HABER

DHA İSTANBUL BÜLTENİ - 4

 (geniş haber) 1- BİNALİ YILDIRIM İLE EKREM İMAMOĞLU PAZAR GÜNÜ ORTAK YAYINA ÇIKACAK Haber-Kamera: Murat DELİKLİTAŞ - Özgür EREN - İstanbul DHA- AK Parti İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Binali Yıldırım ile CHP İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Ekrem İmamoğlu, 16 Haziran Pazar günü İsmail Küçükkaya moderatörlüğünde saat 21.00'da ortak yayına çıkacak.

(geniş haber)
1- BİNALİ YILDIRIM İLE EKREM İMAMOĞLU PAZAR GÜNÜ ORTAK YAYINA ÇIKACAK

Haber-Kamera: Murat DELİKLİTAŞ - Özgür EREN - İstanbul DHA- AK Parti İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Binali Yıldırım ile CHP İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Ekrem İmamoğlu, 16 Haziran Pazar günü İsmail Küçükkaya moderatörlüğünde saat 21.00'da ortak yayına çıkacak.
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Mahir Ünal ile CHP Grup Başkanvekili Engin Altay, ortak yayının yapılacağı İstanbul Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı'nda basın toplantısı düzenledi. Yapılan açıklamada iki adayın pazar günü ortak yayında bir araya geleceği belirtildi.

"MODERATÖRLÜĞÜ İSMAİL KÜÇÜKKAYA GERÇEKLEŞTİRECEKR"
Mahir Ünal, "Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkan vekili sayın Engin Altay Bey ile yürüttüğümüz çalışmalar tamamlanmıştır. Bugün çalışmaların neticesinde mutabık kaldığımız bir protokolü sizlerle paylaşacağız. Öncelikli olarak 23 Haziran'da gerçekleşecek olan İstanbul seçimlerinin ülkemize hayırlar getirmesini şimdiden temenni ediyorum. Cumhur İttifakı adayı sayın Binali Yıldırım ve Millet İttifakı adayı sayın Ekrem İmamoğlu 16 Haziran 2019 Pazar günü, saat 21.00'de canlı yayında bir araya geleceklerdir. Canlı yayın herhangi bir kanalda değil tüm kanallarda yayınlanacak şekilde ortak yayınla gerçekleştirilecektir. Canlı yayının moderatörlüğünü İsmail Küçükkaya gerçekleştirecektir" dedi.

"6 MADDELİK BİR MUTABAKAT METNİ ORTAYA ÇIKTI"
Engin Altay ise "Tekrar hayırlı olsun. Moderatör sayın İsmail Küçükkaya her bir adaya eşit süre ve aynı soruları sormak suretiyle bu yayını gerçekleştirecek. Eşit süre ve eşit soru ilkesi çerçevesinde bir tartışma programı gerçekleştirilecek. Canlı yayın programı Lütfi Kırdar Kongre Merkezi'nde yapılacak. Canlı yayının teknik hizmetlerini AK Parti ve Cumhuriyet Halk Partisi tarafından görevlendirilmiş ortak bir teknik ekip gerçekleştirecektir. Sayın Ünal'ın söylediği gibi hiçbir televizyon kanalına ait olmayan özel bir servis sağlayıcı ekip tarafından canlı yayın süresi boyunca bu uyduya verilecek, Türkiye'deki bütün yayın kuruluşları, sosyal medya, görsel medya dahil bu yayınları alıp servis edecektir. Mahir Bey ile 2 gündür yürüttüğümüz çalışmalar sonrasında 6 maddelik bir mutabakat metni ortaya çıktı. İstanbul'umuza, adaylarımıza, Türkiye'mize hayırlı olsun" diye konuştu.

"BU KARARI DA ORTAK METİNDE İMZA ALTINA ALDIK"
Mahir Ünal, programın süresiyle ilgili soruya "Bunun inisiyatifini adaylara bıraktık. Moderatör adaylarla görüşerek eşit süre, eşit soru ilkesine bağlı kalarak moderatör ve adaylar bunu kendi aralarındaki müzakereleriyle belirleyecekler. İnisiyatif moderatörde olacak" diye cevap verdi. Ünal, moderatörün nasıl belirlendiği şeklindeki soruya karşılık ise şunları söyledi: "Biz bu tartışmalara girmiyoruz. Biz görevimizi yaptık. Moderatörün belirlenmesi için sayın İsmail Küçükkaya'nın belirlenmesinde Sayın Engin Altay, Sayın Ekrem İmamoğlu ile ben de Sayın Binali Yıldırım ile müzakerelerde gerekli diplomasiyi sürdürüp ortak bir karar oluşturduk. Bu kararı da ortak metinde imza altına aldık"

"EN BAŞINDAN İTİBAREN ETKİLİ OLMUŞLARDIR"
"Parti liderlerinin bir katkısı oldu mu?" sorusuna Engin Altay, "Parti genel başkanlarıyla süreçle ilgili bilgilendirme boyutunda görüşmeler yapıldı. Parti liderlerinin bizim yaptığımız her işe mutlaka katkısı vardır" diyerek cevaplandırdı.
Mahir Ünal'ın aynı soruya cevabı ise "Parti genel başkanları bu süreçte kendi adaylarıyla ilgili. Çünkü sayın Binali Yıldırım Cumhur İttifakı AK Parti adayı. Sayın Ekrem İmamoğlu Millet İttifakı CHP adayı. Doğal olarak hem CHP Genel Başkanı, hem de AK Parti Genel Başkanı devamında, en başından itibaren etkili olmuşlardır. Hayırlı olsun" şeklinde oldu.

Görüntü Dökümü:
---------
-Açıklamadan görüntü

======================================

2- TELEFON DOLANDIRICILARIN KURBANI OLAN KADINA MAHKEMEDEN İYİ HABER

Yüksel KOÇ / İSTANBUL, (DHA) MALTEPE'de evini telefon dolandırıcılarına kaptıran 73 yaşındaki Nimet Çakıl'a mahkemeden iyi haber geldi. Mahkeme, Çakıl'ın dolandırıcıların tuzağı ile sattığı evin üçüncü kişilere satılmaması için ihtiyati tedbir kararı aldı.
Evini telefon dolandırıcıların tuzağı ile Veysel T.'ye 500 bin TL'ye satıp aldığı parayı da dolandırıcılara teslim eden Nimet Çakıl, olayın ardından İstanbul Anadolu 16. Asliye Hukuk Mahkemesi'ne başvurdu. Dilekçesinde telefon dolandırıcıları tarafından emlakçı Cihan T.'ye yönlendirildiğini ifade eden Çakıl, "Dolandırıcıların talimatı altında tehdit, baskı, korkuyla hareket ettim" dedi. Sahile yakın olan evinin gerçek değerinin 750 ile 850 bin TL arasında olduğunu söyleyen Çakıl, dilekçesinde, dolandırıcıların yönlendirmesi ile evini değerinin çok altında bir fiyatla, 500 bin TL'ye satmak zorunda kaldığını kaydetti.
Evin teslimi için gerekli tüm işlemlerin emlakçılar tarafından çok hızlı bir şekilde halledildiğini söyleyen Çakıl, "24 Mayıs 2019 Cuma sabahı Cihan T. ile çalışan S.B., aracıyla gelip beni evimden aldı. Önce hastaneye götürdü, tapuda işlem yapmama engel olmadığına dair sağlık raporu aldı" dedi.

TAPUYU EMLAKÇININ AKRABASINA DEVRETMİŞ
Kendilerini savcı, polis olarak tanıtıp arayan dolandırıcıların evin iadesini sağlayacaklarını söyledikleri için evi devir etmekte sakınca görmediğini kaydeden Çakıl, dilekçesinde, tapuyu dolandırıcıların yönlendirmesi ile irtibat kurduğu emlakçı Cihan T.'nin akrabası olduğunu iddia ettiği Veysel T.'ye devrettiğini kaydetti. Evin bedeli olarak aldığı 500 bin lirayı da kendisini savcı ve polis olarak tanıtan dolandırıcılara veren Nimet Çakıl, kendisini dolandıranların yaşlılığından, yanında kimsenin olmamasından faydalandıklarını ifade etti.

İHTİYATİ TEDBİR KARARI VERİLMESİNİ İSTEDİ
Nimet Çakıl, dolandırıcılık sonucu evini kaybettiğini belirterek, mahkemeden, evininin tapusunu devir ettiği Veysel T.'nin evi üçüncü kişilere devretmemesi için evin tapu kaydına ihtiyati tedbir konulmasını talep etti.

MAHKEME TALEBİ KABUL ETTİ
Çakıl'ın talebini bugün karara bağlayan İstanbul Anadolu 16. Asliye Hukuk Mahkemesi, Nimet Çakıl'ın talebini kabul ederek, evin üçüncü kişilere satışının önlenmesi için ihtiyati tedbir kararı aldı. Tedbir kararını teminatsız alan mahkeme, bu kararın bir örneğinin Maltepe Tapu Müdürlüğü'ne gönderilmesine de hükmetti.

Görüntü Dökümü:
-------
-Güvenlik kamerasından Nimet Çakıl'ın dolandırıcılara para vermek için evden çıkış ve dönüş görüntüsü
-Nimet Çakıl ile röportaj
-Nimet Çakıl ve çocuklarından detaylar
-Yaşadıkları evin görüntüsü
-Genel ve detaylar

============================

3 - 3 GÜNDÜR ARANAN ZİHİNSEL ENGELLİ ÇOCUĞUN CESEDİ BULUNDU

Alper KORKMAZ / İSTANBUL, (DHA) KÜÇÜKÇEKMECE'de 3 gündür kayıp olan zihinsel engelli çocuğun cesedi park halindeki bir minibüs ve duvar arasında bulundu. Haberi alarak olay yerine gelen yakınları uzun süre gözyaşı döktü.
Halkalı Merkez Mahallesi Özden sokak üzerinde bulunan tekstil atölyesi çalışanları iş yerine geldiklerinde park halindeki minibüs ile duvar arasında bir çocuğun hareketsiz yattığını gördü. Durum polis ve sağlık ekiplerine haber verildi. Olay yerine gelen sağlık ekipleri çocuğun hayatını kaybetmiş olduğunu belirledi.

CESET 11 YAŞINDAKİ KAYIP ÇOCUĞA AİT ÇIKTI
Olay yerinde incelemelerde bulunan polis ekipleri cesedin 7 Haziran'dan beri kayıp olan 11 yaşındaki zihinsel engelli Ali Atabey'e ait olduğunu belirledi. Haberi alarak olay yerine gelen yakınları da cesedi teşhis etti. Acılı ailesi ve yakınları uzun süre gözyaşı döktü.

"ÖLDÜRÜLMÜŞ OLABİLİR "
Olayı anlatan acılı dede İsmail Atabey , "Cuma günü akşam saat 4'ten beri kayıptı. O saatten beri arıyoruz. Telefonlar geldi baktık ama bulamadık. en son bugün ablamın kızı beni aradı. Cenazeyi görmüş ve teşhis etmiş burada. Burada ölmesini, buradan kapının oradan araya düşmesini ben mantıklı bulmuyorum. Bize söylenen arkadan girmiş bu pencereden çıkmış ama o çocuk buradan sığamaz. Kapıdan duvar arasına düşmüş. Orada kan izleri de var. Öldürülüp oraya bırakılmış olabilir. Her ihtimal var" diye konuştu.
Küçük çocuğun cenazesi yapılan incelemelerin ardından Adli Tıp Kurumu'na kaldırıldı. Polisin olayla ilgili soruşturması sürüyor.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ
------------------
Olay yerinden görüntü
Minibüsten görüntü
bulunduğu yerden görüntü
Yakınlarından ve vatandaşlardan görüntü
Dede ile röportaj
Yakınlarının ağlaması

============================
4- CESEDİ BULUNAN KAYIP ÇOCUĞUN CENAZESİ ADLİ TIP'TAN ALINDI

Hüseyin COŞKUN / İSTANBUL, (DHA)
Küçükçekmece'de, 7 Haziran'dan beri kayıp olan ve bu sabah Halkalı'da park halindeki bir minibüs ile duvar arasında sıkışmış halde cansız bedenine ulaşılan zihinsel engelli Ali Atabey'in (10) cenazesi ailesi tarafından Adli Tıp Kurumu'ndan alındı. Küçük çocuğun babası, cenaze aracının çıkışı sırasında gözyaşı döktü.
Küçükçekmece'de, 7 Haziran'dan bu yana kendisinden haber alınamayan, Orhan Saral İlkokulu 4'üncü sınıf öğrencisi, zihinsel engelli Ali Atabey'in cansız bedenine bu sabah ulaşılmıştı. Ailesinin 3 gün önce bir televizyon programına da çıkarak aradığı çocuk, Halkalı Mahallesi'nde bir iş yerinin önünde kapıları açık şekilde park halinde bulunan ve kullanılmayan bir minibüs ile duvarın arasında sıkışmış halde bulunmuştu. Olay yerine gelen 112 Acil Servis ekiplerinin, çocuğun hayatını kaybetmiş olduğunu belirlemesi üzerine, Ali Atabey'in cansın bedeni otopsi yapılmak üzere Adli Tıp Kurumu'na kaldırılmıştı. Otopsinin ardından cansız bedeni cenaze aracına konularak, yakınlarına teslim edilen Ali Atabey'in Adli Tıp Kurumu'ndan çıkarıldığı sırada acılı babası gözyaşı döktü. Cenaze, yarın öğle namazına müteakiben Küçükçekmece'deki Zeynebiyye Camii'nde yapılacak olan törenin ardından toprağa verilecek.

Görüntü Dökümü:
------------------
- Cenaze aracının çıkışı
- Babanın gözyaşları
- Detaylar

==============================

5- KAVGAYA MÜDAHALE ETMEDİKLERİ İDDİA EDİLEN POLİSLERİN BERAATİNE TEMYİZ BAŞVURUSU

Özden ATİK / İSTANBUL, (DHA)
Beyoğlu İstiklal Caddesi'nde 4 Temmuz 2015 tarihinde 36 yaşındaki Ayhan Kaya'nın defalarca bıçaklanarak öldürülmesine ilişkin kavgayı gördükleri halde müdahale etmedikleri iddiasıyla yargılanıp beraatlerine karar verilen iki polis hakkında, ölenin ailesi üst mahkemeye temyiz başvurusunda bulundu. Dilekçede, olayın polislerin gözü önünde meydana geldiği ifade edilerek "Arenada bir gösteriyi seyreder gibi cinayeti seyretmiş oldukları olay yerini kayıt eden kamera kayıtlarından açıkça görülmektedir" ifadelerine yer verildi.
Ayhan Kaya'nın ailesi, "Görevi kötüye kullanmak" suçundan yargılanan iki polis hakkında beraat kararı veren İstanbul 51. Asliye Ceza Mahkemesi'ne istinaf mahkemesine gönderilmek üzere itiraz dilekçesi sundu.
Dilekçede, Ayhan Kaya'nın öldürülüşü anlatılarak bütün olayın, bizzat olay yerinde bulunan güven timi polislerinin gözünün önünde meydana geldiği ifade edildi. Dilekçede, "Uzun bir zaman sürecinde maktülün katli cereyan etmiştir. Maktül düşene kadar hiçbir şekilde kıpırdamamışlardır ve arenada bir gösteriyi seyreder gibi cinayeti seyretmiş oldukları olay yerini kayıt eden kamera kayıtlarından açıkça görülmektedir" denildi.
Polis Vazife ve Selahiyet Kanununa dayanarak "polisin yeri ve zamanına bakılmaksızın bir suçla karşılaştığında suça el koymak, önlemekle görevli olduğu" kaydedilen dilekçede, "Önce basit bir ağız dalaşı olarak başlayan olaya, zamanında müdahale etselerdi çok büyük bir ihtimalle olay kapanıp bitecekti. Ancak polislerin görevlerini yerine getirmemeleri olayın büyümesine, sonra kavgaya daha sonrasında bıçaklamaya ve cinayete kadar geliştirmiştir. Polis memurlarının hareketsiz kalmaları, eylemi bir ihmal, görevi kötüye kullanmadan öte yetkiyi doğru kullanma zorunluluğuna aykırı davranılarak taksirli olarak esas suç eylemine iştirakleri gözönüne alınması gerekirdi" ifadelerine yer verildi.

YENİDEN YARGILAMA YAPILMASI TALEP EDİLDİ
Olayı gören ve müdahale etmeyen başka polis memurları olduğu halde ikisi hakkında dava açılıp karar verildiği, ikisi hakkında da soruşturmanın devam ettiğine değinilerek savcılığın ve idari soruşturmanın hukuka uygun yapılmadığı belirtildi. Muhtemel tehlikenin önlenmesi için polisin yetkilerini kullanmasının zorunlu olduğu vurgulanan dilekçede, somut kamera kayıtlarına rağmen iki polis hakkında "yüklenen fiilin kanunda suç olarak tanımlanmamış olması" gerekçesiyle hukuka aykırı olarak beraat kararı verildiğine dikkat çekildi. "Polislerin müdahale etmeleri gerekirken zamanında müdahale etmemişlerdir. Hangi kanunda suç olarak tanımlanmamış izahı gerçekten mümkün görülmemektedir" denilen dilekçede, yerel mahkemenin beraat kararının kaldırılarak yeniden yargılama yapılması ve iki polisle birlikte diğer polislerin de yargılama yolunun açılarak cezalandırılmaları talep edildi.

OLAYIN GEÇMİŞİ
Beyoğlu İstiklal Caddesi'nde 4 Temmuz 2015 tarihinde 36 yaşındaki Ayhan Kaya, sivil polislerin ve onlarca vatandaşın gözü önünde kemerle dövülüp defalarca bıçaklanmıştı. Bu olayın kamera görüntüleri de basında yer almıştı. Cinayete ilişkin yargılama sonunda 3 kişi, "Kasten öldürme" suçundan 25'er yıl hapis cezasına çarptırılmıştı. Ayhan Kaya'nın öldürülmesine ilişkin soruşturma devam ederken Kaya'nın annesi Ayşe Türk, avukatı aracılığı savcılığa dilekçe vererek, olayı seyreden güven timi polislerinin olduğunu, olaya hiçbir şekilde müdahale etmediklerini uzunca bir süre dövülen oğlunun bıçak darbelerinden sonra yere düştükten sonra müdahale edildiğini iddia ederek işlem yapılmasını talep etmişti. Olay yeri görüntülerini inceleyen savcılık, olaya müdahale etmedikleri iddia edilen polisler hakkında soruşturma başlatmıştı. Haklarında soruşturma açılan 7 polisten İstanbul Güven Timleri Şube Müdürlüğü B Bölge Büro Amirliği'nde görevli 2'si hakkında "Görevi kötüye kullanma" suçundan 6 aydan 2 yıla kadar hapis istemiyle dava açılmıştı. İstanbul 51. Asliye Ceza Mahkemesi ise 9 Nisan 2019'da sanık polisler M.Ö. ve A.T. hakkında "yüklenen fiilin kanunda suç olarak tanımlanmamış olması nedeniyle" beraat kararı vermişti. Öte yandan olay yerinde bulunan eski komiser yardımcısı Z.O. ve polis memuru B.C. hakkındaki savcılık soruşturması ise halen devam ediyor.

Görüntü Dökümü:
------------
ARŞİV

===================================

(tekrar)
6- SOSYAL MEDYADAN OTOBANA "MAKAS" TERÖRÜ

- Uzmanlardan BTK'ya çağrı

Gül KABA-Özgür KUMANOVALI- Ömer HASAR/İSTANBUL, (DHA) - Makas, drift, tek teker... İstanbul caddelerinde her geçen gün artan trafik magandalarını sosyal medyada açılan gruplar teşvik ediyor. "Ruh sağlığı bozuklar topluluğu" , "Sadece hızlılar takip etsin" gibi sloganlarla açılan gruplarda her gün onlarca görüntü paylaşılıp 'en iyi' video seçiliyor. Uzmanlar, BTK'nın önlem almasa gerektiğini belirtiyor.

SOSYAL MEDYADA YAYGINLAŞTI
Sosyal medyada maganda sürücüleri teşvik etmeye başladı. "Ruh sağlığı bozuklar topluluğu" , "Sadece hızlılar takip etsin ..." gibi sloganlar kullanan sosyal medya grupları gün geçtikçe yaygınlaşıyor. Açılan hesaplar üzerinden "en iyi makas atanlar", "En iyi drift yapanlar", "En çok hız yapanlar" bile seçiliyor. Özellikle genç sürücüler, makas atarken çektikleri görüntüleri sosyal medyada paylaşarak en iyi seçilmek için yarışıyor. Bir yandan hız yapıp bir yandan da görüntü çekmeye çalışan sürücülerin bir çoğu da kazaya sebebiyet veriyor.

"MAKAS ATMANIN CEZASI BİN 2 LİRA"
Konuyla ilgili değerlendirmede bulunan Altınbaş Üniversitesi'nden Ceza Hukukçusu Doç. Dr. Hasan Sınar, makas atarak yapılarak trafik ihlalinin özellikle otobanlarda çok sık yaşandığını söyledi. Sınar, "Şu soruyu sormalıyız, insanlar nasıl bu kadar pervasızca makas atabiliyor ve bundan dolayı cezalandırılıyorlar mı? Aslında mevzuatta ceza öngörülüyor. Karayolları Trafik Kanunu'na bağlı idari para cezası uygulaması var. Bu ceza da her yıl artırılıyor. 2019 yılı başında yapılan değişiklikle şu anda makas atmanın cezası bin 2 lira. Ancak o para cezasının varlığı bu fiilleri sona erdirmeye yetmiyor" ifadelerini kullandı.

"ANA ARTERLERE EDS SİSTEMİ GETİRİLSİN"
Doç. Dr. Sınar, "Yollardaki bütün ana arterlerde Elektronik Denetleme Sistemi'nin (EDS) aktif hale getirilmesi fevkalade önemli. Şu anda sadece yakalanabilen, tespit ve ihbar edilenlere bu cezayı uyguluyoruz" diye konuştu.

"YAPAY ZEKA MAKAS ATANI YAKALASIN"
Bin 2 lira para cezasının az değil ama tek başına yeterli olmadığını dile getiren Doç. Dr. Sınar, "Teknoloji gelişti, trafik ihlallerinin oluşturulan bir yapay zeka algoritmasına yüklenmesi ve bu ihlali gerçekleştirenlerin anında tespit edilmesi halinde İstanbul'un neresinde olursa olsun bu sürücülere yaptırım gelecek. Bunun için yasal alt yapıyı oluşturmak da çok kolay. Bin 2 lira para cezası az değil ama tek başına yetmez. Bunun yanında mutlaka makas atma fiilini gerçekleştiren, trafikte genel güvenliği kasten tehlikeye sokan kişinin anında ehliyetinin belli bir süre iptal edilmesi lazım. Hatta aracın da belli bir süre trafikten çekilmesi gerekiyor. Yapay zeka algoritmasını hayata geçirdiğimiz zaman kim, nerede, ne zaman, ne şekilde suç işlemiş olursa olsun, hiçbir şekilde bu yaptırımdan kaçamayacak" dedi.

BTK SOSYAL MEDYA İÇİN HAREKET GEÇSİN
Sınar, "Sosyal medyada makas atan kişilerin çektiği videolara yönelik 5657 sayılı kanun son derece açıktır. Derhal idari tedbir alıp, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) o videoları erişime engelleyebilir. Bu konuda onların da hareket geçmesi gerekiyor" diye konuştu.

"SÜRÜCÜLERİ REHABİLİTASTON MERKEZİNE GÖNDERMELİYİZ"
Trafik ve Yol Güvenliği Uzmanı Dr. Suat Sarı ise, "Sorunun köküne inip, insanların rehabilite edemezsek sonuca varamayız. Kanundaki ceza maddesine bu insanları rehabilite etmeyi de eklemek lazım. Batıda drift yapan 'sosyal anarşist' olarak nitelendirilen sürücüleri 1 ay rehabilitasyon merkezlerine gönderiyorlar. Onlar, trafik psikologları eşliğinde rehabilite ediliyor. Yurt dışında drift sorunu böyle çözüldü. Bu insanları topluma kazandırıp bir daha drift yapmamalarını sağlıyorlar" diye konuştu.

NE YAPMAK GEREKİYOR?
Alınması gereken önlemleri anlatan Sarı, "Drift yaptığınızda etrafınızdakileri için problem oluyorsunuz. Her an başkalarına vurabilirsiniz ve kötü örneksiniz. Drift yapan kişi öğrenciyse okuluna, işçiyse mutlaka çalıştığı kuruma geri bildirimle bu davranışını bildirmek gerekiyor. Aldığı cezayla bu bütünleştiği zaman o sürücü de rehabilitasyona girmiş olur. Eğer geri bildirimleri yapmazsak, kişileri rehabilite etmezsek bu artacaktır. Çünkü polisin her yerde kamerası yok, her yerde polis yok" ifadelerini kullandı.

HER YIL 7 BİN KİŞİ HAYATINI KAYBEDİYOR
Trafiğin psikoloji işini olduğunu vurgulayan Sarı, "Ülkemizde trafik psikologları yok denecek kadar az. İnsanların trafikteki davranışları, motivasyonları ve yanlış yaptığı hareketlere bu psikologlar bakar. Hatta yolların dizaynda da trafik psikologlarından görüş alınır. Buna çok ihtiyacımız var. Türkiye'de her yıl trafikte 7 bin 400 kişi ölüyor, 320 bin kişi yaralanıyor, bunların yüzde 15'i de engelli olarak hayatını sürdürüyor. Mutlaka bu olaya el atmak lazım. Sosyal medyayı yönetenler, topluma kötü örnek olacak içerikleri engellesinler. Küfürleri engelledikleri gibi drift videolarına da izin vermesinler" dedi.

Görüntü Döküm:
------
(27 MAYIS'TA GEÇİLEN GÖRÜNTÜLER)
-Gruplarda paylaşılan görüntüler
-Kaza anları
-Sınar'ın açıklaması
-Sarı'nın açıklaması

============================

Geri Dön