Anayasa'nın içini boşaltıyorlar

CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, AK Parti iktidarının, cumhurbaşkanı seçimi sürecinde iddialaşma yolunu seçtiğini, ardından da dayatmacı üslubunu sürdürdüğünü savunarak, gelinen noktada uzlaşmanın öneminin ve değerinin her noktada hissedildiğini söyledi.

Baykal, partisinin TBMM grup toplantısında yaptığı konuşmada bugün Çanakkale Zaferi'nin 93. yıldönümü olduğunu hatırlatarak, "Türkiye, Çanakkale Savaşlarıyla Sarı Paşa'sını keşfetmiştir. Yenilmiş bir imparatorluğun, bütün cephelerde savaş kaybeden bir ordunun içinden pırıl pırıl, iddialı büyük bir askerin yükselmekte olduğu, Anafartalar Harekatı ile tarihin kaydı içine girmiştir" diye konuştu. Seçimlerden bu yana toplumun bir türlü rahat nefes alamadığını belirten Baykal, şöyle devam etti:

"Seçimlerden hemen sonra cumhurbaşkanlığı seçimi, iktidarın iddialaşma ve toplumu köşeye sıkıştırması anlayışının parçası haline dönüştü. Cumhurbaşkanı seçiminden sonra her şey normalleşir diye umut ediyorduk, bu da olmadı. Çünkü çatışmayla cumhurbaşkanını seçtirdiğini gören iktidar, diğer sorunlar karşısında da aynı meydan okuma, çatışmacı üslubu takip etmeye devam etti. 'Çoğunluk bizde uzlaşmaya ne gerek var? Biz ne istersek onu kabul ettiririz' anlayışı içinde siyaset yapmak iktidarın işine geldi. Türbanla ilgili anayasa değişikliği de aynı yaklaşımla gündeme getirildi. İktidarın Sosyal Güvenlik Yasa Tasarısı'ndaki üslubu da "dediğim dedik, güç bende, istediğimi kabul ettirim, ne haliniz varsa görün' anlayışıyla şekillendi."

Baykal, iktidarın yaklaşımı sonucu sendikaların eylem kararı aldığını ve ortamın gerginleştiğini belirterek, şöyle devam etti:

"Uzlaşmanın önemi ve gerekliliği, toplumun bunca deneyimi yaşandıktan sonra artık ortaya çıkmış olmalıdır. İktidar sosyal güvenlikle ilgili en ağır suçlamaları yaptığı, sendikacıları yalancılıkla itham ettiği halde, yasayı geri çekmek noktasına gelmiştir. Bu ders çok daha başlangıçta alınmalıydı. Türkiye keşke cumhurbaşkanlığı seçimini uzlaşmayla yapabilseydi bugün bambaşka bir noktada olurdu. Keşke Türkiye, anayasa değişikliği konusuna böyle dayatmacı bir yaklaşımla girmemiş olsaydı.

Uzlaşmanın önemi, değeri kendini her noktada hissettirmektedir. Bugün, dayatmacı üslubun Türkiye'nin önümüzdeki dönemi için ne gibi sorunlar, sıkıntılar yaratacağı her halde çok daha iyi anlaşılıyor"

Sosyal Güvenlik Yasa Tasarısına yönelik eleştirilerini yineleyen Baykal, "Kıdem tazminatı, özel sigorta kuruluşlarına yansıtılarak sosyal güvenlik bir anlamda özelleştirmek üzeredir. Bunun yıpratıcı sonuçlarını çok dikkatle incelemek, irdelemek zorundayız" dedi.

AKP'YE KAPATMA DAVASI

Baykal, "Türkiye'de halktan destek almış bir siyasi parti hakkında kapatma davası açılmış olması bir demokrasi tökezlemesidir. Bu tablo hepimizi derinden üzmüştür. Kapatılmayı haklı kılacak iddialar var. Biz CHP olarak bu acıyı yaşamış bir partiyiz. Üzüntümüzün ciddiyetini ve samimiyetini herkes iyi anlamalı" dedi.

Baykal, "iddianamede ciddi ve sağlam deliller olduğunu söyleyerek, siyasetin sunduğu sonuçla yargının sunduğu arasında fark var. Hukuku siyasi kadroya uydurmaya çalışıyorlar. Anayasa dinin siyasette kullanılmasını yasaklıyor. Çatışma anayasanın laiklik ilkesinden kaynaklanıyor. Bu kriz hukuk krizi değil laikliğin hazmedilememesidir. Meclis'te yemin ettiler ama anayasanın içini boşaltıyorlar. Laikliğe yönelik tahribat meşru gösterilemez" dedi.