KADIN

Ekşi Sözlük Yazarından Hüzün Dolu Bir Ayrılık Hikayesi

Ekşi Sözlük Yazarından Hüzün Dolu Bir Ayrılık Hikayesi

Herkesin en az bir kez yaşadığı hislerden biri de terk edilmenin dayanılmaz ağırlığı. Ekşi Sözlük yazarları da bu ağırlıktan kurtulmak için yazmayı ve anlatmayı seçmişler. İşte yüreğinizi sızlatacak o hikayelerden sadece biri!

Bir zamanlar Zonguldak Karaelmas Üniversitesi'nde okuyan bir kız tarafından 2010 Ocak ayı içerisinde yaşattırıldığım acı hadise.
Bir arkadaşımla İstanbul'da dolaşırken rastlamıştım. Tek bir kere görüp aşık olmuştum, vurulmuştum. Akşam olduğunda heyecanla internete girip arkadaşıma o kızı sordum. Güldü. "Neden gülüyorsun,' dediğimde daha da kuvvetli güldü. Sonra gülme sebebinin asla olmayacak bir şeye hayal kurmam olduğunu söyledi. Bana o kızın aslen Bursa'da yaşadığını fakat o sene kazandığı üniversiteyi Zonguldak'ta okuyacağını söyledi. Çevre Mühendisliği bölümünü kazanmış.
Neyse efendim bana zorla da olsa kızın MSN adresini ve Facebook profilini öttü. Ekledim. Konuşmaya başladık. İlk önce çok soğuk davrandı. Fakat bir zaman sonra sık konuşmaya başladık. Girmediğim zamanlar hesap sorardı. Bir zaman sonra erkek arkadaşı olduğunu öğrendim. Önce irdelemedim. Ümidi kestim. Yazdığı zaman soğuk davranıyor ve 'ee, iyi, hmm' baabında sözlerle geçiştiriyordum. Aradan yine günler geçti, ayrıldığını söyledi. Tabii, ben de hemen ilişkisi yeni bitmiş kızı teselli eden piç moduna girip avutmaya başladım. Aniden kız bana yavşamaya başladı. Hafiften yazmalar oynaşmalar öpücük göndermeler falan... Fakat aniden delikanlılığım tutup, 'olmaz ayıp daha yeni ayrılmışsın millet görürse ne düşünür' deyip geri çevirdim nazikçe öpücüklerini.


Bir süre sonra kontrol etmeye başladım Facebook'tan neler yapıp yapmadığını. Bir gün ilişki durumu tekrar aynı kişiyle olduğunu gösteren kalp ile yanıp sönüyordu ekranımda. Al işte, dediğim çıktı deyip umursamadım. Fakat kıza vurulmuştum bir kere. Eninde sonunda benim olmalıydı. Artık aşkımı içimde tutamaz hale gelmiştim. Ne olursa olsun söylemeliydim, itiraf etmeliydim. Onun da bana karşı boş olmadığından adım gibi emindim.
O zamanlar ben de ufak bir pastahanede sırf cebime üç beş kuruş girsin diye geceleri paketlemeci olarak çalışıyordum. Yeni açılmıştı. Geceleri ekmek pişiren ustalar, ben ve patronun benimle aynı yaşlardaki oğlu olurdu dükkanda. Ben işim bitince patronun oğluyla bira alır, arabesk müzik eşliğinde transa geçer apaçi gibi takılırdım onunla. Bir ay dolmasına rağmen henüz maaşımı alamadığımı da belirtmeliyim burada. Çocuğa bu kızdan bahsettim.'açıl abi' dedi, gaza getirdi yavşak.
Bir akşam yine ayrıldığını söyledi bana. Ben de tabii tutamadım içimi döktüm akabinde. Birkaç gün düşündükten sonra "sevgilim" diye mesaj attı. Sevindim. Çocuklar gibi. Sokaklarda koşturup şen şakrak gülücükler saçtım etrafa. - - - - - -

Aradan bir ay geçti. Ben hala para alamıyordum. İlişkimiz ise hızla rayına oturmuş, sıra sıra istasyonları geçer hale gelmişti. Bir akşam yine maaş ödenmediğini öğrenince çıldırdım. Tam da o dönem Kamil Koç'un 10 liraya bilet kampanyası düzenlediği günlerdi. Kız bana yalvarıyordu "gel" diye. Fakat cebimde 5 kuruş para yoktu, hiç olmamıştı. Birayı ve sigarayı patronun oğlu tedarik ediyordu. Harcamam yoktu. Dayanamadım bu çocuğa anlattım. Hiç beklemediğim bir hareket yapıp 'abi al sana 75 lira' deyip gözlerimin kocaman olmasına sebep oldu. Ben koşar adımlarla minibüse bindim saat gece 10 civarı. Hedef Beylikdüzü Kamil Koç olarak çoktan belirlenmişti kafamda. Tam kapanmak üzereyken terminalden bileti aldım. İşte aşkımı görebilmek için 2. fırsatın bileti elimdeydi artık... Geri dönüş için de 25 lira bayılıp Ulusoy'dan bilet aldım. Hemen telefona sarılıp oraya geleceğimi söyledim, sevindi, ağladı.
Ertesi gün saat 15.00 civarı Zonguldak Kozlu'ya iniş yaptım. Otogarda onu beklemeye başladım. Koşar adımlarla geldi, karşıladı beni. Bu arada 2 günlük uykusuzluk vardı gözlerimde. Geceleri çalışmış gündüzleri ise ekstradan patron tarafından çalıştırılmıştım. Nasıl bir salaklıksa artık bendeki... - - - - - -

El ele tutuşup sahil kenarında bir cafe'ye girdik, sıcak çikolata söyledim. Salak gibi gidip karşısına oturdum kızın. Garson çikolataları getirince telefonumu ve şarj aletimi verdim, şarjı bitmesin diye. Sonra garson olacak malın oğlu beceremeyip beni çağırdı. Kalktım gittim kendim taktım. Masaya doğru geri döndüğümde denizi izlerken buldum onu. Masmavi gözlerini denize dikmiş dalıp gitmişti. Gülümsüyordu. Fırsat bu fırsat, deyip yanına oturdum. Kolumu omzuna attım. Döndü ve gülüşünü yüzüme yansıttı. Dayanamayıp oracıkta öptüm dudaklarından. Bir yarım saat kadar öpüştükten sonra bir şeyler yemek için ayrıldık mekandan. O dönem fakir olduğum için o gün Burger'a gitmek zorunda kaldık. Akabinde tekrar başka bir cafe'ye gittik. Yine öpüşmeler, gülüşmeler derken vakit ayrılma vaktini işaret ediyordu. Saat 21.00'da yurda girmesi gerektiğini söyledi. Otobüse bindirip uğurladım, arkamdan ağladı. Ben ise kulaklığımı takıp Teoman'dan gemiler'i dinleyerek, hıçkırıklar atarak sahil kenarından yürüyüp otogara döndüm. Otobüsümün kalkmasına 3 saat vardı. Millet otogarda oturmuş Beşiktaş ile Hamburg arasında oynanan hazırlık maçını izliyordu. O dönemler Necip ilk kez forma şansı buluyordu a takımda.


Ertesi sabah 7 civarı İstanbul'a vardım, eve girdim. Kafamı yastığa koyar koymaz uyumuşum. Saatler sonra yastığın altına koyduğum telefondan üst üste titreşmeler geldi. Uzun bir mesaj geldiğini anlamıştım. Herhalde bizimkisi yine methiyeler dizdi, diye düşündüm. mesajı tam hatırlamasam da şunlardan bahsediyordu:
"Beni ilk kez birisi bu kadar sevdi, ilk kez birisi bu kadar değer gösterdi. Fakat ben ayran gönüllüyüm. Sana hiç aşık olamadım. Beni hak etmiyorsun. Seninle öpüşürken bile aklım eski sevgilimdeydi. Geri kalan hayatında başarılar diler, teşekkür ederim her şey için.'
Çıldırdım. Deliye döndüm. Hemen bir bilet daha temin edip gitmek istedim yanına. Fakat arkadaşlarım engel oldu. Bir hafta yemekten kesildim. Sadece su ile hayatta kaldım. Şimdi gözümün önüne gelince her şey, ne kadar acı verici olduğunu bir kez daha hatırladım.


Yazar: Mythology 12