KADIN

Bir Şeyi Kırk Kere Söylerseniz Gerçek Olması: Kendini Doğrulayan Kehanet

Bir Şeyi Kırk Kere Söylerseniz Gerçek Olması: Kendini Doğrulayan Kehanet

Böyle şeylerle uğraşan sosyologları, psikologları nasıl sevmez insan!

Bazı atasözlerimizin yanına Türk kahvesi çok yakışıyor.

Hattâ fal bakan hanım teyzelerimizi, tüplü televizyonda açık Dallas dizisinin cızırtılı dublajını, televizyonun üzerindeki vazgeçilmez danteli, altın günlerini, misafir çocuklarına verilen sulu kolaları da bu atasözümüzün yanına ekleyebiliriz! Çünkü o sohbetlerde bu cümle en az bir defa söylenirdi: ''Bir şeyi 40 kere söylersen olurmuş!''

Nasıl da bilmiş atalarımız, herkesin atalarından önce üstelik! Değil mi? :)

Yani... Galiba pek de öyle değilmiş durum. Şöyle ki;

Bir şeyi 40 kere söylerseniz olması durumuna Antik Yunan ve Antik Hint uygarlıklarına ait edebi eserlerde dahi rastlanıyor. Yani bu algının, bu sözün nereden baksanız 3000 yıla yakın yaşı var aslında!

Bu algıya ilk bilimsel açıklamayı getiren ise Doktor Robert K. Merton.

doktor

''Self-fullfilling prophecy (kendini doğrulayan kehanet), aslında bir yanlış tanımlamadır, bu yanlış tanımlama yeni bir davranış biçimini tetikler ve en baştaki yanlış tanımlamanın doğru hale gelmesine sebep olur.'' şeklinde tanımlamış ünlü sosyolog...

Biraz daha açacak, Türkçeleştirecek olursak;

Örneğin eşinizin, sevgilinizin sizi aldatacağına dair bir korkunuz var. Bunu da düşünmeden edemiyorsunuz. Nihayetinde gün geliyor, Allah'ın cezası herif gerçekten sizi aldatıyor, siz de diyorsunuz ki ''Vallahi tahmin etmiştim, biliyordum başından beri!''

Halbuki kendini doğrulayan kehanet teorisine göre, inandığınız şey farkında olarak ya da olmayarak davranışlarınıza yansır. Bu davranışlarınız, çevrenizdekileri sizin düşündüğünüz yönde davranışlara yönlendirir, nihayetinde de beklentiniz gerçekleşir.

Yani siz 40 kere ''Eşim beni aldatacak!'' diyor, böyle düşünüyorsunuz, bu düşünceniz de davranışlarınıza yansıyor. Bu davranışlarınız sizi sürekli şüpheci biri haline getiriyor, sudan sebeplerden eşinizle tartışmaya, onu bunaltmaya, aslında farkında olmadan onun davranışlarını da bu Allah'ın cezası harekete yönlendirmeye başlıyorsunuz.

Ondan sonra da ''Ben demiştim...''.

Bir örnek daha verelim, daha olumlusundan olsun bu kez.

jennifer

Diyelim ki isminiz Jennifer Lawrence.

Çocukluğunuzdan beri beklediğiniz, uğruna çabaladığınız, didindiğiniz Oscar'ı almak üzeresiniz! Tören davetiyesini aldığınız andan itibaren ''Yanlış bir şey yapmasam, bir sakarlık yapmasam!'' diye 40 kere söylendiniz kendi kendinize. Neticesinde kesin sakarlık yapacağınıza, kendinize hakim olmanız gerektiğine dair düşünceleriniz davranışlarınızı o kadar zorlar, o kadar kasar ki...

Sonunda eliniz ayağınıza dolanır, ödülü almaya sahneye çıkarken merdivenlere kapaklanırsınız.

Tamam, çok olumlu bir örnek olmadı galiba... Ama komik :)


Kaynaklar: Seyler.eksisozluk.com, Wikipedia.org, Businessinsider.com