HABER

Otomotivdeki dönüşüm mercek altına alındı

‟Uluslararası Otomotiv Mühendisliği Konferansı IAEC”, bu yıl altıncı kez düzenlendi. Konferansta konuşan Uludağ Otomotiv Endüstrisi İhracatçıları Birliği (OİB) Yönetim Kurulu Başkanı Baran Çelik “Ezber bozan dönüşümü damarlarımıza kadar hissedeceğimiz bir süreçteyiz. Otomotiv endüstrisi; bunu, girişimcisi, yetişmiş insan kaynağı ve rekabetçiliği ile aşacak” dedi.

Otomotivdeki dönüşüm mercek altına alındı

‟Uluslararası Otomotiv Mühendisliği Konferansı IAEC”; otomotiv endüstrisinde yaşanan köklü değişimin getirdiği fırsat ve riskleri mercek altına aldı. Konferans; Uludağ Otomotiv Endüstrisi İhracatçıları Birliği (OİB), Otomotiv Sanayii Derneği (OSD), Otomotiv Teknoloji Platformu (OTEP), Taşıt Araçları Tedarik Sanayicileri Derneği (TAYSAD) tarafından Amerikan Otomotiv Mühendisleri Birliği’nin (Amerikan Society of Automotive Engineers- SAE International) iş birliğiyle altıncı kez düzenlendi. “Otomotivde Ezber Bozan Dönüşüm” ana temasıyla online olarak düzenlenen etkinlikte; otomotiv endüstrisindeki en yeni gelişmeler paylaşıldı.

“SÜREÇ ÇOK ZOR OLACAK"

Konferans Başkanı Prof. Dr. Şirin Tekinay’ın açılış konuşması ile başlayan IAEC 2021’in ilk oturumunda “Otomotivde Ezber Bozan Dönüşüm” konusu tartışıldı. Oturumda konuşan OİB Yönetim Kurulu Başkanı Baran Çelik ise otomotiv ihracatında pazarın çeşitlenmesi gerektiğini belirterek, “Avrupa, çevre hassasiyeti dünyada en yüksek olan bölge… Yeşil Mutabakat imzalandı, Türkiye de sürecin parçası. Bu çerçevede ezber bozan dönüşümü damarlarımıza kadar hissedeceğimiz bir süreçteyiz.

Süreç çok zor olacak ama endüstri daha önce de zorlukları aştı. Otomotiv endüstrisi; bunu girişimcisi, yetişmiş insan kaynağı ve rekabetçiliği ile aşacak” diye konuştu. TAYSAD Yönetim Kurulu Başkanı Albert Saydam ise parça ihracatının yanı sıra, hizmet ve iş gücü ihracatının da gerçekleştirildiğini söyledi. Saydam, “İhracat sadece Türkiye’den yurtdışına parça satımı değil. Yurt dışında TAYSAD üyesi 63 firmaya ait 160 tesisin kapısında Türk bayrağı var. Bu da önemli bir veri” dedi.

"GENÇ POPÜLASYONU MOTİVE EDECEK SİSTEMLER KURULMALI"

OSD Yönetim Kurulu Başkanı Haydar Yenigün de sektörün gelişimi noktasında gençlerin önemine dikkat çekerek, “Türkiye’de mobilite ile ilgili aplikasyonlardan tutun software yazanından, kalibrasyon yapanına kadar çok değerli bir genç popülasyon var. Mühim olan bu kişileri, motive edecek ortamları yaratmak, sistemleri kurmak ve katma değeri artırmak. İhracat sürekliliği için en büyük yatırımın insan olduğuna inanıyorum. Onun içinde de önümüzdeki 5-10 yılda mühendis ve teknisyenlere yatırım yapmamız gerekiyor. Türkiye’nin yakaladığı momentumun, otomotivin elde ettiği liderliğin, büyük bir değişimin içinde olduğumuz bu dönemde sürdürülebilir olması çok değerli. Risk altında olduğunu düşünüyorum. Yarattığımız katma değer ve ihracat rakamları insana yatırım yaparak sürdürülebilir” diye konuştu.

"SIFIR EMİSYON KONUSUNDA YENİ BİR DİYALOG BAŞLADI"

Oturumda pandemiyle yaşanan değişimlere de değinildi. Oturuma telekonferans yöntemiyle katılan SAE International CEO’su Dr. David L. Schutt, sektörün yaşadığı değişim süreci ve otomotiv mühendisliğinin yol haritasına yönelik açıklamalarda bulundu. Bu süreçteki kilit konulardan bir tanesini dijital dönüşümün oluşturduğunu söyleyen Dr. David L. Schutt, “Şu anda her şey dijital ortama geçiyor. Bu sayede insanlar da sanal ortamda bir arada çalışmanın da bir yolunu buldular. Ve organizasyonların da iyi yapılması halinde, işlemleri hızlandırıyor. Yeni sorunlar da karşımıza çıktı. Dünya çapında farklı geri bildirimler sağlanmasıyla farklı sorunlarla da karşılaştık. Eskiden yaptığımız şeyleri yapma şeklimize bakacak olursak örneğin sıfır emisyon konusunda yeni bir diyalog başladı, yeni bir odak noktası” dedi.

“ELEKTRİFİKASYON ARA ÇÖZÜM, SON ÇÖZÜM DEĞİL"

Haydar Yenigün de pandemi süreciyle hızlanan dijital dönüşümün tamamen bitmeyecek bir yolculuk olduğunu söyledi. Albert Saydam ise “Elektrifikasyon konusunda hızlı davranıldığına inanıyorum. Yeşil Mutabakat’taki hedefler; elektrifikasyon ile yakalanamaz. Farklı bir çözüm olmalı. Ama önümüzdeki en yakın hedef elektrifikasyon olarak gözüküyor. Bu bir ara çözüm son çözüm değil. 2050’deki iddialı hedefleri yakalamak istiyorsak başka çözümler üretmeliyiz” dedi.

"SEKTÖRDE REKABETÇİLİĞİN OLUŞMASI ŞART"

Baran Çelik de ezber bozan dönüşümle, elektrikli araç dönüşümüyle; Türkiye’de üretilen araçlardaki yerlilik oranının yüzde 30’lara kadar düşme riskinin olduğunu anımsattı. “Bu noktadaki yatırımlar için gerekli insan kaynağı da mühendis kaynağı da Türkiye’de mevcut. Ancak girişimci ve gelişimcinin bu yatırımı finanse etmesi için gerekli olan sermeye sorunları var” ifadelerini kullanan Çelik, “Otomotivin içinde kullanılan komponentlerin yerine gelecek komponentlerin yerli iş gücüyle, yerli mühendisle üretilmesi ve rekabetçiliğin oluşması lazım. Aksi takdirde ithal edilerek oluşturulacak otomotiv endüstrisi uzun vadede rekabetçiliğini koruyamayacak ve sektör rekabetçilik sonucu ortaya çıkan liderliğini kaybedecek” diye konuştu.

“HEM ARAÇLARDAN HEM KULLANICILARDAN YENİ BEKLENTİLER VAR"

Otomotiv endüstrisinin en önemli, en ilginç anlarından birinin yaşandığını söyleyen Dr. David L. Schutt, “Araç içerisinde birbiriyle etkileşimde olan sistemler var. Ve araçlardan, kullanıcılardan yeni beklentiler var. Mesela bir telefon; bir araç gibi nasıl davranıyor bunu düşünüyorsunuz. Gelecekte bu çok daha önemli olacak. Araçlar hem altyapı ile hem de diğer araçlarla etkileşimde, bu şekilde ilerleyen bir sistem var. Birçok farklı beceri ve araç tasarımı, araç altyapısı dijitalleşme alanlarına dahil oldu. Elektrifikasyon da öyle” dedi. Yeni altyapıların devreye girmesi ve bağlantılılık konusunun getirdiği sürece değinen Dr. David L. Schutt, “Elimizdeki vaka önekleri çoğaldıkça karmaşık görünen şeyler kolay olacak. Zaten karmaşık bir mobilite ile karşı karşıyayız. Elektrikli scooterlar’ı da dahil ettiğimizde sistem çok daha karmaşık hale geliyor ama aynı zamanda entegre hale de geliyor” açıklamasını yaptı.

"EVET, İKİ TEKERLEKLİ SCOOTER İLE UĞRAŞACAKSIN"

Haydar Yenigün ise “Otomotiv artık bir mobilite sistemi haline geliyor. Buna ayak uyduranlar gelecekte var olacak. Gençlere yatırım yapmak, sürekli öğrenmek, yanlış yaptığımızda onu bulup değiştirmemiz gerekiyor. Otobüs, kamyon, traktör, otomobil, hafif ticari araç üretiyoruz ama drone dediğinizde iş havacılığa gidiyor gibi gözükse de dronenun da bizim konumuz olacağını bilmemiz ve ona yatırım yapmamız gerekli. Otomotivciler olarak; ‘İki tekerlekli scooter ile mi uğraşacağız’ gibi düşüncelerden de çıkmalıyız. Evet, iki tekerlekli scooter ile uğraşacaksın, onun elektrikli versiyonunu yapıp, ticari aracının içine koyacaksın, o da orada şarj olacak” dedi.

OTOMOTİVDE VERİ YÖNETİMİ SORUNU

Oturumda; teknoloji şirketlerinin otomotiv sektörüne yönelik yatırımları da ele alındı. Albert Saydam, teknoloji şirketlerinin büyük verinin yönetimi için böyle bir tercihte bulunduğunu belirterek, “Büyük verinin nasıl kullanılacağı ise önemli bir konu, bunun kişisel haklara girmeden nasıl korunabileceği ayrı bir soru. Örneğin otomotivde önemli soru işaretlerinden biri bir aracın sürücüsüyle veya kullanıcısıyla aracın içindeki kişinin yarattığı bilgi kimin malı?” dedi. Haydar Yenigün ise veri konusunun Türkiye’de nasıl yönetileceğinin önemli bir soru işareti olduğunu vurguladı.

Yenigün, “Araçlar sadece şoförle veya içeridekilerle değil, diğer araçlarla ve altyapıyla iletişim halinde ilerleyecek. Öyle olmaya da başladı. Ama biz bu veri yönetiminin nasıl olacağı konusunda şeffaf bir sistem kuramadığımız için o top ortada duruyor. Sadece ülkelerin verdiği kararlar değil, dernekler olarak yani dünyadaki organizasyonlar ile birlikte, ACEA gibi yani bütün Avrupa ve Amerika’da onun eşdeğeri olan organizasyonlarla bir araya gelip bunun tarifini yapmalıyız ki, bu işin önünü açabilelim” diye konuştu.

“OTONOM BİR ARAÇ, BİR SAATE 30 TANE HD FİLMİN BOYUTUNA EŞİT VERİ TOPLUYOR"

Baran Çelik ise “Teknoloji şirketlerinin bu alana yatırım yapmasının sebebini bir raporda gördüm. Rapor 2030’lu yıllarda otomotiv ekosisteminin yarattığı ekonominin büyüklüğünün yüzde 40’ını sadece dijital hizmetlerin alacağını gösteriyordu, onlar da oradan pay almak istiyorlar. Veride iki önemli konu var; biri kişisel veriler yani bağlantılı otonom araçlar tüm hareketlerinizi hem sürücünün hem aracın hareketlerini topluyor. İkincisi de siber güvenlik tarafı… Bildiğim kadarıyla otonom bir araç bir saatte 25 bin MB veri topluyor, bu da 30 tane HD filmin boyutuna eşit” diye konuştu.

VERİDE SORUMLULUK KİMDE?

Dr. David L. Schutt ise verinin otomotiv sektöründe izlenilmesi gereken stratejik yol haritasının önemli bir parçası olduğunu vurguladı. “Çok fazla veri toplanıyor. Burada sorumluluk kimde bunun belirlenmesi gerekiyor” ifadelerini kullanan Dr. David L. Schutt, “Ulaşımın yönetimi bakımından baktığımızda mesela yolda bir sıkıntı, bir çukur varsa bunun bilinmesi önemli. Burada önemli olan üzerinden geçen bir aracın bunu tanıması, daha geniş sisteme bunu gönderebilmesi, trafiğin bunun etrafında şekillendirilebilmesi. Örneğin aracımda bir emisyon sıkıntısı varsa bu bir trend olabilir ve aracı üreten şirket için de önemli sonuçlar doğurabilir. Kişiselleştirme anlamında en büyük değeri sağlayan çalışmalar, bunların dikkate alınması da çok önemli” dedi.

YORUMLARI GÖR ( 0 )
Geri Dön