HABER

Aşk bana sadece sevişme isteği gibi geliyor

NTV Gece Bülteni’nin sunan güzel spiker Gülay Özdem'den çok ilginç açıklamalar...

NTV Gece Bülteni’nin sunan Gülay Özdem, habere yaklaşımı ve enerjisi sayesinde kısa sürede hatırı sayılır bir izleyici kitlesi edindi. Makine mühendisliği okurken kendine bambaşka bir yol çizen Özdem’in yıldızı daha çok uzun yıllar parlayacak gibi görünüyor.


Sunuculuğa nasıl başladınız?

- İzmir 9 Eylül Üniversitesi’nde Makine Mühendisliği okurken radyoda çalışmaya başladım. Haber okuyordum. Sonra televizyona geçtim. Haber sunmaya da itip kakmayla başladım.

Kim itti sizi ekran önüne?

- Mustafa Hoş... Kanal 24 kadrosu kurulurken beni televizyonda görmüş ve “Bu kız mutlaka bizimle olmalı” demiş. Sonrasında da habercilik ve haber sunma konusunda bana çok yardım etti. Geriye dönüp baktığımda teşekkür edeceğim bir tek o var.


Sizi NTV’den önce Kanal 24’te yaptığınız “Sesler, Mekanlar ve Yüzler” programı ile tanıdık. Program bitti, tekrar bölümleri yayınlanmaya devam etti...

- Hâlâ yayınlanıyor. Beni ilk kez orada görenler, hatta programın devam ettiğini düşünenler var. Ara ara “Programınız çok güzel, başarılarınızın devamını dilerim” tarzında mesajlar geliyor. Oysa biteli çok oldu.

NTV’ye geçişiniz nasıl oldu?

- Beni arayıp davet ettiler. Çok uzun bir hikayesi yok.


Oğuz Haksever ile aranız nasıl?

- Oğuz abinin hastasıyım. Onu izlemekten keyif alıyorum. Haberin o soğuk yüzünü esneten bir tavrı var. Yönetmen nasıl kendi anlatımını yansıtırsa filme, Oğuz Haksever de kendi anlatımını habere yansıtıyor. Futbolcunun toğu göğüsünde yumuşatıp vurması gibi, o da haberi yumuşatıp sunuyor. O yüzden kendisini çok beğeniyorum.

Sizin için “Banu Güven’in veliahtı” diyenler var. Bu Banu Güven’le aranızda bir sorun yaratıyor mu peki?

- Banu ile aramız iyidir. O zaten çok olgun biri, işinde de çok iyi bir yerde. Benzetildiğim insanın Banu Güven olması güzel. Ancak hayatın içinde birbirinden farklı iki kadınız. Ekranda her siyah saçlı kadın aynıymış gibi görünüyor, ona deliriyorum.

İnternette çok fazla hayranınız var ancak hakkınızda pek fazla bilgi yok. Röportaj vermeyi sevmiyorsunuz galiba...

- Doğru, pek hoşlanmıyorum röportaj vermekten. Sonuçta benim hayatımın başkaları tarafından merak edileceğini düşünmüyorum. Bir tek Facebook’ta bir izleyicimin benim her programımın videosunu kestiğini biliyorum. Bazıları da o kişiyi ben zannediyormuş, buna çok güldüm. Düşünsene her gece programı bitirip, işim yokmuş gibi montaja gireceğim!


Her akşam canlı yayına çıkmak zor gelmiyor mu?

- Ben canlı yayınları çok severim, banttan yayınlarda o kadar iyi değilim. Ateşin sıcaklığını hissediyorsun orada. Bu işin bütün şamatası, albenisi de o...

İlerisiyle ilgili bir hayaliniz var mı?

- Kendimi beyazperdede bir rolde görmek isterim. Oyuncu olacağım demiyorum, yanlış anlaşılmasın ama bir filmde rol alıp, sonra kendimi o ekranda izlemek gibi bir hayalim var.

Gece Bülteni’ni sunuyorsunuz ve program sabaha karşı bitiyor. Günü nasıl yaşıyorsunuz, nasıl eğleniyorsunuz?

- Eğlenmeye zaman buluyorum. ısteyince insan her şeye vakit buluyor. Sabaha karşı yatarım, gece kuşuyumdur. Çok fazla uyumam zaten. Eğlenmeye zaman ayırabiliyorum. Hafta sonları dışarı çıkıp dans ediyorum. Stres atmanın en güzel yolu. Zaman zaman da Ortaköy’e inerek kahvaltı etmek, eş dostla konuşmak, sohbet etmek iyi gelir bana.


Haşarı bir çocuk muydunuz?

- Çok usluydum. Ben büyüdükten sonra delirenlerdenim. Ergenlikten sonra delirdim. Yaramazlıkları asıl o zaman yaptım.

Dudağınızdaki iz o delirme dönemlerinden mi?

- Yok, çok küçükken düşmüşüm. Babam iğneden çok korktuğundan hastanede bana iğne yaparlar endişesiyle doktora götürmemiş, bu şekilde kaynamış.

Siyah renge bir takıntınız var sanki...

- Evet, siyaha karşı bir düşkünlüğüm var. Kendimi bildim bileli siyahı severim ve kendimi iyi hissederim. Evden çıkarken son saniyede ya da yayına girmeden hemen önce üstümü değiştirip siyah giydiğim çok olmuştur.


Aşka inanır mısınız?

- Aşkın bizi biraz salaklaştırdığına inanıyorum. Aşk yüzünden hiç yapmam dediğim şeyleri yapmışlığım vardır. “Salaklaştırır” diyorum ama o duyguyu da seviyorum. Bir kimyanın değişmesi, neyi neden yaptığını bilememek, telefonda saatlerce önce sen kapat durumları yaşamak hoşuma gidiyor. Aslında aşk bana sadece sevişme isteği gibi geliyor. Biriyle sevişme doygunluğuna ulaşınca başka birinin tenini istiyorsun. O zaman aşık olduğunu söylediğin kişiyle aranda sorunlar başlıyor.

Peki şu an aşık mısınız?

- Hayır, uzun zamandır aşık olamadım. Aslında hayatımı adayabileceğim bir aşk yaşamayı çok isterim.

Sinirli ya da kıskanç bir insan mısınız?

- Çabuk parlarım ama saman alevi gibidir sinirim. Bir de yansıtmayı pek sevmem, içime atarım. Hak etmeyen birine ses yükseltirsem de vicdanım beni rahat bırakmaz. Kıskanç hiç değilim, hissetmedim daha doğrusu. Ne mesleki anlamda ne de duygusal anlamda. Çünkü yorucu buluyorum birini kıskanmayı.


Hayatında unutamadığınız çılgınlıklarınız oldu mu?

- Olmaz mı... Kimi zaman ilerisini hiç düşünmeden adım atabilirim. Radyoda çalıştığım dönemde, yaşça benden küçük, bu işi canı gönülden yapan kimi arkadaşlarımız para almadan çalışıyorlardı. Bir gün bu yüzden işi bırakma kararı aldılar. Onlar bırakınca ben de yayında “ıyi günler” dedim ve çıktım. Biraz idealist bir yapım var.

Motosikletlerden hoşlanıyormuşsunuz. Doğru mu?

- Evet, motosikletleri severim. Hatta kardeşimin motosikletini kullanmaya çalışmış, egzozuna baldırımı yapıştırmıştım bir kere. ızmir’in sıcağında da güzel olmuştu o yanık. Bütün bir yazım sargılar içinde geçmişti. Ancak motosiklet haberlerinden sonra İstanbul trafiğinde kullanmak bana doğru gelmemeye başladı.

YORUMLARI GÖR ( 0 )
Okuyucu Yorumları 0 yorum
Diğer Haberler