçkırarak ağlamaya başladım, o da ağlıyordu. İşte kızımla tanıştığımda hissettiklerim böyleydi.

İyi bir anneyim. Kızım şu anda 15 aylık ve ben iyi anne olarak ona kitap okuyor, ona sebze yediriyor, devirmesi için üst üste oyuncak tuğlalar diziyor ve onu hiç sorgulamadığı bir yoğunlukta seviyorum. Bu aynı zamanda benim hiçbir zaman içmediğim anlamına geliyor.

İçki içmek bana kendimi rahat hissettiriyordu. Çok büyük, çok hantal ve çok garip bir ruhla dünyaya geldim. Evet iki kolum ve iki bacağım vardı, eksik bir şey yoktu ama bir şeyler yanlış gibi geliyordu.

İçki içmek kendimi rahatlatma yolumdu. İçkinin acı tadı, boğazdan geçerken bıraktığı yanma hissi, midemdeki sıcaklığı ve sonrasında gelen rahatlama. İçiyordum çünkü o zaman dünyanın bir anlamı oluyordu, dünya anca o zaman bir anlam ifade ediyordu.


Genç kızlığımda içki içmek bana cesaret veriyordu, erkeklerle konuşabiliyordum. Bu erkeklerden bazıları beni bazı rahatsız edici şekillerde kullandı ve sarhoşken vücuduma olanları kontrol edemediğimi fark ettim. Başıma gelen kötü şeyleri unutmanın tek yolu daha fazla içmekti.

Uyanınca bir daha böyle bir şey yapmayacağıma söz verdiğim binlerce sabah oldu. Bu sabahların hepsi birbirinin aynıydı: Gözlerim açılıyor; hala hayatta olduğumu fark ediyorum, nerede olduğuma bakıyorum, oraya nasıl geldiğimi hatırlamaya çalışıyorum, başımda gök gürültüsü gibi bir zonklama ve bunun son olduğunu söylüyorum. Gün içinde ilerleyen saatlerde akşamdan kalma halim geçince benim verdiğim söz de geçerliliğini yitiriyordu. Saat altıda elimde bir cin-martini oluyor, ilk yudumu içince içimdeki çatışma yatışıyor ve her şey sadece kıyıya vuran dalgalardan ibaret oluyor.

İlk martini beynimi ele geçirince kendimi uçarı ve heyecanlı hissediyorum. Kafamda devamlı bir önceki geceyi tekrar edip durmam kesiliyor ve sohbetlerde ne kadar akıllı konuştuğumu, şakalarımın komik olduğunu ve yüzümdeki şişkinliğin ve kırmızılığın gençlik verdiğini fak ediyorum.

İki içkiden sonra sıra akşam yemeğinde, biraz daha uzun beklersem hiç yemem. Akşam yemeğinin yanında en az yarım şişe şarap, genelde beyaz şarap içiyordum. Kendimi iyi hissediyorum, sosyal olarak girişken oluyorum, şarabın hangi bölgeden olduğu, sebzelerin nereden geldiği hakkında konuşuyorum.

İçme alışkanlığımın hep birçok bedeli oldu

Yemekten sonra sırada, üzüm posalarının damıtılmasıyla yapılan İtalyan içkisi veya İrlanda kahvesi (üstüne kremşanti konulan viskili ve şekerli kahve) veya pahalı bir likör var. Sandalyemin ucunda oturuyorum, normalde konuştuğumdan çok daha fazla konuşuyorum, başım dönüyor ama o kadar kötü değil. Canlanmak için kahve içiyorum, çünkü içmeye devam etmem lazım. Özüme uzanan bastırılamaz bir içme isteği var. Hemen evde ne kadar alkolüm olduğunu düşünüyorum: 6'lı bira? Şarap? Kaç şişe kaldı? İki kişi için 6'lı bira yeterli değil, çünkü kimle olursam olayım en az üç bira içeceğim kesin. Köşedeki markette durmak için bir bahane bulmaya çalıyorum, sonra sırf evde bulunsun diye öylesine bira almayı teklif ediyorum.

Evde birayı erkenden açıyorum. Televizyonu açıyorum veya dizi izliyorum. İlk bira soğuk ve tazeleyici geliyor. Dizinin yeni bölümüne geçiyorum sonra bir bira daha açıyorum, sonra bir tane daha...


İçki içmemin hep bir bedeli oldu.

Sarhoş bir şekilde arabayla telefon direğine çarptım ve arkadaşlarımın ağır şekilde yaralanmasına neden oldum. Kendimi berbat adamların yatak odasında kaybettim. Hayatımla ilgili bir şey yapmaktan vazgeçtim çünkü içkiye para bulabildiğim sürece sorun yoktu. İşlevsel bir alkoliğin işi olur ama ruhu olmaz derler. Benim hep bir işim vardı.


Acaba hiç çocuğum olacak mı diye merak ederdim, çünkü dokuz ay içki içmeden durabileceğime inanmazdım. Hatta eğer hamile kalmaya çalışıyorsam da içkiyi bırakmam gerekiyor muydu bilmiyordum. O durumda bu bütün bir sene içki içmemek demekti. Bir ya da iki tane içmek benim için bir seçenek değildi.

Kızım dünyaya gelmeden birkaç sene önce bir sabah uyandım. Diğer sabahlar gibi bir gündü. Nerede olduğumu (koltuğumdaydım), oraya ne ara geldiğimi (hiçbir fikrim yoktu) ve kiminle olduğumu (arkadaşım Sarah) idrak etmem bir iki dakikamı aldı. Evin kapısı sonuna kadar açıktı (bunun nedenin hiç öğrenemdim). Arkadaşım Sarah çıkınca kendimi yatak odama attım, gelecekteki çocuğumun babası o sırada orada uyuyordu. Ona baktım ve "Yardıma ihtiyacım var" dedim.

Tüm günü içki içmeden geçirdim, gece de içmedim. Ertesi gün de içmemeyi başardım ve bu satırları yazarken tam 1697 gündür içmiyorum.

Utanç verici hatıralarıma rağmen, içki içmeden de rahat olabilmeyi öğrenmem gerekti, akşam yemeğine gittiğimde, televizyon izlerken, üzgünken içmemeyi öğrendim, içmeden başka insanlarla konuşup iletişim kurabilmeyi öğrendim. Kendimi yeniden genç bir kız gibi hissediyordum ve gün boyu süren sarhoşluğun oluşturduğu bulanıklıkta gizlenmiş düşüncelerim açığa çıktı.


İçkiyi bırakmamın ilk zamanlarında nasıl insan olunur onu öğrendim. Kahvecilerde diğer kadınlarla oturuyor ve bir sarhoşken yaptığım şeyleri ağlamaklı şekilde anlatyordum. Şair, profesör, eski ayyaş, en iyi satan kitapların yazarları, eski uyuşturucu bağımlıları vb. olan bu kadınların hepsi aynı şeyi yaptı. Bana çaresizce ilgiye ve şefkate muhtaç birine el uzatmanın nasıl bir şey olduğunu gösterdiler. Bana geçmişimin düzensizliğinden sıyrılmayı, kendimi affetmeyi ve ileriye bakmayı öğrettiler. Kendi hayatımı yaşamaya değer olmayı öğrettiler.

Hamile kaldıktan sonra alkolik toplantılarında oturup ağladım. Tek isteğim iyi bir anne olmaktı, bir daha asla içki içmek istemiyordum.

Eğer ayık değilsem günlerimin nasıl olacağını gözümde canlandırıyordum. Her sabah 06:30'da uyanıp muzları mükemmel yarımşar santimlik halkalar şeklinde dilimleyemeyecek ve sarı plastik kaba koyamayacaktım. Babası uyanana kadar ona kitap okuyamayacaktım, ya da okusam bile başım ağrıyor olarak, akşamdan kalma şekilde okuyor olacaktım.

Onu kreşe bırakamayacaktım çünkü araba kullanamayacaktım. Günlerimi ilk kitabımı yazmaya ve çizmeye ayıramayacaktım, çünkü böyle bir hayali hak eden değerli bir olduğumu düşünüyor olmayacaktım. Kızıma akşam yemeği için makarna hazırlayamayacaktım, ya da belki hazırlardım ama onun mama sandalyesinde nasıl çatal kullanılır sabırla öğretemeyecektim.


Bugün içki içmeyeceğim, o yüzden bugün kızımı sevme kapasitesine sahibim.

Artık hayat güzel. Artık bağımlı değilim, bir sonra içeceğim içkiyi hesaplamıyorum, zihnim başka şeyler düşünebilecek ferahlıkta. Her gün diğer insanlar için yapabileceğim binlerce iyiliği düşünebiliyor ve diğer insanları sevebiliyorum. Sabırlıyım. Kızımı parka götürebiliyor ve çimlerdeki yeni açan çiçekleri fark edebiliyorum.

İçki içtiğim sırada hiçbir şey içmeyi sürdürmekten daha önemli değil. Nerede olduğumu, kiminle olduğumu, bana nasıl davranıklarını ve ne kadar büyük bir tehlike içinde olduğumu önemsemiyorum. O sırada içki içmek dışında hiçbir şeyi ve hiç kimseyi önemsemiyorum. Kimseyi içkiden fazla sevmiyorum.

Bugün içki içmeyeceğim, o yüzden bugün kızımı sevme kapasitesine sahibim. Umarım onun hayatının her gününü bu şekilde devam ettirebilirim. Umarım hiçbir zaman ortadan kaybolmayı seçmem ve yokluğumu hissetmez. Şu anda olmak istediğim yerdeyim, orası da tam olarak burası.

(Buzzfeed)

Alkol bağımlılığı nasıl tedavi edilir?