ANALİZ - Bir Donald Trump hikayesi: Azil sürecinin gölgesi altında hâlâ 2020'nin favorisi

ABD tarihinde “azil istemiyle” Temsilciler Meclisinde suçlanan 3. başkan olarak tarihe geçmeye hazırlanan Donald Trump, buna rağmen halen 2020 seçimlerini kazanmaya en yakın isim olarak gözüküyor - Azil sürecinin şu ana kadarki tüm aşamalarını kontrol eden Demokratlar, bugün yapılması beklenen oylamanın ardından artık direksiyonu Cumhuriyetçilere devredecek ve Trump’ın kaderi Senatoda belirlenecek - Siyasi kutuplaşmanın had safhada olduğu Washington’da nasıl ki Demokratlar Temsilciler Meclisinde “görevlerini yapıp” Trump’ı suçlayacaksa, Cumhuriyetçiler de Senatoda “görevlerini yapıp” Trump’ı aklayacak - Trump, Rusya soruşturmasının ardından Ukrayna eksenli azil sürecinden de aklanıp 2020 seçimleri öncesinde kendi seçmen kitlesini güçlü şekilde konsolide edecektir

WASHINGTON (AA) -HAKAN ÇOPUR- ABD siyasi tarihinde “azil istemiyle“ Temsilciler Meclisinde suçlanan 3. başkan olarak tarihe geçmeye hazırlanan Donald Trump, buna rağmen 2020 seçimlerini kazanmaya en yakın isim olarak gözüküyor.

Amerikan kamuoyunun uzunca süredir bir numaralı gündem maddesi olan Trump’a yönelik azil sürecinde artık tarihi bir eşiğe gelinmiş durumda. Bugün Temsilciler Meclisi'nde yapılması öngörülen oylama ile Trump, azil istemiyle Temsilciler Meclisi'nde suçlanan 3. başkan olacak.

Demokratların Eylül ayında resmen başlattıkları soruşturma önce Temsilciler Meclisi İstihbarat Komitesi'ndeki oturumlarla genişledi, ardından Adalet Komitesi'nde bir dava dosyasına dönüştü.

Adalet Komitesi'nde Trump’a yönelik iki suç isnadı resmi olarak maddelere döküldü: “Görevi kötüye kullanmak” ve “Kongre'nin çalışmasını engellemek.”

Şu ana kadarki tüm aşamalarda kontrolü ellerinde bulunduran Demokratlar, bugün yapılması beklenen oylamanın ardından artık direksiyonu Cumhuriyetçilere devredecekler ve filmin sonunda azil sürecinin Senato’daki son sahnesini izleyeceğiz.

Demokratların elinde azil istemiyle suçlanacak olan Trump’ın Cumhuriyetçilerin çoğunlukta olduğu Senato’da aklanması ve 2020’ye kendi seçmen kitlesini daha da motive ederek girmesi, mevcut koşullarda siyasi akışa en uygun senaryo olarak gözüküyor.

- Demokratlar azil sürecine neden başladı?

Her şeyden önce şu vurguyu yapmakta fayda var: ABD, tarihindeki en ciddi siyasi kutuplaşma dönemlerinden birini yaşıyor. Bu bakımdan bugünkü azil oylamasının, Trump’ın Anayasayı ihlal edip etmediğinin tespiti için değil, 2020 Başkanlık Seçimlerini Trump’ın kazanmaması için atılan siyasi bir adım olduğunun altını çizmek gerek.

Bugünkü hikâye geriye doğru sarılırsa aslında her şey, dışarıdan gelerek seçimleri kazanan Trump’ın Beyaz Saray’daki koltuğa oturmasıyla başladı.

Başkanlığının ilk iki yılında Demokratların öncülüğündeki Rusya soruşturması ile uğraşan Trump, bu sürecin sonucunda aklandı.

2016-2018 arasında Kongre'nin her iki kanadında da çoğunlukta olan Cumhuriyetçiler, Trump’a yönelik herhangi bir adımın Kongre'ye taşınmasını engelleme ayrıcalığını kullandılar.

Ancak 6 Kasım 2018’de yapılan Kongre ara seçimlerinde Demokratlar, Kongre'nin alt kanadı olan Temsilciler Meclisi'ndeki çoğunluğu ele geçirince, esasen o günden itibaren Trump’a yönelik savaş baltaları bir kez daha ortaya çıktı.

Ancak Temsilciler Meclisi Başkanı Demokrat Nancy Pelosi, uzun bir süre “seçmen nezdinde bizi sıkıntıya sokabilir” ve “ters tepip Trump’a yarayabilir” gibi endişelerle Trump’a yönelik azil ve benzeri soruşturma girişimlerine onay vermedi.

Daha sonra Ukrayna meselesi ortaya çıkınca, hem parti tabanından hem de medyadan gelen çağrılara kayıtsız kalamayan Pelosi ve Demokrat Parti liderliği, azil soruşturmasını başlatma kararı aldı.

Bu kararda Demokratların başkan aday adayları arasındaki yarışın gidişatı ve muhtemel aday Joe Biden’ın Trump’ı başkanlık seçimlerinde yenemeyeceğine yönelik algı da elbette etkili oldu.

Bu noktada seçimlere bir yıl kala bir kumar oynamaya karar veren Demokrat elitler, ellerindeki Ukrayna kozunu kullanarak seçimler öncesinde Trump’ı olabildiğince köşeye sıkıştırmaya ve yaralamaya karar verdiler.

- Temsilciler Meclisi'ndeki oylama ne anlama geliyor?

Temsilciler Meclisi'nde bugün yapılması öngörülen oylamaya geçmeden önce, İngilizce “impeachment” kavramı ile onun Türkçe karşılığı olarak kullanılan “azil” arasında yaşanan anlam boşluğuna değinmek gerekiyor.

Türkçede “azil”, bir görevlinin belli koşullarda görevinden alınması anlamında kullanılır. Halbuki İngilizce “impeachment” kelimesi (ABD’de) “bir yetkilinin görevden alınması istemiyle belli ithamlarla resmen suçlanması” anlamına gelmektedir.

Bir ABD başkanı, Temsilciler Meclisi tarafından suçlanır (impeach); akabinde ya Senato’da suçlu bulunup (convict) görevinden alınır ya da suçsuz bulunup (acquit) görevine aynen devam eder.

Dolayısıyla Temsilciler Meclisindeki oylamada salt çoğunluk “azil” maddelerini onaylarsa bu, Trump’ın azledildiği anlamına gelmeyecek; Trump’ın söz konusu iki başlık altında azil istemiyle resmen suçlandığı anlamına gelecek.

Bunun ABD siyasi tarihinde iki örneği bulunuyor: 1868 yılında dönemin Demokrat Başkanı Andrew Johnson, Savaş Bakanını kendi başına görevden aldığı ve savaş kanunlarını hiçe saydığı gerekçesiyle Temsilciler Meclisi'nde suçlanmış (“impeach” edilmiş), ancak Senato’da aklanmıştı.

Yaklaşık 130 yıl sonra 1998’de bir başka Demokrat Başkan Bill Clinton da “yeminliyken yalan söylemek” de dahil birkaç suçtan Temsilciler Meclisi'nde suçlanmış, yine Senato’da aklanmıştı.

- ABD Anayasasındaki azil maddeleri ne diyor?

ABD Anayasasında “Başkan’ın azledilmesiyle” ilgili olarak üç farklı bölüm bulunuyor ve bunlar bir araya toplandığında azil sürecinin nasıl işlediği ortaya çıkıyor.

Buna göre ABD Anayasasının 1. maddesinin 2. bölümünün 5. fıkrası şu şekildedir:

“Temsilciler Meclisi kendi başkanını ve diğer görevlilerini seçecektir; ve görevi kötüye kullanmakla suçlama yetkisi sadece Temsilciler Meclisi'ne ait olacaktır.”

1. maddenin 3. bölümünün 6. ve 7. fıkraları ise şu şekildedir:

“Suçlanan federal görevlileri yargılamaya yetkili tek makam Senato’dur. Bu amaçla toplandıklarında, Senato üyeleri ya yemin etmiş ya da yeminli bir beyanın yerine geçen yeminsiz beyanda bulunmuş olacaklardır. Amerika Birleşik Devletler Başkanı yargılandığında, Yüksek Mahkeme Başkanı oturuma başkanlık edecektir: Ve mevcut üyelerin üçte ikisinin kararı olmadan hiçbir kişinin suçluluğuna karar verilmeyecektir. Suçlanan federal görevli davalarında verilecek karar, görevden alma ve Birleşik Devletler hizmetinde, güven isteyen, fahri veya ücretli bir görev için diskalifiye görülmekten öteye gidemez; fakat suçlu bulunan taraf yasa uyarınca, yine de iddianame konusu olabilir, hakkında dava açılabilir, yargılanabilir ve cezalandırılabilir.”

Başkan’ın hangi durumda azil istemiyle yargılanacağına ise yine Anayasanın 2. maddesinin 4. bölümünde yanıt veriliyor:

“Başkan, Başkan Yardımcısı ve Birleşik Devletler’in bütün sivil yetkilileri, vatana ihanet, rüşvet, diğer ağır suçlar ve görevi kötüye kullanmakla suçlanır ve mahkûm olurlarsa, görevlerinden alınacaklardır.”

Birçok anayasa hukukçusu, buradaki “diğer ağır suçlar ve görevi kötüye kullanmak” maddesinin bilinçli bir şekilde muallak bırakıldığını ve değişen siyasi koşullara göre yorumlanabilsin diye kapsamının geniş tutulduğunu düşünüyor. Nitekim Trump da temelde bu maddeye dayanarak suçlanıyor.

“Kurucu Babalar” (Founding Fathers), iki kanattan oluşan ABD Kongresi’nin herhangi bir kanadının başkanı kolayca görevden alabilmesini engellemek için bu azil sürecini de ikiye bölmüşler: Başkanı suçlama yetkisi Temsilciler Meclisi'nde, yargılama ve suçlu bulunursa görevden alma yetkisi ise Senato’ya aittir.

- Süreç nasıl işleyecek?

Salt çoğunluğun aranacağı bugünkü oylamada Trump çok büyük bir ihtimalle Temsilciler Meclisi'nde “görevi kötüye kullanmak” ve “Kongre'nin çalışmasını engellemek” ithamlarıyla suçlanacak.

Bu noktadan itibaren süreç artık Senato’ya devredilmiş olacak ve başkanın yargılama sürecinde Senato bir mahkemeye dönüşecek.

Senato Ocak ayı içerisinde yapacağı duruşmalarla Trump’a yöneltilen suçlamaları içeren davayı ele alacak ve başkanın suçlu mu suçsuz mu olduğuna karar verecek.

Senato'da kurulacak olan mahkemenin başkanlığını Yüksek Mahkeme Başkanı John Roberts, jüri görevini Senato üyeleri, savcılık görevini ise Temsilciler Meclisi'nin belirleyeceği kişiler üstlenecek.

Yüz sandalyeli Senato’da başkanın suçlu bulunabilmesi için en az 3’te 2 çoğunluğun evet oyu kullanması gerekiyor; bu da en az 67 senatörün Trump aleyhine oy kullanması anlamına geliyor.

Demokratların 47 senatörüne karşılık Cumhuriyetçilerin 53 senatöre sahip olduğu bir Senato’da Trump’ın suçlu bulunup azledilmesi mevcut koşullarda mümkün değil.

Siyasi kutuplaşmanın had safhada olduğu Washington’da nasıl ki Demokratlar Temsilciler Meclisinde “görevlerini yapıp” Trump’ı suçlayacaklarsa, Cumhuriyetçiler de Senato'da “görevlerini yapıp” Trump’ı aklayacaklardır.

- Azil süreci 2020 seçimlerini nasıl etkiler?

Esasen son dört aydır gündemi tamamen işgal eden azil sürecinin tüm amacı, Trump’ın 2020 seçimlerine olabildiğince yıpranmış bir şekilde girmesini sağlamaktan öte bir şey değildir.

Trump’a yönelik azil sürecinin gelip Senato duvarına çarpacağını bilen Demokratların bu kumarı oynamasının nedenlerinden biri, bu süreçte Trump’ın “defolarını” ortaya çıkararak onu Cumhuriyetçi kamuoyu nezdinde itibarsızlaştırmaktı.

Yapılan son kamuoyu anketleri, tüm bu azil sürecine rağmen Cumhuriyetçi seçmenin Trump’a olan desteğinin azalmadan devam ettiğini gösteriyor.

Her ne kadar kararsız seçmenler üzerinde bazen yukarı bazen de aşağı yönlü etkileşimler olsa da toplamda azil sürecinin Trump’a şu ana kadar ciddi bir zarar verdiğini söylemek mümkün değil.

Eğer bugünden itibaren Senato’da yapılacak oylamaya kadarki süre içinde çok mucizevi bir şey olmazsa, Trump bugünkü seçmen desteğini koruyarak bu azil sürecinden aklanarak çıkacaktır.

Bu durumda, ekonominin iyi gittiği ve siyasi kutuplaşmanın aynen devam ettiği bir ortamda Trump’ın ikinci dönem şansının, en az Hillary Clinton karşısındaki kadar olduğu söylenebilir.

Eğer Trump, Rusya soruşturmasının ardından Ukrayna eksenli azil sürecinden de aklanarak çıkarsa o zaman kendi seçmen kitlesini 2020 seçimlerine kadar Demokratlardan daha sağlam konsolide edecek ve seçimlerin en büyük favorisi olarak sandığa gidecektir.