Yer çekimine meydan okunur mu?

Teknik olarak ele alacak olursak yaşlanma dediğimiz şeyin aslında önemli bir nedeni, dokuların yer çekimine meydan okuyamaması ve sarkmasıdır. Bu, yüzümüz, göz kapaklarımız için de böyle, karnımız ve göğüsler için de böyle. Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı Dr. Ahmet Sönmez, yaşlanmayı geciktirmek adına aklımızdaki tüm merak edilen soruları en ince detaylarına kadar bizler için paylaştı.

Yer çekimine meydan okunur mu?

Yaşlanmayı geciktirmeye çalışan hekimlerin o zaman ilk yapması gereken işlerin başında yer çekimine meydan okumak gelmeli. Örneğin; yüz bölgesindeki yaşlanma bulguları incelendiğinde kaşların aşağı indiği, göz kapaklarının derisinin gevşediği, göz kapakları altındaki yağların torba torba görünür hale geldiği, özellikle alt göz kapağının şeklinin değiştiği ve aşağı doğru sarktığı söylenebilir.

Bununla birlikte göz kapağını alttan destekleyen yanak dokusu da aşağıya doğru yer değiştirir ve sarkar. Burada yaşla birlikte derideki elastikliğin azaldığından bahsedebiliriz. Böylece deri ve deri altı tüm dokular da aşağı doğru yer değiştirir.

DEĞİŞİMLERİ TERSİNE ÇEVİRECEK YÖNTEMLER

Eğer biz bu görünümden memnun değilsek yukarıda saydığım tüm değişimleri tersine çevirecek yöntemler bulmalıyız. Gerçekten de göz çevresine gençleştirme amacıyla yapılan uygulamalara bakarsak tam da bu amaca hizmet ettiğini görebiliriz.

Aşağı doğru inmiş olan kaşlar kaş germe işlemiyle yukarı alınabilir. Bu amaçla hem klasik kaş germe yöntemi kullanılabilir hem de son zamanlarda popüler hale gelen iple askılama yöntemleri kullanılabilir.

Burada bir parantez açarak üç boyutlu bir satıh halinde sarkan dokunun, iplerle iki boyutlu ve noktasal tarzda germeye çalışmanın çok da faydalı bir işlem olmayacağını belirtmek gerekir.

Üst göz kapağına yapılacak işlemlere göz atarsak; burada en önemli problem sarkmış deridir ve ameliyatta bu sarkık kısım çıkarılır. Ancak yaşla dokular gevşedikçe bu bölgedeki yağ tabakaları da göze daha görünür olmaya başlar. Bu yağ tabakalarının da sarkık gözüken kısımları alınabilir.

Alt göz kapağı ve yanak bölgesi de tam anlamıyla yer çekimine boyun eğmiştir. Genç ve gergin bir alt göz kapağı hafif badem şeklinde çekiktir. Yer çekimiyle bu badem şekli aşağı doğru gevşer ve yuvarlaklaşır.

ALT GÖZ KAPAĞI İLE SINIRLAMIYOR

Göz altını destekleyen yanak dokusunun sarkmasıyla göz altı boş kalır ve bu da yorgun bakan ifadeye torbalanmalara neden olur. İşte bu nedenledir ki ben de dahil pek çok cerrah artık alt göz kapağı estetiğini sadece alt göz kapağı ile sınırlamıyor.

Yanak dokusunu yukarı alıp ait olduğu bölgeye taşımadan istenildiği gibi güzel ve kalıcı sonuçlar pek mümkün değil. Öncelikle göze yine eski badem şeklini kazandırmak gerekir.

Sonrasında deri gevşeklikleri giderilir. Torbalanmalar düzenlenir ve yanak dokusu yukarı transfer edilir. Tüm bu işlemler de aslında yer çekiminin yıllardır oluşturduğu etkileri geri almak içindir.

KALICILIK SÜRESİ NE KADAR?

“Yer çekimine meydan okuyan bu işlemlerin kalıcılığı ne kadar?” diye soracak olursanız. Şöyle; hiç ameliyat olmamış halinize göre her zaman daha genç durursunuz. Yani kırk yaşında ameliyat oldunuz ve elli yaşına geldiniz diyelim. Elli yaşınızın ameliyat olmamış halinden yine daha iyi olacaktır.

ZAMANI DURDURMAZ SAATİ GERİ ALIR

Cerrahi yöntemlerle alınan sonuçlar sabit değildir. Zamanı durdurmaz. Ama saati geri aldığı da bir gerçektir. Yer çekimi tahribatına karşı elde ettiğimiz başarıyı bir alanda daha elde edebilmeyi isterdim.

O da cildin yaşla birlikte elastikiyet kaybı. Dikkat ederseniz yukarıda birkaç defa elastikiyetini kaybeden derinin gevşediğinden sarktığından bahsettim.

Sarkık kısmı çıkarsak bile elli yaşın derisi yine elli yaşın derisidir. Bu konuda anti- aging yöntemlerinin daha kat edeceği uzun bir yol var. Ama tümden de ümitsiz değiliz. Çeşitli yöntemlerle kolajenin arttırılması, hyalüronik asit enjeksiyonlarıyla cildin neminin ve kısmen elastikiyetinin arttırılması da mümkündür.

YORUMLARI GÖR ( 0 )
Okuyucu Yorumları 0 yorum
Tüm Yorumları Görmek İçin Tıklayın
Diğer Haberler