HABER

DHA İSTANBUL BÜLTENİ - 2

  1- (ÖZEL) ESENYURT'TA HAREKETLİ DAKİKALAR - Bekçilere saldıran gruba müdahale eden polis, havaya ateş açtı.

1- (ÖZEL) ESENYURT'TA HAREKETLİ DAKİKALAR

- Bekçilere saldıran gruba müdahale eden polis, havaya ateş açtı.

Haber-Kamera: Ersan SAN / İSTANBUL DHA - ESENYURT'ta bekçilere, bir grup sopalarla saldırdı. Hareketli dakikaların yaşandığı olayda iki bekçi yaralandı.
Olay, Akçaburgaz Mahallesi Deliorman Caddesi'nde dün akşam saatlerinde yaşandı. 'Gece Kartalları' olarak da bilinen bekçiler, bir gruptan şüphelenerek GBT sorgulaması ve üst araması yapmak istedi. Gruptakiler bekçilere yanlarındaki sopalarla saldırdı. Yaşanan arbedenin ardından bekçiler takviye ekip istedi. Esenyurt İlçe Emniyet Müdürlüğüne bağlı çok sayıda ekip ve ambulanslar olay yerine sevk edildi. Olay yerine gelen polis ekipleri önce havaya ateş açtı ardından da biber gazı sıkarak kalabalığı dağıttı. Ardından saldırganlar gözaltına alındı. Yaralanan iki bekçi, ambulans ile hastaneye kaldırıldı. Olayla ilgili başlatılan soruşturma sürüyor.

Görüntü dökümü:
------------
-Polis ve bekçilerin koşuşturması
-Yaşanan kovalamaca
-Havaya ateş açma
-Yoldan geçenleri uzaklaştırması
-Gözaltına alınanlar
-Kalabalık grup
-Polislerin uyarısı
-Ambulansların gelişi
-Biber gazı atması
-Yerdeki sopanın görüntüsü
-Genel ve detaylar

26.06.2019 - 10.36 - Haber Kodu : 190626043

2 - (ÖZEL) - APARTMAN ÖNÜNDE OYUN OYNAYAN ÇOCUĞA VE AİLESİNE DAYAK

Ersan SAN / İSTANBUL, (DHA)-ESENYURT'ta bir aile, "Çocuğunuz kapımızın önünde oynuyor" diyen komşuları tarafından tekme tokat dövüldü.
Olay, geçtiğimiz cumartesi günü Esenyurt'ta meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, Özen ailesinin, 5 yaşındaki çocukları C.D.Ö. arkadaşlarıyla oyun oynamak için sokağa çıktı. Aynı sokaktaki bir apartmanın kapısının önünde oynarken rahatsız olan kadın, dışarıya çıkıp çocuğu dövdü. Olayı gören mahalle sakinleri, aileye haber verdi. Bu sırada aileye misafirliğe gelen Ahmet Taygur da aracına doğru yürürken, kadını ve yanındakiler tarafından darp edilip yerde tekmelendi. Taygur'un kolu ve parmakları kırıldı.. Bağrışmaları duyan 16 yaşındaki Yeşim Özen, kardeşini kurtarmak için sokağa koştu. Bunun üzerine, Levent Genç isimli kişi, kızın üzerine koşup uçan tekme attı. Yeşim Özen, aldığı darbe sonrası bir anda kendini yerde buldu. Hızını alamayan saldırgan, kızın saçlarından tutup yerde sürükledi. Çocuklarını kurtarmak isteyen anne Gülşen Özen'e de yumruklar ve sopalarla saldırdılar.

AİLE EVLERİNE DÖNEMİYOR
Olayın ardından Özen ailesi saldırganlardan şikayetçi olmak için emniyete gitti. Gece evlerine dönen aile, saldırganlar tarafından apartmanın önünde bıçakla tehdit edilip, tekrar saldırıya uğradı. Aile saldırganların elinden kaçarak evlerine sığındı. Tehditlere maruz kalan aile, 23 Haziran Pazar günü sabah saatlerinde akrabalarının yanına gitti. Tanıdıklarının yanında kalan Özen ailesi tehditler nedeniyle evlerine dönemediklerini belirtti.

KAVGA ANI GÜVENLİK KAMERASI TARAFINDAN KAYDEDİLDİ
Öte yandan yaşanan kavga bir apartmanın güvenlik kamerası tarafından saniye saniye kaydedildi. Görüntülerde misafirliğe gelen Ahmet Taygur'un yerde defalarca tekmelendiği ve darp edildiği görülüyor. Levent Genç isimli kişi, kardeşini kurtarmaya gelen Yeşim Özen'e uçan tekme atıp yere düşürüyor. Saldırgan kızı saçlarından tutup sürüklerken, kızını kurtarmaya gelen anneye de yumruklar savuruyor. Saldırganlar ellerinde sopalarla kamera tarafından kaydediliyor.

"GEL GEL ÇOCUĞUNU BOĞUYORLAR"
Olay sırasında evde misafirlerini ağırlayan anne Gülşen Özen komşularının "gel gel çocuğunu boğuyorlar" diye bağırmalarını duyduğunu belirterek, şunları söyledi:
"Çocuğum dışarıda oynuyordu. Misafirlerim vardı zaten kızımın sözü olacaktı. Dışarıdan komşular çağırdı 'gel gel çocuğunu birileri boğuyor' diye. Benden önce kızım gitti kardeşini getirmeye. Gitti kızım kardeşini almaya, kadın kızıma saldırıyor. Kadın çocuğa saldırıp 'burada oynayamaz bu bina benim bu yol benim' diyor. Kızım da demiş ki 'yol senin değil devletin oynar çocuk 5 yaşında' . Öyle demesine kalmadan eşi, kızıma tekme yumruk giriyor. Ondan sonra ben gittim. Eşi bana da vurdu. Bizim komşu vardı misafirliğe gelmiş ona vurdu. Sonra bizimkiler işten geliyordu onlar bizi gördü geldiler yardıma. Onlara da vurdular. Hepimizi darp ettiler. Sonra polisler geldi 'bir şey olmaz bugünden bir şey çıkmaz' deyip bizi bırakıp gittiler. Bizi ifade almak için karakola bile götürmediler. Gece ben raporlarımı almaya hastaneye gitmiştim. Gelirken binanın kapısında sopa ve bıçaklarla bizi bekliyorlardı. Üstümüze yürüdüler. Bir saniye daha kapı açılmasaydı hepimizi bıçaklayacaklardı. Ondan sonra yine polis çağırdık. Geldiler yine bir şey yapmadan gittiler. Ertesi gün kızım arkadaşlarıyla evdeydi. Biz de ihtiyaçlarımızı almak için dışarı çıktık. Çocuk dışarı çıkarken ona saldırmışlar. Kızım da arkasından koştu ben de kızımın arkasından koştum çocuğu zaten darp etmişlerdi. Sonra kızıma saldırdı sonra bana ve komşuma saldırdı. Şimdi tehdit ediyorlar biz evimize gidemiyoruz. Her gün bir yerde kalıyoruz. Böyle olmuyor tehditle nereye kadar? Görüntüleri de götürdüm karakola hiç ilgilenmediler"

"UÇAN TEKME ATTI
Uçan tekmeli saldırıya uğrayan Yeşim Özen, "Komşularım bağırıyordu 'kardeşini boğuyorlar' diye ben de dışarı çıktım. Kardeşimi almaya gittiğimde çocuk kadının elindeydi. Hemen oraya koştum bana uçan tekme attılar. Levent Genç oradaydı direkt böyle üstüme saldırdı beni omzunun altına alıp, sutyenimi kopardı. Ondan sonra beni eşleri tekrardan dövdü. Ondan sonraki gün de beni gördü üstüme doğru koşup uçan tekme attı. Saçımı tutup beni yerde sürükledi ve hiçbir şekilde bırakmadı. Şimdi ya halamda kalıyoruz ya da akrabalarımda kalıyoruz. Ekmek almaya bile çıkamıyoruz komşularımız bize ekmek alıyor. Sırf tehdit edildiğimiz için" diye konuştu.

"PARMAKLARIM KIRIK VE ÇALIŞAMIYORUM"
Özen ailesine misafirliğe gelen Ahmet Taygur, "Ben evden çıkıyordum hiçbir şeyden haberim yok, olaydan kavgadan falan. Arabaya binip dışarı çıkacaktım. Normal yolda yürürken arkamdan bir yumruk geldi kafama. Ondan sonra direkt yere düştüm neyin ne olduğunu anlamadım. Baktım 3-4 kişi başımda kafama tekme vuruyor. Kafamı korumak zorunda kaldım. Baktım her tarafıma tekmeler geliyor. Burnum dudaklarım falan patladı. Kalktığımda hepsi kaçmışlardı. Benim olayla ilgim yok tanımıyorum da onları. Parmaklarım kırık ve çalışamıyorum. Doktor 1 aylık rapor verecek işe de gidemiyorum" dedi.

Görüntü Dökümü:
----------
(GÜVENLİK KAMERASI)
-Ahmet Taygur'un yerde tekmelenmesi
-Yeşim Özen'in uçan tekme darbesiyle yere düşmesi
- Yeşim Özen'in saçından tutulup yerde sürüklenmesi
- Anne Gülşen Özen'in darp edilmesi
- Saldırganların ellerindeki sopalar
(AKTÜEL)
-Olayın yaşandığı sokaktan görüntü
- Anne Gülşen Özen ile röportaj
- Yeşim Özen ile röportaj
- Ahmet Taygur ile röportaj
- Genel ve detay görüntüler

================================

3- FATİH'TE ÖLDÜRÜLEN KADININ CENAZESİ ADLİ TIP'A GÖNDERİLDİ

Soner HASIRCIOĞLU-Alper KORKMAZ/İSTANBUL,(DHA) FATİH'te Tacikistan uyruklu bir kadın sabaha karşı kimliği belirsiz kişi yada kişilerce elleri ayakları bağlandıktan sonra başına poşet geçirilerek öldürüldü.
Olay Fatih, İskenderpaşa Mahallesi'nde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, gece saat 04.00 sıralarında bir kadın ve erkek arkadaşı, Tayyareci Orhan Sokak üzerinde bulunan 6 katlı binanın en üst katında oturdukları daireye geldi. İddiaya göre, zili çalmalarına rağmen ev arkadaşları Firuza Akhmedova'nın (34) kapıyı açmaması üzerine kapıyı anahtarla açarak içeri girdiler. İçeride ev arkadaşının hareketsiz yattığını gören kadın ve erkek arkadaşı durumu polis ve sağlık ekiplerine haber verdi. İhbar üzerine eve gelen sağlık ekipleri yaptığı incelemeler sonucunda Firuza Akhmedova'nın hayatını kaybettiğini belirledi.

POLİS DETAYLI OLAY YERİ ÇALIŞMASI YAPTI
Sağlık ekiplerinin incelemesinin ardından polis ekipleri de olayın meydana geldiği dairede detaylı olay yeri çalışması yaptı. Polis ekiplerinin ayrıca olayı haber veren kadına ve sevgilisine ise ulaşamadığı öğrenildi. Polis ekiplerinin yaptığı incelemede kadının kafasına poşet geçirildiği, ayaklarının bağlı ve vücudunda da morluklar olduğunu tespit etti. Polis ekipleri olayın meydana geldiği sokakta bulunan binaları tek tek dolaşarak güvenlik kamera çalışması yaptı. İncelemenin ardından kadının cenazesi Adli Tıp Kurumu morguna götürüldü.

EK GÖRÜNTÜ
///////////////////////
-Kadının cesedinin çıkarılması

Görüntü Dökümü:
-------------------------
- Olayın meydana geldiği yer
- Polis ekiplerinin görüntüsü
- Polisin olay yeri çalışmasına başlaması
- Genel ve detaylar
-Kadının fotoğrafı

26.06.2019 - 07.36 Haber Kodu : 190626020
26.06.2019 - 09.32 - Haber Kodu : 190626029

4- KADIN TURİSTE KAPKAÇ GÜVENLİK KAMERASINDA

Haber: Çağatay KENARLI İSTANBUL, (DHA)
FATİH'te yaşlı turist kadınları hedef alan kapkaççı gözaltına alındı.

Fatih Nişanca Mahallesi'nde yaşlı bir kadın turistin çantası kapkaç yöntemiyle çalındı. Polis ekipleri yaptığı çalışmalarda kapkaççının Alaattin A. olduğunu belirledi. Ekipler şüphelinin, 7 kapkaç, 2 yağma, 1 evden hırsızlık suçlarından arandığı belirlendi. Alaattin A.'nın yapılan detaylı sorgulamasında 3 iş yerinden hırsızlık ve yağma suçlarından da geçmişte kaydının bulunduğu tespit edildi. Yapılan operasyonla Alaattin A. yakalandı. Emniyetteki işlemleri tamamlanan şüpheli Alaattin A., sevk edildiği adliyede çıkartıldığı mahkeme tarafından tutuklandı.

Görüntü Dökümü
-----------

(Güvenlik kamerası)

-Alaattin A. ve bir arkadaşının bir apartmandaki görüntüsü

-Alaattin A.'nın yaşlı kadın turisti kapkaç yapması

-Genel ve detaylar

========================

5- SULTANGAZİ'DE OTOMOBİLİN ÇARPTIĞI KÜÇÜK KIZ: ANNEMİ İSTİYORUM

Haber-Kamera: Emin YEŞİL/İSTANBUL,(DHA)- SULTANGAZİ'de yolun karşısına geçmeye çalışan 9 yaşındaki Ecrin Naz Çınar'a otomobil çarptı. Yaralanan küçük kız 'annemi istiyorum' diye ağlarken, polis ve sağlık ekiplerinin tüm çabalarına rağmen sakinleştirilemedi.
Kaza, Uğur Mumcu Mahallesi N Caddesi'nde meydana geldi. Arkadaşlarıyla parkta oynayan Ecrin Naz Çınar, evine gitmek üzere yola çıktı. Oturdukları sitenin bulunduğu N Caddesi'nde karşıya geçmeye çalışan Çınar'a, 04 AL 454 plakalı otomobil çarptı. Çarpmanın etkisiyle Ecrin yola savruldu. Kazayı gören çevredekiler küçük kızın yardımına koştu. Komşulardan biri Ecrin'i kucaklayarak, sitenin bahçesine taşıdı. Ayağı incinen Ecrin, kazanın etkisiyle büyük korku yaşadı. Komşuları olan bir kadın, Ecrin'i bir an olsun kucağından bırakmadı.

"POLİS ABİ BEN ANNEMİ İSTİYORUM"
İhbar üzerine olay yerine polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Olay yerine gelen polis, kazanın etkisiyle ağlayan Ecrin'i sakinleştirmeye çalıştı. "Polis abi ben annemi istiyorum." diyen Ecrin'e polis memuru, "Tamam seni annene götüreceğiz" diye cevap verdi. Polis ve komşuları Ecrin'in annesine ulaşmaya çalıştı. Ancak annenin evde olmadığı öğrenildi. Sultangazi Haseki Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne kaldırılan Ecrin Naz Çınar'ın sol ayağının incindiği, yapılan tedavinin ardından taburcu edildiği öğrenildi.

Görüntü Dökümü:
--------------------
-Kadının kucağında yatan çocuk
-Kadının çocuğu sakinleştirmeye çalışması
-Polisin çocuğu sakinleştirmeye çalışması
-Sağlık ekiplerinin gelmesi
-Kadının çocuğu ambulansa taşıması
-Genel ve detaylar

==============================

6- KILIÇTEPE: TÜRKİYE'DE HER YIL 250 BİN KİŞİ UYUŞTURUCU TEDAVİSİ GÖRÜYOR (tekrar)

- UYUŞTURUCUYLA MÜCADELE GÜNÜNDE UYUŞTURUCU BASKINLARI KAMERADA

Haber-Kamera: Çağatay KENARLI-Ozan URAL-Ertan KILIÇ/İSTANBUL,(DHA)-Emniyet Genel Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlar Daire Başkanlığında uzun yıllar görev yapan emekli Emniyet Müdürü Bülent Kılıçtepe, Türkiye'de yılda yaklaşık 250 bin kişinin uyuşturucu tedavisi gördüğünü belirterek, uyuşturucuyla mücadelede ailelere ve medyaya önemli görevler düştüğünü söyledi.
Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu 1987 yılında, uyuşturucu kullanılmayan sağlıklı bir toplum hedefine ulaşmak, uyuşturucu ile mücadele konusunda uluslararası alanda eylem ve işbirliğini güçlendirmek amacıyla 26 Haziran tarihini "Uluslararası Uyuşturucu Kullanımı ve Kaçakçılığı ile Mücadele Günü" olarak kabul etti. Demirören Haber Ajansı'na (DHA) bu güne özel açıklamalarda bulunan Bülent Kılıçtepe, "Çocuklarınıza itimat edin ama denetleyin. Uyumayalım, uyuşturulmayalım" dedi.
Medyaya da önemli görevler düştüğünü anlatan Kılıçtepe, "Haberlerde uyuşturucu satıcılarına 'baron' deniliyor. Baronluk Avrupa'da kontluk ve şövalyelik arasında güzel bir makam. Biz 'baron' diyerek zehir tüccarlarına güzel bir rütbe veriyoruz" dedi. Kılıçtepe, "Bu tür haberleri yaparken yakalanan malların değerlini yazmak yerine, yakalanan kişinin kaç sene ile yargılanacağını, mallarına el konulacağını yazarsak caydırıcı olur" diye konuştu.
"Uyuşturucu kullanımı genelde merakla başlıyor" diyen Bülent Kılıçtepe , " Ondan sonra bunun deneme safhası gelir, ardından yarı bağımlı, sonrasında ise tam bağımlı hale gelirsiniz. Herkes her an bu işe bulaşabilir. Bizim yaşımızdakiler olmayabilir, çocuklarımızı torunlarımızı bu tehlike bekliyor. Kullanılan istatistiklerde her yıl yapılan tedaviler, tedavi görenler yaklaşık 250 bin kişi civarında, bunun 13 bini yatarak tedavi olmuştur. Bu tedavilerin artması tedavilerden sonra kanın temizlense bile tekrar uyuşturucuya başlama konusu Türkiye'nin esas problemidir" dedi.

UYUŞTURUCUYU AİLEDE EN SON BABALAR DUYAR
Her ailenin yakınından çocuklarından, her kurumun çalışanlarından, her devletin vatandaşından, her okulun talebesinden mesul olduğuna dikkat çeken Kılıçtepe, "Kimse 'Ben bundan mesul değilim kendimi dışarıda tutayım' diyemez. Derse; emin olun ki bu bir yangın gibi, mahalleye girdiği zaman kullanan öbürüne bulaştırıyor" şeklinde konuştu.

"POLİS SİZİ KAÇAKÇIDAN VE SATICIDAN KORUYABİLİR, FAKAT EN SAMİMİ ARKADAŞINIZDAN KORUYAMAZ"
"Sigarayı ve alkolü size kim ikram etti ilk olarak. Bunu düşünün" diyen Kılıçtepe, şöyle konuştu:
"En samimi arkadaşınız, sevgiliniz veya akrabanız… Şimdi polis sizi kaçakçıdan ve satıcıdan koruyabilir, fakat en samimi arkadaşınızdan, akrabanızdan ve sevgilinizden koruyamaz. Ne yapacağız o zaman. Bunu bize ailemiz öğretecek. Kötü arkadaş edinmemeyi, kötü arkadaşların yanından uzaklaşmayı. Bunu aile yapmadığı zaman ne oluyor? Biraz önce dediğim yolla önce merak ediyorsunuz, meraktan sonra deneme safhasına geçiyorsunuz. Denemeden sonra yarım bağımlı olunca aile fark ediyor. Bu konuda en son babalar duyuyor"

"BENİM ÇOCUĞUM FAKİR, ÇOCUĞUM UYUŞTURUCU ALAMAZ DİYE DÜŞÜNMEYİN"
Kılıçtepe, uyuşturucunun "İtalya usulü" tabir edilen bir yöntemle dağıtıldığını ifade ederek, yöntemi şöyle anlattı:
"Uyuşturucuyu zenginlere bulaştırıyor, paralarını alıyorlar. Fakirlere bulaştırarak ilkinde bedava veriyorlar ve sonraki seferlerinde (Para verme ama bana en az 7 tane müşteri bul' diyorlar. Bu 'İtalyan usulüdür' ve bu model şimdi Türkiye'de uygulanıyor. 'Benim çocuğum fakir, çocuğum uyuşturucu alamaz' diye düşünmeyin. Zenginse her an ona musallat olabilecek uyuşturucu kaçakçısı veya arkadaşları üzerinden ona ulaşabilecek kaçakçılar bulunur. Hedef olduğunu kendi bile fark etmez. Bazı ortamlara bazı gruplara sokulur. 'Bir dene bir şey olmaz' gibi şeylerle kandırılır."
Eski Emniyet Müdürü Kılıçtepe, piyasada bulunan uyuşturucu türleri ve etkileri ile ilgili olarak da "Birincisi; merkezi sinir sistemini yavaşlatanlar vardır. Afyon ve türevleri, bunların sentetikleri de vardır. İkincisi; merkezi sinir sistemini uyaranlar vardır. Kokain cinsi olanlar. Üçüncüsü; bunlar hayal gösterenlerdir, sentetiktir. Dördüncüsü; dişi hint keneviri, esrar vardır. Beşincisi; buharlaşanlar vardır, bu baliciler dediğimiz. Her grup kendi ekonomik durumuna göre uyuşturucu tüketir" dedi.

"UYUŞTURUCU İLE MÜCADELEDE MUHTARLARI VE DİN ADAMLARINI DEVREYE SOKMAMIZ GEREKİYOR"
"Vatandaşın bu konuya el atması lazım. Her şeyi devletten bekliyoruz" diyen Kılıçtepe, şöyle devam etti:
"Çocuğumuzu özgürlük adı altında rahat bırakıyoruz. Çocuğumuz yan yollara girdiği zaman da 'Nerede bu devlet?' diyoruz. Hayır, bu noktada aile kendi fertlerinden, çevresinden, okul kendi talebelerinden, kurumlar askeri birlikler kendi askerinden, personelinden, erlerinden, mürettebatından, devlet de bütün vatandaşlarından sorumlu. Anayasanın vatandaşın ruh ve beden sağlığı ile ilgili devlete yüklediği görevler vardır. Bu konuda devletin de yardıma ihtiyacı var. İstanbul'da bine yakın mahalle var ve her mahalleye birer narkotik polisi koymak o kadar kolay değil ama her mahallede devlete yardımcı bir kişi bulsak… Bir örneğini vereyim sizler için; bizim her mahallede canlı Mobeselerimiz var. Bir tanesi beni annemdi, sokağa kim girer kim çıkar bana söylerdi. Mahallede ne olur ne biter hepsini bildirirlerdi. Bunları organize etmek lazım, muhtarları, din adamlarını buna mecburuz. Bu polisin uğraşacağı bir konu tabii ki bunun için uğraşacak"

SUÇU BİLDİRİMDE "UYUMA"
Bülent Kılıçtepe, "Polis mesela vatandaşlardan yardım isterken 'Uyuma' diye bir programı faaliyete soktu, akıllı telefonlarda var. Bu programa girdiğimiz zaman polise ulaşabileceğimiz konular mevcut. Suçu bildirme konusunda polise yardımcı olmamız lazım. Suçu polise bildirince size muhbir, ihbarcı ve ispiyoncu gibi kötü isimler takıyorlar. Türkiye'de bu yanlışlık da var. Bu konu Alman vatandaşları için vatandaşlık görevi oluyor. Türk vatandaşları için kötü bir yorum oluyor bunu da kaldırmamız lazım" şeklinde konuştu.

BASINA UYUŞTURUCU UYARISI
Bülent Kılıçtepe, uyuşturucu satıcılarıyla ilgili basına büyük görev düştüğünü ve bu konuda haberlerde yer alan ifadelerin dikkatli seçilmesi gerektiğini vurgulayarak şunları söyledi:
"Mesela haberlerde uyuşturucu satıcılarına 'baron' deniliyor. Baronluk Avrupa da kontluk ve şövalyelik arasında güzel bir makam. Biz bunu basın yoluyla uyuşturucu kaçakçılarına söylüyoruz. Ne yapıyoruz? Biz zehir tüccarlarına, kanımızı emenlere güzel bir rütbe veriyoruz. Dizilerde uyuşturucu kaçakçılığı yapanların özel tekneler, özel uçaklarda, güzel kızlarla lüks hayatlar yaşadığını göstererek özendirici oluyoruz. Halbuki onların uyuyamadıklarını, uyuyamadıkları için uyuşturucuya saplandıklarını, sürekli korku içerisinde yaşadıklarını, hatta kendi ailelerinden ve çevrelerinde bulunan kişilerden bile 'suçu polise bildirirler' diye korktuklarından niçin bahsetmiyoruz? Onların yaşantıları budur. O teknelerde ve uçaklarda gördüklerimiz günde bir iki saattir. Geri kalanında hepsi septik ve her şeyden şüpheci olarak yaşıyorlar. Bunu gündeme getirmek lazım anlatırken. Bir de uyuşturucu haberleri yaparken yakalanan malların değerlini yazmak yerine, kaç sene ile yargılanacağını, mallarına el konulacağını yazarsak caydırıcı olur. Şu anda 100 lira için kavga edilirken düşünün 100 bin lira için neler yapılmaz? Türkiye'de basının da bu konuda kendisini özeleştiriye tabi tutması ve bazı sloganlarını kullanmaması lazım" Kılıçtepe, "Bizim hedef koyacağımız konu daha çok mal yakalamaktan ziyade uyuşturucuya başlama, uyuşturucudan ölüm yaşını yukarıya çekmektir. Bunları ne kadar yukarıya çekersek devletimiz o kadar güçlü anlamına gelir" dedi.

İNTERNETTEN UYUŞTURUCU SATIŞI
Kılıçtepe, internet üzerinde uyuşturucu madde satışlarıyla ilgili olarak da konuştu. Kılıçtepe, " Bu ne yazık ki, teknolojiyle beraber hızlı bir şekilde Türkiye'ye yayıldı. Sizin zaaflarını biliyorlarsa size sosyal medyadan bile ulaşıyorlar. Sonra size sattıkları uyuşturucuyu anlatarak özendirmeye çalışıyor. Polis üretimden bu tarla olur, fabrika olur sentetikler olur, kazanılan paranın aklanmasına kadar süreçte bir araştırma yapıp oraya istenilen aralıktan girilebilmesi lazım. Kara paranın aklanması ile ilgili mevzuatlarda da polisin tavsiyelerine uyulması gerekiyor" şeklinde konuştu.

"DENETİMLİ SERBESTLİK UYUŞTURUCUYLA MÜCADELEDE ÖNEMİNİ YİTİRİYOR"
Bülent Kılıçtepe, " Uyuşturucu satıcısı denetimli serbest kaldığı zaman haftada bir gün karakola giderek imzasını atıyor ve diğer günler ise Türkiye'nin istediği şehrine gidiyor. Ne yapıyor sizce bu adam haftanın diğer 6 günü? Bunların da iyice irdelenmesi gerekiyor" diye konuştu.

TÜRKİYE'DE UYUŞTURUCU ÖLÜMLERİ
Eski Emniyet Müdürü Kılıçtepe, "Türkiye istatistiklerine bakarsak 2004 yılında 29 olan uyuşturucudan ölümün 2016 yılı istatistiklerinde 940'a çıktığını görüyoruz. Bu istatistikleri dünya rakamlarıyla karşılaştırmak isterim. 2016 yılında dünya genelinde 275 milyon uyuşturucu kullanıcısı var yaklaşık 8 milyarlık nüfusta. 275 milyonun 31 milyonu tam bağımlı. Bunların da yüzde 14'ü yani yaklaşık 4 milyon kişi AIDS'li, yaklaşık 6 milyonu hepatitli. Dünyadaki uyuşturucudan meydana gelen ölümlerde Asya kıtasında 85 bin, Amerika kıtasında 52 bin, Afrika kıtasında 39 bin, Avrupa ve diğer kıtalarda da 30 bin ölüm olmuş. Türkiye sentetik uyuşturucuda ölümlerde baş sıralara çıkmaya başladı. Avrupa ölümlerinde İngiltere, Almanya'dan sonra Fransa ile birlikte üçüncü sıradayız. Fakat milyonda ölüm oranına bakarsak Türkiye başarılı, Türkiye'de 80 milyon vatandaşta 940 kişi ölmüş milyonda 11 kişi olurken, diğer ülkelerde ise 13,15,17 oluyor o bakımdan başarılıyız ama toplam rakamda baktığımız zaman artışlar irrite edici vaziyette" dedi.

"ÇOCUKLARINIZA İTİMAT EDİN AMA DENETLEYİN"
Kılıçtepe, aileleri çocuklarına karşı dikkatli olmaları konusunda uyararak, "Polis olarak yakaladığımız konuları ailelere aktardığımız zaman 'benim çocuğum yapmaz' diyor. Herkesin çocuğu kıymetli. Benim de çocuklarım kıymetli, güvenirim de ama denetleme güvene mani değildir. Çocuklarınızın vücutlarındaki izler, huy değişiklikleri, derslerine ve arkadaşlarına ilgisizlik, ideolojilerinden sapmalar, tüketimi ve ekonomik tüketimi, arkadaş çevreleri ve konsantrasyonuna dikkat edilmeli. Bir polis olarak söylüyorum; çocuklarınıza itimat edin ama denetleyin. Uyumayalım, uyuşturulmayalım." dedi.

"POLİSLERİMİZİN DE BU MANTIKTAN SIYRILMASI LAZIM"
Polislerin de uyuşturucunun büyüklüğüne bakmaksızın çalışma yapması gerektiğini belirten Kılıçtepe, "'Ben bir kilonun altına bakmam' dediğiniz zaman, 'bin kişiye birer gramdan mal satan adamı yakalamam' demek istiyorsunuz. Bu yanlış bir şey. Bir gram uyuşturucuya da bir tona da bakacaksınız "diye konuştu.

GÖÇMEN UYARISI
Bülent Kılıçtepe, "Son göçlerle ilgili olarak Afganlar, Suriyeli ve Orta Asya'lı olarak ülkemizde yaşayan kişilerin ekonomik durumları iyi değil. Bunlar ne yapacaklar? Türkiye'deki sentetik artışlarında bunu fark ediyorum. Parası yok, sentetik 5 lira alıyor 10 liraya satıyor. Dolayısıyla piyasada kavga başlayacak bu konuda da Türk polisinin uyanık olması lazım" dedi.

İSTANBUL'UN 6 AYLIK UYUŞTURUCU BİLANÇOSU
İstanbul Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri 2019 yılının ilk 6 ayında yaptıkları uyuşturucu operasyonlarında toplamda 15 bin 716 narkotik olaya müdahale etti. Bu operasyonlarda 25 bin 113 kişiye işlem yapılırken, 3 bin 362 şüpheli tutuklandı Yapılan operasyonlar kapsamında 7 ton 566 kilo 714 gram çeşitli türlerde uyuşturucu madde ile 8 milyon 689 bin 486 uyuşturucu hap ele geçirildi. Öte yandan İstanbul Emniyet Müdürlüğü'nün narkotik TIR'ı (NARKOTIR), aynı dönemde Balıkesir, Rize, Trabzon, Ordu, Giresun, Amasya, Samsun, Kocaeli illerinde 500 bin kişiye ulaşarak farkındalık eğitimi verdi.

OPERASYON ANI DHA KAMERASINDA
Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerinin Beyoğlu ve Bağcılar da yaptıkları operasyonlar DHA kameraları tarafında an be an görüntülendi. Operasyonlar kapsamında polis ekiplerinin uyuşturucu satıcılarının adreslerine baskın yapması, şüphelileri gözaltına alması ve adreslerde yapılan aramalar görüntülendi.

Görüntü Dökümü:
------------------
- Kılıçtepe ile röportaj
- Uyuşturucu operasyonlarından görüntüler
- Detaylar

Geri Dön