MHP'den Başbakan Erdoğan'a cevap

ANKARA (İHA) - Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın kapatma davasıyla ilgili olarak MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'yi hedef alan "Bahçeli'nin bundan 2 hafta evvel cumartesi söylediği başkaydı, şimdi demek ki başka şey söylüyor" sözlerine MHP'den yanıt geldi.

MHP Genel Başkan Yardımcısı Tunca Toskay, Başbakan Erdoğan'ın dün Saray Bosna'da gazetecilerin sorusu üzerine yaptığı "Sayın Bahçeli'nin bundan 2 hafta evvel cumartesi söylediği başkaydı, şimdi demek ki başka şey söylüyor. Ben onu bilemem" şeklindeki açıklamalarına yaptığı yazılı açıklamayla cevap verdi. Devlet Bahçeli'nin 10 gün ara ile kamuoyuna açıklanan görüşleri arasında farklılık olduğunu söylemenin mümkün olmadığını belirten Toskay, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Sayın Dr. Devlet Bahçeli 15 Mart 2008 Cumartesi günü yaptığı basın açıklamasında aynen; 'Anayasa'nın 68. ve 69. maddelerinin gözden geçirilerek, siyasi partilerin 68. maddenin 4. fıkrasına aykırı eylemlerinden ötürü temelli kapatılması yerine, bu fiilleri işleyen parti üyeleri, yöneticileri ve milletvekillerinin bireysel olarak sorumlu tutulmasını ve bunlar hakkında cezai soruşturma ve yaptırım uygulanmasını öngören yeni bir düzenleme yapılması üzerinde durulabilecektir. Terörle organik bağı ve eylem birliği olan ve terörü bölücü amaçlar için bir vasıta olarak gören siyasi partilerin durumu ayrı bir değerlendirme konusu olabilecektir' ifadelerini kullanmıştır.

Sayın Devlet Bahçeli'nin 25 Mart 2008 Salı günü Milliyetçi Hareket Partisi Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada ise aynı konuda şu ifadeler yer almıştır: 'Siyasi partilerin kapatılarak cezalandırılması yerine, Anayasa'nın temel ilkelerine aykırı hareket eden parti yöneticisi ve üyelerinin sorumlu tutularak cezalandırılmasını öngören yaklaşımımızın temelinde yatan düşünce ve hassasiyet bu bakımdan çok iyi değerlendirilmelidir. Siyasi partilerin kapatılması halinde bu partilere oy veren seçmenler ve bu konuda sorumluluğu olmayan parti yöneticileri ve teşkilatları da cezalandırılmış olmaktadır. Bu bakımdan partinin hükmi şahsiyeti, sorumlu davranan üyeleri, yöneticileri ve teşkilatları ile kapatmayı gerektirecek fiillerin sahiplerinin ayrı tutulması, aynı kefeye konularak kurunun yanında yaşın da yanmasının önlenmesi önem taşımaktadır. Bu çerçevede, sadece bireysel sorumluların siyasi yaptırımla cezalandırılması, bunların eylemlerinin yürürlükteki kanunlara göre ayrıca takibat gerektirmesi halinde yargı sürecinin önünün açılması en makul, adil ve hakkaniyete uygun yöntem olacağı düşünülmektedir. Şiddeti ve terörü siyasal bir araç olarak gören ve anayasal düzeni yıkmak amacıyla şiddeti ve şiddet kullanmaya dayalı faaliyetleri savunan siyasi partilerin bu çerçevenin dışında tutulması, işlenen bu fiillerin ve sonuçlarının ağırlığı ışığında, adalete ve hakkaniyete aykırı bir durum sayılamayacaktır.' Sayın Dr. Devlet Bahçeli'nin 10 gün ara ile kamuoyuna açıklanan bu görüşleri arasında farklılık olduğunu söylemek mümkün değildir. Sayın Başbakan ve partisinin sorumsuz politika, eylem ve söylemleri ile Türkiye'nin içine düşürüldüğü açmaz ve kaos ortamında Sayın Başbakan'ın sorumsuz davranışlarını sürdürdüğü görülmektedir. Yukarıda aynen aldığımız görüşler arasında farklılık olduğunu söylemek için ya okuduğunu anlamamak veya sorumsuz olmak gerekir. Sayın Başbakan'a Türkiye'nin içinde bulunduğu özel şartları dikkate alarak olabildiğince soğukkanlı ve duyarlı davranmayı tavsiye ediyoruz."