HABER

Annapolis Konferansı'nda ortak belge imzalandı

ANNAPOLIS (İHA) - ABD Başkanı George W. Bush, Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas ve İsrail Başbakanı Ehud Olmert, ABD'nin başkenti Washington yakınlarındaki Annapolis kentinde gerçekleştirilen Ortadoğu barış konferansında uzlaşılan ortak belgenin ayrıntılarını açıkladı.

ABD Başkanı Bush, "Yol haritasının uygulanması ve ikili müzakerelerin devamı konusunda anlaşma sağlandı. Olmert ve Abbas ilk toplantıyı 20 Aralık'ta yapacak. Güçlü liderlikleri nedeniyle kendilerini tebrik ediyorum. ABD, görüşmelerin sürmesi konusunda tüm desteğini verecektir. İsrail halkı, çocuklarının bombaya hedef olmadan okula gitmesini, her türlü saldırıdan uzak yaşamak ve bölge ülkeleri tarafından tanınmak istiyorlar. Filistinliler de demokratik ve bağımsız bir Filistin devleti kurulmasını istiyor.

Tabi ki buna ulaşmak için zor bir yoldan geçilecek. Her iki tarafın da ortak çalışması gerekiyor. Liderler buna hazır görünüyor. Abbas bunun bir fırsat olduğunu düşünüyor. Sadece Filistin değil, İsrail için de. Bu konferansta bir anlaşma yapılmayacak. Müzakere sürecinin başlamasını istiyoruz, bu konuda da anlaşma sağlandı. Son gelişmelere bakıldığında, barış için uygun zaman olmadığı söyleniyor. Ben bu görüşe katılmıyorum. Bence barış için en doğru zamandayız. Liderler barışı sağlamak için kararlı. Abbas, halkının güvenliği, saygınlığı ve Filistin halkının hayallerini gerçekleştirmek için çok kararlı. Teröre karşı olduğumuzu İsrail ve Filistin liderleri dile getirdi. Ortadoğu'nun geleceğini şiddet ve aşırıcılara bırakmayacağız. Batı Şeria ve Gazze'de barış tesis edilecektir ve ümit ediyorum ki, bu durum Ortadoğu'da örnek alınacaktır. Eğer barış olmazsa, aşırıcılar kazanacaktır. Buna izin veremeyiz. Aşırıcılar, Filistin devletinin kurulmasının önündeki önemli bir engel. Barış ve bağımsızlık için zor bir yola giriyoruz. Müzakerelerin sonucunda elde edilecekler, İsrail ve Filistin için. Biz bunun için sadece yardımcı olacağız. Her iki taraf üstüne düşen görevi yerine getirmeli. Filistin devletinin, birçok fırsat yaratacağını ve terörizme darbe vuracağını göstermeliyiz. İsrail de üzerine düşen görevi yerine getirmeli ve işgali sona erdirmeye kararlı olduklarını söylemeli. Filistinliler'in bağımsız bir devleti olmasını kabul etmeliler. Genişlemeyi sona erdirmeleri gerekiyor. Filistin de İsrail'i tehdit etmemeli. Bütün Arap ülkeleri, Abbas'a gerekli desteği vereceklerine dair söz verdiler. Öte yandan Arap dünyası da İsrail devletini kabul etmeli. Uluslararası topluma düşen görevler de var. Lübnan'ı da desteklemeye çalışıyoruz, çünkü demokrasinin barış getirdiğine inanıyoruz. Lübnan'daki demokrasinin Ortadoğu'ya etkisi olacaktır. Dışardan herhangi bir müdahaleye maruz kalmadan, özgürce seçimlerini yapmalılar. Lübnan halkı, ABD halkının yanlarında olduğunu bilmelidir. Annapolis'te başlayan süreç çok zor olacaktır, önümüzde yapmamız gereken çok iş var. Taraflar birbirine güvenle yaklaşırsa başarılı olunabilir. Şahsi olarak taahhüdümü yinelemek istiyorum. ABD olarak barışa varılması için her türlü desteği vereceğiz. Kutsal topraklarda barış amacına ulaşılacağına inanıyorum. Aşırıcıların yenilgisi gelecek nesilleri de etkileyecektir. Liderlerin vizyonu ve bilgeliğiyle barışı bulduğumuz günler gelecek. Konferansa katılan tüm ülkelere ve temsilcilerine teşekkür ediyorum" dedi.

Bush'un ardından kürsüye gelen Filistin Devlet Başkanı Abbas ise, "Sayın Bush, Olmert ve katılan ülkelerin temsilcilerine teşekkür ederek başlamak istiyorum. Bölgede şiddet, işgal ve adaletsizlik hüküm sürüyor. Mutlaka barışın sağlanması gerekiyor. Bölge halkları ciddi bir şekilde barışı istiyor. Gelecek nesiller için bunu yapmamız gerekiyor. Bu yüzden Sayın Bush, size teşekkür etmek istiyorum. Sizin oluşturduğunuz köprü sayesinde, İsrail-Filistin ve Arap-İsrail müzakereleri için çok ciddi bir adım atılacaktır. Başkanlık süreniz sona ermeden ev sahipliği yaptığınız bu konferans, yeni bir geleceğin yıldızı olacaktır. ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice'a da gösterdiği çabalar için teşekkür ederim. Annapolis, tarihte eşsiz bir konferans olarak yerini alacak ve barış adına önemli bir ivme kazandıracaktır. Konferans, işgalin sona ermesi ve iki devletli çözüm için önemli bir temel oluşturacaktır. Arap ülkeleri ve uluslararası katılımcılara da teşekkürlerimi sunmak istiyorum. İsrail ve Filistin'in yan yana yaşayabileceğine tanıklık ediyorsunuz. İslam dünyasının konferansa katılması bunun teyididir. Barış için öncelikle bağımsız bir Filistin devletinin kurulması gereklidir. Filistinli mültecilerin durumu da önemli. 194 sayılı karar uyarınca, bunların yerine getirilmesi gerekiyor. Annapolis toplantısı, öncesi ve sonrası olmak üzere ikiye ayrılacaktır.'le getirdi. Ortadoğu'nun gelece Bu, Arap Müslüman dünyası, uluslararası toplum açısından büyük bir fırsat ve önemli bir gün. Bu fırsat yeniden elimize
gelmeyebilir. Bizim umudumuzu kaybetmemiz, aşırıcılara umut verecektir. Bu umut sayesinde barışa ulaşılması önemlidir. Tam ve doğru bir barışa yönelik bir müzakere olmalı. Filistin halkı yeni bir şafak görmeyi hak ediyor. Barışa giden yolda Filistinli mahkumların serbest bırakılması da önemli bir yer teşkil ediyor. Kudüs'ün geleceği de çok önemli. Kudüs'ün, kurulacak bağımsız Filistin devletinin başkenti olmasını istiyoruz. Kudüs'ün, hiçbir ayrım yapılmadan, her dinin kendi ritüellerini yerine getirebildiği bir yer olmasını istiyoruz. Hukukun ve güvenliğin sağlanması konusundaki taahhüdümüz için elimizden geleni yapacağız. Yol haritasından geri atmadan ciddi şekilde çalışacağız. İşgalin sona ermesi gerektiğini yinelemek istiyorum. Terörizmin sona ermesi için de en önemli nedendir. Sayın Blair'in döneminde Filistin kurumlarının gelişmesi için önemli çabalar gerçekleşmiştir. Kendilerine bu çabaları için takdir ve teşekkür etmek istiyorum. Teknik anlaşmazlıklar olabilir ama ikili görüşmelerin devam etmesini dört gözle bekliyorum. Şiddeti, akan kanı, işgali sona erdirmenin zamanı geldi. Sevginin ve barışın egemen olması gereken topraklarda şiddeti sona erdirmenin zamanı geldi. Bu zor değil ve her iki tarafında hakkı. Barışın sağlanamayacağını düşünenler yanılıyor. Bunun için ortak çaba şart. Barış ve ortaklık için ellerimizi uzatıyoruz. Tüm dünya buna tanık oluyor. Çocuklarımızın geleceği teminat altına alınabilsin. Halkımızın, burada verilen desteği unutmayacağını da belirtmek isterim" diye konuştu.

Son olarak söz alan İsrail Başbakanı Olmert de, "Bush, Abbas, sevgili liderler ve saygıdeğer konuklar, Filistin ve komşu Arap ülkelerine ellerimi uzatmak için buraya geldim. Buraya gelmemek için çok fazla neden vardı aslında. Yakın ve uzak zamandaki başarısızlıklar ve terörizm önümüzde duruyor. Kudüs Valisi olarak görev yaptığımda, kafelerin bombalandığı zamanları hatırlıyorum. Kassam roketlerini gördük. Bunlar asla yok sayamayacağımız nedenler. Gazze'de Hamas'ın sürdürdüğü yapı, Filistin topraklarında yasal bir sürecin olmaması, demokratik bir hükümet ihtiyacını ortaya çıkarmıştı. Tüm bu engellere bakmadan buraya geldim. Endişelerime rağmen, Abbas ve halkına, Arap dünyasına artık barış zamanının geldiğini göstermek ve acılar nedeniyle yok olmuş hayallerimizi düşünerek devam etmemek için buraya geldim. Daha iyi bir gelecek için barış istiyoruz. Terörün, nefretin sona ermesini istiyoruz. İki halk da yıllardır acı çekiyor. Birçok Filistinli on yıllardır mülteci kamplarında yaşıyor. Ait oldukları çevreden kopmuş, yabancılaşmış ve zor şartlar altında yaşıyorlar. Bunu biliyorum. Bu acı ve yok sayılmak, bize yönelik nefretin tohumlarını atmış durumda. Biz de acı konusunda farklı değiliz. Sizin çektiğiniz trajedilere yabancı değiliz. Aramızdaki görüşmelerde doğru yolun bulunacağına inanıyorum. Filistinliler'in geleceği ve devletlerinin kurulması için destek olmaya devam edeceğiz. Görüşmeler Annapolis'te olmayacak ama kendi evimizde bu görüşmeleri ikili, doğrudan ve sürekli olarak devam ettireceğiz. 2008 yılı sonuna kadar he'le getirdi. Ortadoğu'nun gelecer şeyi konuşacağız. Müzakerelerde tüm ciddi konular gündeme gelecek. 1967'de var olan durumun kayda değer şekilde değişeceğini biliyorum. Çok zor bir süreç olacak ama artık kaçınılmaz olduğu kesin. Halkımın bir çoğu da bunu biliyor. Biz buna hazırız. Daha önceki anlaşmaları hareket noktası olarak alacağız. Yol haritası ve BM kararları bu konudaki ortak hareket noktalarımızı oluşturuyor. Bu anlaşma, Sayın Bush'un dediği gibi, yan yana iki devlet temeline dayanacak. Özgür bir Filistin, devleti bu sürecin sonunda ortaya çıkacak. İsrail de terör tehdidi olmadan topraklarında yaşayabilecek. Arap ülkeleriyle de barış sağlanacağına inanıyorum. Barış aramadığımız tek bir Arap ülkesi bile yok. Diplomatik ilişki kurmak istemediğimiz Müslüman ülke yok. Bunu kalbimle söylüyorum. Burada sizleri görmekten büyük bir memnuniyet duyuyorum. Birçoğunun bizimle diplomatik ilişkisi yok. Artık bunun da zamanı geldi, böyle devam edemeyiz. Yan yana yaşayarak, barış treninin kaçmasını izleyemeyiz. Artık boykotun, yabancılaşmanın sona ermesinin zamanı geldi. Riyad'da ortaya atılan ve Beyrut'ta onaylanan Arap barış girişiminin öneminin de farkındayım. Bu girişimin katılımcılarını da destekliyorum. Görüşmeler sürecinde bu girişime başvurma konusundan da geri kalmayacağız. Arap dünyası, Ortadoğu'da yeni bir dünyanın yaratılmasının baş aktörlerinden biridir. Ürdün, Mısır ve İsrail arasındaki ilişkiler, buna örnek gösterilebilir. Bunlar model olmalı. Mısır Cumhurbaşkanı Hüsnü Mübarek ve Ürdün Kralı Abdullah'la sürdürdüğüm ilişkiler, güven için katkı sağladı. Bu ilişkiler önemli olsa da yeterli değil. Arap ülkeleriyle ilişkilerimizin normalleşmesini istiyoruz. Özellikle halklarını ılımlı yönlendirmek isteyen ülkelerle bu ilişkimizi geliştirmek istiyoruz. Birbirimizi ayıran şeyler var. Aynı tarihi kökenden gelmiyoruz, farklı geleneklerimiz var. Paylaştığımız çok şey de var. Nüfusu az ve küçük bir ülkeyiz. Ama zengin ve iyi bir ülkeyiz. Ekonomik gelişmeye yol açabilecek bir model kurma şansına sahibiz. Yeni bir siyasi ufuk açılımı ile gündeme gelebiliriz. 2 yıl önce seçimler döneminde barış anlaşması istediğimi söyledim, bunu halkım da istiyor. Geçtiğimiz 2 yıl çok zor oldu. Terör örgütleri zayıflatılamadı. Kayıp çocuklarımızı bekliyoruz hala. Gilad'ı ve diğer kayıp askerlerimizin aileleri ile bir araya gelecekleri günü bekliyorum. Ara vermeden onların serbest kalması için elimden geleni yapmaya devam edeceğim. İki devletli çözümden başka çözüm olduğunu düşünmüyorum. Sayın Abbas'ı ve halkını beraber adım atmaya davet ediyorum" ifadelerini kullandı.

Geri Dön