Bahçeli: Kapatma davası vahim sonuçlar doğurur

Bahçeli: Kapatma davası vahim sonuçlar doğurur

ANKARA (ANKA) – MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, altmışbeş aydır iktidarda olan bir siyasi partinin kapatılması için dava açılmasının, hukuki yönleri bir tarafa bırakılsa da, çok vahim siyasi sonuçlar doğuracağını kaydetti.

Bahçeli, "Dava sürecinde iktidar olarak siyasi yetkililerini kullanmayı sürdürecek olan AKP'nin TBMM ve hükümet düzeyindeki tasarruflarının tümü tartışmalı ve şaibeli hale gelecektir. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının bu süreci başlatırken bunun siyasi sonuçlarını ve yapacağı tahribatın niteliği ve boyutlarını çok daha dikkatli olarak değerlendirmiş olması gerekirdi" dedi.

MHP Lideri Bahçeli yaptığı yazılı açıklamada, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrrahman Yalçınkaya'nın laikliğe aykırı fiillerin odağı olduğu gerekçesiyle AKP için açtığı kapatma davasının, bütün yönleriyle tartışılacak çok ciddi bir gelişme olduğunu belirtti.

-"BAŞSAVCI TAHRİBATIN BOYUTLARINI DAHA DİKKATLİ DEĞERLENDİRMELİYDİ"-
Bahçeli, çok ciddi iç ve dış güvenlik sorunları ile karşı karşıya olan Türkiye'nin kritik bir dönemden geçtiğini ve bu süreçte, terörle mücadele, etnik bölücülük, uluslararası çalkantılar ve krize dönüşme işaretleri veren ekonomik ve sosyal sorunların hayati önem taşıdığını belirtti. Bahçeli, "Böyle bir ortamda Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı bu süreci başlatırken bunun siyasi sonuçlarını ve yapacağı tahribatın niteliği ve boyutlarını çok daha dikkatli olarak değerlendirmiş olması gerekirdi" dedi. Kapatma davası açmak yerine laikliğe aykırı fiillerden sorumlu olan parti üyeleri, yöneticileri ve milletvekilleri hakkında bireysel soruşturma süreçleri başlatılmasının daha uygun bir yöntem olabileceğini ifade eden Bahçeli şunları kaydetti:

"Parti kapatma konusundaki siyasi tecrübelerimizin de bu kapsamda çok iyi değerlendirilmesi yerinde olacaktır. Çok partili siyasi hayata geçtiğimiz dönemden bugüne kadar 28 siyasi parti kapatılmıştır. Anayasa Mahkemesinin kuruluşundan bu yana kapatılan siyasi parti sayısı 24 olmuştur. 12 Eylül darbesi sonrası ara rejim döneminde de bütün siyasi partiler kapatılmıştır. Ancak, bu partiler yeniden kurulmuş ve bugün de farklı isimlerle de olsa siyasi misyonlarını sürdürmektedirler. Demokratik rejimin ve siyasi hayatımızın istikrar kazanamamasının temel nedenlerinin başında, bu müdahaleler sonucunda siyasi partilerin kurumsallaşma ve kökleşme süreçlerinin sekteye uğraması gelmektedir. Türkiye'de demokrasinin bütün kurum ve kurallarıyla gelişememesinde ve gerçek anlamda kök salamamasında en büyük etken bu olmuştur."

Yasama, Yürütme ve Yargı'nın görev ve sorumluluklarının Anayasa'da açıkça belirtildiğini ve her kurumun bu çerçevede görev ve sorumluluklarının gereğini yerine getirmek durumunda olduğunu vurgulayan Bahçeli, "Ancak Anayasal düzeni ve dayandığı ilkeleri korurken, Türkiye'yi bir siyasi kaosun içine sürüklemekten ve çok ağır siyasi sorunlar yaratmaktan kaçınmak da herkes için bir yükümlülük olarak görülmelidir" dedi.

Anayasa'nın dayandığı temel ilkelerin, siyasi partilerin kapatılması yoluyla korunamayacağının da Türk demokrasisinin bu alandaki talihsiz tecrübesiyle sabit olduğuna dikkat çeken Bahçeli, açıklamasında şu görüşlere yer verdi:

-"AKP'NİN TASFİYESİNİ ANCAK TÜRK MİLLETİ YAPABİLECEKTİR"-
"Bu yöndeki zorlamaların Türk siyasi hayatında fiiliyatta doğurduğu sonuçlar bütün açıklığıyla ortadadır. Yargı organlarının verecekleri hükümler hukuki bakımdan tartışılmazdır. Ancak, bunların Türk milletinin vicdanında karşılık bulması ve kabul görmesi de göz ardı edilemeyecek sosyal ve siyasi bir gerçektir. AKP'nin siyasi tasfiyesini ancak Türk milleti yapabilecektir. Bunun yeri, yolu ve yöntemi de, milli iradenin tecelli edeceği seçim sandığıdır."

Bahçeli, AKP'nin kapatılması için hukuki sürecin başlatılmış olması karşısında, Türkiye'nin çok ağır bir siyasi kaosa sürüklenmesinin önüne geçilmesi için siyasi partilere şu önerilerde bulundu:

"Anayasa'nın 68. ve 69. maddelerinin gözden geçirilerek, siyasi partilerin 68. maddenin 4. fıkrasına aykırı eylemlerinden ötürü temelli kapatılması yerine, bu fiilleri işleyen parti üyeleri, yöneticileri ve milletvekillerinin bireysel olarak sorumlu tutulmasını ve bunlar hakkında cezai soruşturma ve yaptırım uygulanmasını öngören yeni bir düzenleme yapılması üzerinde durulabilecektir.

Terörle organik bağı ve eylem birliği olan ve terörü bölücü amaçlar için bir vasıta olarak gören siyasi partilerin durumu ayrı bir değerlendirme konusu olabilecektir. MHP bu hususların kamuoyunda tartışmaya açılmasının yararlı olacağını düşünmektedir."