Yüzüm yaşlandı, çaresi var mı?

Beden yaşlansa da ruh yaşlanmaz derler. Ruh ile beden arasındaki uyumu yakalama mücadelesidir aslında asıl iş. Aynaya baktığınızdaki yüz, içinizde hissettiğinizi yansıtmıyorsa mutsuz olursunuz. Peki çaresi nedir? Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı Dr. Ahmet Sönmez, yüz hatlarımıza adeta gençlik iksiri katan uygulamalar ve operasyonlar hakkında birbirinden faydalı açıklamalarda bulundu.

Yüzüm yaşlandı, çaresi var mı?

Son dönemde yüzdeki yaşlanma etkilerini geri döndürmeye yönelik çok fazla çalışma var. Temelde bir sınıflama yapılacak olursa üç kategoriden bahsetmek mümkün.

ANTİ-AGİNG ETKİSİ

Yüze uygulanan enerji bazlı cihazlar ilk kategoride sayılabilir. Bu cihazlar temelde ultrason, radyofrekans, laser gibi enerji yöntemlerini cildin çeşitli tabakalarına aktararak burada anti-aging etki yaratırlar. Anti-aging etkiden kastettiğim, yüzeydeki ölü deri tabakasının dökülmesi, alttan taze derinin gelmesi, kolajen yapan hücrelerin uyarılmasıyla yeni kolajen yapımının tetiklenmesi ve mevcut kolajen liflerinin büzüştürülerek daha sıkı bir hale getirilmesidir.

Bu tür enerji bazlı cihaz uygulamalarının etkisi deride ortaya çıkan ısı yoluyla olur. Yağ dokumuz da ısıya en hassas dokudur. Cihazlar yardımıyla ortaya çıkan enerji deri altındaki yağ dokusuna fazlaca geçecek olursa deri altı yağın erimesine neden olabilir.

UYGULAMANIN NASIL YAPILDIĞINA DİKKAT EDİLMELİ

Bu uzun dönemde hiç de istemediğimiz bir sonuç ortaya çıkartır. Deri altı yağ dokusu kaybı yaşlı derinin bulgularından birisidir. O nedenle uygulamanın nasıl yapıldığına dikkat edilmeli.

İĞNELİ YÖNTEMLER

Yüzde yaşlanman etkisini gidermekte kullanılan bir başka kategori ise iğneli yöntemler denilen işlemler. Burada sadece botoks ve dolgu uygulamalarını kastetmiyorum. Deri altına ince iğnelerle verilen maddeler, ki biz buna mezoterapi yöntemi diyoruz, yaşlanma bulgularını geri çevirme adına oldukça işe yarıyor.

Mezoterapi yöntemleri içinde; vitamin enjeksiyonları; PRP; kök hücre; somon DNA; nem aşısı sayılabilir. Bu kadar çok yöntem içinde cildiniz için en uygunu nedir? Bu oldukça kafa karıştırıcı bir soru olabilir.

HYALÜRONİK ASİT EN BİLİNENİ

Hyalüronik asit enjeksiyonu, yani nem aşısı olarak da bilinen yöntem. Nedeni de çok basit, hyalüronik asit cildimizde normalde bulunan bir madde ve görevi de su tutmak. Bu maddenin yaşla birlikte deride azaldığı biliniyor. Dolayısıyla yaşla birlikte derinin su tutma kapasitesi azalıyor ve deri kuruyor.

O halde deride azalan bir maddeyi geri kazandırırsak tam anlamıyla bir anti-aging etki yaratmış oluruz. Nitekim bu uygulamadan sonra deri canlanır, mat görünümünü kaybeder ve daha sağlıklı gözükür. Mezoterapi yöntemleri dışında uzun yıllardır kullanıla gelen botoks ve dolgu enjeksiyonları da yüzü daha genç gösteren yöntemlerdendir.

ESTETİK AMELİYATLAR

Yüzü gençleştiren son ama en önemli kategori de tabii ki estetik ameliyatlardır. Estetik ameliyatların artık tarih olduğunu iddia eden pek çok yöntem geliştirilmeye çalışılsa da daha uzun yıllar boyunca yüz germe ameliyatları yapılacak gibi duruyor.

Nedeni de basit, çünkü tüm diğer yöntemler estetik cerrahinin alternatifi olmaktansa ancak tamamlayıcısı olacak durumdalar. Tüm bu yöntemlerin artık yeteri kaldığı noktada devreye cerrahi işlem girer. Cerrahi işlem sonrası tamamlayıcı olarak örneğin bir laser uygulaması veya aralıklı botoks uygulamaları gerekebilir ama asla cerrahini yerini alacak düzeyde değil.

Dr. Ahmet Sönmez
Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı

www.drahmetsonmez.com
Facebook: @drahmetsonmezplastikcerrahi
Instagram: @drahmetsonmez
YouTube: Dr. Ahmet Sönmez

YORUMLARI GÖR ( 0 )
Okuyucu Yorumları 0 yorum
Tüm Yorumları Görmek İçin Tıklayın
Diğer Haberler