Kök hücre nakli yapılan hastalar

Son güncelleme: 25 Ekim 2008 16:33

ANKARA (İHA) - Ankara Üniversitesi Hematoloji Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Gülhan Gürman, kök hücre nakli yapılan hastalarla bir araya geldi. Kök hücre nakli yapılan hastalar, tedavi sıralarında başlarından geçenleri anlattı.

Ankara Üniversitesi Hematoloji Bilim Dalı Cebeci 50. Yıl Anfisi'nde gerçekleştirilen toplantıya, Prof. Dr. Gürhan Gülman'ın yanı sıra, Ankara Üniversitesi Hematoloji Bilim Dalı Kök Hücre Koordinatörü Mutlu Arat, Türkiye Kemik İliği Transplantasyon Vakfı Başkanı Osman İlhan, Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Başhekimi Prof. Dr. Hüseyin Dindar katıldı.

Açılış konuşmasını gerçekleştiren Ankara Üniversitesi Hematoloji Bilim Dalı Başkanı Gülhan Gürman, kök hücre naklinde 20. yıllarını geride bırakmalarının tecrübesini yaşadıklarını ifade ederek kök hücre nakli olmuş hastalara seslendi. Gürman, "Türkiye'de 25-30 adet kök hücre transferi yapan merkez var. Size yapılan nakil, en zor organ nakli. Çok fazla zorluklara sahip. Teknoloji ilerledikçe kök hücre nakli de başka hastalıklara ışık oldu. Çaresiz sayılan hastalıklar yapılabilir hale geldi. Bu
imkansızlıkları aşmak için uğraşıyoruz" şeklinde konuştu.

Türkiye Kemik İliği Transplantasyon Vakfı Başkanı Osman İlhan da, 20 yıldan bu yana kök hücre naklinde çok şeyin değiştiğine dikkat çekerek, "Eskiden hastanın eline beyaz bir bayrak verirdik. Ters bir şey gittiğinde salla diyorduk. 20 yol önce böyle başlandı. Bu bir yaşam tarzı, ekip çalışmasıdır" dedi.
'Türk Kök' adıyla yeni bir yapılanmaya gittiklerini de belirten İlhan, bu konuda Sağlık Bakanlığı ile görüşmelerin olumlu geçtiğini ve yakında tüm kök hücre naklinin tek elde toplanacağını kapsayacak bir yasanın çıkacağını da söyledi. Bununla birlikte 2010'dan itibaren Türkiye'deki tüm hastalara bakabilecek düzeye geleceklerinin altını çizen Osman İlhan, "2010'dan sonra Orta Doğu, Balkanlar ve Orta Asya'nın hastalarına bakabilecek düzeye geleceğiz" ifadelerini kullandı.

Kök hücre nakli yapılan hastalar da yaşadıklarını anlattı. Almanya'da yaşayan Münevver Bora, Almanya'daki doktorların ablasını iyileştirememesi yüzünden ilik naklini Türkiye'de yaptırdığını belirterek, "Almanya'daki doktorlar ablama yüzde 30-40 şans verdi. Türkiye'de ise ablama yüzde 50-60 şans verdiler. Bunu Almanya'daki doktorlara söylediğimde bana 'Türk doktorları takip ediyoruz. Nakilde iyi çalıştıklarını gözlemliyoruz. Eğer onlar yüzde 50-60 oran veriyorlarsa Türkiye'de yaptır. Eğer ablanın ölümüne sebep olmak istiyorsan buraya getir.' dediler. Ben kendi ülkemle gurur duyuyorum" diye konuştu.

"TEDAVİ SIRASINDA RÜYALARIMDA AÇIK MEZAR GÖRÜYORDUM"
Kendisine kız kardeşinden kök hücre nakli yapılan Suzan Şahin, 2005 yılında yanlış iğneden dolayı hastalandığını ifade ederek, "Nüfus cüzdanımda yaşım 60 olduğu için bana nakil yapmak istemediler. Daha sonra gerçek yaşım 59 olduğundan nakil olabildim. Tedavi zamanlarında sürekli rüyalarımda üzeri açılmış mezar görüyordum ama buna rağmen ölümden korkmuyordum. Çünkü tedavide çok acı çekiyordum. Hatırlamıyorum ama hemşireye bana iğne vurarak öldürmesini bile istemişim. 7 gün yoğun bakımda yattım. Bana öldü dediler. O zamanlar ölmeyi bile düşündüm. Sonra burada doktorlar tedavime başladı. Çok şükür şimdi iyiyim" ifadelerini kullandı.
50 yaşındaki Hanife Torun adlı hasta ise, ailesinin manevi desteğiyle ayakta olduğunu belirterek, "Bana taş atana bile ekmek attım, çiçek attım. Ailemin manevi desteğiyle yaşadım. İliği bana kardeşim verdi. 28 gün sonra ayaktaydım" dedi.


Ailesi ile birlikte toplantıya gelen Aziz Veysi Yıldız, "15 Mayıs 2008'de yeniden doğdum. İlk zamanlarda, ailem yüzünden tedaviye yanaşmak istemedim. Küçük bir kızım var. Bir takım maddi manevi külfetleri oluyor bu tedavinin o yüzden böyle düşündüm. Yurt dışından bir kişinin iliği bana uydu. O da yüzde 40-50 civarında tutuyordu. Yüzde 100 uysa bile riski var zaten. O yüzden umudu kesmiştim. Tedavi olmamayı düşünüyordum. Gelecek kaygısı yaşıyordum. 3-5 yıl yaşasam razıydım" şeklinde ifade etti.

Aziz Veysi Yıldız'ın eşi Gülay Yıldız da zor bir süreçten geçtiklerini ifade ederek, yalnız olmamanın çok güzel bir duygu olduğunu söyledi. Yıldız çiftinin 9 yaşındaki kızları Sinem Yıldız ise, "Babamın eve döndüğüne çok sevindim. İyi ki iyileşti. O evde yokken çok üzülüyordum. Her zaman keşke eski haline dönse diye söylüyordum" dedi.

"HİÇ UMUDUM YOKTU, TEDAVİYİ RET ETTİM, ŞİMDİ 3 GÜNLÜK KIZIM VAR"
Tedavisinin üzerinden 10 yıl geçen Barış Koç, tedavi sırasında ümidini yitirdiğini kaydederek, ailesinin isteği üzerine tedaviyi kabul ettiğini söyledi. 3 gün önce bir kız çocuğu olduğunu anlatan Barış Koç, şöyle konuştu:
"10,5 yıl önce hiç umudum yoktu. Hastalığım tesadüf eseri ortaya çıktı. Bana kansersin dediklerinde bunu kendime konduramadım. Kendimle alakalı hiç umudum yoktu. Tedaviyi ret ettim. Böyle hastane köşelerinde sürüneceğime evimde ne olursa olsun dedim. Sadece ailem istediği için kabul ettim. Nitekim şimdi sağlığıma kavuştum. 3 gün önce de bir kızımız oldu."

İletişim Kurumsal Yardım Üyelik Site Haritası

Copyright © MYNET A.Ş. Telif Hakları MYNET A.Ş.'ye Aittir