AK Parti 28. İstişare ve Değerlendirme Toplantısı

Türkiye Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan: (3) - "Türkiye'de özellikle yerli ve milli olan her şeye yönelik linç kampanyası söz konusu olduğunda kimse CHP'nin eline su dökemez" - "Gerek partide gerek yönetimde, bizimle birlikte yol yürüyen her bir arkadaşımızın milletimizin tamamına karşı sorumlu olduğunun bilinciyle hareket etmesi gerekiyor" - "Hiç kimsenin şahsi ajandası, Türkiye'nin ve artık kaderi ülkemizle bütünleşmiş olan AK Parti'nin misyonunun önüne geçemez"

Türkiye Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Türkiye'de özellikle yerli ve milli olan her şeye yönelik linç kampanyası söz konusu olduğunda kimse CHP'nin eline su dökemez." dedi.

Erdoğan, Kızılcahamam Eliz Hotel'de düzenlenen AK Parti 28. İstişare ve Değerlendirme Toplantısı'nın kapanış konuşmasında, CHP'nin gönlü olacak diye milletin istismar edilmesine rıza göstermeyeceklerini belirtti.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nu eleştiren Erdoğan, "CHP Genel Başkanının konvoyumuza saldırılıp bir polis memurumuzun şehit olduğu olayda şu ifadesini unutmamız mümkün mü? 'Rüzgar eken, fırtına biçer' diyerek bırakınız ahlaka, insanlığa sığmayacak bir yaklaşım gösterdiğini iyi hatırlıyoruz. Bizim arkadaşlarımıza saldıranları kucaklayıp terlerini silen, polise teslim etmemek için etrafında etten duvar ören CHP yöneticilerini de unutmadık. Türkiye'de özellikle yerli ve milli olan her şeye yönelik linç kampanyası söz konusu olduğunda kimse CHP'nin eline su dökemez." ifadelerini kullandı.

"Kıvılcımı yangına çevirme, gerçeği ters yüz ederek kamuoyunu aldatma, iftira atma, yalanlar üzerinden kampanya yürütme, bunların işidir, bunu iyi bilirler." diyen Erdoğan, kendisinin ve partisinin asla böyle yollara tevessül etmediğini, etmeyeceğini vurguladı.

Kimseyi linç etmediklerini, milletin değerlerini, şehitlerin aziz hatıralarını, şehit yakınlarının hak ve hukukunu savunduklarına kaydeden Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti:

"CHP kafası daha da ileri gidip alenen, 'Biz sırtımızı PKK'ya, YPG'ye dayıyoruz' diyen, her gün Kandil'e, terörist başına selam gönderen partiyle seçimlerde ittifak yapan sanki kendileri değilmiş gibi Kuvayımilliye'den dem vuruyor. Bunu ben söylemiyorum, bunu Kandil'deki adam söylüyor. Ne diyor? 'Biz CHP ile ittifak yapacağız, onlarla beraber yürüyeceğiz.' Öbürü çıkıyor, 'Kürdistan'da oylar şuraya. Batıda AK Parti'yi ve MHP'yi, onları çökerteceğiz.' Bunları kim söyledi, söyleyenler belli. Bunlar sizinle beraber yürümedi mi? Bugüne kadar tek bir şehit cenazesinde görmediğimiz ancak her terörist cenazesinde en ön safta yer alanlarla ittifak kuran, seçimlerin ardından el çakarak, 'birlikte iyi salladık' diye zafer naraları atan bunlar değil mi? CHP'nin milletvekili şu anda Edirne'de yatanla beraber 'İyi salladık' demiyor muydu? Kimi aldatacaksınız? Bunları hep yaşadık, gördük. İstanbul'da, Ankara'da, İzmir'de, daha pek çok yerde... Büyükşehir belediye başkanlıklarını birlikte kazandıklarını ilan edenler, şimdiden belediye yönetimlerini paylaşma kavgasına girişenler, bunlar değil mi? Her fırsatta birbirlerine koşup ne kadar iyi dayanışma içerisinde olduklarını göstermeye çalışanlar bunlar değil mi? Türkiye'nin ve Türk milletinin bekasına yönelik her saldırıya adeta tek bir parti gibi davranarak destek verenler bunlar değil mi? Öyleyse, terör örgütünün emrindeki partiyle birlikte hareket ettiklerini söylememizin neresi yanlış?"

Türkiye'de vesayetin, terör örgütlerinin, darbe teşebbüslerinin hedefi olan AK Parti'yi aksi iddialarla suçlamanın hezeyanın kendisi olduğunu dile getiren Erdoğan, Gezicileri iyi tanıdıklarını, iyi bildiklerini belirtti.

- "Hep birlikte gayret göstermek zorundayız"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Taksim'de, Dünya Kadınlar Günü akşamında, ezan okunurken düdüklerini öttürenleri, onların içinde olanları da iyi tanırız. Attıkları tweetlerle kalkıp, 'Sizin Allahınız, belanızı versin' diyenleri iyi tanırız. Bizim mücadelemiz, CHP'ye oy verenleri, yönetimindekilerin işte bu çarpık zihniyetten de kurtarma mücadelesidir. Aynı şekilde diğer partilerin de yönetimleri başkadır, onlara oy verenler bambaşkadır. Biz bu partilerin yönetimleriyle siyaset zemininde mücadele ederiz, kavgamızı da veririz ama çok daha fazla gayreti, bu partilere oy veren vatandaşlarımızı kazanmak için hep birikte göstermek zorundayız." diye konuştu.

AK Parti'nin 82 milyonun umut kapısı olduğunu aktaran Erdoğan, hangi partiye oy verirse versin tüm vatandaşların sorunlarının çözümü, evlatlarının geleceğiyle ilgili gözünü diktiği tek yerin AK Parti, yönetim becerileri ve partisinin kadroları olduğunu belirtti.

Erdoğan, farklı saiklerle diğer partilere oy veriliyor olmasının vatandaşların AK Parti fidanını gönüllerinde canlı tuttuğu, günü gelince de ortaya sereceği gerçeğini değiştirmediğini vurguladı.

AK Parti'ye oy verenlerin kendilerinden çok daha büyük beklentileri olduğunun unutulmaması gerektiğini ifade eden Erdoğan, bu durumun sorumluluklarını daha da ağırlaştırdığını, genel başkanından sandık müşahidine kadar hiçbir AK Partili'nin, layüsel hareket etme, lakayt davranma, görevden kaçma, enaniyet bataklığına sapma lüksü olmadığını bildirdi.

- "Vatandaşa karşı etrafımızda etten duvar örülmesine asla izin vermeyeceğiz"

Mütevazı olunmasının ve tevazu içinde çalışılması gerektiğinin altını çizen Erdoğan, "Elim kirlenir diye el sıkmayan bir belediye başkan adayımız varsa kaybeder ve kaybetti." değerlendirmesinde bulundu.

Belediye başkanlarından vatandaşlarla kucaklaşmalarını isteyen Erdoğan, şunları kaydetti:

"AK Parti'nin bir genel merkez yöneticisi, teşkilat mensubu, milletvekili, belediye başkanı yanlış yaparsa bu tüm patiye zarar veriyor. Bakanlarımız, bürokratlarımız yanlış yaptığında bunun sonuçları hepimizi etkiliyor. Öyleyse gerek partide gerek yönetimde, bizimle birlikte yol yürüyen her bir arkadaşımızın milletimizin tamamına karşı sorumlu olduğunun bilinciyle hareket etmesi gerekiyor. Hiç kimsenin şahsi ajandası, Türkiye'nin ve artık kaderi ülkemizle bütünleşmiş olan AK Parti'nin misyonunun önüne geçemez. Kendisini ülkesinden ve partisinden büyük görerek bu yolda yürümeye kalkanlar zaten baştan kaybetmiştir. Böylelerinin Türkiye'ye ve AK Parti'ye kaybettirmesine de izin veremeyiz. Bunun için tüm arkadaşlarımdan oturmalarına, kalkmalarına, konuşmalarına, çevrelerine, işlerine, güçlerine dikkat etmelerini istiyorum. Daha da ileri gidiyorum, kimlerle oturuyorsunuz, kimlerle kalkıyorsunuz buna da çok dikkat etmeniz lazım. Söyle bana arkadaşını, söyleyeyim sana kim olduğunu. Bir diğeri de bütün bunlarla beraber eğer bizler hakikaten bu tür insanlarla beraber oturup kalkarsak bunun bedelini bize halk ağır ödetir. Onun için bunlara da çok dikkat edeceğiz. Terör tehdidi altındaki ülkemizde devlet yöneticilerinin, parti yöneticilerimizin can güvenliklerini elbette sağlayacağız ama asla bunu bir saltanat haline dönüştürmeyeceğiz. Vatandaşa karşı etrafımızda etten duvar örülmesine asla izin vermeyeceğiz. Ülkemizdeki her fert gibi kendi çevremizdeki insanların da iş yapma, kazanma hakkı olduğunu bileceğiz ama kesinlikle bu ilişkilerin, kayırmacılığın, haksız kazancın vesilesi haline gelmesine rıza göstermeyeceğiz."

(Sürecek)