Ergenekon tutuklularından açıklama geldi!

CHP Cezaevi İnceleme ve İzleme Komisyonu, Ergenekon tutuklularıyla karar sonrası görüşmelerini basınla paylaştı.

Ergenekon tutuklularından açıklama geldi!

Manisa Milletvekili Özgür Özel, Malatya Milletvekili Veli Ağbaba, Muğla Milletvekili Nurettin Demir, CHP Erzincan Milletvekili Muharrem Işık'tan oluşan CHP Cezaevi İnceleme ve İzleme Komisyonu Üyeleri, Ergenekon Davası'nın son duruşmasından sonra tutuklular ile yapılan görüşmeler ile ilgili basına bilgi verdi.

Görüşmelerle ilgili açıklamalarda bulunan CHP Manisa Milletvekili Özgür Özel, Ergenekon Davası'nda verilen cezalardan sonra, kendilerinin de 30'dan fazla duruşmasını izlediğimiz ve 20'nin üzerinde cezaevi ziyareti gerçekleştirdiği davada 5 Ağustos'ta bir dönem kapanıp, yeni bir dönemin başladığını söyledi. Bu yeni süreçte tutuklu olanların, 5 Ağustos günü hükmen tutuklu durumuna geldiklerini bilirten Milletvekili Özel, "Gerekçeli kararın yazılması ve ardından doğrudan başlayacak Yargıtay süreci ile bu yeni dönem başlamış oldu. Bizler de bir sürecin bittiği ve yeni bir sürecin başladığı ilk günde Silivri Cezaevi'nde, CHP İzmir Milletvekili Mustafa Balbay, Gazeteci Tuncay Özkan, Malatya İnönü Üniversitesi Eski Rektörü Prof. Dr. Fatih Hilmioğlu, Genelkurmay Eski Başkanı İlker Başbuğ, Emekli Orgeneraller Hasan Iğsız ve Hurşit Tolon, İşçi Partisi Eski Genel Başkanı Doğu Perinçek, İstanbul Üniversitesi Eski Rektörü Kemal Alemdaroğlu ve Sedat Peker ile görüştük" dedi.

GENEL DEĞERLENDİRME

CHP Cezaevi İzleme komisyonu üyeleri karar sonrası tutuklularla yaptıkları görüşmelerle ilgili genel değerlendirmelerini şöyle aktardı: "Ziyarette görüştüğümüz kişiler, bugüne kadar siyasi partiler içinde, kişisel değil, kurumsal ve organize tek desteğin geldiği CHP'nin bu ziyaretinden çok memnun olduklarını, ilk kez tutuklanan Kemal Alemdaroğlu da bu komisyonun varlığından haberdar olduğunu, ancak bu kadar erken bir ziyaret beklemediğini ve bunun memnuniyet verici olduğunu ifade etmişlerdir. Genel olarak görüşülen tüm isimler, davayı hukuk davası değil siyasi bir dava olarak gördüklerini ve bu yüzden kendilerini en kötüye hazırladıklarını söyledi. Ayrıca, bu davada adalet ve hukukun aranamayacağını, Özel Yetkili Mahkemeler'in, Sıkıyönetim mahkemelerinden ve Devlet Güvenlik Mahkemeleri'nden çok daha hukuksuz yargılamalar gerçekleştirdiğini kaydettiler. Delillerin tartışılması gibi yargılamanın en olmazsa olmaz safhasının atlanmış olmasının başlı başına bir hukuk skandalı olduğunu, savcıların kin ve nefretle hazırladıkları iddianameyi, hiç taviz mütalaa olarak mahkemeye sunmayı kendileri için erdem gördüklerini ifade ettiler. İddianame ile mütalaa arasında savcıların lehe delil toplama görevini kesinlikle yerine getirmediklerini, 17 dosyanın birleştiği, 100 milyon sayfalık iddianamesi olan, okumaya kalkılsa ömürlerin yetmeyeceği bir davada bir tane bile lehe delil bulunamamasının ve dosyaya ilave edilmemiş olmasının savcılar tarafından gösterilen niyeti açığa çıkarttığını da aktardılar. Kin ve nefret ile görev yapan savcılara mahkeme heyetinin yargılama süresince olduğu gibi karar aşamasında da yürekten iştirakinin manidar olduğunu, çeşitli terör örgütleri için 6 yıl-3 ay uygulan cezanın artırılarak ve en üst sınırda uygulanmış olmasının anlamlı olduğunu belirttiler."

Tutuklularla yapılan görüşmelerin detaylarıyla ise şöyle aktarıldı:

MUSTAFA BALBAY:

Mustafa Balbay: 'Kararda hiçbir oran yok. Hiçbir matematik yok. Denge yok. Mütalaa kimine tam uygulanmış, kimine ise mütalaanın tam tersi uygulanmış. Yargılamada delillerin tartışılma aşaması atlandı. Aslında Danıştay cinayeti bir kez daha işlendi bu mahkeme salonunda. Ama daha ağır işlendi. Osman Yıldırım, tahliye edilince, verilen kararın hiç ciddiyeti kalmadı. Verilen kararların yorumunu Osman Yıldırım'ın tahliyesine bakarak anlayabiliriz. Bu kararı duyunca, hepimiz, 'Kalkın gidelim arkadaşlar ne oturuyoruz' noktasına geldik. Çünkü, Osman Yıldırım'a verilen ceza ölçülmüş, biçilmiş, hesaplanmış bir ceza. Bugüne kadar yattığı süreye denk gelen hesaplı kitaplı bir ceza. Osman Yıldırım Ergenekon Davası için yaratılmış birisi. Sadece bu dava için planlanmış, kurgulanmış birisi. Adeta bir AKP projesi.

BANA VERİLEN CEZA MATRUŞKA GİBİ

'Benim için, 'Balbay, suçu 2005'ten önce işlemiş' diyorlar. Ama ben yıllardır gazeteciyim. Yıllardır aynı anlayış ile gazetecilik yapıyorum. Şimdi yaptığım bu gazeteciliğin 2005'e kadar olan kısmı suç, 2005'ten sonrası suç değil. 2005'e kadar hükümeti devirmeye teşebbüs etmişim diğer zamanlarda etmemişim. Ama Balbay aynı gazeteci Balbay. Bana verilen ceza matruşka gibi. Benim için 4 suç verdiler ve her bir suçun içinden de 4 suçlu Mustafa Balbay çıkardılar. Yazdıklarımla hükümeti devirmeye çalışma suçundan 16 yıl, bu yazdıklarımı dayandırdığım belgeleri bulundurduğum için 9 yıl, bu belgelerin içindeki adı geçen kişilerle ilgili haber yapmaktan 7 yıl, buradaki kişilere ait verileri bulundurmaktan, yani kişisel verileri açığa çıkartmaktan da 2 yıl 8 ay ceza aldım. Gazeteci aynı gazeteci. Yapılan haber, yazılan kitap aynı. Suçun içinden suç, gazetecinin içinden suçlu çıkarıyorlar. Bilgisi, belgesi olmayan gazetecilik olur mu? Öyle yapılırsa, buna gazetecilik denir mi? Yargılanan benim gazeteciliğim ve mesleğimdir. Suçuma dayanak olan gizli belgeler, yazdığım kitaplarım. 'Irak Bataklığı'nda Türk Amerikan İlişkileri', 'Suriye Raporu', 'İran raporu', 'Devlet ve İslam' adlı kitaplarım. Mesela, 'Devlet ve İslam' isimli kitabımda kimseye hakaret yok. Belgelerle İslam'ı anlatmışım. Evet, içinde çok belge var, ama belgesiz bugüne kadar hiç kitap yazmadım. Bana verilen bu 4 ayrı ceza, bir gazetecinin olmazsa olmazları. Bu mantığa göre, dışarıda araştırmacı gazetecinin kalmaması lazım. Türkiye'de bir kitapçıya gitsen, 100'den fazla bu tarz araştırma kitabı bulunur. Eğer bu suç olsa dışarıda yazar kalmaz. Bu mantığa göre Uğur Mumcu 9 bin yıl ceza alırdı. Ama bu kitapların hiçbiri hakkında dava açılmadı. Bunlar gazetede dizi olarak yayınlandı. Şimdi, siz geçen haftalarda bir rapor yayınladınız. O yayınladığınız Tutuklu Gazeteciler Raporu'nu bu dava doğruladı. Çünkü benim tek suçum gazetecilik.'

ARINÇ'TAN ÖZÜR BEKLİYORUM

'Sayın Arınç demişti ya, 'Türkiye'de sadece gazetecilik yaptığı için hüküm giyen bir gazeteci varsa hem gidip elini öpeceğim hem de özür dileyeceğim' diye. Bayramda, bekliyorum. Elimi öpmesin ama hiç olmazsa bir özür dilesin. Çünkü bana sadece gazetecilik suçlarından ceza verdiler. Televizyonu açıyorsunuz. Çok farklı bir sürü kanal var ama tek sesli bir medya var karşımızda. 2006'ya kadar hakkımda suç delili olarak kabul edilen belgelere dayalı gazetecilik yaptığım için tam 4 kez ödül aldım. Şimdi ise aynı şeylerden 4 ayrı ceza aldım. Hangisi gerçek? 4 ödül mü, 4 ceza mı? 4 kez ödül aldım bu 4 ödüle karşılık da burada aynı gazeteciye 4 farklı suçtan 4 ceza verdiler. Plazalardaki hükümetin sesi olan gazeteciler, Başbakan'a methiye düzenler 4x4 jeeplere binerken bizim 4x4'ümüz de bu olsa gerek.'

TUNCAY ÖZKAN

Heyetin görüşme yaptığı Tuncay Özkan'ın izlenimleri ise şöyle: 'Kindar bir süreç yaşıyoruz. Bu mahkeme, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ni aldattı. Çünkü biz AİHM'e itiraz etiğimizde, bu mahkeme AİHM'e 'Tuncay Özkan'ın evinde silah, bomba ve mühimmat bulundu' diye bilgi verdi. Ama ben dün verilen karar ile bu suçlamalardan beraat ettim. Ama mahkeme AİHM'e yalan söyledi. Cumhuriyet mitinglerinden ağırlaştırılmış müebbet aldım. Bu mitinglere 6 milyon kişi katıldı. İzinli. Şikayet yok. Kimsenin burnu kanamamış. Demokratik hakkımızı kullanmışız. Bana, 'Sen mi yaptın?' dediler. 'Evet' dedim ve ağırlaştırılmış müebbet verdiler. Bana Ergenekon'dan ceza veremediler. Ayrıca, devletin gizli belgelerini bulundurmaktan 9 yıl ceza aldım. Bu belgeler Yeşil ve Susurluk Raporu ile ilgili belgeler. Geçmişte ise çalıştığım gazete o yıllarda bu belgeleri manşet yaptı ve bana gazetecilik ödülü verdi. 5 yıl bu gizli belgeleri yaymaktan ceza aldım. 2 yıl aldığım ceza ise, aslında bu mahkemenin ciddiyetini gösteriyor. Çünkü daha önceden Elazığ'da beni şikayet eden birisinin mahkeme dosyasını evimde buldurlar ve bu kişinin mahkemeye verdiği belgelerden 2 yıl cezalıyım şimdi. Aslında olan şu, Başbakan intikam aldı benden. Cumhuriyet mitingleri yaparak, o zaman Cumhurbaşkanlığını engellediğimi düşünüyor ve benden intikam alıyor. Beni, 5 yıl önce Kadir Gecesi tutukladılar. Bayramdan önce de cezamı verdiler. Bu kin ve nefretin sonucudur. Bana, 'Belge çıktı' diye ceza veriyorlar, Gazeteciyim, belgesiz olsam suçlu olurum. Çünkü asıl suç, belgesiz gazetecilik yapmaktır.'

FATİH HİLMİOĞLU

İnönü Üniversitesi eski Rektörü Fatih Hilmioğlu ise heyete şunları anlattı: 'Darbeye eksik teşebbüs suçundan 16 yıl ceza aldım. Bizi suçladıkları iki şey, 2003'te Jandarma Genel Komutanı'nı ziyaret, bir diğeri de Kent Otel'deki tesadüfi yemek. Düşünebiliyor musunuz, 10 general, 10 rektör yemek yiyor, 3 rektör ve 1 generale ceza veriliyor. 2003 yılında YÖK tasarısı tartışılırken, YÖK başkanının da içinde olduğu bir heyetle her yeri geziyorduk. Askeriyenin de 23 eğitim kurumu var. Onlar da söz konusu tasarının paydaşı. Her kuruma gittiğimiz gibi oraya da gittik. Biz 7 rektördük ve 10 general vardı. Şimdi bu toplantı örgüt toplantısı olarak değerlendiriliyor. 7 rektörden 3 sanık, 10 komutandan ise sadece Şener Eruygur suçlanıyor. Eğer ortada bir suç varsa hepsinin suçlanması lazım. Toplam 17 kişiyiz. 4'ü suçlanıyor, 13'üne kimsenin bir şey dediği yok. Bu nasıl eşitlik, bu nasıl adalet? Bir diğer suçlama ise 3 Mart 2004 yılında Kent Otel'de yenilen bir yemek. Ankara Ticaret Odası'nda bir panele katıldık. Panelde konuşmacıydım. Panelden sonra hep beraber Kent Otel'e gittik, yemek için. Orada da Mustafa Balbay rahmetli İlhan Selçuk ile yemek yiyormuş, masaları birleştirdik, bu yemek örgüt toplantısı oldu. Baştan hükmümüz verilmiş, 5 yıl boşuna yatmışız. Ayrıca, İnönü Üniversite öğrencilerini fişlemek suçundan cezalandım. Suçlama, 2003 tarihli, belgesi ise 2006'ya ait. Böyle bir şeyle ilgilim olmadığımı kanıtladığım halde bundan 7 yıl ceza verdiler.'

KEMAL ALEMDAROĞLU

İstanbul Üniversitesi eski Rektörü Kemal Alemdaroğlu, 'Tutuklandığımda duruşmaya gittim. TEM Karayolu'nu kesmişlerdi. Önce araba ile geldim, 'Giremezsin' dediler. 'Evladım, sanığım, girmem lazım' dedim. Zorla ikna ettim. Kapıda girişte bir sürü güçlük oldu. İtiş kakış, zorla içeri girdim. Daha sonra. 'Ayakkabını arayacağız, çıkarmazsan içeri sokmayız' dediler. Direndim, zorla içeri girdim. Giriş o giriş. Ben arkadaşlarıma saygımdan, onlara destek olmak için oraya geldim. Bu kadar insan duruşma izliyor. Ben ise tutuklanacağım diye duruşmaya gitmezsem nasıl yüzlerine bakardım? Suçlamalar hayali, cezalar gerçek. Bütün duruşmalara geldim. Kaçma şüphem yok. Ama bunlar beni tutukladılar. Çantam hazırdı, eşyalarım yanımdaydı. Bu davalar siyasi o yüzden Meclis'te bitmeli, çözüm yeri meclis. Ancak hiçbir pazarlığın tarafı yapılmayı kabul etmiyoruz' diye değerlendirmede bulundu.

DOĞU PERİNÇEK

Heyete 'Biz ayaktayız onlar yıkılacak' diyen Doğu Perinçek ise dava ile ilgili düşüncelerini şöyle aktardı: 'Bu mahkemenin kararları hiç umurumda değil. Mahkeme beni hayal kırıklığına uğratmadı. Bu mahkemeden hukuk adalet çıkmayacağını herkes biliyordu. Zaten bunlar bana ceza vermeseydi hayal kırıklığına uğrardım. CHP Cezaevi Komisyonu'nun dayanışması bizi mutlu etti. Mücadele yeni başladı. Her zamankinden daha güçlüyüz. Dün adalete saldırdılar, adaleti yıktılar. Vicdanları yerle bir ettiler. Ama bu böyle kalmaz. En kısa zamanda karşımızdakiler yıkılacak, biz ise dimdik ayakta duracağız. İşçi Partisinde olsun, Aydınlık'ta olsun, Ulusal'da olsun, TGB'de olsun öyle gençler, öyle kadrolar var ki, birini alsan yerine diğeri hazır, hiç kimsenin endişesi olmasın. Biz ayaktayız. Onlar yıkılacak.'

İLKER BAŞBUĞ

Emekli Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ ise heyete şunları söyledi: 'Dava ortaya çıktığında tek ayaklıydı, darbeyi gerçekleştirecek ordu içinde birileri gerekiyordu. Askerleri de davaya ekleyerek Ergenekon örgütüne askeri bir kanat eklemeye çalıştılar. Başbakan'ın 'olur' ve Cumhurbaşkanı'nın onayı ile atandım. Özellikle son iki yıl sürekli beraber çalıştık. Kararla birlikte, Başbakan'ın atadığı bir Genelkurmay Karargahının Başbakanı yıkmaya çalıştığı iddia edilmiştir. Bu kararla Türk Silahlı Kuvvetleri bir terör örgütü olarak gösterilmiştir. Hükümeti devirmekle suçlanan karargahın beyni burada, ama hükümeti yıkma sürecine bazı komutanlıklar katılmıyor. Bu nasıl bir örgütse, neredeyse Genelkurmay karargahının hepsi bu terör örgütüne üye. Bazıları yönetici. Yöneticiler, hükümeti devirmeye çalışmaktan müebbet hapis cezası alıyor, terör örgütünün üyesi bazı komutanlar hükümeti devirme suçuna katılmıyor. Bu nasıl bir örgütse, bazıları örgüte üye ama hükümeti yıkmak istemiyor. Bazıları istiyor. Böyle suçlama, böyle ceza olur mu? Kararla, 'Başbakan, öyle bir adamı atamıştır ki hem Genelkurmay Başkanlığını yürütmüş hem de bir terör örgütünün yöneticiliğini yapmıştır' denmektedir. Bu durumun bin yıllık devlet geleneğine sahip Türkiye Cumhuriyeti'ne çok ağır bir hakarettir. Karar için söyleyecek sözüm yok. Böyle bir dava sebebiyle yargılanmak ve bu suçlamaların muhatabı olmak bile benim için cezaların en büyüğüdür. Kendimle ile ilgili kararı metanetle karşıladım ve oturarak dinledim. Osman Yıldırım'a verilen tahliye kararı sonrası ayağa kalkıp, alkışladım ve salonu terkettim. Ergenekon terör örgütünü eli kanlı bir terör örgütü olarak silah kullanan bir örgüt olarak ortaya çıkarmak için Danıştay davası kullanılmıştır. Osman Yıldırım'ın bu konuyla ilgili özel görevli olduğunu söylemiştir. Özel Yetkili bir mahkemenin hakkında müebbet verdiği bir şahıs başka bir özel yetkili mahkeme tarafından tahliye ediliyor, bunu hukuk ile hiçbir alakası yoktur. Danıştay saldırısı, Ergenekon örgütünün silah ve terör ile ilişkilendirilmesi amacıyla kullanılıp, bu şekilde örgütünün tamamlanıyor.

Genelkurmay başkanını terör örgütü yöneticisi tüm karargahı terörist ilan edenlere soruyorum. Bu utanç, İlker Başbuğ'un mu, onu atayan Başbakan'ın mı ve yapılan bu hakaret bana mı yoksa Türkiye Cumhuriyeti'ne mi? Burada Başbakan'a sorulacak hiç mi soru yok? Beni atayan Başbakan'dır, ataya ataya bir teröristi Genelkurmay başkanı olarak atamıştır. Kendi atadığı karargahın tamamı terörist, altı tanesi müebbetlik. Mahkemede son sözlerim sorumadı, verilebilecek en büyük cezanın idama eşdeğer bir ceza verilmesine rağmen 4 satırlık bir açıklama yapıldı. Bir gün gelir, bana sorulanlar Başbakan'a sorulabilir. Karardan bir gece önce de bir gece sonra da rahat rahat uyudum. Ama bu kararı verenlerin, rahat uyuyabildikleri düşünmüyorum. Mahkeme başkanının kararı okumaya başladığında, ses tonunu duydunuz mu? Sesi titriyordu. Bir süre sonra, okumaya devam edemedi. Bu nasıl bir davada olduğumuzu, durumun ciddiyetini ve herkesin bu davadaki, tarihi sorumluluk ve rolünü ortaya koyuyor. Mahkeme başkanı, 'Kararı ayakta dinleyeceksiniz' dedi. Birkaç kişi kalktı, sonra onlar da oturdu. Bu mahkeme bir Genelkurmay başkanını yargılayamaz. Onun yeri eğer yargılanacaksa Yüce Divan'dır. Bunun tüm hukuk otoriteleri söylüyor. Bu yüzden bu mahkemede savunma yapmadım. Böyle bir suçlama sebebiyle yargılanıyor olmak benim için cezaların en büyüğüdür. Beni yargılayamayacak olan bir mahkemenin karşısında savunma yapmam da kararın karşısında ayağa kalkmam da düşünülemez. Kararın kendisi ile ilgilenmiyorum. Ancak bu yargılama bana, Genelkurmay başkanına, Türk Ordusuna, Türkiye Cumhuriyeti devletine hakarettir, bunu kabul etmiyorum. Hukuk devletini ve hukukun üstünlüğünü koruyamadan, devletin ve ülkenin geleceğini koruyamaz sınız.' HASAN IĞSIZ

Müebbet hapis cezası alan Hasan Iğsız ise, 'Müebbet cezasına üzüldüm, ama şok yaşamadım. Başından beri belliydi. Dava kurgulandığı gün ceza kesinleşmişti. Ama hukukun geldiği nokta itibari ile hayal kırıklığına uğradım. Ailemin mahkeme salonuna alınmamasını hazmedemedim. İdama yakın ceza vereceksiniz ama ailemin yanımda olmasına izin vermeyeceksiniz. Bu durun ne hukukla ve insanlıkla bağdaşır bir yanı yok. Bu olsa olsa savaş hukukunda olur. Buna rağmen vicdanım rahat. Gece kafamı koyduğum gibi uyudum. Hukuk, demokrasi olmadan haksızlığa uğrayanlar nereye başvuracaklar. Tutukluğum yanlıştı, başvurduğum tüm yerler duvar oldu. Üçüncü yargı paketiyle tutukluluk devam ediyorsa, 'Her bir tutuklu için ayrı ayrı gerekçe yazılır' diyor ama bizim hakkımızda bir paragraf yazmışlar, herkese 150 kez aynı paragrafı okudular. Herkesin ayrı ayrı yüzüne okunması gereken gerekçeleri bu şekilde hazırlayan mahkeme Meclis ile, hukuk ile herkes ile dalga geçiyor' demektedir dedi.

HURŞİT TOLON

CHP Cezaevi Komisyonunun bir sorusu üzerine, 'Yukarıdan birileri darbe yapınca kimler yürür? Ordular yürür. Türkiye'nin en büyük ordusu Birinci Ordu yürür de İkinci Ordu yürümez mi? O zaman 2. Ordu Komutanı şimdiki Genelkurmay Başkanı. Bir ordu da bu kadar kişi darbe yapmaya inandırılamaz. Ordunun bir daha darbe yapmayacağı yönündeki en büyük katkının mimarı Başbuğ'dur. Ordunun işinin vatanı korumak, darbe yapmak değil. Bu kadar demokrasi vurgusu yapan bir Genelkurmay başkanının terör örgütü yöneticisi olarak suçlanması ve darbeye teşebbüs ile yargılanması çok hazindir. Her birini başbakanın atadığı cumhurbaşkanının onayladığı görevi törenle alıp teslim eden koca bir karargaha terörist denmişken, bizlerin değil o imzaların sahiplerinin yorum yapması gerekiyor. AİHM, uzun tutukluluklar ile ilgili verilen kararlarda çok ciddi çarpıtmalar var, Türkiye ile ilgili çok ciddi yanlış bilgiler söz konusu. Örneğin Can Çakmaoğlu'nun Balyoz'daki başvurusuna kararda delillerin değerlendirilmesi aşamasında, 'Bunlar tartışılmıştır' ifadesi var oysa mahkeme delilerin değerlendirilme aşamasını atladı. Adalet Bakanlığı, böyle çarpıtıcı bir bilgi gönderiyor olabilir. AİHM'deki Türk raportörlerinin yönlendirmeleri çok manidar' diye cevap verdi.

SEDAT PEKER

Terör örgütüne üyelikten 10 yıl ceza alana Sedat Peker ise, 'Diğer siyasi davalarda üyelik en alt sınırdan verilirken, bu davada hep en üst sınırdan ceza verdiler. Kelebek dosyasındaki bilgileri alıp aynı şekilde bir kez daha ceza verdiler. Bu hukuka, insanlığa aykırıdır. Tamamen benim üzerime yapışmış kötü ünden, Sedat Peker isminden dolayı bana bu ceza verildi. Benimle ilgili tek suçlama Güler Kömürcü ve Veli Küçük ile telefon görüşmem. Ancak bilinen biri olduğum için Ergenekon'a beni üye yaptılar. 2004 ten beri içerdeyim. Ama nasıl üyeyim ben anlamadım. 2004'ten bugüne kadar hiçbir ilişkim olmamış bu örgütle. Yargılanıyorum ama örgütten kimse ile görüşmemişim. Telefon etmemişler, beni aramamışlar. Ziyaret etmemişler. Mektup yazmamışlar. Bu nasıl vefasız bir örgütmüş böyle anlamadım. Nasıl bir örgüte üyeymişim ki 10 yıldır içeride yatırıyorum, bir üyesi telefon açmamış, bir üyesi mektup yazmamış, bir üyesi ziyarete gelmemiş. 10 yıl ceza aldım üyelikten. Ne vefasız bir örgütmüş bu Ergenekon. Veli Küçük, babamın arkadaşı idi. Babamın cenazesine geldi, orda karşılaşmamız suç sayıldı. Güler Kömürcü'yü benimle ilgili yaptığı haberden dolayı tanıyorum. Onun dışında bu örgütten bir tek insanla selamım tanışıklığım yok. Aslında verilen ceza, benim ismime verildi. Bilinen biri olduğum için bu ceza verildi. Normalde benim örgüt üyeliği dışında bir bağlantım bulunmadı. Ama, 'Sedat Peker dışarıda komutanlar, gazeteciler içeride demesinler' diye beni de içerde tutuyorlar. Külahlı, silahlı bilindiğimizden her şeyi yakıştırıyorlar. Adalet hukuk benim de hakkım değil mi? Tutuksuz yargılanıyordum Ergenekon'da. Diğer, cezamın bitimine 5 -10 gün kala Ergenekon'dan tutuklandım. Tutuklama gerekçem ortadan kalktı. Ama tutuklamaya devam ettiler. Kelebek Davası'ndan tutukluydum. Ergenekon'dan ise tutuksuzdum. Şimdi bu karar çıktı çünkü sembol isim olarak davada ismim anılsın istiyorlar.'

Açıklamada, emekli Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ'un askerin de Ergenekon Davası'na dahil edildiği anlattığı krokiye de ek olarak yer verildi.

YORUMLARI GÖR ( 0 )
Okuyucu Yorumları 65 yorum
iyi yatışlar.. mühlet var, ihmal yok, öğrendiniz inşlh..
geçin bunlarıııı...akp'li olmayanlarıda akp li yaptınız...
geç bunları. millet akp li yani koyun olmaktan vazgeçiyor asıl
Senin içinde akp'li olmak varsa onların suçu ne?
adama harbi helal ya düşmanlarını bile akp'li yaptı :D
tek tek dökülürler artık bunlar içerde...
hani hiç bişey yapmamıştınız _?
chp üzrenine düşeni, tam anlamıyla yapmış, her zaman olduğu gibi, chp nin geleneği de bu zaten
İLK SEÇİMDE CHP SEDAT PEKERİ MİLLET VEKİLİ YAPMALI ÇÜNKÜ CHP ÖRGÜTÜNÜN İÇİNDE BİRTEK MAFYA EKSİKTİ ONUDA TAMAMLAMIŞ OLUR
dini kullanarak oy alan ve kul hakkı yiyen yobazlar hala eksik efes sizde gelince tam olacak.
BU APOYU KURTARMA OPERASYONU. SADECE APO İTİ İÇİN AF ÇIKARTMAK AKP'Yİ BİTİRİR. O ZAMAN BUNLARA CEZA VERELİM SONRA AF ÇIKARTALIM DOLAYISIYLA APODA BU AFTAN YARARLANIP DIŞARI ÇIKAR.DÜŞÜNCESİ İLE YAPILAN BİR OYUN BU.
ŞU HEPSİNİN TİPLEREBAK BİRİNDE HAYIR VARMI OĞLUM OLSA BÖYLE DİREK ÇÖPE ATARIM:))
derin devletin piyonları cezalar az bile anayasaya l rejimi değıştırme teşşebüsü idamdı ecevit idamı kaldır dı bunlar biliyordu sanki
Ne doğrarsan aşına o gelir kaşığına,. Zamanında sizde çok kindar davrandınız şimdi cezanızı çekin.
sanırsın sütten çıkmış ak kaşık hepsi de, klasik ben masumum abi...
Sedat Peker Kısmı tamamen ibretlik :) akepe zihniyeti ne güzel birşey miş, vatan millet TÜRK diyeni al içeri al al al illa akepe akepe akepe diye bağıracaksın
akepe diye bağırırsan son model jeep lere binersin dostum burası türkiye gün gelir devran döner
TAM BIR HUSRAN VE ACI VEREN BIR OLAY.. TURKIYE CUMHURIYETI ICIN BIR UTANC KAYNAGI VE ISLAMCI SERIAT ULKESININ ELEMANLARI ICIN GRUR KAYNAGI.. YAPTIKLARINIZI ALLAH AFFETSIN, TURK MILLETI AFFETMEZ
konuşmalarına göre sanırsınki hepsi sütten çıkmış akkaşık..hiç suçları yok..hakimler savcılar 5 yıl bunları oyun olsun diye yargıladı....bunların hiç suçu yokken hakimler müebbet verdi...yazık oldu ergenekonculara...
onlarda senin gibi örümcek kafalilar adamlar isledigi sucu bilmiyorlar allah belanizi versin kani bozuklar
'emirlipaşa'' insan ne b..k yediğini bilmezmi?? kes palavrayı.:))
İnsallah bir gün seni de içeri alırlar da yargılaması 5 yıl sürer. İleri demokrasinin geldiği son nokta. Tecavüzcüler, katiller tutuksuz yargılanır, pkk lılar milletvekili oldumu hemen çıkar hapisten. Çünkü pkk bu ülke için tehdit değil ama ergenekon tehdit. Sonra pkk lıların ifadeleriyle düzmece belgelerle yıllarca yargıla. Teröristin lafıyla yargılama yaparsan çıkacak sonuç tabi bu.
MAFYA BABALARI YILLAR YILI HEM HÜKÜMETLERLE HEM SİLAHLI KUVVETLERLE , HEM DE EMNİYET TEŞKİLATIYLE HEP MENFAAT İLİŞKİSİ İÇİNDE OLMUŞLARDIR....BUNLARA DİRSEK GÖSTERİP ÜSTLERİNE YÜRÜYEN, KİRLİ ÇAMAŞIRLARINI ORTAYA DÖKEN VE CEZA EVİNE GÖNDEREN ŞİMDİKİ HÜKÜMET OLMUŞTUR....
normal bu açıklamalar çıkıp biz suçluyuz diyecek haliniz yokya
Ne o Yılgınlık görünüyor ! Sizi gidi demokrasi düşmanları sizi simdi Silivri de bir birinizin arkasından darbe yaparsınız artık . Kuyrukları dik olanlarda yakın zamanda 3-5 sene sonra af af diye ulurlar.
Ulan karaktersiz sen eğer şu an bu vatan topraklarında rahat nefes alıyorsan Alperenlerin Ülkücülerin sayesinde.Bu vatan topraklarını biz namusumuz bildik siz elaleme peşgeş çektiniz.Vatan toprağı namustur gururlu onurlu insanlar namuslarını parayla satarlarmı.Sedat gibi baba yiğitler olmasaydı zor görürdün bu günleri.Bilmeden konuşma
birisi düşüncelerini söylüyor diğeride beğenmiyor hakaret ediyor. neden fikre karşı fikir üretme yoluna ikna yoluna gidilmezki duymak istenilen şeyi duymayınca hakaret şimdi burda demokratik kim oluyor muhalif olanmı?
bir gün gelecek bu halk varyasize öyle kindar davranacalarki yandım allah diyeceksiniz ama geçmişola bunları aynen çekeceksiniz en başından en sonuna kadar ne kadar söz sahibi varsa ve ne kadar başı büyük varsa hepiniz çekeceksiniz
hepsi suçsuz bunaların :(
birileri düğme bastı yıllar evvel dediler apoyu serbest bırakmanın yolu bunlarıda alalım beraber çıkartırız arada kaynar ............görürsünüz demedi demeyin
Sanki bu ÜLKEDE lav sialhını eline alıp, boru parçası diyen benim.O toplantıyı hiç unutmuyorum.TV de izlerken bir ülkenin genelkurbay başkanı tüm komutanları arkasına alıp süren bir davada mahkemeye meydan okuyarak bakın TSK bu ergenekon TERÖR örgütünün arkasında gibi bir duruş sergilemeye çalıştı.O komutan BAŞBUĞDU...Ben hiç üzülmedim.ALLAHIN adaleti büyük, yaptıklarını çekiyorlar....Bizler YÜCE ALLAHIN ADALETİNE inandık ve bugünde o DARBECİLER cezalarını çekiyorlar.RAHMETLİ MUHSİN YAZICIOĞLUNUN başkanımızında intikamı kısmen alınmış oldu.
Lav silahı dediğin (Aslında kendisi law silahıdır - light antitank weapon) tek kullanımlıktır. Bir kez ateşlendikten sonra geriye kalan tetikleyici düzenektir ve senin oyunlarda gördüğün gibi tekrar içine roket koyup ateşlenmez. Ergenekon soruşturmasında bulunan kullanılmış law silahına boru denmesinin sebebi de buydu. Çünkü onunla bi insanın kafasına vurmadıkça adam öldürmezdi. Ama senin Allah adaleti dediğin şey aslında bir kulun siyasi hırs adaleti.
chp ismi geçince okumadım bile..
sil,ivri türk tarihine hukukun kalktığı çıkar adaleti uygulandıy yer olarak tarihe mal edeckti türkiye cumhuriyetine kırkyıl hizmet edim pkk ile şavaşmış bir subayı senorya hayale vatan haini ilan edip ömr boyu hapise atmakla kim ne kazandı kim kazançlı çıkıyor adaleti çıkara göre dizan eden kimin ekmeyine yağ sürüyo sözde adaletle pkklı lrın vermiş oldğu ceza gibi görünüyo uyu türkiyem uyu pkk her yeri sarmı kendine zarar verenleri cezalandırıyor türkün türkten başka dostu yok egemen liğmiz gittimi mi uyanacaz ne mutlu türküm hür doğduk hür ya
27 mayıs darbesine destek vermeyen eğemenlik kayıtsız şartsız milletindir diyen demokrasiden yana olan bir generali darbeden sonra kendi kurdukları mahkemede yargılayan rütbelerini söken ve ömür boyu hapse mahküm eden zihniyete ne diyeceksin acaba. bütün muhalifler atatürkçüyüm diyor ama atatürk padişahliği kaldırmıştı ama bunlar halen kaldıramadı vesayetten vazgeçmiyorlar halk iktidarlarına fırsatı bulduklarında darbe yapıyorlar lütfen az samimi olalım iyi yada kötü gerçek atatürkçüler inkilaplara bağlı olanlardır zamanı geldiğinde sandığa gider beğenmezse tepkisini verir.
Silivri sevr anlaşmasını yeni uygulama alanımı sözde haeketle pkk ya nota bölünmüş haritanın altına girmeyen subaylara ceza vererek pkklı olduğunuzu açıkça alalemeti alllah gizli pkklılardan türk milletini ve askerini korusun
tirpişon beyinliler hala yorum yazıyorlar ne yaptı bunlar apo ya bu kadar sevinmemişinizdir allah büyük nefes bile alamayacaksınız t.c de 1 e 1000 oluruz kısmet olursa
siz kaç kişisiniz ? neredeler ? Sayamadık ta :)
HERKES BİLSİNKİ BİR GÜN ADALET ONLARADA LAZIM OLACAK...
tayyip cehennemi boyla inşallah !
Sedat Peker,Alaattin Çakıcı,Hadi Özcan,Galip Öztürk ,civan kardeşler bu isimleri yürk milletine bir sorun inasanlarda ne çağrıştırıyor ne cevap verecekler duyun sonra hükmü verin
Gerçekten bu insanlar suçlu olabilir, sonunu görmek lazım ama nedense Akp'li hiç yok ap ak .Tıpkı şikede birtek Aziz Yıldırımı'ın suçlu seçilmesi diğerlerinin suçu yok ilan edilmesi gibi.
BAKIYORUM DA BU MÜBAREK GÜNDE HERKES MEMNUN BU KARARLARDAN.ALLAH HERKESİ BİLDİĞİ GİBİ YAPSIN HEM DE TEZ ELDEN.EĞER BİR YANLIŞLIK, GARABET, KÖTÜ NİYET,ADALETSİZLİK,İFTRA VARSA DİNİMİZ NEYİ EMREDİYORSA ONA RAZIMISINIZ ACABA? ADALET HERKESE LAZIM OLACAK UNUTMAYIN?YUKARIDA ALLAH VAR. HADİ BİZLERİ KANDIRDINIZ,YA ALLAHI?AKŞAMLARI YATAĞINIZA RAHAT BİR ŞEKİLDE YATIP UYUYABİLİYORMUSUNUZ? HANİ DİNİMİZDE HAKSIZLIK, İFTİRA, YALAN,KARALAMA YOKTU?KİME İNANALIM? BU ŞARTAR ALTINDA HAKSIZLIĞA UĞRAYANLARIN MÜBAREK RAMAZAN BAYRAMINI İÇTENLİKLE KUTLUYORUM VE BİR ATASÖZÜMÜZÜ HATIRLATIYORUM: SON GÜLEN İYİ GÜLER!!!
BENİM ANLAMADIĞIM SUÇSUZ İNSANLARI İNFAZ ETMEK BÜYÜK GÜNAHDIR KUL HAKKIDIR. BURASI GELİP GEÇİCİ. BAKİ DÜNYA,YA GÖÇTÜĞÜNÜZDE BU İNSANLARIN VEBALİNİ GÜNAHINI NASIL TAŞIYACAKSINIZ. NASIL CEVAP VERECEKSİNİZ. ETME BULMA DÜNYASI BAZEN ALLAH BUNLARI BAKİ DÜNYAYA BIRAKMADAN BURADA CEZLANDIRIR. OZAMAN BELKİ ANLARSINIZ AMA İŞ İŞTEN GEÇMİŞ OLUR.
Zamaninda bu dunyadan gocup gitmeden oncede cok cekip 2 sene ölemeden masum insanlara yaptiklarinin bedelini odeyen muhteremlerde oldu bu memlekette... Ilahi adalet varsa daha oncede tecelli etti simdi tecelli ediyor... yarinda tecelli eder telaslanma sen..
Ezilen değil mi senelerdir yurdumun insanları. Bir ekmek için çocuğu için ailesi için her şeye boyun eğen aman işten kovmasınlar diye her şeye göz yuman. Yurdumun insanını ATATÜRK'den sonra gelen her başbakan her iktidar ezdi Köle gibi çalıştırıldı değer verilmedi. Ne yapsın bu masum Türkiyemin insanları çok çektiler çok. Allah yardımcımız olsun kardeşlerim.
Malesef ülkemiz insanı mafyatik davranışlara aşırı ilgisi ve beğenisi olan bir toplum olmuş. insanlar fakirleştirilmiş. işsiz aşsız bırakılmış ve tv dizilerinde yakıp yıkan insanları fenomen yapmışlar. Eğitimsizlik hat safhada olunca ülke insanı düzenli yaşamayı unutmuş. Güvenlik güçleri olmadan yaşayamaz hale gelmiş. Öylesine bir dava ki dava günü mahkeme yolunu tutan insanlar yollarda tutsak edilmiş. neden. esasında bu sorunun cevaplarını aramak lazım. Ben şimdi soruyorum. kim haklı kim haksız elbette haksızlıklar her yerde bizler yıllarca haksızlıklarla yaşamaya zorlandık. hala zorlanıyoru
Biz TÜRK Milleti olarak sen ve senin gibipislik insanlara mafya adı altında her türlü hukuksuzluğu işleyen haraç toplayı kul hakkı yiyeyn YÜCE ALLAH' IN VERDİĞİ CANI alma hakkını kendinde gören canilere değer verdiğimzi sürece. sanatçı adı altında insanlara zina uyuşturucu gibi şeylerden yakalananlara değer verdiğimiz sürece VAY BİZİM HALİMİZE. SİZ VE SİZİN GİBİLER BU TOPRAKLARDA YAŞAMAYI HAK ETMİYORSUNUZ
yakısır reis .d
Basbug diyor ki;" Kararla birlikte, Başbakan'ın atadığı bir Genelkurmay Karargahının Başbakanı yıkmaya çalıştığı iddia edilmiştir." Mursiyide deviren, kendi atadigi sisi degil miydi?..Pasa pasa yatin!..
Suçladıkları insanı oraya atayanlar kim? Başbakan ve onaylayan cumhurbaşkanı. Bu durumda cezanın asıl büyüğünü alması gerekenler atayanlardır. Bu kadar net.
yaa boş konuşmayın yandaş hükümet yalakaları. terör örgütüymüşde neymiş. siz eli silahlı bebek, çocuk, sivil, asker demeden masum insanları keyfi olarak öldüren pkk denen şerefsizlere kol kucak açın besleyin cezalandırmayın. başındaki kpği adeta lüks otel odasında gibi ağırlayın. siz ve ylakalık yaptığınız kişi ve kişilerin adamlığınız bu kadar işte.
Ben ceza alanlar için ALLAH uzun ömürler versin diye dua ediyorum. Özellikle müebbet cezası alanlara...
sayenize akp daha da güçlendi .nerdn bilecektik asıl düşmanların yakınımızdan çıkacagını
vera 1977 featb kolare iyi dinleyin normalde darbeye karsiyim sizin gibileri bir iceri alsalar o azaman sizin su konustuklarini size biri dese ne dersiniz kafani yastiga koyunca bir düsün
Diğer Haberler