AK Parti MKYK Toplantısı

Parti Sözcüsü Ömer Çelik: (3) - "(Büyükçekmece'de polisin sahte tutanak tuttuğu iddiası) Ellerinde bilgi, belge varsa hemen yargıya başvursunlar. Güvenlik güçlerini bu şekilde zan altında bırakmak, AK Parti'lileri bu şekilde zan altında bırakmak kuşkusuz bir yargı konusu olacaktır" - "Seçimin genelinin yüksek meşruiyetiyle ilgili bir tartışma söz konusu değildir. AK Parti'de de diğer partilerde de söz konusu değildir"

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, CHP Grup Başkanvekili Engin Altay'ın "Büyükçekmece'de polisin sahte tutanak tuttuğu" iddiasına ilişkin, "Ellerinde bilgi, belge varsa hemen yargıya başvursunlar. Güvenlik güçlerini bu şekilde zan altında bırakmak, AK Parti'lileri bu şekilde zan altında bırakmak kuşkusuz bir yargı konusu olacaktır." dedi.

Çelik, Türkiye Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında gerçekleştirilen AK Parti Merkez Karar ve Yönetim Kurulu (MKYK) toplantısı devam ederken, parti genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında, değerlendirmelerde bulundu ve gündeme ilişkin soruları yanıtladı.

İstanbul için olağanüstü itiraz başvurusunun ne zaman yapılacağına ilişkin soru üzerine Çelik, "Birleştirme tutanakları büyükşehirle ilgili ortaya çıktığı zaman, arkadaşlarımızın verdiği teknik bilgi bu, o süreçten sonra itiraz hakkımızı kullanma imkanımız var. Dolayısıyla o süreci bekliyoruz. Belli bir sürenin geçmesi gerekiyor, o YSK'nin o işlemi gerçekleştirmesine bağlı. O işlem gerçekleştikten sonra 7 gün içerisinde itiraz hakkımız var. İtiraz hakkımız ivedilikle, vakit geçirilmeden kullanılacaktır." yanıtını verdi.

CHP Grup Başkanvekili Engin Altay'ın "Seçmenin beyanının dışında Büyükçekmece Emniyet Müdürlüğünde sahte tutanak oluşturulduğu" iddiasına yönelik soru üzerine Çelik, yapılan konuşmaların hukuk karşısında devlet adamlığı yönünden bir test olduğunu, vatandaşın önüne de kaliteli yaklaşımlarla çıkılması gerektiğini vurguladı.

Çelik, "Siyasetçinin görevi, vatandaşı yanıltan yaklaşımlar karşısında puslu havayı dağıtmak, aydınlık ve berrak ifadeler kullanmaktır. Eğer Büyükçekmece meselesinde söyledikleri gibi böyle 'ihbara dayanıyor, duydum, rüyama girdi, birisi kulağıma fısıldadı' bu böyle olmaz. Varsa ellerinde bilgi, belge bunun muhakkak surette yargıya intikal ettirilmesi lazım." diye konuştu.

Bunun siyasi sorumluluk olmayacağının altını çizen Çelik, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Ellerinde bilgi belge varsa hemen yargıya başvursunlar. Güvenlik güçlerini bu şekilde zan altında bırakmak, AK Parti'lileri bu şekilde zan altında bırakmak da kuşkusuz bir yargı konusu olacaktır. Bu süreç bir takım propagandalarla, manipülasyonlarla yürütülecek bir süreç değil. Nihayetinde süreci ne AK Parti ne Cumhuriyet Halk Partisi ne başka bir parti yönetiyor, Yüksek Seçim Kurulu yönetiyor. Şimdiye kadar defalarca zor seçimleri yönetmiş, Türkiye'nin sıkıntılı dönemlerinden sonra demokrasinin önünü açacak seçimleri komuta etmiş, patronluk yapmış bir kuruldan bahsediyoruz. Demokrasi kapasitesi yüksek, geleneği güçlü, içtihatları olan bir kurumdan bahsediyoruz. Türkiye'nin demokrasi kapasitesine güvenelim, hukuk kapasitesine her şeyden daha çok güvenelim."

Bu noktada, siyasal demokratik meşruiyetin çıkacağına, bunun vatandaşın iradesinin berraklaşması anlamına geldiğine işaret eden Çelik, bunun için hukuki ve sayısal meşruiyete ihtiyaç olduğunu anlattı. Hukuki meşruiyetin YSK tarafından ortaya konulduğunu, sayısal meşruiyette de sonucu göreceklerini belirten Çelik, olağanüstü itiraz gibi yolların da yeni icat edilen süreçler olmadığına dikkati çekti.

Çelik, burada kanun koyucunun, hukukun ve siyasetçinin yaklaşımının da "vatandaşın iradesi net olarak ortaya çıksın" şeklinde olması gerektiğini kaydetti.

- "Danıştay cinayeti gibi bir konuyu örnek vermek büyük bir sorumsuzluktur"

CHP Parti Sözcüsü Faik Öztrak'ın, "YSK'nin üzerinde iktidarın baskısının bulunduğu, çeşitli gazetelerin sayfalarında YSK üyelerinin fotoğraflarının olduğu ve bunun en son Danıştay olayında görüldüğü" şeklindeki açıklamalarına yönelik değerlendirmesi de sorulan Çelik, herhangi bir yayın organında çıkan bir haberle ilgili AK Parti'nin sorgulanmasının son derece saçma olduğunu ifade etti.

AK Parti Sözcüsü Çelik, CHP'nin "resmi yayın organı" gibi davranan bir takım gazetelerin, televizyonların, aydınların bulunduğunu ve bunun CHP'yi ne kadar bağladığını bilmediğini aktararak, şöyle konuştu:

"AK Parti'yi, AK Parti'nin görüşleri bağlar. Genel Başkanımızın görüşleri, Genel Başkanımızın yetkilendirdiği kişilerin görüşleri bağlar. İstediğiniz medya organını demokratik adap ve edep içerisinde, tehdit etmeden eleştirebilirsiniz ama eleştiriye gücünüz yetmiyorsa tutup ailelerini hedef göstermek gibi bir yanlışa düşmemeniz lazım. Bu yanlış karşısında Cumhuriyet Halk Partisi bizim tarafımızdan uyarılıyor ama hala bunda ısrar ediyorlar. Asıl hedef gösterme budur.

İkincisi, sorumlu bir siyaset adamının verdiği örneklere çok dikkat etmesi lazım. Geçmişte yaşanmış acılara, Danıştay cinayeti gibi bir konuyu örnek vermek büyük bir sorumsuzluktur. Bu yaklaşım, bir eleştiri değil tam tersine birbiriyle alakası olmayan şeyleri özdeşleştirerek maalesef yanlış şeylerin hatırlatılmasıdır. Yanlış şeylerin gelecekte de olacağı şeklinde bir hatırlatma siyasetçi sorumluluğu içerisinde olmaması gereken bir şey."

Başlı başına bir cinayetle şimdiki medya eleştirisini özdeşleştirmenin yanlış olduğunu belirten Çelik, eleştirmenin başka bir şey, bir takım cinayetleri akla getirecek şekilde sorumsuzca davranmanın başka bir şey olduğunu, bunu çok yadırgadıklarını ve buna dikkat edilmesinde fayda bulunduğunu söyledi.

- YSK'nin KHK'li başkanlarla ilgili kararı

AK Parti Sözcüsü Çelik, Yüksek Seçim Kurulunun (YSK), Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile ihraç edilen ve belediye başkanı seçilen adaylara mazbata verilmemesine ilişkin kararı ve bunu seçim öncesinde vermemesine ilişkin eleştiriler hakkındaki değerlendirmesinin sorulması üzerine, hukukçuların bu konuyu çeşitli açılardan değerlendirdiğine dikkati çekti.

YSK'nin, "kamu görevi" tanımıyla, olup olmamasıyla ilgili bu kararı verdiğini, milletvekilliğini kamu görevi olarak saymadığını, belediye başkanlığını ise kamu görevi olarak saydığını anlatan Çelik, YSK tarafından bu kararın pozitif hukuka göre verildiğini aktardı.

Çelik, Adana'nın Kozan ilçesinde Cumhur İttifakı'nın kazandığı seçimi, adayın bir belgeyi seçim öncesi değil de seçim sonrası vermesi sebebiyle YSK'nin iptal ettiğini ve ikinci sıradaki partiye verdiğini anımsattı.

Bu konunun altının aday belirleme sürecinde çizilmemesine yönelik de Çelik, "Onu YSK kararında görmek lazım. YSK kararında bunu nasıl değerlendirmişler, hukuken nasıl konumlandırmışlar, onu o şekilde görmek lazım. Benim söyleyebileceğim, siyaseten söyleyebileceğim, başka partilerden alınıp ikinci partiye verilen olduğu gibi bizden de alınıp ikinci partiye verilen yerler, seçimin sonucunun iptal edildiği yerler var. Dolayısıyla YSK'nin elindeki hukuki mekanizmayla, pozitif hukukla sonuçlara vardığını söylemek mümkün." dedi.

- "Soyadlarına göre afaki bir şeyden bahsetmiyor"

Ömer Çelik, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı ve AK Parti Büyükçekmece Belediye Başkan Adayı Mevlüt Uysal'ın açıklamalarına ilişkin bir soru üzerine, AK Parti teşkilatlarının bir ilde, ilçede, mahallede kimlerin kendilerine oy verip, vermediği şeklinde bölge bölge, isim isim analizler yaptığını hatırlattı.

Teşkilat çalışmalarının buna göre yürütüldüğünü belirten Çelik, "Burada başkanın kastettiği şey, öteden beri bizim simülasyonlarımızda AK Parti'ye oy veren ailelerin soyadlarının düşürüldüğü şeklinde. Yani soyadlarına göre afaki bir şeyden bahsetmiyor, bunu teşkilatçılık yapanlar çok iyi bilirler." dedi.

Çelik, açıklamaların dışarıdan yanlış anlaşıldığını ifade etti.

Türkiye genelinde seçimlerin iptalinin söz konusu olup olmadığına ilişkin soruya da Çelik, "Türkiye geneliyle ilgili böyle bir tartışma yok." yanıtını verdi.

Belli yerlerde itirazlar olduğunu hatırlatan Çelik, "Başka yerde tespit edilirse il, ilçe düzeyinde bunlar da gündeme getirilebilir. Biliyorsunuz bazı yerlerde YSK seçimin yenilenmesine karar verdi, bazı ilçelerde beldelerde, bu şekilde lokal olarak devam etmektedir. Seçimin genelinin yüksek meşruiyetiyle ilgili olarak bir tartışma söz konusu değildir. AK Parti'de de söz konusu değildir, diğer partilerde de söz konusu değildir." ifadesini kullandı.

- "CHP'nin 6 okuna yedinci ok olarak Saadet'i eklemeye gerek yok"

Ömer Çelik, Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu'nun, İstanbul'daki Çamlıca Camisi'yle ilgili yaptığı açıklamalara ilişkin şu değerlendirmede bulundu:

"Bu ittifak yapmak, CHP ideolojisinin Saadet Partisine sirayet etmesi bakımından son derece hızlı bir yayılma olduğunu gösteriyor. Bırakın bu sözleri CHP söylesin, siz niye söylüyorsunuz. CHP'nin 6 okuna yedinci ok olarak Saadet'i eklemeye gerek yok. Cumhuriyet Halk Partisinin 6 oku var ama Temel Karamollaoğlu'nun yedinci ok olarak oraya Saadet'i eklemeye çalıştığı görülüyor. Ayrıca bugün pek çok yerdeki fotoğraflara baktığınız zaman zaten dolmuş durumdadır. Saadet Partisinin tabanındaki değerli vatandaşlarımızın, değerli kardeşlerimizin de bu muazzam eserden büyük bir memnuniyet duyduğunu biliyoruz, görüyoruz."

Bütün vatandaşların camiden memnuniyet düzeyinin yüksek olduğuna vurgu yapan Çelik, şöyle devam etti:

"Camiyle kavga etme geleneği CHP'den Saadet Partisine devredilmiş oluyor. Zannediyorum, bundan Saadet Partisi'nin tabanındaki kardeşlerimiz de çok büyük bir rahatsızlık duyacaktır. Fakat kurdukları 'benzemez' ittifakın kimi kime benzettiğini, yani Saadet Partisini Cumhuriyet Halk Partisine nasıl benzettiğini çok net bir şekilde burada görmüş oluyoruz. Saadet Partisinin tabanındaki kardeşlerimizin de bu açıklamadan büyük rahatsızlık duyduğunu, cami ile kavga etme geleneğinin CHP'den Saadet Partisine geçmesi gibi bir tabloyla karşı karşıya kaldığımızı söylüyorum. CHP'nin 6 oku memlekete çok çektirdi, yedincisine Saadet diye bir şey ekleme iradesi, maalesef Saadet Partisi Genel Başkanından geliyor. Hiç hayırlı bir yaklaşım değil bu."

Ömer Çelik, CHP Sözcüsü Faik Öztrak'ın açıklamalarına ilişkin bir sorusu üzerine de "Bu verdikleri örnekler birer sembolizm olarak kendilerini ilgilendiren bir şey, biz hukuka bakarız. Hukuk ne diyor, seçimden sonra da bu itiraz haklarımızın neler olduğunu tanımlamış. Biz milletin iradesiyle nikahlıyız, dolayısıyla milletin iradesinin tam olarak ortaya çıkması için gereken iradeyi gösteriyoruz. Burada siyasetçinin nikah gibi bağlı olması gereken şey milletin iradesidir, hukukun iradesidir, demokrasimizin korunmasıdır, vatandaşımızın iradesinin korunmasıdır ve hukuki sürece saygıyla ilgilidir. Buradan anlaşıldığı kadarıyla siyasi konularda CHP ile nikah konusunda aynı anlamda buluşmuyoruz." diye konuştu.

(Bitti)