HABER

Türkiye kanser vakası artıyor

Türkiye'de son yıllarda kanser vakalarının arttığı yönündeki haberleri, Sağlık Bakanlığı'nın araştırması da istatistiksel olarak doğruladı. Sağlık Bakanlığı'na göre, Türkiye'de son 10 yılda kanser en çok görülen ölüm sebepleri arasında kalp ve damar hastalıklarından sonra ikinci sıraya yükseldi.

Türkiye kanser vakası artıyor

Uzmanlar, kanser vakalarındaki artışı, gıdalardaki kanserojen maddeler ve sigara tüketimi ile açıklanabileceğini belirtirken, bazı uzmanlar Karadeniz bölgesindeki kanser oranındaki artışların Çernobil faciasının sonuçları olabileceğine dikkat çekiyor.

Sağlık Bakanlığı'nın üç yılda tamamladığı kanser haritasına göre en fazla vaka Marmara'da görülüyor. Çağımızın en önemli ölüm sebeplerinden olan kanser konusunda yapılan araştırmalara göre, gelecek 20 yıl içinde kanser vakaları Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerde 3 kat artacağı tahmin ediliyor. Sağlık Bakanlığı Kanser Savaş Daire Başkanlığı tarafından üç yıldır sürdürülen kanser haritası çalışmasında önemli sonuçlara ulaşıldı. Buna göre ülkemizde 70 bini kayıtlı olmak üzere 100 bin kanser hastası var. Ayrıca, Türkiye'de 1998 yılında en sık görülen ölüm sebepleri arasında ilk sırada kalp ve damar hastalıkları varken kanser 2. sıraya yükseldi. Türkiye'de en sık görülen 5 ölüm sebebinin 1965'ten başlayarak yıllar içindeki seyri incelendiğinde kanserin 1990'a kadar kalp ve damar sistemi hastalıkları ve enfeksiyon hastalıklarından sonra en sık görülen 3. ölüm sebebi iken 1990 yılından itibaren kontrol altına alınan enfeksiyon hastalıklarının önüne geçerek en sık görülen 2. ölüm sebebi haline geldiği görülüyor. Son 10 yıl içinde ortalama kanser ölümlerinin tüm ölümlere yüzdesinin yaş grupları ve cinsiyete göre dağılımı incelendiğinde, kanser ölümlerinin 35-74 yaşları arasında en yüksek seviyeye ulaştığı belirtiliyor. Bu yıllar arasında erkeklerde en çok görülen kanser türleri sırasıyla bronş-akciğer, mide, prostat, lösemi, bağırsak ve larinks kanserleri oluştururken kadınlarda ise, bronş-akciğer, meme, mide, bağırsak, lösemi ve uterus kanserleri geliyor.

KEBAP VE TURŞU KANSERE DAVETİYE AÇIYOR
İllerdeki kanser vakalarının mercek altına alındığı çalışmada, Nevşehir, Çorum ve Konya'ya özel vurgu yapılıyor. Volkanik özelliğe sahip bu bölgelerde akciğer zarı kanserinin dünya ortalamasından on bin kat daha fazla görüldüğü belirtiliyor. Bunu dikkate alan Sağlık Bakanlığı, topraklarının kansere yol açması sebebiyle Nevşehir'e bağlı Tuzköyü kasabası ve Ürgüp'ün Karain köyünün tahliyesine karar verdi. Meteoroloji haritası gibi sürekli değişkenlik gösteren kanser haritasında birinci sırada Marmara Bölgesi yer alıyor. Bunu sırasıyla Ege, Akdeniz, İç Anadolu, Karadeniz, Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgeleri takip ediyor. Kanser Savaş Daire Başkanı Prof. Dr. Murat Tuncer, üç yıldan beri Jeoloji Mühendisleri Odası, Maden Tetkik Arama Enstitüsü, üniversiteler, Türkiye Enerji Kurumu, Atom Enerjisi Kurumu ve belediyelerin desteğiyle kanser haritası çıkarmaya çalıştıklarını söyledi. Doğu ve Güneydoğu'da beslenme alışkanlıkları sebebiyle sindirim sistemi ve mide kanserleri ilk sırada yer alırken, Karadeniz de ise kadınlarda meme, erkeklerde ise akciğer ve bağırsak kanseri görülüyor. Araştırmada nelerin kansere yol açtığına da yer verildi. Doğrudan ateşe maruz kalan kebaplar ile turşu gibi tuzlu yiyeceklerin yanı sıra sac üzerinde yapılan ekmekler kansere davetiye çıkarıyor. Hamburger türü gıdaların da kansere yakalanmada etkili olduğuna dikkat çeken uzmanlar, "Kansere karşı süt ürünleri ile meyve ve sebze ağırlıklı beslenin" uyarısında bulunuyor.

"HER ÜÇ KANSERLİDEN BİRİ SİGARA VE YANLIŞ BESLENMEDEN DOLAYI HASTALANMIŞ" Tuncer'in verdiği bilgiye göre, Türkiye'deki 100 bin kanser vakasından üçte biri sigaraya bağlı olarak gelişirken, üçte biri beslenme alışkanlıklarından kaynaklanıyor. Tuncer, genetik ve diğer sebeplerden kaynaklanan kanserler dışındaki vakaların önlenebileceğine dikkat çekerek, "Her üç kanserli kişiden biri sigara biri de yanlış beslenmeye bağlı olarak hastalanmış. Yani üçte iki oranında kanseri engellememiz mümkün" değerlendirmesini yapıyor. Beslenme alışkanlıkları ile kanser doğrudan ilişkili. Mesela Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da direkt ateşte pişen kebap türü yiyecekler ile turşu gibi tuzlu yiyeceklerin ve sac üzerinde yapılan ekmeklerin tüketilmesi sindirim sistemi ve mide kanserlerinde büyük bir artışa sebep oluyor. Prof. Dr. Murat Tuncer, fast food tipi beslenmenin de kanser üzerinde önemli bir etken olduğuna dikkat çekerek, kansere karşı süt ve süt ürünleri ile meyve ve sebze ağırlıklı beslenmeyi öneriyor. Kanser tedavisi çok büyük bütçeleri gerektiriyor. Bir kanser hastasının ömür boyu tedavisi 50-200 bin dolara mal oluyor. Bunun yanı sıra para ile kıyaslanamayacak hem hastayı hem de ailesini etkileyen psikolojik maliyeti oluyor. Kanser tedavi maliyetlerinin büyük ölçüde devlet tarafından karşılandığı Türkiye'de tedavi merkezlerinin belli noktalarda toplanması öngörülüyor. Prof. Dr. Tuncer, bütün dünyada kanser tedavileri merkezlerinin belli yerlerde toplandığını, bunun hem maliyeti azalttığını hem de hastaların tedavisini kolaylaştırdığını vurguluyor. Prof. Dr. Murat Tuncer, toplum tarafından bilinmese de Türkiye'de piyasaya çıkan her türlü yiyecek ve içeceğin kontrol ve takip edildiğini kaydediyor. Buna örnek olarak iki yıl önce içeriğinde fazla arsenik bulunan bir suyun piyasadan kaldırılmasını gösteriyor. Son günlerde mercek altına alınan yiyecek türü ise bisküviler. Türkiye'de satılan bisküvilerde kanserojen etkisi olan akrilamit oranını tespit etmek için çalışma yapılıyor.

Kanserin 100'den fazla çeşidi olduğu biliniyor. Kanser taramalarına katılarak erken dönemde hastalığı yakalamak önemli. Özellikle kadınlarda meme kanseri ile prostat ve cilt kanserlerinin teşhisi kolay. 40 yaştan sonra kadınların bir ya da iki yılda memografi yaptırmaları öneriliyor. Erkeklerde sık görülen prostat kanseri için 50 yaştan sonra muayene yapılması tavsiye ediliyor.

KANSER NEDİR? Kanser, organizmada bilinmeyen bir sebeple hücreleri kontrolsüz bir şekilde büyüyen kötü huylu tümörlere verilen ad. Kontrolden çıkan hücreler sürekli çoğalırken bir taraftan da vücutta yayılmaya başlıyor. Durmadan çoğalan hücreler vücudun herhangi bir bölgesinde düzensiz kitleler oluşturuyor. Kanserlerin çok büyük bir bölümü çevre, beslenme bozukluğu, çeşitli kimyasallar, sigara, gibi dış faktörlerin etkisiyle oluşuyor.
Bölgelere göre incelendiğinde ise Doğu Anadolu: Sindirim sistemi ve mide kanserleri, Karadeniz: Akciğer kanseri, Marmara: Akciğer ve bronş kanserleri İç Anadolu: Akciğer kanseri, Güneydoğu Anadolu: Cilt ve akciğer kanserleri, Akdeniz: Cilt kanseri daha çok görülüyor.

KANSERİN SEBEBİ NEDİR? Kanser, çevresel ve içsel nedenler olarak ikiye ayrılabilir. Çevresel nedenler kimyasal, radyasyon, virüsler olarak, içsel nedenler ise hormonal, bağışıklık bozuklukları, kalıtsal mutasyonlar ve diğer genetik nedenlerin ardışık olarak hücreleri etkileyerek uzun yıllar içinde kansere yol açabilirler. Kanser tek bir hastalık olmayıp, vücuttaki tüm doku ve organlarda kanser görülebilir. İyi huylu tümörler kanser değildir. Başka bölgelere yayılmazlar. Tamamen çıkartıldığı zaman genellikle tekrarlamazlar. Kötü huylu tümörler ya da kanser ise komşu organ ve dokulara yayıldığı gibi, lenf ve kan yoluyla uzak organlara da yayılır. Uzak organlardaki yayılımına metastaz denir. Erişkinlerde her yıl 100 milyon nüfus içinde 150 - 300 bin kişi kansere yakalanabiliyor. Türkiye'de her yıl 150 bin kişinin kansere yakalandığı tahmin ediliyor.

SİGARAYI BIRAKARAK VE DÜZENLİ BESLENEREK KANSERDEN KORUNABİLİR Sigara ve alkol kullanımı ile gelişen kanserlerin önlenmesi mümkündür. Bu maddelerin kullanılmaması ile tam koruma mümkün olur. Ayrıca güneş ışınlarından korunma ile deri kanserinden çok yüksek oranlarda korunma mümkün olur. Kanserden korunmada beslenmenin de rolü vardır. Sigara içmeyerek, beslenme alışkanlıklarına ve yaşam tarzına dikkat ederek, güneş ışınlarından korunarak kanserden korunmak mümkündür. Sigara ve tütün ürünlerinin akciğer kanseri, ağız, yutak(farinks), soluk borusu (larinks), yemek borusu, pankreas, rahim ağzı (serviks), böbrek ve idrar torbası (mesane) kanserlerine yol açtığı kesin olarak bilinmektedir. Bu kötü alışkanlıktan korunmak ile bu kanserlerden korunulabilir. Sadece sigara içenler değil, pasif sigara içicileri de bu hastalıklara karşı risk altındadır.

Bitkisel kaynaklı besinlerin fazla tüketilmesi, özellikle hayvansal kaynaklı yüksek yağlı gıdaların sınırlandırılması, bitkisel yağların tercih edilmesi, fiziksel olarak aktif olup, egzersiz yapılması ve ideal ağırlığın korunması, alkol tüketiminin sınırlandırılması kanserden korunmada yararlı olabilir. Bazal ve skuamöz hücreli deri kanserleri güneş ışınlarına maruz kalma sonucunda ortaya çıkarlar. Güneş ışınından korunulması ile bu kanserlerin gelişimi engellenir.

ERKEN TEŞHİS TEDAVİ İÇİN ÖNEMLİDİR Kişilerin kendi kendini muayenesi, kontrol muayeneleri ve taramalar ile erken tanı mümkündür, böylece hastalıklar daha erken yakalandığından tedavi şansı da çok artmaktadır. Bu nedenle hiç şikayeti olmayanlar bile düzenli doktor kontrolleri yaptırmalıdırlar. Erken tanı için bazı öneriler şöyledir:
Meme kanseri: 40 yaş ve üzerindeki bayanlar her ay kendi kendine meme muayenesi yapmalı, yılda bir kez doktor muayenesi ve mamografi yaptırmalıdır. 20-39 yaşındaki bayanlar ise her ay kendi kendine meme muayenesi yapmalı, 3 yılda bir de mamografi yaptırmalıdır.
Kalın Barsak Kanserleri: 50 yaşından sonra dışkıda gizli kan testi, belirli aralıklarla sigmoidoskopi, kolonoskopi ve barsak filmi çekilebilir. Ayrıntı için doktorunuza danışınız.
Rahim kanserleri: Cinsel olarak aktif olanlar ve 18 yaşın üzerinde olanlar yılda bir kez PAP testi ve pelvik muayene yaptırmalıdır. Ardışık üç muayene normalse daha seyrek yapılabilir.
Prostat kanseri: 50 yaş ve üzerindeki erkekler yılda bir kez doktor muayenesi ve PSA (prostat spesifik antijen testi) yaptırmalıdır.

KANSERİN BAŞLICA BELİRTİLERİ VE BULGULARI NELERDİR? Kanserin başlıca belirti ve bulguları nelerdir?
Kanserin belirti ve bulguları köken aldığı doku ve organlara göre değişir. Hatta bazen hiç belirti ve bulgu vermeden kontrol muayenelerinde kanser tanısı konulabilir. Şu belirtilere dikkat edilmelidir: "Dışkılama ve idrar alışkanlıklarında değişiklikler, uzun süren, iyileşmeyen yaralar, beklenmeyen kanama ve akıntılar, meme veya başka organlarda elle hissedilen şişlikler, yutma güçlüğü veya hazımsızlık, siğil ve benlerde belirgin değişiklik, uzun süren ses kısıklığı ve öksürük".
Bu bulgular her zaman kanser demek değildir. Ancak nedenlerinin belirlenmesi için mutlaka bir doktora başvurmayı gerektirirler. Kanser bulaşıcı bir hastalık olmayıp, erken tanısı ve tedavisi mümkün bir hastalık grubudur.
Kanser için, cerrahi, radyoterapi, kemoterapi, hormonoterapi, immünoterapi başlıca tedavi yöntemleridir. Kanserden kurtulmak oranı ise tüm kanser türleri birlikte değerlendirildiğinde erişkin kanserlerinde yüzde 60, çocuk kanserlerinde ise yüzde 77 oranında iyileşme mümkündür. Hastalığın cinsi, yaygınlığı, uygulanan tedavi gibi bazı faktörler tedavi şansını doğrudan etkilemektedir.

ANKARA (İHA)

YORUMLARI GÖR ( 0 )
Okuyucu Yorumları 0 yorum
Geri Dön