"Disiplinler arası güce inanıyorum"

Antalya AKEV Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Kamile Perçin Akgül: - "Eğitim-öğretimde test sürecinin ardından arkadaşlarınızla yaptığınız o küçücük kahve molalarının bile aslında zaman kaybı olduğunu düşünmeye başlar hale geliyorsunuz. Hem sahne sanatları profesörü hem iletişim profesörü hem de aynı zamanda yeni mezun olduğum psikoloji yüksek lisansım sayesinde de çalışma alanlarımı belli ölçüde genişletmiş oldum çünkü ben disiplinler arası güce inanıyorum" - "Kadın toplumun mimarıdır ve kadın bildiği her şeyi öğretir ve bu çok önemli bir misyondur. Kadının bu anlamda bilinçlenmesi çok kutsal bir şeydir. Bir iletişimci olarak, bir şekilde diğer disiplinlere duyduğum ilgi çerçevesinde felsefe öyle bir alandır ki iletişimin, psikolojinin ve sosyolojinin kıymetli bir zeminini oluşturmuştur" - "İşe odaklandığınızda her türlü şeyi sahiplenmiş ve üstlenmiş oluyorsunuz. Dolayısıyla rektörlük görevim, çok büyük bir keyifle yürütülen bir süreç olacak"

İSTANBUL (AA) - AYŞE BÜŞRA ERKEÇ - Antalya AKEV Üniversitesi Prof. Dr. Kamile Perçin Akgül, "Eğitim-öğretimde test sürecinin ardından arkadaşlarınızla yaptığınız o küçücük kahve molalarının bile aslında zaman kaybı olduğunu düşünmeye başlar hale geliyorsunuz. Sahne sanatları profesörü, iletişim profesörü, aynı zamanda da yeni mezun olduğum psikoloji yüksek lisansım sayesinde çalışma alanlarımı belli ölçüde genişletmiş oldum çünkü ben disiplinler arası güce inanıyorum." dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından geçen aylarda Antalya AKEV Üniversitene atanan ve bu yıl İstanbul Esenyurt Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Psikoloji bölümünden mezun olan Akgül, AA muhabirine yaptığı açıklamada, akademik dünyanın içinde her hareket ve tavırla öğrencilere rol-model olmanın önemine değindi.

Akgül, öğrencilerine rol-model olmanın getirdiği yükümlülüğün özgürlüğünü bir nebze de olsa kısıtladığını ifade ederek, "Akademik yaşamın içerisinde olduğunuz vakit, bazı zorunluluklar söz konusu oluyor. Yani herhangi bir meslek grubu gibi aldığınız dört yıllık lisans eğitimiyle bütün ömrünüzü geçirebilme gibi bir durum söz konusu değil. Zaten öğrenmek ve bireysel gelişiminizi tamamlıyor olmak, sürekli yenilenme şeklini de yaşam biçiminiz haline getiriyor." diye konuştu.

Her gün "Bugün ne yapabildim, neyi başardım?" gibi bir sorgulamayla kendini motive ettiğini anlatan Akgül, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Eğitim-öğretimde test sürecinin ardından arkadaşlarınızla yaptığınız o küçücük kahve molalarının bile aslında zaman kaybı olduğunu düşünmeye başlar hale geliyorsunuz. Tabii bu çok enteresan bir refleks çünkü sürekli bir şey yapmak istiyorsunuz. İşte bu çerçevede halihazırda birçok şeyi yapmış olmayı hiçe sayarak, öğrenmeyi hobi olarak tanımlıyorum. Okumak, benim için gerçekten hobi haline geldi ama aynı zamanda istisnai bir durumu da yakalamış oldum. Hem sahne sanatları profesörü hem iletişim profesörü hem de aynı zamanda yeni mezun olduğum psikoloji yüksek lisansım sayesinde de çalışma alanlarımı belli ölçüde genişletmiş oldum. Disiplinler arası güce inanıyorum yani daha farklı açılardan kendi alanınızı yorumladığınız vakit daha vizyoner ve eleştirel bakabildiğiniz için katkı sağlayabilme avantajını yakalıyorsunuz, bu benim için çok kıymetli."

Akgül, bireysel gelişimin altında bireysel tatminin yattığına dikkati çekerek, "Bir şeylerle kendimi tazeledikçe ve yeniledikçe bunun keyfini aldığımı fark ettim, bu keşfi öğrencilerime de yaşatmak istiyorum. Öğrencilerime ve iki çocuk annesi olarak tecrübelerime dayanarak, çocuklarımız söylenilenleri yapmıyorlar, hele dikte edilenleri onlara hiç yaptıramıyorsunuz. Kendi çocuklarım ve ülkemin bütün çocuklarında gözlemlediğim şey, ancak gördüklerini içselleştirebiliyorlar." değerlendirmesinde bulundu.

- "Kadın toplumun mimarıdır"

Yaklaşık binin üzerinde kadına aile içi iletişim konusunda eğitim verirken, temel amacının "kadın" olduğunu vurgulayan Akgül, "Çünkü kadın toplumun mimarıdır ve kadın bildiği her şeyi öğretir ve bu çok önemli bir misyondur. Kadının bu anlamda bilinçlenmesi çok kutsal bir şeydir. Bir iletişimci olarak bir şekilde diğer disiplinlere duyduğum ilgi çerçevesinde felsefe öyle bir alan ki iletişimin, psikolojin ve sosyolojinin kıymetli bir zeminini oluşturmuştur. Önce çocuklarla tanıştım ama şimdi temel amacım, anne ile tanışmak gibi bir hedef belirlemiş durumdayım." şeklinde konuştu.

Prof. Dr. Akgül, aynı zamanda sosyoloji öğrencisi olduğunu belirterek, şunları kaydetti:

"Yaşadığım bütün bu süreci, 'bilgi zenginliği' diye tanımlıyorum çünkü sahip olduğunuz her şeyi kaybedebilirsiniz. Ben disiplinler arası yolculuğun kıymetli olduğuna inandığım için böyle bir yola çıktım. Esas olan aslında hepimizin ülkemize karşı birtakım sorumlulukları var. Bunun yerine getiriliyor olması gerekir ve bunu çocuklarımıza ancak ve ancak yaşayarak, örnek olarak sunabiliriz dikte ettirerek değil.

Anadolu'nun birçok ilini memuriyet nedeniyle dolaşan bir ailenin çocuğu olarak okudum. Kolejlerde okumadım. Doçentlik sınavımız çok sıkıntılı bir sınavdı ve o sınavı geçebilmek de oldukça güçtür. Mesela çocuklarım nedeniyle yurt dışına gidip eğitim görme şansım yoktu. 'Bunun burada yapılabileceğini göstermek zorundayım.' gibi bir hedef belirleyerek, bir gecede altmış sözcük ezberleyerek eğitim hayatımı şekillendirdim."

İnsanın kararlı olduğu vakit zorluklarla baş edebilme yetisinin geliştiğini anlatan Akgül, "Çocuğunu emziren bir kadının, aynı anda soru çözüyor oluşu dramatik bir tablo ama kararlılığın da önemli bir göstergesidir. Çok meşakkatli süreçler aslında bunlar. Bence her şeyin başında kararlı olmak yatıyor. Bizim tavizsiz, uğruna canımızı bile feda edebileceğimiz birtakım değerlerimiz vardır, 'Bu da benim vatani görevim.' diye tanımlıyorum. Yani 'Çevreme, topluma, ülkeme, aileme, öğrencilerime ve sevdiklerime nasıl daha fazla yarar sağlayabilirim?' diye düşünüyorum." ifadelerini kullandı.

- "Sevdiğim insanların dertlerinin dermanı olabilmek büyük bir onur"

Prof. Dr. Kamile Perçin Akgül, öğrencilerinin her koşulda yanında olduğunu bildiklerini aktararak, şunları söyledi:

"Öğrencilerime, 'Sadece odamın kapısı değil, kalbim size açıktır.' derim. Etrafımda her zaman sevgilisinden ayrılan, parası biten, ailesine anlatamayacağı dertlerini anlatan öğrencim olmuştur. Öğrencimin çoğunda cep telefonum vardır çünkü ben her zaman erişilebilir olma hedefini güttüm. Mesleğim itibarıyla insanlarla iletişim sürecinde, onların beklentilerini karşılayabiliyor ve çözüm odaklı olmak isterim. Her zaman insan merkezli akademik yaşamımda, öğrenci merkezli yaşamayı hedef edinmişimdir

Rektörlük vazifem ise çok yeni, henüz iki aylık bir sürecin içerisindeyim. İstanbul Yeni Yüzyıl Üniversitesi İletişim Dekanlığı, Haliç Üniversitesi İşletme Fakültesi Dekanlığı ve Sosyal Bilimler Endüstri Müdürlüğünün ardından Gaziantep Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Dekanlığını yürütmüştüm. Açıkçası, 'Arada ne fark var?' diye soran arkadaşlarım oluyor. Henüz benim için bir fark yok çünkü işkolik olduğunuz vakit işin tanımının da pek önemi kalmıyor. Yani siz işe odaklandığınızda her türlü şeyi sahiplenmiş ve üstlenmiş oluyorsunuz. Dolayısıyla rektörlük deneyimi benim için çok büyük keyifle yürütülen bir süreç olacak. Daha güzeli ise etrafınıza, öğrencilerinize ve çalışma arkadaşlarınıza olanak sunuyor olmak çok değerli benim için ve sevdiğim insanların dertlerinin dermanı olabilmek büyük bir onur ve ayrıcalıktır."

YORUMLARI GÖR ( 0 )
Okuyucu Yorumları 0 yorum
Tüm Yorumları Görmek İçin Tıklayın
Diğer Haberler