Kılıçdaroğlu'ndan 'Gezi Parkı eylemleri davası' açıklaması

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin grup toplantısında konuştu. Kılıçdaroğlu, bugün kararın çıkmasının beklendiği Gezi Parkı eylemleri davasına da değindi.

Kılıçdaroğlu'ndan 'Gezi Parkı eylemleri davası' açıklaması

Partisinin grup toplantısında gündeme ilişkin açıklamalarda bulunan Kılıçdaroğlu, Gezi Parkı eylemleriyle ilgili olarak, 'Hepimiz bu davanın adalet içinde sonuçlanmasını bekliyoruz her şeye rağmen. Her şeye rağmen adalet, güzellik olmalı. Birlikte yaşamalıyız. Biz hep beraber bu ülkede demokrasiyi savunacağız' dedi.

Kılıçdaroğlu'nun açıklamaları:

Gençlerin yaptıkları eylemlerde saygı ile karşılamamız gerekiyor. Bir dönemin savcılarının hazırladığı iddianamelerle bizim gençlerimiz, akademisyenlerimiz yargılanıyor. Adalet dediğimiz kavramın içini boşaltmamız lazım. Gezi olayları üzerinden çok zaman geçti. Gençlerimiz hayatlarını kaybetti. İktidarın baskısı sonucu hayatlarını kaybettiler. Hiçbiri ellerine silah almadılar. Bu kadar hoşgörülü bir eylemi bir darbe eylemi gibi tanımlamak asla ve asla doğru değildir. Osman Kavala 840 gündür tutuklu. AİHM'in kararını uygulayacak mahkeme bulamadılar. Nasıl bir adalettir. Üst mahkemenin verdiği karara alt mahkeme uymayacağım diyebildi. Bu ülkede adalet var mı? Bu yargı hiyerarşisine ne gerek var o zaman?

Hepimiz bu davanın adalet içinde sonuçlanmasını bekliyoruz her şeye rağmen. Her şeye rağmen adalet, güzellik olmalı. Birlikte yaşamalıyız. Biz hep beraber bu ülkede demokrasiyi savunacağız. Her inanca saygı göstereceğiz, her yaşam tarzına saygı göstereceğiz. Siyasetteki kini, öfkeyi, intikamı bir tarafa bırakmalıyız. O çocukların tamamı bizim çocuklarımız. Hapiste tutsan ne olur, kelepçe vursan ne olur, sen mi kazanırsın? Anneler böyle düşünür, babalar böyle düşünür. Allah'ın bize verdiği en değerli hazine akıl. Aklımızı kullandığımız zaman bütün bu sorunları aşarız. Aklımızı kullandığımız zaman işsizliği önleyebiliriz. Dolayısıyla aklı kullanmak kadar güzel bir şey yok. En değerli hazinemiz akıl.

KILIÇDAROĞLU'NDAN SORULAR

Sıcak gündemi asla unutmayacağız. Vatandaş niye perişan? Bu soruyu sormak zorundayız. Emekli neden geçinemiyor, neden işsizlik var? Almanya ile nüfusumuz aynı, toprak bütünlüğümüz de neredeyse aynı, neden? Bunları sormak zorundayız. Neden hapishaneler tıka basa dolu neden? Neden görüşünü açıkladı diye, üniversiteden yüzlerce akademisyen atıldı? Bir alimin, bir bilginin dünya için ne kadar değerli olduğunu acaba farkındalar mı? Alimin ölümü, alemin ölümü gibidir der sevgili Peygamberimiz. Biz yüzlerce kişiyi alıyoruz kapının önüne bırakıyoruz. Bu akademisyenler diyorlar ki, tamam üniversitelerden bizi attınız, yurt dışına gideyim diyor, çıkamazsın pasaportunu vermem diyorlar. Bunu aklını kullanan her vatandaşın kendi vicdanına sorması lazım. 'Bu adaletli midir?' diye.

Milyonlarca insan işsiz, milyonlarca insan asgari ücretle geçinirken, milyonlarca insan asgari ücretin yarısının altında geçinirken yüz binlerce insan çöp konteynerlerinden beslenirken neden saraya yakın bazıları iki, üç maaş alıyor, neden? Gözün doymuyor, gidiyorsun dört, beş yerden aylık alıyorsun.

Türkiye tablosu bu tablodur. Bu tablonun arkasında çocuğunu akşam yatağa aç yatıran annenin gerçeği var.

arpalık

Çıkın sokaklara caddelere pek çok insan göreceksiniz konteynerlerin başında. Neden on binlerce aile pazar artıklarından besleniyor. Bu gerçeğin bilinmemesi mümkün değil. Anlatılmaması mümkün değil. Vicdanları yaralamaması mümkün değildir. Neden on binlerce ailenin elektrik ve doğalgazı kesik. Türkiye'nin bu kadar bereketli toprakları varken yurt dışından neden saman ithal ettik. En son İsviçre'den saman ithal ettik. Bu ülkeye saman ithal eden bir iktidar istemiyoruz demen lazım. Eğriyi doğruyu bileceğiz, bunları oturup sorgulayacağız. Bu ve benzeri soruları soranlar var, bu ve benzeri soruları gündemine almayanlar var. Sarayın Türkiye'si ayrı, halkın Türkiye'si ayrı. Sarayda yaşayanların Türkiye'sinde işsizlik diye bir dert yok. Gündemlerinde işsizlik de yok. Saray sosyetesine göre vatandaşın simitle geçinmesi bile bir lütuftur. 50 bin dolarlık çanta ile yoksul evlerini ziyaret ettiler. Kusura bakma, sen yoksulla alay ediyorsun demektir. Halkın yaşadığı Türkiye ile sarayın yaşadığı Türkiye beyazla siyah kadar ayrışmış durumda. Hiçbir endişeleri yok.

Amerika'da, İngiltere'de bunlar geleceklerini güvence altına aldılar. Kamunun kaynakları aktarılarak kendilerine gökdelen dikiyorlar. Öğrenci yurdu yapıyoruz diye. Manhattan'da metrekaresi 10 bin dolar. Gençlerimiz umudunu kestiler, kendi geleceklerini gelişmiş ülkelerde arıyorlar.

Sarayda hayat pahalılığından asla eser yok. Her şey güllük gülistanlık. Sarayda yaşayan sosyetenin doğalgaz, elektrik masrafı yoktur. Tamamını 82 milyon olarak biz karşıladık. Ama çifter çifter aylık alırlar o ayrı. Halkın yaşadığı Türkiye'de, mutfaklarda yangın var.

Vatandaş bazen seçim dönemlerinde milletvekillerini seçtiğini sanır, büyük bir yanılgıdır. Milletin vekilini millet seçtiği zaman demokrasi gelir bu ülkeye. Saray sosyetesinde hak, hukuk, adalet diye bir kavram yok. Hep bana, hep bana var.

Türkiye tarihinde ilk kez saray sosteyesi emri ile bir Türk toprağı da terk edilmiştir. Süleyman Şah Türbesi ve toprağı.