1. Önce o mükemmel podcast veya müzik listesi seçilir.

Ütüye paldır küldür başlanmaz. Önce o ruh haline uygun, tam kıvamında bir podcast veya 3 saatlik sakin bir müzik listesi bulunur. O liste açılmadan o ütünün fişi prize takılmaz.
2. Kıyafetler ısı derecesine göre küçük bir ordu gibi hizaya dizilir.

Önce ipekler, sonra pamuklular, en son da en inatçı ketenler gelecek şekilde kıyafetler masanın kenarına milimetrik bir hiyerarşiyle dizilir. Gerçi elinizin altında bir Philips Azur 8000 Serisi varsa bu dizilim sadece bir göz zevkinden ibaret kalıyor. Çünkü cihazdaki OptimalTEMP teknolojisi sayesinde kot pantolondan ipeğe, ketenden kaşmire kadar her kumaşı tek bir optimum sıcaklıkta, sıfır yanık garantisiyle ütüleyebiliyorsunuz.
3. İnatçı kırışıklıklara tam zamanında "fıss" diye buhar basılır.

Hayattaki pek çok şeyi kontrol edemiyoruz ama o gömlek kolundaki inatçı kırışıklığı tek bir buhar darbesiyle yok edebiliyoruz! İşte tam o ses geldiğinde, ütü sevdalılarının beyninde dopamin şelaleleri akar. Bu tatmini arşa çıkarmak isteyenlerin favorisi ise kesinlikle Philips Azur 8000 Serisi. Akıllı hareket sensörü sayesinde siz ütüyü hareket ettirdiğiniz an bunu algılıyor ve otomatik olarak tam kıvamında buhar veriyor.
4. Pantolon çizgisi tek ve keskin olsun diye milimetrik hesaplar yapılır.

Eğer o kumaş pantolonda çift çizgi çıkarsa, o gün o evde yas ilan edilir. Sol bacak ile sağ bacağın dikiş izlerini üst üste getirip, milimetrik bir hesapla o tek ve keskin çizgiyi basmak, bu işin cerrahlık aşamasıdır.
5. Boş askılar masanın kenarında hazır bekletilir.

Ütülenen gömlek sıcağı sıcağına hemen asılmalıdır, yoksa harcanan emeklere ihanet edilmiş olur. İşte bu yüzden, masanın kenarında bekleyen askıların sayısı ve rengi bile önceden ayarlanır.
6. Terapi seansı için genellikle herkesin uyuduğu gece saatleri seçilir.
Gündüzün gürültüsünde, "Anne acıktım", "Hayatım kumanda nerede?" sesleri arasında meditasyon falan olmaz. Gerçek ütü gurmeleri herkesin uyuduğu, çıt çıkmayan gece 01:00 seanslarını tercih eder.
7. Ütüsü biten kıyafet askıda birkaç saniye gururla izlenir.

Bu an, Michelangelo’nun Davut heykelini bitirip karşısına geçmesiyle kapışır. Askı yukarı kaldırılır, şöyle bir süzülür, o jilet gibi duruşa bakılıp içten bir "Vay be, yine döktürdüm" denir.
Giysiler gardıroba renk geçişlerine göre kusursuzca dizilir.
Her şey bitti mi? Tabii ki hayır. O kıyafetler dolaba rastgele tıkıştırılamaz. Beyazlardan başlayıp siyaha doğru giden, adeta bir gökkuşağı edasıyla oluşturulan renk skalası dolaba uygulanır.