HABER

"2. Uluslararası İslami Mimari Mirası Konferansı"

Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi (FSMVÜ) ve Malezya Uluslararası İslam Üniversitesi (IIUM) iş birliğiyle gerçekleştirilen etkinlik, bugün yapılacak oturumların ardından sona erecek - Brunilda Basha: - "Konferanslarda mimari alanındaki birçok konu hakkında sunumlar yapıldı. Mısır, Malezya ve Arnavutluk gibi pek çok ülkeden katılımlar oldu. Çok faydalı olduğunu düşünüyorum"

İSTANBUL (AA) - "Mamur Çevre ve Gelecek", temasıyla gerçekleştirilen 2. Uluslararası İslami Mimari Mirası Konferansı (ISL@H 2019), İslami mimari alanında çalışan farklı ülkelerden uzmanları konuk ediyor.

Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi (FSMVÜ) ve Malezya Uluslararası İslam Üniversitesi (IIUM) iş birliğiyle FSMVÜ Topkapı Yerleşkesi'nde dün başlayan konferansta, kültür mirasının önemli bir bölümünü oluşturan mimari miras varlıklarının korunması, yönetimi ve geleceğe aktarımı konusunda yürütülen çalışmalar ile sürdürülebilir kentsel gelişim konusunda farklı yaklaşımlar ele alınıyor.

Etkinlikte, "Erken Osmanlı Döneminde Balkanlar'daki Osmanlı Yapılarının Mimari Çehresi" başlıklı konferans veren Brunilda Basha, çalışmasının Osmanlı Devleti'nin ilk dönemlerinde Balkanlar'da inşa edilen seçilmiş bazı camilerin mimari özelliklerini tanımlamak ve restorasyonları gerçekleştikten sonra mevcut mimari durumlarını analiz etmeyi amaçladığını söyledi.

Yıldız Teknik Üniversitesinde doktora eğitimine devam eden Basha, Osmanlı Devleti'nin Balkanlar'da 500 seneye yakın hüküm sürdüğüne dikkati çekerek, "14. ve 15. yüzyıllarda geleneksel Selçuklu ve İslami mimari stilleri ve Osmanlı mimari tasarımı yerel yapı malzemeleri ve yöntemleri ile birleştirildi. Bu dönemde inşa edilen Osmanlı Türk camileri 3 grupta sınıflandırılabilir. Tek kubbeli camiler, çok kubbeli camiler ve 'ters T' planlı camiler. Cami sadece cami olarak tek başına durabilir veya minareli caminin yanı sıra mezar yerleri ve çeşmesi olabilir." dedi.

Arnavutluk, Bosna Hersek, Makedonya, Kosova ve Macaristan'da Osmanlı Devleti'nin erken döneminde inşa edilen camilerin mimari özelliklerini karşılaştıran Basha, Balkanlar'daki camilerin Anadolu'daki camilerle aynı mimari özelliklere sahip olduğunu dile getirdi.

Osmanlı Devleti'nin Balkan topraklarında 20 bine yakın sivil ve dini birçok yapı inşa ettiğini belirten Basha, "Bu yapıların içinde cami, medrese, kervansaray, mezar, kamu binası, Türk hamamı gibi pek çok türde eser bulunuyor. Osmanlı mimari eserlerinin büyük bir kısmı günümüze kadar korunamamıştır. Doğal ve beşeri faktörler, çeşitli savaşlar nedeniyle büyük hasar gördü. Balkanlar'da Osmanlı döneminde yapılan eserlerin birçoğunun yıkıldığı konusunda, bu alanda çalışan akademisyenler hemfikirdir." ifadelerini kullandı.

- "TİKA o bölgelerde çok önemli restorasyon faaliyetleri yürütüyor"

Basha, sempozyumdaki sunumunun ardından AA muhabirine yaptığı değerlendirmede, iki gün boyunca süren ve iki üniversitenin iş birliğiyle gerçekleşen sempozyumun İslam mimarisini anlamak ve geleceğe yön vermesini sağlamak için çok önemli olduğunu vurgulayarak, şunları kaydetti:

"Konferanslarda mimari alanındaki birçok konu hakkında sunumlar yapıldı. Mısır, Malezya ve Arnavutluk gibi pek çok ülkeden katılımlar oldu. Çok faydalı olduğunu düşünüyorum. Benim sunumum ise Balkan yarımadasındaki Osmanlı eserleriyle alakalıydı. Balkanlar yıllardır birçok politik sorunla karşı karşıya. Yaptığım sunumda, Balkan topraklarda kalan dini eserlerin korunması ve sahip çıkılması konusundaki endişelerimi de paylaştım. Bugün, Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA) o bölgelerde çok önemli restorasyon faaliyetleri yürütüyor. Bazı restorasyonlardaki problemlerden bahsedecek olursak, yapıların inşa edildiği zamana uygun olarak restorasyon geçirmesi gerektiğini düşünüyorum. Bu konuda hangi dönemde ve hangi özelliklerle inşa edildiğini daha iyi tespit etmek için alanında uzman kişilerle çalışması gerektiğine inanıyorum."

Geri Dön