Modern tıbbın sunduğu hızlı ve pratik çözümlere alışkın olduğumuz bugünlerde, geçmişin tanı yöntemleri kulağa oldukça tuhaf gelebiliyor. 1950'li yıllarda doktorların gebelik testi olarak canlı kurbağaları kullandığı ve bu yöntemin şaşırtıcı derecede güvenilir olduğu gerçeğiyle karşılaşıyoruz.
1970'lerde kullanılmaya başlanan geleneksel hamilelik testlerinden önce, Hogben testi olarak bilinen bir yöntem standart kabul ediliyordu. Smithsonian Magazine’e göre bu süreç, günümüzdeki kadar basit değildi.

Süreç, kadından alınan idrar örneğinin, dişi bir Afrika pençeli kurbağasının arka bacak derisinin altına enjekte edilmesiyle başlıyordu.
Enjeksiyondan sonra kurbağa akvaryumuna geri bırakılıyor ve sonuçlar bekleniyordu. Eğer kadın hamileyse, idrarında bulunan koryonik gonadotropin (hCG) hormonu, kurbağanın biyolojisini tetikleyerek yumurtlamasına neden oluyordu. Kurbağa 12 ila 24 saat içinde yumurta bırakırsa sonuç pozitif oluyordu.
Yöntemin güvenilirliği, dönemin tıp uzmanları tarafından defalarca kanıtlanmıştı. 1938 yılında Dr. Edward R. Elkan, British Medical Journal’da yayınladığı makalesinde bu yöntemi "Xenopus gebelik testi" olarak adlandırdı.

Dr. Elkan, 1930 ve 1931 yıllarında Hogben tarafından yapılan deneylere atıfta bulunarak, hipofiz bezinden elde edilen özlerin kurbağalarda yumurtlamayı tetiklediğini doğruladı.
Dr. Elkan'ın raporuna göre; 2.112 kurbağanın kullanıldığı toplam 295 test gerçekleştirildi. Sonuçlar inanılmazdı: "Yaptığım testler arasında, gebeliği işaret etmeyen tek bir net pozitif sonuç bile görmedim." Bu yöntemin popülerleşmesinin en büyük nedeni ise laboratuvar fareleri yerine kurbağaların kullanılabilmesiydi.
Önceki yöntemlerde, yumurtalık değişimlerini gözlemlemek için farelerin diseke edilmesi (kesilerek incelenmesi) gerekiyordu. Ancak kurbağalar tekrar tekrar kullanılabiliyor ve akvaryumlarda kolayca beslenebiliyordu. Bu da onları dönemin en sürdürülebilir ve "yeniden kullanılabilir" tıbbi aracı haline getirdi.

Kurbağa testi, tarihteki tek ilginç gebelik belirleme yöntemi değildi. Modern tıptan binlerce yıl önce, Antik Mısır kadınları da benzer bir biyolojik mantıkla hareket ediyordu.
Mısırlılar, hamilelik şüphesi duyduklarında buğday ve arpa tohumlarının üzerine idrar yapıyorlardı. Eğer tahıllar filizlenip yeşerirse, bu kadının hamile olduğu anlamına geliyordu. Eğer yeşermezse sonuç negatifti.
Tarih boyunca buğdaydan kurbağalara, oradan da dijital çubuklara evrilen bu süreç, bilimin ve insan vücudunun hormonlara verdiği tepkinin büyüleyici yolculuğunu gözler önüne seriyor.
Okuyucu Yorumları 0 yorum