Marmara Üniversitesi Recep Tayyip Erdoğan Külliyesi Temel Atma Töreni

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan: (2) - "Yaşadığımız her tecrübe, ülkemizin önündeki bir engeli daha aşacak formüller geliştirip hayata geçirmemize vesile oluyor. Engellere takılıp kalmak yerine onları bertaraf edecek bir anlayışı ve iradeyi her alanda yerleştirdik. Kazandığımız her başarı, bir sonraki hedefe ulaşma kararlılığımızı daha da perçinliyor. Artık kendisine güvenen, gücüne inanan, hedeflerine kilitlenen, tuzakları bozan bir Türkiye var" - "Üniversitelerimizden beklentimiz, medeniyet davamızı, her türlü ön yargıdan arınmış olarak insanlığın tüm birikimini kullanarak güçlendirmeleri, yükseltmeleri ve yüceltmeleridir. Başka yerlerde üretilen bilginin ezbercisi, kopyacısı, tekrarcısı değil, bizatihi bilginin membaı haline gelen üniversitelere sahip olmanın hayaliyle yaşıyoruz. İnşallah bu hayali gerçeğe dönüştüreceğimiz günlerin de yakın olduğuna inanıyorum" - "Arnavutluk'a, inşallah Çevre ve Şehircilik Bakanlığımız, TOKİ olarak en uygun yerde ekiplerimiz çalışmalarını yapacak ve 500 konutu Türk kardeşleri olarak inşa etmiş olacağız"

İSTANBUL (AA) - Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Yaşadığımız her tecrübe, ülkemizin önündeki bir engeli daha aşacak formüller geliştirip hayata geçirmemize vesile oluyor. Engellere takılıp kalmak yerine onları bertaraf edecek bir anlayışı ve iradeyi her alanda yerleştirdik. Kazandığımız her başarı, bir sonraki hedefe ulaşma kararlılığımızı daha da perçinliyor. Artık kendisine güvenen, gücüne inanan, hedeflerine kilitlenen, tuzakları bozan bir Türkiye var." dedi.

Erdoğan, Maltepe'de Marmara Üniversitesi Recep Tayyip Erdoğan Külliyesi Temel Atma Töreni'ndeki konuşmasında, Mehmet Akif Ersoy'un şarklılık ve garplılık konusunu "Memleketimizde iki sınıf halk görüyoruz: Ne varsa Şark'ta vardır, Garb'a doğru açılan pencereleri kapamalıyız.' diyenler. 'Ne varsa Garp'ta vardır. Harim-i ailemizi bile Garplılara açık bulundurmalıyız.' iddiasına kadar varanlar. Bana öyle geliyor ki, ne varsa Şark'ta vardır diyenler, yalnız Garb'ı değil, Şark'ı da bilmiyorlar, nitekim ne varsa Garp'ta vardır davasını ileri sürenler, yalnız Şark'ı değil Garb'ı da tanımıyorlar." şeklinde değerlendirdiğini aktardı.

Hayata tek bir medeniyet, yani sadece Batı medeniyeti penceresinden bakanlar için söz konusu yaklaşımın anlamsız olduğunu dile getiren Erdoğan, şöyle devam etti:

"Nitekim ülkemizde Batılılaşmak, Batı medeniyetine dahil olabilmek için dinimizi değiştirmemiz gerektiğine dair tartışmaların bile yapıldığı dönemler olmuştur. Milletin inancı, milletimizin kadim değerleri bazı çevreler tarafından medeniyet yolunda en büyük engel olarak görülmüştür. Halbuki bu coğrafya inancıyla ilgili hassasiyetlerine dokunulmaması şartıyla her imkanı, her değeri, her birikimi kucaklama kültürüne sahiptir. Esasen dinimizde bize öğrenilmesi farz olan ilmin bir rivayete göre Çin, bir rivayete göre Sin'de bile olsa aranması ve alınması gerektiğini öğütlüyor. Tabii ki buradaki Çin, bugünkü bir ülkeyi değil, dönemin şartlarına göre dünyanın en uzak bölgesini ifade ediyor. Yine ilmin Müslüman'ın yitik malı olduğu ve nerede bulunursa alınması gerektiği tavsiye ediliyor. Hayrın ilim ve hikmette olduğuna inanan insanlar olarak bu tavsiyeler bizim rehberimiz olmalıdır."

- "İlim pınarlarının niye gürül gürül akmadığının muhasebesini yapıyoruz"

İslam dünyasının içinde bulunduğu sıkıntıların sebebi İslam olmadığı gibi Türkiye'nin geçmişte yaşadığı krizlerin de millete ve kültüre mal edilemeyeceğini belirten Erdoğan, "Başımıza gelenlerin nedeni, son birkaç asırdır medeniyet ufkunu yitirmiş, öz güvenini kaybetmiş, Batı karşısında ezik, kendi kültürüne karşı nobran, kendisi üretmek yerine kopyalamayı bilim diye yutturmuş bir zihniyetin üzerimize karabasan gibi çökmüş olmasıdır." dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, dün 6. Din Şurası Kapanış Programı'ndaki konuşmasında meselenin dini boyutu üzerinde durduğunu ifade ederek, şunları söyledi:

"Şimdi de üniversitemizin en önemli temsilcisi olduğu, ilim pınarlarının niye gürül gürül akmadığının muhasebesini yapıyoruz. Aynı tartışmayı sanayiden teknolojiye kadar her alanda sürdürmek mümkündür. Rahmetli Aliya İzzetbegoviç, 'Biz savaşı öldüğümüz zaman değil, düşmanlarımıza benzediğimiz zaman kaybederiz.' derken, asıl medeniyet telakkimizi anlatıyordu. Kendimiz olmayı, kendimiz üretmeyi, kendimiz düşünmeyi bırakıp başkalarına benzemeyi hayatımızın merkezine yerleştirdiğimiz gün, kaybetmeye başladık. Madem yitik, kaybedildiği yerde aranır, öyleyse yeniden düşünmeye, çalışmaya, üretmeye, ilim sancağını en yükseğe taşımaya hazır olmalıyız. Üniversitelerimizden beklentimiz, medeniyet davamızı, her türlü ön yargıdan arınmış olarak insanlığın tüm birikimini kullanarak güçlendirmeleri, yükseltmeleri ve yüceltmeleridir. Başka yerlerde üretilen bilginin ezbercisi, kopyacısı, tekrarcısı değil, bizatihi bilginin membaı haline gelen üniversitelere sahip olmanın hayaliyle yaşıyoruz. İnşallah bu hayali gerçeğe dönüştüreceğimiz günlerin de yakın olduğuna inanıyorum."

Erdoğan, "Marmara Üniversitesinin fiziki mekan olarak inşa edileceği, temelini atacağımız bu mekan, gerçekten ismiyle müsemma Marmara Denizi'ne nazır ve kendi mimari üslubumuzla inşa edilecek olan bu eser hakikaten sadece ülkemizin değil, dünyanın da müstesna eserlerinden bir tanesi olacak." diye konuştu.

- "Türkiye'yi kendi gücü ve inancıyla yoluna devam eden bir ülke haline getirdik"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye'nin son 17 yılda yaşadığı büyük dönüşümün ardından bilim alanının yanı sıra her konuda çok farklı bir kulvara girdiğini belirterek, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Milletimiz bu değişimi, kendi hayatında da bizzat görüyor. Ülkemizi eskiden beri takip eden yabancılar da bu değişimin Türkiye'yi nereden nereye taşıdığını her fırsatta ifade ediyor. Her ne kadar içeriden birileri sürekli kriz tellallığı yapsa, dışarıdan birileri de ülkemizin tökezlemesini beklese de hamdolsun hedeflerimize doğru adım adım ilerliyoruz. Bu süreçte artık tehdit kriterlerimiz de değişti. Geçmişte ülkemiz için çok büyük kriz, sıkıntı, sorun kaynağı olan nice mesele artık rutin gündemin bir parçası olmanın ötesine geçemiyor. Yaşadığımız her tecrübe, ülkemizin önündeki bir engeli daha aşacak formüller geliştirip hayata geçirmemize vesile oluyor. Engellere takılıp kalmak yerine onları bertaraf edecek bir anlayışı ve iradeyi her alanda yerleştirdik. Kazandığımız her başarı, bir sonraki hedefe ulaşma kararlılığımızı daha da perçinliyor. Artık kendisine güvenen, gücüne inanan, hedeflerine kilitlenen, tuzakları bozan bir Türkiye var. Allah'ın yardımı ve milletimizin desteğiyle geldiğimiz bu seviye, bizden sonraki nesiller için yeni başlangıç noktası olacak. Biz Türkiye'yi 230 milyar dolar milli gelirden, 36 milyar dolar ihracattan, eğitimiyle sağlığıyla ulaştırmasıyla enerjisiyle ticaretiyle adeta tel tel dökülen bir yerden aldık."

- "Türkiye, dünyada parmakla gösterilen bir ülke haline geldi"

Türkiye'nin, dünyada parmakla gösterilen bir ülke haline geldiğini anlatan Erdoğan, şunları kaydetti:

"Arnavutluk'ta deprem oldu. Arnavutluk'a, inşallah Çevre ve Şehircilik Bakanlığımız, TOKİ olarak en uygun yerde ekiplerimiz çalışmalarını yapacak ve 500 konutu Türk kardeşleri olarak inşa etmiş olacağız. İşte bu medeniyetimizin bize yüklediği mesuliyettir. Türk kardeşleri Arnavut kardeşlerine 500 konutu inşa edecek. Bir ayrım var mı? Yok. Bizim kardeşlik hukukumuz var. Birilerini beklemeyeceğiz. Konutlarımızın inşaatlarını bir an önce yapacak ve kısa zamanda kış mevsiminde zorda kalanlara, darda kalanlara, yardım elimizi uzatacağız."

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Namık Kemal'in "Sana senden gelir bir işte dad lazımsa/Zaferden ümidin kes gayriden imdad lazımsa/Yüksel ki yerin bu yer değildir/Dünyaya gelmek hüner değildir/Bize gayret yaraşır, merhamet Allah'ındır/Hükmü ati ne fakirin ne de şeyhin şahındır." beyitlerini alıntılayarak, "Biz Türkiye'yi gayrıdan ümit beklemek yerine kendi gücü ve inancıyla yoluna devam eden bir ülke haline getirdik. Şayet bu büyük değişimi gerçekleştirememiş olsaydık, ne demokrasimizi güçlendirebilirdik ne ekonomik saldırılar karşısında bu denli direnç gösterebilirdik ne de sınırlarımıza dayanan teröristlerin başını ezebilirdik." diye konuştu.

(Sürecek)