HABER

AK Parti TBMM Grup Toplantısı

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Faizlerdeki düşüş, açık söylüyorum, istediğimiz noktada hala değil. Eğer faizlerde düşüşü sağlayamazsak, bunu başaramazsak, bilesiniz ki birçok musibet bizi beklemektedir. Piyasa faizinin yüzde 20 olduğu bir ülkede yatırımcı yatırım yapabilir mi, istihdam artabilir mi, artmaz. Ondan sonra lanetle de karşı karşıya kalırız. Biz faizci akıllarla, faiz lobilerinin yaklaşımlarıyla adım atamayız, eğer onlarla adım atarsak sadece onları ihya ederiz." dedi.

Erdoğan, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, coğrafi ve toplumsal birliğine sahip olamayanların başına gelenleri hep birlikte izlendiğini söyledi.

Aynı oyunu Türkiye'de oynamak isteyenlerin elini hep boş bıraktıklarını ifade eden Erdoğan, bundan sonra da aynı şekilde yola devam edeceklerini belirtti.

Türkiye'nin bir yandan bölgesindeki krizlerle mücadele ederken diğer yandan hedeflerine doğru ilerleme gücüne sahip olduğuna işaret eden Erdoğan, bu noktada asla ihmal edilmeyen alanların başında ekonominin geldiğini söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'nin böylesine derin iç ve dış dalgalanmalarla karşı karşıya iken ekonomide kontrolü elde tutmanın kolay olmadığını vurguladı.

Küçük sarsıntılar dışında bunun başarıldığını dile getiren Erdoğan, yılın ilk yarısında elde edilen yüzde 5,1 düzeyindeki büyüme rakamlarının hem gerçeği hem de ekonominin doğru yolda olduğunu gösterdiğini kaydetti.

Ayrıntılara bakıldığında, yatırımlar ve tüketimin birlikte arttığı nispeten sağlıklı bir büyüme eğilimiyle karşı karşıya olunduğunun görüldüğünü söyleyen Erdoğan, gelinen noktada 15 Temmuz darbe girişimi, ihracat ve turizm gelirlerindeki düşüş, finansal sıkılaşma ve bunların tetiklediği belirsizlik algısının büyük ölçüde geride bırakıldığını anlattı.

Erdoğan, Kredi Garanti Fonu gibi uygulamalarla kredi akışının hızlandırıldığını bildirerek, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Faizlerdeki düşüş, açık söylüyorum istediğimiz noktada hala değil. Eğer faizlerde düşüşü sağlayamazsak, bunu başaramazsak, bilesiniz ki birçok musibet bizi beklemektedir. Bunu bir defa kesinlikle halletmemiz lazım. Şu anda piyasa faizlerinin yüzde 20'yi yakaladığı bir dönemdeyiz. Piyasa faizinin yüzde 20 olduğu bir ülkede yatırımcı, yatırım yapabilir mi, istihdam artabilir mi, artmaz. Ondan sonra lanetle de karşı karşıya kalırız. Birçok sefil ailelerle karşı karşıya kalırız. Bunu bir defa aşmamız lazım. Biz faizci akıllarla, faiz lobilerinin yaklaşımlarıyla adım atamayız, eğer onlarla adım atarsak sadece onları ihya ederiz. Buna dikkat etmemiz lazım.

Merkez Bankasının ve ilgili diğer kurumların kararlı politikalarıyla Türk Lirasındaki değer kaybı durdu. Hatta kısmı bir yükseliş yaşandı. Hep söylüyorum, iddiamdır. Bakın enflasyonda hala düşüşü sağlayamıyoruz. Niye? Yüksek faiz sebebiyle. Bu benim iddiam. Yüksek faiz asla enflasyonu aşağı çekmeyecektir. Hep onun önündeki en önemli engeldir. Bunun bir defa kararını öyle veya böyle vermemiz lazım. Çünkü doğru orantılıdır. Faiz düşerse enflasyon düşer. Faiz yüksek olursa aynen o da yüksek olur. Ama şu andaki anlayış ne? Ters orantılıdır. Hayır, ters orantılı değil, işte bunu gördük. Göreve geldiğimizde faiz yüzde 63'tü, bunu aşağı çekmeye başladık ve enflasyon yüzde 30 civarındaydı, çektikçe enflasyon da düştü. Ne zamanki faizi 4,6'ya çektik. Enflasyonda tek haneli rakamda ciddi bir düşüş ortaya koydu. Ama bunu hala anlatamıyoruz. Bunu bir defa halletmemiz lazım."

Erdoğan, yılın ilk yarısında iç talepteki olumlu seyir ve ihracattan gelen katkının da önemli olduğuna vurgu yaparak, eylül ayı itibarıyla ilk 9 aylık ihracatın, 115 milyar doları geçtiğini, yıllık bazda da bu rakamın 153,5 milyar doların üzerine çıkmasını umduklarını söyledi.

Bölgede uzun zamandır süren krizlere rağmen faaliyet alanlarını sürekli genişleterek bu başarıyı elde eden ihracatçıları tebrik eden Erdoğan, bu olumlu trendin her alanda devam etmesi gerektiğini söyledi.

Sürdürülebilir büyüme için büyük önem taşıyan Orta Vadeli Program'ın (2018-2020) açıklandığını hatırlatan Erdoğan, programın geçen yıla göre, daha cesur, özgüvenli ve daha büyük hedeflere yönelik hazırlanmasından memnuniyet duyduğunu kaydetti.

Erdoğan, daha yüksek rakamların yakalanacağına inandığını belirterek, hem 2017 hem de önümüzdeki 3 yıl için belirlenen yüzde 5,5'lik büyüme hedefinin memnuniyet verici olduğunun altını çizdi.

Programda yer verilen kamu-özel iş birliği projelerinin, alt yapı ve üst yapı yatırımlarının tamamlaması sürecine yapacağı katkı bakımından önemli olduğunu dile getiren Erdoğan, kamu özel iş birliği projelerinin ekonomik faydalarının karşılaştırılmasının sadece maliyetle sınırlı tutulmaması gerektiğini anlattı.

Aynı zamanda erken ve yüksek kaliteyle tamamlandıkları gerçeğinin göz önünde bulundurulması gerektiğini vurgulayan Erdoğan, bu tür projelerin yabancı sermayeyi ve teknoloji paylaşımları başta olmak üzere yabancı ortaklıkları cezbetmesi gerektiğini bildirdi.

Erdoğan, yeni küresel değer zincirinin, üretim yanında araştırma, geliştirme, tasarım ve marka gibi aşamalarında da yer alınabilinmesinin buna bağlı olduğuna işaret ederek, hedeflere sadece yabancı sermaye ulaşılamayacağını dile getirdi.

Türkiye'nin kendi teknoloji geliştirme kapasitesini oluşturularak küresel pazarlara erişimindeki güçlüğün de ortada olduğunu bildiren Erdoğan, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Yapmamız gereken, küresel sermaye, yabancı teknoloji, yerli yetenekler, iç piyasa talebi ve devlet desteği olarak ifade edilebilecek dört ayaklı bir politikayı hayata geçirmektedir. Uluslararası şirketlerle yerli şirketlerin iş birliğine gitmesini sağlayıp ve bu girişimleri de devlet desteğiyle tahkim ederek, tüm tarafların kazanacağı bir büyüme modeli oluşturmalıyız. Bu modeli başarıyla uygulayan Çin, ilk ticari hızlı trenini daha 10 yıl önce raylara koymuşken, bugün dünyanın tamamından daha uzun tam 20 bin kilometrelik bir hızlı tren ağına sahip hale gelmiştir. Daha önemlisi bu tecrübesini ülkemiz başta olmak üzere tüm dünyaya ihraç etmektedir. Bizimde bunu, yerli otomobilden, savunma sanayine, tıbbi cihazlardan raylı sistemlere ve ilaçtan kimya sektörüne kadar birçok alanda başarmamız gerekiyor. Bunun için gereken potansiyele fazlasıyla sahibiz. Varlık Fonu'nun içeride ve dışarıda ihtiyaç duyduğumuz yatırımların katalizörü olacağını ümit etmiştik. Ancak fonun henüz böyle bir kapasiteye kavuşmadığı da bir gerçektir. Bu sıkıntıyı da en kısa sürede aşarak Varlık Fonu'nu büyüme için ihtiyaç duyacağımız yatırımların en önemli destek unsuru haline getirileceğimize inanıyorum."

(Sürecek)

Geri Dön