HABER

DSP’li üyelerden Türker’e istifa çağrısı

11 DSP Parti Meclisi (PM) üyesi, Genel Başkan Masum Türker yönetiminde partinin yok oluş sürecine doğru gittiğini öne sürerek, Türker’i ve DSP yönetimini istifaya davet etti.

DSP PM üyeleri Yusuf Dağ, Yekta Açıkgöz, Hüseyin Akbulut, Necati Albay, Hasan Ehliz, Hayri Güven, Sait Kekeç, Ferudun Korkmaz, Mahmut Sağsöz, Nazif Topaloğlu ve Faruk Türkoğlu tarafından yapılan ortak açıklamada, son kurultayda büyük umut ve iddialarla göreve gelen DSP Genel Başkanı Masum Türker ve oluşturduğu Başkanlık Kurulu’nun partiyi bir adım ileri götüremediği, tersine “tutarsız ve silik siyasetiyle” DSP’yi bitme noktasına doğru sürüklediği iddia edildi. Türker’in Başkanlığı’ndaki parti politikalarında yaşanan tutarsızlıklardan birinin Kürt Açılımı konusunda yaşandığı kaydedilen bildiride, “Sayın Türker Diyarbakır’da ‘Bu projenin, hükümet’in değil, gizli servisler tarafından yapıldığını’ ifade ederken Batman’da, ‘Açılımı destekliyoruz’ demiştir. Aynı Genel Başkan, Adıyaman’da ‘Hükümet açılımda samimiyse önce DTP Genel Başkanı Ahmet Türk’le görüşmesi gerekir’ derken, PKK’lıların Habur’da törenle karşılandığı gün, 19 Ekim 2009 tarihli Milliyet Gazetesinde Devrim Sevimay’la yaptığı söyleşide ‘Eğer mesele tıkanmışlığı açmak, açılıma mecliste yol aldırtmak ise alın size 338+21 +8 (AKP+ DTP + DSP)’ formülüyle, DSP’yi bölücülüğün anahtarı gibi göstermektedir” denildi.

Açıklamada, Türker’in, Danıştay’ın katsayı kararı karşısında “Danıştay’ın bu kararı toplumu ikiye bölmüştür” dediği de anımsatılarak “Türker, Türkiye’de yargının üzerindeki baskıları göz ardı ederek, DSP’nin hukuk devleti anlayışına ters bir görüş ifade etmektedir. Bu kabul edilemez. Bu söylemler ve eylemler DSP’nin görüşü değildir. Bu görüşlerde Ecevit çizgisindeki doğrultu tutarlılığı yoktur” görüşüne yer verildi.

DSP’nin, halkın sorunlarına çare olmak zorunda olduğu belirtilen açıklamada Masum Türker’in yönetiminde bunun mümkün olmayacağının ortaya çıktığı iddia edilerek, şöyle denildi:

“Partimizin parasal kaynaklarını yasaya aykırı şekilde harcadıkları iddiasıyla yargıya taşınan ve yerel yönetim seçimlerinde tam yetkiyle görev başında olan, DSP’nin başarısızlığında birinci derecede pay ve sorumluluk sahibi olan şahsiyetlerin bu görevlerde bulunmamaları gerekir. DSP’nin geleneği de bunu gerektirir. Partimiz bu yönetimle yok oluş sürecine girmiştir. Aslında bütünleşmiş, güçlü bir DSP’ye ihtiyaç vardır. Partinin çıkarlarını kendi çıkarlarından üstün tutan, herkesi kucaklayan, partiyi iktidara taşıyacak bir yönetime acilen ihtiyaç vardır. Bu yönetimin derhal istifa etmesini talep ediyor, tüm Partililerimizi DSP’ye sahip çıkmaya davet ediyoruz.” (ANKA)

Geri Dön