Çocuklarda kaygı ile baş etme stratejileri nelerdir?

Çocukluk döneminde şekillenmeye başlayan kaygı, hayati bir duygudur ve çocukların işlevlerinde belirgin düzeyde sorunlar yaşanmasına neden olabilir. Özel Eğitim Öğretmeni ve Psikolog Mine Ağır, çocuklarda görülen kaygı ile nasıl baş edilmesi gerektiği konusunda açıklamalarda bulundu.

Çocuklarda kaygı ile baş etme stratejileri nelerdir?

İnsan hayatında değişimlerin en hızlı ve en çok yaşandığı yıllar çocukluk yıllarıdır. Çocuklar bu dönemde çevresel, fiziksel ve biyolojik etkiler altında gelişimlerini sürdürürken, iç veya dış dünyadan kaynaklı bazı zorlayıcı durumlarla karşılaşabilirler. İçinde bulundukları bu durumlar altında çocukların kaygı düzeyleri de şekillenmeye başlar.

Çocukluk döneminde şekillenmeye başlayan kaygı, hayati bir duygudur ve çocukların işlevlerinde belirgin düzeyde sorunlar yaşanmasına neden olabilir. Okula başlama, aile fertlerinden birinin kaybı, taşınma ya da çocuk üzerinde stres yaratabilecek herhangi bir olay da çocukların kaygısını tetikleyici bir unsur oluşturabilir.

ÇOCUKLARIN SOSYAL HAYATI TEHLİKEDE OLABİLİR

Kaygının çocukların hem duygusal dünyasında hem de düşünceleri üzerinde önemli etkisi vardır. Kaygı ya da korkuyu veya tehlikeli durumları gerçekte olduğundan çok daha büyük ve şiddetli olarak algılayabilmektedirler. Bazı durumlar hakkında kaygılı bir biçimde düşünmek onları daha endişeli ve gergin hale getirebilir.

Kaygılı çocukların, üzücü durumlarla baş edebilmek ve yönetmek için kendi stratejilerini geliştirebilirler. Kaygılı çocukların üzücü durumlar karşısında geliştirdikleri yöntemler, genellikle durumdan kaçınmak veya ebeveynlerinden yardım istemek şeklinde olabilmektedir.

Bu yöntemler, kısa vadede işe yararken, korkutucu durumdan kaçınmak, kendilerini daha kaygılı hissetmelerine ve benzer bir durumla karşılaşmaları halinde duygularını yönetememe olasılıklarını arttıran bir kısırdöngüye dönüşebilir. Korkulara karşı kaçınma davranışı geliştiren çocuklar; evde, okulda ve sosyal ortamlarda günlük streslerle başa çıkmakta daha fazla zorluk yaşamaktadırlar.

ÇOCUKLARDA KAYGI NASIL BELİRTİ VERİR?

Çocuklardaki kaygı sorunlarının belirtileri konusunda ailelerin iyi birer gözlemci olmaları gerekir. Fiziksel belirtiler olarak, hızlı kalp atışı, hızlı nefes alma, terleme, kas gerginliği, bulantı ve dehşet hissi, kaygı halinde ortaya çıkabilecek olan “savaş, kaç veya donakal” reaksiyonuna eşlik eden davranışlar çocuklarda kaygı belirtileri şeklinde görülür.

Kaygılı çocuklar ebeveyninden ayrılmak istemeyebilir kolayca ürkebilir, sıklıkla ağlayabilir veya öfke nöbetleri geçirebilir, kötü uyuyabilir ve baş ağrısı veya karın ağrısı olabilir.

KAYGI HER ZAMAN TEHLİKELİ OLMAYABİLİR

Çocuklarda görülen kaygı, her zaman tehlikeli sonuçlara yol açmayabilir. Kaygının her zaman kötü bir duygu olmadığını bilmekte fayda vardır. Kaygı, kişileri olumsuz ve stres uyandıran durumla baş edebilmek için motive edici bir duygu da olabilir.

Yangın alarmı örneği kaygı bozukluklarını çok güzel açıklamaktadır. Yangın alarmları yangın çıktığı zaman kişileri uyaran, koruyan bir mekanizmadır ve sadece yangın durumlarında sinyal vermesi beklenir. Ancak yangın alarm sistemi bozulmuş ise her türlü etmene karşı sinyal vermeye başlar ve kişileri yanıltır.

Kaygı bozuklukları da bu duruma benzetilebilir. Yerinde duyulan kaygı bizi korurken, ortada tehdit yokken duyulan yoğun kaygı bizi sürekli yanıltır ve yanlış bir şekilde baş etmemize yol açar.

Kaygının problem haline gelmesi ise, kişilerde hissedilen kaygının motive edici düzeyden daha çok kontrolsüz bir biçimde seyretmesi ve kişiyi hareketten yoksun kılması olarak karşımıza çıkar. Hayati bir duygu olan kaygının şiddeti, problem haline gelip gelmediği hakkında önemli bilgiler verir. Bu durum hem çocuklar için hem de yetişkinler için geçerlidir.

ÇOCUKLARDA KAYGI İLE BAŞ ETME STRATEJİLERİ

Ebeveynlerin çocuklarda kaygı ile baş edebilme yöntemlerini ise şu şekilde sıralayabilirz;

Kişiselleştirme ve dışsallaştırma: Çocuğun hissettiği kaygıyı ifade etmesi, hissettiği kaygının resimlerini çizmesi dışsallaştırma ve kişiselleştirme açısından önemli bir adım olabilir. Ardından, çocuğun kaygı hissettiğinde farkında olmasına destek olmak onun kaygısını kontrol etmesine yardımcı olacaktır.

Kaygı uyandıran durumları tespit etmek: Çocuğun yeni ortamıyla ilgili hissettiği bir kaygı varsa, bu durumla ilgili olabilecek kaygı uyandırabileceği düşünülen faktörlerin tespit edilmesi ve gözlemlenmesi ayrıca çok önemlidir. Kreş ya da anaokuluna giden bir çocuksa, bulunduğu ortamın gözlemlenmesi, okul çağı çocuğuyla diğer çocuklar ve velilerle iletişime geçerek kaygı uyandıran faktörlerin ne olduğunun öğrenilmesi gerekir.

Güven veren bir rol modeli olmak: Çocuklar duygu dünyasını ebeveynlerin duygu dünyasını gözlemleyerek yapılandırır. Ebeveynlerden yayılan kaygıyı çocuklar kaydederler. Bu yüzden, kelimeler ve beden dili ile çocukların birçok şeyi modelleyebileceği ve içselleştirebileceği unutulmamalıdır. Ebeveynlerin rol model olmak açısından, olumsuz duyguları harekete geçirmeyen ve güvenli rol modelleri olmaları çok önemlidir

Dünyalarını anlatmalarına izin vermek: Çocuklar dünyayı keşif ve gözlemleriyle kodlar ve birçok bilgiyi adeta bir sünger gibi içlerine çekerler. Kaydettikleri ve kodladıkları bilgiler zaman zaman olumsuz olabilmektedir. Bu durumun önüne geçmek açısından çocukların dünyasını anlamak çok önemlidir. Bir aktivite esnasında çocuktan kendi dünyasına ilişkin paylaşım yapmasına izin vermek, hissettiği olumsuz duyguların arka planında neler olduğunu anlamayı kolaylaştıracaktır.

Sıkıntıya katlanmaya izin vermek: Sıkıcı durumlardan kaçınmak, kaygıyı geçici olarak hafifletmeye yarar, ancak akılcı davranmak ise bu durumda pek işe yaramayabilir. Kaçınmak yerine, çocuklara yönelik sıkıntıya dayanma yöntemlerinin öğretilmesi önemlidir. Örneğin, endişeli hissediyorsa hareket etmesini, dans etmesini istenebilir, yüzünü yıkamasını istenebilir veya dışarı çıkarak bir şeyler yapmak teklif edilebilir.

Maruz Bırakmak: Kademeli maruz bırakmak, kaygılı bir beyni yeniden yapılandırmaya yardımcı olur. Ayrıca, bir çocuğa kaygılı anlardan kurtulabileceğini gösterir. Örneğin, çocuğun toplum içinde konuşma konusunda kaygılı olduğu bir durumda beraber yemeğe çıkıp çocuktan sipariş vermesi ya da garsondan bir şey istemesi teklif edilebilir. Bu konuda sorumluluğu üstlenmesi kendilerine olan güveni arttıracak ve daha az kaygılı hissetmesine katkı sağlayacaktır.” dedi.

Mine AĞIR

Özel Eğitim Öğretmeni ve Psikolog
web site
İnstagram

YORUMLARI GÖR ( 0 )
Okuyucu Yorumları 0 yorum
Tüm Yorumları Görmek İçin Tıklayın
Diğer Haberler