Ameliyatsız yüz gençleştirme uygulamalarıyla zamana meydan okuyun!

Ameliyatsız estetik uygulamalarının popülaritesi her geçen gün artıyor. Özellikle yüzümüzde gelişen değişimler yaşlanma sürecinde etkisini çok fazla gösteriyor.

Ameliyatsız yüz gençleştirme uygulamalarıyla zamana meydan okuyun!

Kaçınılmaz olanın gerçekleştiği noktada ameliyatsız yüz gençleştirme teknikleri devreye giriyor ve tatmin edici sonuçlar elde edilmesini sağlıyor. Estetik, Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Burak Türkyılmaz, ameliyatsız yüz gençleştirme teknikleri hakkında tüm bilinmeyenleri bizler için açıkladı.

ZAMANDAN KAZANIN

Ameliyat masasına yatmak istemeyen, iyileşme süreci için yeterince zaman bulamayan fakat dış görüntüsünde değişiklik isteyenler ameliyatsız estetik tekniklerini yoğun olarak tercih ediyor.

Önlem olarak bol su tüketimi ve düzgün beslenme alışkanlığı gibi öneriler sunulsa da, er geç zamana bağlı yaşlanma etkileri kendini göstermeye başlıyor.

Ameliyatsız estetik denildiği zaman ilk akla gelen uygulamalar arasında yer alan botoks dolgunun yanı sıra fibroblast uygulaması, kök hücre işlemleri, yağ enjeksiyonu ve gençlik aşısı vitamin mezoterapisi gibi işlemler sıklıkla tercih ediliyor.

CİLDİN YAŞLANMASINI BEKLEMEYİN

Erken dönemde yapılan bu ameliyatsız estetik trendleri sayesinde zamana meydan okuyabilir, elde edilen genç görünümün tadını çıkarabilirsiniz. Yapılan müdahaleler sonrası zamanın yüzünüzde yarattığı kırışıklıklardan, sarkmalardan kurtulabilir kendinizi genç hissedebilirsiniz.

Yaşlanma, bireysel olarak kişiden kişiye değişerek farklılıklar gösterebilir. Kişilerin genetik yapısı, alışkanlıkları, çevresel etkiler, yaşlanmayı etkileyen temel faktörlerdendir. Her ne kadar genetiğimizi değiştiremesek de yaşlanma etkilerini geciktirebiliriz. Yaşlanmayla birlikte yüzde üç ana doku olan deri, deri altı yumuşak dokular ve kemik yapılarında ciddi değişiklikler olur.

Çoğunlukla ilk belirtiler kaz ayaklarındaki ince kırışıklıklar ve güneş kaynaklı cilt lekeleridir. Bununla birlikte kaş arasında dikey çizgilenmeler, alında ve boyunda yatay çizgiler meydana gelir. Cilt altı yağı dokusunun azalması yaşlanmayı etkiler. Bundan dolayı gözaltında torbalanma, göz etrafındaki dokularda deformiteler, yanaklar ve orta yüz dolgunluğunda kayıplar meydana gelebilir.

Yaşlanmayla birlikte yüz kemiklerinde hacim kaybı yaşanabilir, deri altı dokularının erimesinden dolayı, deri fazlası çene kenarında, burun ve ağız bileşkesinde yığılabilir. Cilt her geçen gün daha çok yaşlanır, elastikiyetini, diriliğini ve canlılığını yitirebilir. Ciltteki bu görünümün en önemli sebebi vücuttaki hyalüronik asit içeriğinin azalmasıdır.

Hyalüronik asit, yoğun su tutucu etkisiyle cildin nemli, daha canlı ve diri görünmesine yardımcı olur. Ayrıca çeşitli metotlarla sorun olarak görünen bölgelere, doğru müdahale edilerek kısa sürede başarılı çözümler elde edilebilir.

HASTA VE DOKTOR İLETİŞİMİ ÇOK ÖNEMLİ

Yüz gençleştirme girişimleri, yaşlandıkça derideki elastikiyet kaybı ve deri altındaki yumuşak dokuların yer çekimi etkisiyle sarkmasına yönelik yapılan işlemlerden oluşur.

Kimlere hangi işlemlerin gerekli olduğu, doğal sonuçlara nasıl ulaşılacağı ise, hasta ve doktor iletişiminde ortaya çıkar. Ayrıntılı şekilde tartışıp birlikte karar verilmesinin yanı sıra, hekimin tecrübe ve birikimi sağlıklı, doğal ve estetik çözümlere ulaşmakla doğru orantılıdır. Elde edilen değişim düzenli olarak yapılan yenilemeler ile devam ettirilebilir.

Ameliyatsız yüz gençleştirme tekniklerinin kolay uygulanabilir olması günlük yaşamınıza daha çabuk dönmenize olanak sağlar. İyileşme sürecinin kısa olması yine hastalara sağladığı avantajlar arasındadır.

YORUMLARI GÖR ( 0 )
Okuyucu Yorumları 0 yorum
Tüm Yorumları Görmek İçin Tıklayın
Diğer Haberler