"İşin Geleceği, Tehditler ve Fırsatlar" konferansı

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan: (2) - "Ne yaparsanız yapın, hangi başlıkları atarsanız atın, Türkiye dimdik ayaktadır, güçlenerek de yoluna devam edecektir" - "Bolu'daki seçilmiş olan bir belediye başkanı oradaki Suriyelilere, 'Ben bunlara bir tas çorba vermem, buradan gönderirim' demişse de biz onları da onların eline bırakmadan hükümet olarak valiliklerimiz kanalıyla aynen yedirmeye, içirmeye, giydirmeye devam edeceğiz" - "Biz terörle mücadele ve mülteciler meselesindeki çifte standarda dikkat çektikçe aleyhimizdeki haberlerin sayısı daha da katlanıyor. Ey Financial Times, 4 milyon mülteciye ev sahipliği yapan Türkiye'yi sen tanıdın mı? Senin ülkende şu anda ne kadar mülteci var? Hadi bir de onu haber yap bakalım" - "Bizi birkaç marjinalin iftirası değil, hiçbir araştırma yapılmadan, iddialar teyit edilmeden, işin aslı muhataplarına sorulmadan Türkiye karşıtı her türlü habere, her türlü propagandaya prim verilmesi rahatsız ediyor"

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Financial Times'ın Merkez Bankası ile ilgili haberine ilişkin, "Ne yaparsanız yapın, hangi başlıkları atarsanız atın, Türkiye dimdik ayaktadır, güçlenerek de yoluna devam edecektir." dedi.

Erdoğan, Memur-Sen Konfederasyonu Uluslararası "İşin Geleceği Tehditler ve Fırsatlar" Konferansı ile Genel Merkez Hizmet Binası açılışına katıldı.

Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) 100. kuruluş yıl dönümünün kutlandığını hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Haziran ayında Cenevre'de düzenlenecek 100. yıl zirvesine, eğer programım el verirse ben de katılmayı arzu ediyorum. Bu zirveye hazırlık mahiyetinde gördüğüm, 'İşin Geleceği, Tehditler ve Fırsatlar' konferansının başarılı geçmesini temenni ediyorum. Teklif, tenkit ve tespitleriyle konferansa katkı sunacak tüm katılımcılara şimdiden teşekkürlerimi sunuyorum." ifadelerini kullandı.

Konferansa katılmak için 107 ülkeden gelen misafirlerin Türkiye'yi ilk elden tanıma fırsatı bulacağını belirten Erdoğan, "İnşallah Türkiye'yi, Türk milletini ve demokrasi mücadelesini çok yakından görme imkanı bulacaksınız. Bu tecrübenin en az konferansta konuşulacak başlıklar kadar değerli ve önemli olduğunu düşünüyorum." dedi.

Erdoğan, Türkiye'nin son yıllarda, uluslararası boyutu da olan çok yönlü bir karalama kampanyasına maruz kaldığını belirterek, şöyle devam etti:

"Şu anda ülkemdeki ekonomik durumla alakalı batı dünyasının belli kesimleri, tüm medya organlarıyla adeta ekonomimizi çökmüş, bitmiş gibi göstermenin gayreti içerisine giriyor. Ne yapsanız yapın, hangi başlığı atarsanız atın, Türkiye dimdik ayaktadır ve güçlenerek de yoluna devam edecektir. Bu medyaya, bu paçavralara alıştık, bunları yutmuyoruz. Her zaman bunlar, bu başlıkları atacaklardır ama biz yolumuza dimdik durarak devam edeceğiz. 'Financial Times, böyle yazmış'... Sen ne yazarsan yaz, benim ülkemin durumu ortada. Alışacaklar ve Türkiye'nin gücünü kabul edecekler. Bunlar ilk defa bu başlığı atmıyor, her zaman bu başlıkları attılar. Bundan sonra da atacaklar, bunları da iyi bileceğiz. Bunlar, yeri gelir bakarsınız madalya dağıtırlar, yeri gelir bu tür başlıkları atarlar. Şu anda ülkemizdeki durum ortadadır ve güçlü bir şekilde güçlenerek yoluna devam etmektedir."

Türkiye aleyhinde yürütülen kampanyanın asıl sebebinin, Suriye, Filistin, Yemen ve Mısır konularındaki duruşu ile yükselen İslam düşmanlığı konusundaki duyarlılığı olduğunun farkında olduklarını bildiren Erdoğan, "Küresel adaletsizlikler konusunda biz sesimizi yükselttikçe saldırıların da dozu artıyor. Biz terörle mücadele ve mülteciler meselesindeki çifte standarda dikkat çektikçe aleyhimizdeki haberlerin sayısı daha da katlanıyor. Ey Financial Times, 4 milyon mülteciye ev sahipliği yapan Türkiye'yi sen tanıdın mı? Senin ülkende şu anda ne kadar mülteci var? Hadi bir de onu haber yap bakalım." ifadeleri kullandı.

Türkiye'nin, 4 milyon mülteciye ev sahipliği yaparken doğru dürüst bir destek almadan şu ana kadar 35 milyar dolar harcadığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu:

"Avrupa Birliği'nin söz verdiği halde bize gelen sadece 1 milyar 750 milyon avrodur. Verdikleri söz, 6 milyar avrodur. Bunlar böyle, bunlarda dürüstlük yok ama yalan bol. Onlar öyle yapacak, biz doğrusunu yapacağız. Ülkemizdeki 4 milyon mülteciyi de 'Acaba bir yerden bir destek gelir mi?' diye beklemeyeceğiz. Eğer elimizde bir tas çorbamız varsa onu da mülteci kardeşlerimizle paylaşarak yolumuza devam edeceğiz. Her ne kadar Türkiye'nin ana muhalefetinin başındaki, 'Ben Suriyelileri tekrar ülkesine göndereceğim' demişse, Bolu'daki seçilmiş olan bir belediye başkanı oradaki Suriyelilere, 'Ben bunlara bir tas çorba vermem, buradan gönderirim' demişse de biz onları da onların eline bırakmadan hükümet olarak valiliklerimiz kanalıyla aynen yedirmeye, içirmeye, giydirmeye devam edeceğiz."

Türkiye'nin muhacirleri yolun ortasında bırakmayacağını vurgulayan Erdoğan, şunları kaydetti:

"Milletimiz iradesine, bağımsızlığına, hak ve özgürlüğüne sahip çıktıkça eski alışkanlıklarını devam ettirmek isteyenlerin rahatsızlığı derinleşiyor. Her ikisi de azılı birer terör örgütü olan PKK'lı ve FETÖ'cü unsurların öncülük ettiği iftira furyasına ne yazık ki ülkemiz içindeki kimi sendikalar da lojistik destek veriyor. Uluslararası kuruluşlara mektuplar yazarak, asılsız iddiaları gündeme getirerek ülkemize itibar suikasti yapıyorlar. Böylece Türkiye'nin PKK ve FETÖ gibi eli kanlı terör örgütlerine karşı yürüttüğü meşru mücadeleyi engellemeye çalışıyorlar. Elbette dünyanın hemen her ülkesinde ideolojik bağnazlıkla hareket eden marjinal yapılar bulunur. Bunların mevcut tüm iletişim imkanlarını, propagandalarını alet etmesi de gayet tabiidir. Burada asıl sorgulanması gereken bu iftiraların uluslararası sendikal kuruluşlar nezdinde alıcı bulmasıdır. Bizi asıl bu rahatsız eder. Üzerinde asıl durulması gereken, örgütlü yalanın hakikati perdelemesine göz yumulmasıdır. Bizi birkaç marjinalin iftirası değil, hiçbir araştırma yapılmadan, iddialar teyit edilmeden, muhataplarına sorulmadan Türkiye karşıtı her türlü habere her türlü propagandaya prim verilmesi rahatsız ediyor. Bizi rencide eden, masumiyet karinesinin ülkemiz söz konusu olduğunda hemen rafa kaldırılmasıdır.

Oysa biz kimseden ayrıcalık, iltimas beklemiyoruz. Bizim böyle bir derdimiz yok. Muhataplarımızdan sadece ilkeli, tutarlı ve hakkaniyetli davranmalarını istiyoruz. Biz, ülkemizle ilgili meselelerin önyargılara kurban edilmek yerine vicdan, akıl ve adalet terazisinde tartılarak karar bağlanmasını istiyoruz. Özellikle bugün aramızda bulunan, uluslararası kuruluşların temsilcileri olan misafirlerimizden bilgi kaynaklarını çeşitlendirerek, hakkaniyetti elden bırakmamalarını özellikle rica ediyorum. Ülkemizdeki uygulamalarla ilgili gündeme gelecek her türlü konuda soru işaretlerini gidermek için elimizden geleni yapmaya hazır olduğumuzun bilinmesini istiyorum."

(Sürecek)