Yazarların kaleminden kapatma istemi

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya'nın AKP hakkında, "laikliğe aykırı fiillerin odağı olduğu" iddiasıyla kapatılması istemiyle Anayasa Mahkemesi'ne dava açması tartışmalarıda beraberinde getirdi.

Köşe yazarları, kapatma istemiyle ilgili gazetelerinin köşelerinde şu satırlara yer verdi:

AKP yargı önünde - Oktay EKŞİ (Hürriyet)

TÜRKİYE aynı güne sığdırılan olayların sayısı yönünden herhalde eşi olmayan bir ülke.

Dün sabah Sosyal Güvenlik Kurumu ile ilgili yasal düzenleme gündemdeydi. Akşam saatlerinde karşımıza Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya'nın Adalet ve Kalkınma Partisi'nin (AKP) "laikliğe aykırı eylemlerin odağı haline geldiği" iddiasıyla kapatılması için Anayasa Mahkemesi'ne dava açması çıktı.

Önce belirtelim, bir demokraside siyasi parti kapatma, o demokrasinin iyi işlemediğinin ilk göstergesidir.

Türkiye bu açıdan hayli kabarık bir sabıkaya sahiptir.

Siyasi ve ekonomik istikrarsızlığın eşsiz yöntemi - Mehmet BARLAS (Sabah)

Şaka gibi değil mi?

Ülkenin Cumhurbaşkanı, Başbakanı, Meclis Başkanı, Bakanları ve TBMM çoğunluğu AK Partili.
Bu parti ikinci seçimde de tek başına iktidara seçilmiş.

Ülkenin güvenliğinin, gelişmesinin, istikrarının, bütünlüğünün, ekonomisinin sorumluluğunu, seçmen ikinci kez ve daha büyük oy oranıyla bu partiye teslim etmiş.Devletin dış ilişkilerini bu partinin kadroları sürdürüyor.

Ve bir cuma günü akşamüstü ülkenin Anayasa Mahkemesi'ne Cumhuriyet Başsavcısı'nın "bu partiyi kapatın" içerikli dava açılması istemi geliyor.

Bu şok cuma sabahı yaşansaydı, en azından ekonominin ne tür bir krizi "hemen" yaşayacağı belliydi.

Ama sanki pazartesi takvimlerde yok ve bu şok hafta sonunda atlatılmış mı olacak?

Bu da oldu ya... - Fehmi Koru (Yeni Şafak)

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya'nın Ak Parti'nin kapatılması için dava açması insanın ağzını açık bıraktıran sürpriz bir gelişme.

Türkiye bir demokrasi; demokrasilerde parti kapatma olağanüstü istisnai bir durumdur. Ülkede her iki kişiden birinin oyunu almış, Meclis'te biraz destekle anayasayı değiştirebilecek çoğunluğa sahip, altı yıldır iktidarda bulunan bir siyasi örgüt Ak Parti. Ve kapatılması isteniyor... Hayret ki, ne hayret!

Demokrasiye aykırı fiillerin odağı! - Emre AkÖZ (SABAH)

Hatırlarsanız, üniversitede kılık kıyafet serbestliğini sağlamak amacıyla Anayasa'nın 10'uncu ve 42'nci maddeleri Meclis'te ezici bir oy çokluğu ile değiştirildiğinde... " Hakem bu golü vermez " diye yazmıştım. "Ne yapacaklar ki" diye soranlara da, "Onlar işi kitabına uydurur" demiştim.

İşi kitabına uydurmak, art niyetli hakemlerin çok iyi bildiği bir numaradır: Bir takım 2-0 galipken, yoktan var ettikleri iki penaltı ile skor eşitleniverir.

Bu dava da aynı " yapısal sorunun " bir parçası: Son bir yıl içindeki olaylar (mesela " 367 " el çabukluğu) bize apaçık gösterdi ki Türkiye'de bir " yargı iktidarı " var.

"Yargı iktidarı" nedir? Yüksek yargı organlarında görevli hukukçuların, Yasamayı (yani Meclis'i) ve Yürütmeyi (yani Hükümeti)... Daha da önemlisi Milleti hiçe sayarak kararlar alabilmesidir.

Demokrasiye utanç davası... - Ali Bayramoğlu (Yeni Şafak)

Yargıtay Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya "AK Parti'nin laikliğe aykırı fiillere odak olduğu gerekçesiyle kapatılması istemiyle dava açtığını" söylüyordu haberdeki cümle…

Ajanstan gelen bu cümleyi okuduğum zaman bir süre şaşa kaldığımı söylemem gerekir…

Hiçbir şey beni bu kadar şaşırtamazdı, hiçbir şey devlet aktörlerinin ve yüksek yargının mantıksızlık ve futürsuzlukta bu noktaya gelmiş olduğunu düşündüremezdi.

Bu nasıl olabilir?

Yeni bir demokrasi sınavı başladı... Ekrem DUMANLI (Zaman)

Yine günlerden cuma, akşam saatleri, Borsa kapanmış, yine siyasete dışarıdan bir müdahale. 27 Nisan Cuma gecesi bildiri ile yapılan, bu sefer de yargı yoluyla yapılmak isteniyor.

21. yüzyılın başında Türkiye'de hâlâ bir siyasî parti, üstelik neredeyse halkın % 50'sinin oyunu almış bir parti kapatılmak isteniyor. Dünya kamuoyuna rezil olmak anlamına gelecek bu durum asla kabul edilemez. Zaten bu ülke bir parti mezarlığına dönüşmüş durumda ve benzer müdahaleleri Türk demokrasisi defalarca yaşadı. Türk siyaseti parti kapatmalarının faturasını çok ağır bir şekilde ödemiştir. Sanki geçmişte hiçbir şey yaşanmamışçasına açılan parti kapatma davası, Türkiye'nin imajına dünya çapında büyük zarar vermiştir.

Yargının Türk ruleti - Bülent KORUCU (Zaman)

Rus ruleti malum, tabancaya tek kurşun, topuz çevirilir ve ateş edilir. AK Parti için açılan kapatma davası ruletin bize özgü hali. Bütün kurşunların tabancada olduğu bir kumarla karşı karşıyayız.

Ekonomi, dış politika, terörle mücadele ve siyasi istikrar, Türk toplumunun beynini dağıtmaya hazır mermiler olarak namluda. Ve yargı tetiğe asılıyor.

Bu ne cürret, TBMM hemen tavır almalıdır! - Nuh GÖNÜLTAŞ (Bugün)

Madem öyle Türkiye'yi kapatın gitsin... Ülkeden son çıkan elektrikleri söndürsün. Öyle ya, Yargıtay cumhuriyet Başsavcısı'nın AK Parti'nin kapatılmasına ilişkin talebinin başka ne anlamı olabilir?

Aklıma güzel başlıklar geliyor: İstikrara Guguk darbesi...

Öyle ya, AK Parti'nin önümüzdeki on yıllık görünen gelecekte herhangi bir alternatifinin ortaya çıkması mümkün değil.

Alternatif çıkaramayacaklar. O halde kapatın gitsin.

Sınıf Savaşı devam ediyor - Mehmet ALTAN (Star)

Dün yazıyı yazıp kalemi kınına sokmuştuk ki... Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı tatsız bir sürpriz yaptı. AK Parti için kapatma davası açtı, Hayırdır... Ne oluyor? Aklıma çok öncelerden yaptığım tespit geldi. Nedir? Sınıf savaşı devam ediyor...

Şöyle diyordum:

‘Halka gidip soruyorlar: - En büyük derdin ne?

Cevap veriyor: - İşsizim...

Cevap veriyor: - Yoksulum...

Ankara'nın egemenleri bunu duymak yerine kendi eski ezberlerini tekrarlıyor: - İrtica geliyor...