Araştırmaya göre bekarların yüzde 73’ü flört uygulamalarını kullanırken yüzde 48’i arkadaşları ve iş arkadaşları aracılığıyla yeni insanlarla tanışıyor. Yüzde 24’ü ise ilgi alanlarına ve yaşam tarzlarına yönelik etkinliklerde potansiyel partnerlerle karşılaşıyor.

New York’ta çalışan psikolog ve ilişki uzmanı Sabrina Romanoff’a göre, flört sürecinde yalnızca fiziksel çekime ve ilk izlenime odaklanmak yeterli değil. Kişinin zaman içindeki davranışlarını gözlemlemek, ilişkiye yaklaşımını anlamak ve yanında nasıl hissettiğimizi fark etmek de büyük önem taşıyor.
Romanoff, flörtün ilk ayında neredeyse herkesin 'mükemmel partner' izlenimi verebileceğine dikkat çekerek uzun vadede güven veren beş temel özelliğe işaret etti.
Yeni başlayan ilişkilerde ilgi göstermek, romantik davranmak ve karşı tarafı etkilemeye çalışmak oldukça kolay olabilir. Ancak asıl önemli olan, bu ilginin zaman içinde devam edip etmediğidir.
Romanoff’a göre gerçekten ilgili bir partner, yalnızca birlikte geçirilen zamanlarda değil, buluşmaların arasında da ilgisini belli eder.
Örneğin, iş yerinde yaşadığınız bir sorundan söz ettiğinizde daha sonra bunun nasıl sonuçlandığını sorması, anlattığınız ayrıntıları hatırlaması veya sevdiğiniz bir aktiviteyi dikkate alarak buluşma planlaması, tutarlı ilginin göstergeleri arasında yer alıyor.
Burada önemli olan tek bir romantik jest değil, zaman içinde tekrarlanan davranışlardır. Çünkü bir insanın niyetini anlamanın en güvenilir yollarından biri, söyledikleriyle yaptıklarının ne kadar örtüştüğüne bakmaktır.
Herkes hata yapabilir, yanlış anlaşılmalara neden olabilir veya zaman zaman karşısındaki kişiyi hayal kırıklığına uğratabilir. Sağlıklı bir ilişkide belirleyici olan, hiç hata yapmamak değil, yapılan hatayla nasıl yüzleşildiğidir.
Romanoff, iyi bir partnerin davranışlarının sorumluluğunu üstlenebildiğini, gerektiğinde özür dilediğini ve kendisini geliştirmeye açık olduğunu belirtti.
Örneğin, bir buluşmaya 20 dakika geç kalan kişinin tavrı önemli bir ipucu olabilir. Gecikmeyi dile getirdiğinizde sizi aşırı hassas olmakla suçlaması ile geciktiği için içtenlikle özür dilemesi arasında belirgin bir fark vardır.
Sağlıklı bir ilişkide taraflar, hata yapmanın kendilerini kötü bir insan haline getirmediğini bilir. Önemli olan hatayı kabul etmek, karşı tarafın duygularını anlamak ve benzer durumların tekrarlanmaması için çaba göstermektir.

Günlük yaşamda beklenmedik sorunlar ve küçük aksilikler yaşanabilir. Böyle anlarda flört ettiğiniz kişinin nasıl davrandığı, karakteri ve stresle başa çıkma biçimi hakkında önemli ipuçları verir.
Romanoff, özellikle kişinin servis çalışanlarına nasıl davrandığına ve küçük rahatsızlıklar karşısında nasıl tepki verdiğine dikkat edilmesini önerdi.
Bir sipariş geciktiğinde öfkeleniyor mu? Planlarda küçük bir değişiklik olduğunda karşısındaki kişiyi suçluyor mu? Farklı bir görüşle karşılaştığında sakin kalabiliyor mu?
Elbette herkes zaman zaman sinirlenebilir veya sabrını kaybedebilir. Ancak sürekli kaba, saldırgan ve tahammülsüz davranmak, kişinin stresli durumları nasıl yönettiğine ilişkin önemli bir işaret olabilir.
Bu davranışlar yalnızca flört dönemini değil, gelecekte birlikte yaşanabilecek zorlukları da etkileyebilir. Bu nedenle kişinin yalnızca size karşı nasıl davrandığına değil, çevresindeki insanlarla kurduğu ilişkilere de dikkat etmek gerekir.
İlişkilerde belirsizlik, zamanla kaygıya ve güvensizliğe dönüşebilir. Bu nedenle potansiyel partnerin ne istediğini bilmesi, bunu açıkça ifade etmesi ve söylediklerinin arkasında durması önemlidir.
Örneğin, uzun vadeli ve ciddi bir ilişki aradığını söyleyen birinin zamanla sizi hayatına dahil etmesi, yakın çevresiyle tanıştırması ve sevdiği etkinlikleri sizinle paylaşması, sözleriyle davranışlarının örtüştüğünü gösterebilir.
Burada amaç, ilişkinin ilk günlerinden itibaren hızlı kararlar almak veya karşı taraftan hemen büyük adımlar beklemek değil. Önemli olan, ilişkinin yönü konusunda dürüst ve anlaşılır bir iletişim kurulmasıdır.
Romanoff’a göre, partnerin ne istediği konusunda sürekli belirsizlik yaratması kaygıyı artırabilir. Bu nedenle kişinin niyetini yalnızca söylediklerinden değil, zaman içinde attığı adımlardan da değerlendirmek gerekir.

Yeni bir ilişki başladığında yoğun heyecan, fiziksel çekim ve güçlü bir kimya hissi yaşamak oldukça doğaldır. Ancak bu duygular, her zaman sağlıklı bir ilişkinin göstergesi olmayabilir.
Romanoff, bazen yoğun çekimin geçmişte deneyimlenen sağlıksız ilişki dinamiklerini hatırlatabileceğine dikkat çekti. Bu nedenle yalnızca heyecana odaklanmak yerine, kişinin yanında nasıl hissettiğinizi de değerlendirmek gerekir.
Buluşma sırasında kendinizi rahatça ifade edebiliyor musunuz? Konuşmalar doğal bir şekilde ilerliyor mu? Karşı tarafın sizi yargılayacağından korkmadan kendi düşüncelerinizi paylaşabiliyor musunuz?
Buluşma sonrasında da kendinize bazı sorular sorabilirsiniz: Söylediği veya yaptığı bir şey beni rahatsız etti mi? Onun beğenisini kazanmak için sürekli kendimi değiştirmeye çalışıyor muyum? Bir sonraki buluşma için kendim gibi davranmak yerine özel bir performans sergilemem gerektiğini mi düşünüyorum?
Romanoff’a göre, bir buluşmanın ardından kaygılı ve huzursuz hissetmek yerine kendinizi dengeli ve rahat hissetmeniz, karşınızdaki kişiye duyduğunuz güven açısından anlamlı bir işaret olabilir.

Yeni bir ilişkiye başlarken heyecanlanmak ve karşımızdaki kişiden etkilenmek son derece doğal. Ancak birinin uzun vadeli bir partner olup olamayacağını anlamak için ilk izlenimin ötesine geçmek gerekir.
Tutarlılık, sorumluluk alabilmek, duyguları yönetebilmek, açık iletişim kurmak ve güven vermek; zaman içinde gözlemlenebilecek önemli özellikler arasında yer alıyor.
Unutulmaması gereken nokta ise şu: Hiç kimse her zaman kusursuz davranamaz. Sağlıklı bir ilişkinin temelinde mükemmellikten çok, karşılıklı saygı, güven, dürüstlük ve sorunları birlikte çözmeye yönelik samimi bir çaba bulunur.
Okuyucu Yorumları 0 yorum